KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/894
- Karar No
- 2024/818
- Karar tarihi
- 16 Temmuz 2024
- Esas no
- 2023/
- Karar no
- 2024/
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ...
- Vekilleri
- Av.
Karar Metni
1.638 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Av. Av. Av. Av.
DAVALI
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/09/2023
KARAR TARİHİ : 16/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava dilekçesinde özetle; ... İcra Dairesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalının cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. Deliller;
... Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkereye cevap verildiği cevabi yazının dosya arasında olduğu anlaşılmaktadır.SMMM Bilirkişinin Raporunun Sonuç Kısmı: "1- Davacı şirketin 1 Sıra Nolu Elektronik Defter Genel Tebliği gereği 2022-2023 Yılı Ticari Defterlerini E-Defter olarak kayıt altına alındığı. 2 Sıra Nolu Elektronik Defter Genel tebliği 3. Maddesi gereği ise Yevmiye ve Kebir defteri beratlarını süresi içerisinde ... Başkanlığı sistemine yüklediği tespit edilmiştir.
Süresinde verilen defter beratları kapanış kaydı yerine geçer. 2- Davacı şirket kayıtları incelendiğinde; kayıtların birbirini doğruladığı tespit edilmiştir. 3- Davalı şirketin Ticari Defteri sunulmadığı için tespit ve karşılıklı doğrulama yapılamamıştır. 4- Dava dosyasında taraflara ait BA ve BS formlarına rastlanmadığı görülmüştür. 5- Davacı şirketin düzenlediği 6 adet faturanın, ... Vergi Kimlik numaralı ... unvana düzenlendiği, ... Vergi Kimlik numarasının; ...
Numaralı ...'a ait olduğu tespit edilmiştir. 6- ... icra Dairesinin 2023/... Esas dosyası incelendiğinde; davacı tarafından takip tarihine kadar davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair herhangi bir ihtarına rastlanmadığı, takipte 2.068,56 TL Adi Kanuni Faiz talep edildiği, tarafımdan yapılan hesaplamada faizin 2.097,29 TL hesaplandığı, 7- Yapılan inceleme neticesinde. Davalı taraf Defter ve Belge sunmamıştır. Davacının sunduğu defter, Ticari Defterler incelendiğinde.
2.757,16 USD davacının alacaklı olduğu, Defter Kayıtlarındaki ... Değerinin 38.791,35 TL olduğu, 8- Davacının alacağı olan 2.757,16 USD bedelin takip tarihi itibariyle kur baz alınarak (26,23 kur) TL değerinin 72.320,30 olduğu, taleple bağlılık ilkesi gereği faizin 2.068,56 TL olabileceği ve toplam davacı şirketin davalı şirketten alacak ve ferilerinin 74.388,86 TL olabileceği hususlarındaki tespitimi Sayın Mahkemeye saygılarımla sunarım." şeklindedir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ, HUKUKİ KABUL VE GEREKÇE
Dava, ticari nitelikte satış sözleşmesinde açık hesap ilişkisinden kaynaklı bakiye alacağın tahsili istemine yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce görülüp karara bağlanan dava hakkında esasa ilişkin açıklamalar yapmadan önce, davada yer alan tarafların tacir olup olmadığı hususunda bazı açıklamalar yapmakta fayda vardır.
Bir kişinin işlettiği işletmenin esnaf işletmesi mi yoksa ticari işletme mi olduğunun belirlenmesi bu kişinin aynı zamanda tacir olup olmadığını belirlemek için ayrıca önem arz eder.TTK m.11/2'de aynen,"Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, ... kararıyla belirlenir." hükmü öngörülmüştür.
TTK m.15/1'de aynen, "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır." hükmü öngörülmüştür.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 10/1 maddesinde aynen, "Türk Ticaret Kanununun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen ... Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemeler uygulanır." hükmü öngörülmüştür. Bu düzenlemeler gereğince TTK m.11/2'ye göre esnaf ve tacir ayırımı sınırlarını belirleyen ...
Kararı henüz yayımlanmadığından 6103 sayılı Kanunun 10/1 maddesinin atfı ile mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu döneminde çıkarılan ve Resmi Gazete tarihli 2007/ sayılı ... Kurulu kararında öngörülen şartlara göre esnaf - tacir ayırımı yapılmalıdır. Bu kararname ilgili Kanun maddeleri gereğince halen yürürlüktedir.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde.
İlgili Vergi Dairelerine yazılan müzekkerelere verilen cevaplardan davacının bir sermaye şirketi olduğu ve VUK m. 177 kapsamında bilanço usulü defter tutan birinci sınıf tüccarlardan olduğu anlaşılmıştır.
Öte yandan davalı ... için yazılan müzekkereye verilen cevaptan ise davalının 01.03.2010 ile 11.04.2023 tarihleri arasında ''sandalye, koltuk, kanepe, oturma takımı, çekyat, divan, markiz vb. imalat'' faaliyetinde bulunduğu, bu dönemlerde Gerçek Usulde Ticari Kazanç hükümlerine tabi olduğu, VUK m. 178'e göre defter tutma usulünün işletme hesabı olduğu anlaşılmış; davalıya ait 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesi ile sicil dökümünün müzekkere cevabı ekinde sunulmuş olduğu görülmüştür.
Anılan eklerin incelenmesiyle davalının dönem içinde satın alınan emtia tutarının 332.916,76 TL olduğu, bunun takip tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerince belirlenen asgari had olan 200.000,00 TL'den fazla olduğu görülmüş; dolayısıyla yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri gereğince davalının tacir sıfatını haiz olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce görülen davada tarafların her ikisinin de tacir oldukları ve öne sürülen vakıaların tarafların ticari işletmesini ilgilendirdiği anlaşılmıştır.
Sonuç itibariyle davanın bir nispi ticari dava teşkil ettiği anlaşıldığından işin esasına girilerek aşağıdaki açıklamalar doğrultusunda sonuca gidilmiştir.Yukarıda da belirtildiği üzere; dava, ticari nitelikte satış sözleşmesinden kaynaklı açık hesap bakiyesinin tahsili amacına yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Bilindiği üzere itirazın iptali davalarında da ispat yükü, ileri sürdüğü olaydan kendi lehine hak çıkaran kimseye düşmektedir.
Bu genel kural uyarınca somut olayda davacının alacağının varlığını ve miktarını ispat etmesi gerektiği kuşkusuzdur. Öte yandan itirazın iptali davaları, takiple sıkı sıkıya bağlılık ilkesi kapsamında incelenmektedir. Davanın takibe bağlılığı, alacağın kaynağı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın miktarı bakımından da geçerlidir. Bununla birlikte itirazın iptali davalarında tarafların takip tarihindeki haklılık durumu gözetilmelidir.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur.
Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz.Açık hesap ilişkisinde, taraflar arasındaki ticari ilişkinin dayanağı olan sözleşme bir satış sözleşmesi olabileceği gibi eser sözleşmesi veya başka bir sözleşme de olabilir.
Somut dosyamız yönünden bir değerlendirme yapılacak olur ise; taraflar arasında bir satış sözleşmesinin söz konusu olduğu anlaşılmaktadır. Davacı satıcı, davalı alıcıya sattığını iddia ettiği ve açık hesap ilişkisinde kaydettiği her bir faturadaki malların alıcıya teslim edildiğini yazılı olarak ispatlamalıdır. Davalı alıcı da ödeme iddiasında bulunuyor ise ödeme iddiasını yazılı olarak ispatlamalıdır.
Davacı, açık hesaba kaydettiği her bir faturaya ilişkin faturadaki malların teslim edildiğine dair davalıdan sadır yazılı teslim belgesi sunmamış, ancak ticari defter kayıtlarına dayanmıştır. Ticari defter kayıtlarına dayanılmış olduğundan ticari defterlerin delil olma durumu ile ilgili yasa maddesine de değinmekte fayda vardır. Şöyle ki.
HMK m.222'de aynen, "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması MADDE 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükümleri öngörülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında; mahkememizce 26.03.2024 tarihinde icra edilen Ön İnceleme Duruşmasında verilen 2 nolu ara karar ile tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için inceleme günü tayin edildiği, ancak davalının defterlerini verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği, davacının ticari defterlerinin; kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı,
bu bağlamda davalının defterlerini ibrazdan kaçınması sebebiyle davacının defter kayıtlarının davacı lehine delil teşkil ettiği ve davacının defterine kaydettiği faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini ispatladığı, davacının defter kayıtlarına göre davaya konu ticari ilişkinin 30.11.2022 tarihinde başladığı, davacı şirketin 25.03.2023 tarihine kadar toplam 6 adet fatura kestiği, TL ve USD değerlerinin ayrı ayrı yazılı olduğu, faturanın kesildiği gün kurunun faturada yazılı olduğu, davacının alacağını TL cinsinden talep ettiği ve seçimlik hakkını bu şekilde kullandığı,
sonuç itibariyle davacının davalıdan 72.320,30 TL alacaklı olduğu, söz konusu alacağın açık hesap ilişkisine dayalı ve davalı tarafça belirlenebilir olması sebebiyle likit olduğu anlaşılmakla; itirazın iptali ile icra inkar tazminatına dair aşağıdaki şekilde davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı taraf, takibinde takip öncesi işlemiş faiz talep etmesine rağmen dava dilekçesinde takip öncesi işlemiş faiz yönünden harç yatırmadığından eldeki davanın kısmi dava olduğu mahkememizce kabul edilmiş ve takip öncesi işlemiş faiz yönünden bir karar verilmemiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/894, K. 2024/818, 16 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama