KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı
- Esas No
- 2025/1104
- Karar No
- 2026/32
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2026
- Esas no
- 2025/
- Karar no
- 2026/
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- Davacı
- 1-
Karar Metni
4.109 kelime·21 dk okuma·51 bölüm
2- 3- VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
FERİ MÜDAHİL
FERİ MÜDAHİL
FERİ MÜDAHİL
DAVA
Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)
KARAR TARİHİ : 14/01/2026
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Davacıların gelir gider dengesi ve nakit akışlarındaki bozulmaların faaliyetini sürdürdüğü işletmesinde ekonomik güvenliğini tehlikeye soktuğunu bu nedenle geçici mühlet talebinde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Talep, hukuki niteliği itibariyle 7101 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 285 ve devamı maddeleri çerçevesinde konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.
Davacıların konkordato başvurusu ile başvuruya ekli İİK m. 286’da sayılan belgelerin eksiksiz olduğu anlaşıldığından, her bir davacı hakkında 30/06/2025 tarihinden itibaren üç aylık geçici mühlet verilmiş; geçici mühlet 26/09/2025 tarihinden itibaren iki ay süreyle uzatılmıştır.Davacılar tarafından dava dilekçesine ek olarak sunulan konkordato ön projelerinin incelenmesinde; ...
Madencilik Taş Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin, rehinle temin edilmiş borçlar hariç olmak üzere diğer borçlarının tamamını, bir defaya mahsus olmak üzere %10 faiz ekleyerek, 2027 yılı Ocak ayından itibaren 36 ay boyunca aylık eşit taksitler hâlinde ödemeyi planladığı, şirketin, kaydi değerlere göre oluşan borçlarını; projesinde sunduğu proforma gelir tablosunda yer alan satış faaliyetlerinden elde edilecek gelirler ile karşılamayı öngördüğü, ayrıca şirket aktifinde kayıtlı taşınmazların ve şirket ortağı ile ortağın aile bireylerine ait taşınmazların satışı neticesinde nakit akışının normale dönmesinin planlandığı belirtilmiştir.
Bunun yanı sıra, gerekli görülmesi hâlinde şirketin makine parkında atıl durumda bulunan iş makineleri ile taşıtların satışından elde edilecek bedellerin de şirkete kaynak olarak aktarılabileceği ve bu suretle şirket borçlarının yapılandırılmasında kullanılabileceği ifade edilmiştir. ... ...’ın, borçlu şirketlerin ortağı olması ve kefalet nedeniyle borçlu bulunduğu; projesinin başarıya ulaşmasını ortağı olduğu borçlu şirketin konkordato projesine dayandırdığı anlaşılmıştır.
Geçmiş dönem borçları ile geçimine ilişkin ileride doğabilecek borçlarını; şirket tarafından ödenecek aylık maaşı, emekli maaşı ve elde ettiği kira gelirleri ile karşılayabileceğini beyan edilmiştir. ... ...’ın ise, borçlu şirketin sigortalı çalışanı olduğu, borçlarının tamamının kefalet nedeniyle doğduğu, projesinin başarıya ulaşmasını borçlu şirketin konkordato projesine dayandırdığı;
şirket borçlarının ödenmesi hâlinde müteselsil borçluluğunun da sona ereceğini belirttiği ifade edilmiştir.Geçici Komiserin 12/01/2026 havale tarihli raporunda;Davacı şirketin, geçici mühlet kararıyla birlikte faaliyetlerine devam ettiği ve hâlen 85 kişiyi istihdam ettiği belirtilmiştir. Alınacak yeni projelerle birlikte, geçmiş yıllardaki iş gücü sayıları esas alındığında bu sayının 2-3 kat artabileceği ifade edilmiştir.
Davacı şirketin iş yaptığı büyük firmalar olan ... ve ... Grubu’nun davacıyı desteklediği; şirketin taahhüt firması olmasına rağmen teminat mektubu vermeden ihalelere katılabildiği ve hâlihazırda yürüttüğü işleri de bu şekilde aldığı, bunun da firmanın referans gösterebileceği tamamlanmış projeleri, araç ve makine parkı, teknik personel potansiyeli ve tecrübesi sayesinde ihale süreçlerinde avantajlı konuma gelmesini sağladığı belirtilmiştir.
Davacı şirketin devam eden işlerinin yanında yeni projeler için de teklifler verdiği; özellikle ... fabrikası yanında inşa edilecek “Batarya Fabrikası Üstyapım İşi” için ... Grubu’na verilen teklifin olumlu sonuçlanması hâlinde firmanın ciro ve kârlılık potansiyelinin artacağı ifade edilmiştir.
Şirketin inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir taahhüt firması olması nedeniyle ileriye dönük ciro ve kârlılık durumunun, teklif verilen projelerin sonuçlanması ve ülkemizde inşaat sektöründeki hareketlilikle daha belirgin hâle geleceği değerlendirilmiştir.Bununla birlikte, davacının gelir tabloları incelendiğinde 2024 yılı ve devamında 2025 yılında finansman giderlerinin altından kalkılamaz hâle geldiği.
2024–2025/11 döneminde inşaat maliyetlerine yansıtılan 263.161.887,06 TL finansman gideri ile dönem içinde gider yazılan 49.660.025,41 TL’nin birlikte toplam 312.821.912,47 TL finansman giderine ulaştığı belirtilmiştir. Finansman giderlerinin özellikle 2024 ve 2025 yılı Kasım ayı itibarıyla aşırı yüksek olması nedeniyle şirketin zarar ettiği; finansman giderlerinin bulunmaması hâlinde ise şirketin kârda olacağı ifade edilmiştir.
Üçüncü kişilere ve firmaya ait taşınmaz, taşıt ve araç-gereçlerin rehinli bankalara devri suretiyle faiz ve banka borç yükünden kurtulunacağı; elde edilecek kaynağın bir kısmının işletme sermayesi olarak kullanılabileceği ve bu suretle davacı firmanın aktifinin güçleneceği belirtilmiştir.
Konkordato ön projesinin hayata geçirilmesinin ve yeni projelere ilişkin verilen tekliflerin olumlu sonuçlanmasının, ön projede öngörülen ödeme tekliflerinin gerçekleştirilebilmesi açısından önem taşıdığı; süre uzatılmaması hâlinde yaşanabilecek olumsuzluklar nedeniyle firmanın rehinli borçları dışındaki konkordato kapsamındaki borçlarını ödeme konusunda ciddi riskle karşı karşıya kalabileceği değerlendirilmiştir.
Bu nedenle, İİK’nın 289. maddesi kapsamında kesin mühlet verilmesinin davacı firma ve alacaklılar açısından uygun olacağı kanaatine yer verildiği anlaşılmıştır.Ancak raporun yalnızca davacı şirket yönünden hazırlandığı, diğer davacılara ilişkin herhangi bir veri veya değerlendirme içermediği görülmüştür.
İsv. İİK ‘da, konkordato mühletinin amaçlarından biri olarak açıkça, "borçlunun iyileşmesi" kavramına yer verildiği, buna göre, geçici mühletin, açıkça iyileşme ümidi görülmüyorsa, yani konkordatonun tasdikine gerek kalmaksızın iyileşme yahut konkordato ihtimali yoksa kaldırılacağı ifade edilmiştir. Ancak burada iyileşmeden söz edebilmesi için bilançosal bir iyileşme yeterli olmayıp başarılı bir iyileşme için yapısal (gerçek) bir iyileşmenin varlığı aranmalıdır.
Bu sebeple konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılmalıdır. Bu nedenle ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için ön projenin nasıl başarılı olacağı açıklanmalıdır. ( ) İİK 287.
Maddesinde de borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edildiğine yer verilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir.
Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. ().İK'nın 286/1-a maddesinde "borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını,
borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi" gerektiği ifade edilmiştir.
Bu şekilde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalı ki projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığı değerlendirebilmelidir. Dolayısıyla 286/1- a bendinde, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ifadesi ile konkordatonun amacının da bir anlamda ifade bulduğunun kabülü doğru olacaktır.
Mali kaynağın nasıl edileceği kapsamında, ... ifade edildiği gibi "ortakların yeni sermaye getirmeleri, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, işletmenin bir bankadan kredi bulması ilk akla gelenlerdir." Bu nedenle ön proje, maddenin 1. fıkranın a bendinde sözü edilen bütün unsurları içermelidir. Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olayı değerlendirmek gerekecektir.
Davacı şirketler tarafından sunulan ön projelerinde şirketlerin borçlarını ödeyebilmek için mal varlığı satışından elde edilecek satış bedellerine ve yapmakta oldukları işlerden elde edecekleri gelire yani faaliyet karına dayanmaktadır. Davacı ... Madencilik Taş A.Ş.’nin mali durumunun incelenmesi neticesinde; geçici komiser raporunda belirtildiği üzere, şirketin 30/11/2025 tarihli mali verileri uyarınca toplam 483.518.358,00 TL borcunun bulunduğu tespit edilmiştir.
Geçmiş yıllara ilişkin veriler incelendiğinde ise; şirketin 2023 yılında 435.424,26 TL zarar ettiği, 2024 yılında 39.851.939,33 TL zarar ettiği, 2025 yılında ise (30/11/2025 tarihli verilere göre) 169.510.244,81 TL zarar ettiği anlaşılmıştır. Bu hâliyle, davacı şirketin son üç yıllık ticari faaliyetlerinden kâr elde edemediği; aksine faaliyet zararının her geçen yıl artış gösterdiği görülmüştür.
Davacı şirket yönünden, konkordatoya tabi olup 36 ay boyunca eşit taksitlerle ödenmesi öngörülen toplam borç tutarının 239.429.924,10 TL olduğu; proje kapsamında %10 basit faiz öngörüldüğü ve bu faiz tutarının 23.942.982,41 TL’ye ulaştığı, bu suretle toplam ödeme yükümlülüğünün aylık 7.315.914,07 TL taksit tutarına tekabül ettiği anlaşılmaktadır.
Bunun yanı sıra, komiser raporunda davacı şirketin imtiyazlı personel alacakları, imtiyazlı kamu borçları ve rehinli banka borçları toplamının 244.080.389,80 TL olduğu açıkça tespit edilmiştir.Dosya kapsamındaki mali veriler birlikte değerlendirildiğinde; son üç yıldır aralıksız ve artan oranlarda zarar ettiği sabit olan bir şirketin, öncelikle imtiyazlı borçlarını karşılaması ve buna ek olarak aylık 7.315.914,07 TL gibi son derece yüksek bir taksit yükünü düzenli ve sürdürülebilir şekilde yerine getirmesi hayatın olağan akışına ve şirketin mevcut mali yapısına açıkça aykırıdır.
Bu itibarla, konkordato ön projesinde öngörülen ödeme planının somut, inandırıcı ve gerçekleşebilir nitelikte olmadığı; şirketin mevcut mali tablolarıyla örtüşmediği ve projenin objektif ekonomik verilerle desteklenmediği kanaatine varılmıştır.Bu itibarla, davacı şirketin konkordato ön projesinde borç ödeme kaynaklarından birinin ticari faaliyet kârı olduğu belirtilmiş ise de, şirketin herhangi bir icra takibine maruz kalmaksızın geçirdiği geçici mühlet sürecinde dahi kayda değer bir faaliyet kârı elde edemediği, aksine zarar etmeye devam ettiği görülmüştür.
Bu hâliyle, davacı şirketin mevcut konkordato kaynakları ile konkordatoya tabi toplam borç miktarlarının büyüklüğü birlikte dikkate alındığında; borçların azaltılarak finansal durumun iyileştirilmesi yönünde somut ve makul bir ihtimalin bulunmadığı, dolayısıyla projenin başarıya ulaşma olasılığının mevcut olmadığı değerlendirilmektedir.
Nitekim, davacının projesinde alacaklılara ödenmesi öngörülen teklifin, gösterilen mali kaynaklarla orantılı olması gerektiğine ilişkin İİK’nın 305/1-b maddesinde düzenlenen ilkeye de uygunluk bulunmamaktadır. Kaldı ki ... 6. Hukuk Dairesinin 2025/ Esas, 2025/ Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.
Konkordato kurumu; borca batık olmayan sermaye şirketlerinin geçici mühlet hükümlerinden yararlanarak mal varlıklarını rahat bir ortamda satmaları ve bu suretle borçlarını projeye aykırı biçimde tasfiye etmeleri amacıyla öngörülmüş bir kurum değildir. Öte yandan, konkordato ön projesi yalnızca dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak da değerlendirilemez.
Mahkemece kesin mühlet kararı verilebilmesi için, ön projenin hangi somut verilerle ve ne şekilde başarıya ulaşacağının ortaya konulması gerekmektedir. Davacı tarafından sunulan proje incelendiğinde, mali kaynaklardan bir diğerinin şirketin ve dava dışı aile bireylerinin mal varlıklarının satışı olarak öngörüldüğü görülmektedir.
Ancak projede, söz konusu mal varlığı satışlarının somutlaştırılmadığı; hangi varlıkların, ne zaman ve hangi yöntemle satılacağının açıklanmadığı anlaşılmaktadır. Bu hâliyle davacılar tarafından sunulan ön projenin, denetimden uzak, ihtimale dayalı ve soyut çözüm önerileri içerdiği kanaatine varılmıştır. Bununla birlikte, devam eden taahhüt projeleri tamamlanmış olsa dahi, kayda değer bir faaliyet ve dönem kârının ne şekilde oluşacağı somut verilerle ortaya konulmamıştır.
Teklif verilen işlere ilişkin ihalelerin alınacağı ve mevcut borç yükü altındaki şirket tarafından bu işlerin gerçekleştirilebileceği yönündeki değerlendirmelerin temenniden ibaret olduğu; ayrıca taahhüt projelerinden elde edilecek gelirlerin hangi kısmının, hangi tarihte ve ne şekilde tahsil edileceği açıklanmaksızın kaynak olarak gösterilmesinin de konkordato ön projesinin denetlenebilir, somut ve gerçekçi olmadığını göstermektedir.Davacı şirketin konkordato ön projesinde, tüm alacaklılara yapılacak ödemelerin Ocak 2027 tarihinden itibaren başlamak üzere, bir defaya mahsus %10 faiz uygulanarak 36 aya yayılması öngörülmüştür.
Konkordato, mali durumu bozulmuş ancak dürüst borçluları korumayı amaçlayan bir kurumdur. Davacıların konkordato tedbirlerinden yararlanmaya başladığı tarih ile yargılamanın geçeceği süre birlikte değerlendirildiğinde, ödemelerin oldukça uzun bir vadeye yayıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durum neticesinde, böyle bir projenin alacaklıları faiz haklarından mahrum eden, borçların zaman etkisinden yararlanılarak eritilmeye çalışıldığı ve gereksiz yere alacaklıları zarara uğratacak şekilde vade uzatımı niteliğinde bir ödeme planına yer verildiği anlaşılmaktadır. Alacaklılar yönünden bu durumun yıllık bazda faiz oranı kadar örtülü tenzilata yol açacağı açıktır.
Bu itibarla, borca batık olmayan bir şirketin ödemelerini bu denli uzun bir süreye yayması da İİK’nın 305/1-b maddesinde düzenlenen “teklifin, borçlunun kaynakları ile orantılı olması” koşulunu sağlamamaktadır. Gelinen noktada talepçi şirketin konkordatoyu finansman bir enstrüman olarak kullanmak istediği izleminin oluştuğu, bu durum konkordato kurumunun amacıyla bağdaşmayacaktır. ( Bkz. Benzer yönde ...
6. HD. 2022/ esas, 2023/ karar sayılı ilamı)Tüm bu açıklamalar karşısında; davacı şirket tarafından sunulan konkordato projesinin, borçlunun mevcut mali kaynaklarıyla orantılı olmadığı, gerçekçi ve somut verilere dayanmadığı, bu nedenle başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla davacı şirketin konkordato talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Bununla birlikte, davacı şirketlerin borca batık olmadıkları ve haklarında doğrudan iflas sebeplerinin de bulunmadığı anlaşıldığından, iflaslarına karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.Diğer taraftan, davacı gerçek kişilerin konkordato talep eden şirketin borçlarına kefil olunması nedeniyle konkordatoya başvurulmuş olup davacıların kendilerine özgü hedef, tedbir ve faaliyet içeren konkordato projesi sunmadıkları, borçlu şirketten bağımsız bir konkordato projelerinin bulunmadığı, sırf alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep edildiği anlaşılmaktadır.
Bu açıdan ön projelerinin uygulanabilir olmasının mümkün gözükmediği, borçlunun, sadece alacaklıların icra tehdidinden kurtulmak amacı ile konkordato talep etmesinin bu müessesenin amaçlarına uygun düşmediğinden davacı gerçek kişiler yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. (Nitekim benzer yönde bkz. ... 6. HD., 2024/ E., 2025/ K.; ...
BAM 5. HD., 2025/ E., 2025/ K.)Öte yandan, davacı gerçek kişilerin tacir olmadıkları; şirket ortağı olmanın da tek başına gerçek kişiyi tacir sıfatına kavuşturmayacağı değerlendirilmiştir. Bu nedenle, gerçek kişi davacılar bakımından iflas kararı verilmemiş; davanın reddi ile yetinilmiştir.
Başkan · E-imzalı
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/1104, K. 2026/32, 14 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama