KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı
- Esas No
- 2025/1550
- Karar No
- 2025/1393
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2025
- Esas no
- 2025/
- Karar no
- 2025/
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- Davacı
- 1-
- Vekili
- Av.
- Davacı
- 2-
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 1-
Karar Metni
4.000 kelime·20 dk okuma·34 bölüm
2- 3- 4- 5- VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
FERİ MÜDAHİL
VEKİLİ : Av.
DAVA
Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)
KARAR TARİHİ : 10/12/2025
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Davalıların gelir gider dengesi ve nakit akışlarındaki bozulmaların faaliyetini sürdürdüğü işletmesinde ekonomik güvenliğini tehlikeye soktuğunu bu nedenle davacı alacaklı da alacaklarının konkordato güvencesi içinde ödenebilmesi için davacı alacaklı tarafından davalı borçlular için geçici mühlet talebinde bulunmuştur. DELİLLER ve GEREKÇE:
Adi konkordato, iflasa tabi olup olmadığına bakılmaksızın, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun borçlarını proje ile belirli bir vade veya indirim yoluyla yeniden yapılandırabilecekleri bir hukuki imkandır.
Konkordato hükümlerinden yararlanmak isteyen borçlu veya borçlunun iflasını isteyebilecek alacaklılardan biri, Asliye Ticaret Mahkemesine vereceği dilekçesine İİK m. 286’ da sayılan belgeleri de ekleyerek konkordato mühleti talebinin kabul edilmesi hususunda bir başvuru yapabilir.
Konkordato talebine eklenecek belgeler Madde 286 da sayılmıştır, bunlar aşağıda belirtilenlerdir;a) konkordato ön projesi.b) Borçlunun malvarlığının durumunu gösterir belgeler;, tüm alacak ve borçları vadeleri ile birlikte gösteren liste ve belgeler.c) Alacaklıları,
alacak miktarlarını ve alacaklıların imtiyaz durumunu gösteren liste.d) Konkordato ön projesinde yer alan teklife göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı olarak gösteren tablo.e) makul güvence veren denetim raporu ile dayanakları.Mahkeme talep ile birlikte İİK m. 286’ daki belgelerin eksiksiz olduğunu tespit ettikten sonra borçluya derhal üç aylık geçici bir mühlet verir.
Verilen bu geçici mühlet, borçlunun veya komiserin talebiyle iki ay daha uzatılabilir (İİK m. 287/4). Talep edenlerin konkordato başvurusu ve başvuruya eklediği İİK m. 286 da sayılan belgelerin eksiksiz olduğu görüldüğünden talep eden borçlulara üç aylık geçici bir mühlet verilmiştir.
İİK m. 289/3 gereği, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde, borçluya bir yıllık kesin mühlet süresi verilir hükmü uyarınca geçici mühlet içerisinde yapılan incelemeler ve konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığı denetlenmiştir. Mahkememizce borçlular ..., ... Gayrimenkul İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... ... Beton Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, Abit Danışman, ...
Beton Turizm İnşaat Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından açılan ve mahkememiz 2025/... Esasına kayıtlı dosyasında mahkememizce ''...İsv. İİK ‘da, konkordato mühletinin amaçlarından biri olarak açıkça, "borçlunun iyileşmesi" kavramına yer verildiği, buna göre, geçici mühletin, açıkça iyileşme ümidi görülmüyorsa, yani konkordatonun tasdikine gerek kalmaksızın iyileşme yahut konkordato ihtimali yoksa kaldırılacağı ifade edilmiştir.
Ancak burada iyileşmeden söz edebilmesi için bilançosal bir iyileşme yeterli olmayıp başarılı bir iyileşme için yapısal (gerçek) bir iyileşmenin varlığı aranmalıdır. Bu sebeple konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılmalıdır.
Bu nedenle ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için ön projenin nasıl başarılı olacağı açıklanmalıdır. ( )İİK 287. Maddesinde de borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edildiğine yer verilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir.
Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir.
(Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku ...)İİK'nın 286/1-a maddesinde "borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi" gerektiği ifade edilmiştir.
Bu şekilde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalı ki projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığı değerlendirebilmelidir. Dolayısıyla 286/1- a bendinde, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ifadesi ile konkordatonun amacının da bir anlamda ifade bulduğunun kabülü doğru olacaktır.
Mali kaynağın nasıl edileceği kapsamında, ...
Yeni konkordato Hukuku, ... ifade edildiği gibi "ortakların yeni sermaye getirmeleri, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, işletmenin bir bankadan kredi bulması ilk akla gelenlerdir." Bu nedenle ön proje, maddenin 1. fıkranın a bendinde sözü edilen bütün unsurları içermelidir.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olayı değerlendirmek gerekecektir.
Davacı şirketler tarafından sunulan ön projelerinde şirketlerin borçlarını ödeyebilmek için mal varlığı satışından elde edilecek satış bedellerine ve yapmakta oldukları işlerden elde edecekleri gelire yani faaliyet karına dayanmaktadır.
Davacıların mali durumlarının incelenmesi neticesinde:
...
Gayrımenkul..A.Ş. yönünden: 30/09/2025 mali verileri uyarınca toplamda -10.178.587,70 TL zarar edildiği, davacı şirketin hiç bir icra takibi görmeden geçirdiği 5 aylık geçici mühlet süresini içine alan 9 ay gibi uzunca bir sürede kara ulaşmadığı aksine zarar ettiği, bu şirket yönünden 3 yıl boyunca 3 ayda bir eşit taksitlerle ödenmesi öngörülen toplam borcun ise, 244.027.130,28 TL olduğu, proje kapsamında % 25 basit faiz öngörüldüğü bu faiz karşılığının 61.006....,60-TL'ye karşılık geleceğ, aylık 8.473.164,25 TL ödeneceği öngörülmektedir.
9 ay boyunca zarar eden bir şirketin bu denli aylık yüksek tutarlık taksit ödemelerini yapamayacağı, projenin gerçekçi ve mali tablolarına uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki şirketin mali verileri incelendiğinde 2021-2022-2023-2024 ve 30/09/2025 tarihli gelir tabloları uyarınca hiç bir dönem net karı bulunmadığı sürekli zarar ettiği görüldüğünden anılan davacının kaynakları ile projede öngörülen borçlarını ödemesi mümkün görünmemektedir. ...
Beton .A.Ş. yönünden: 30/09/2025 mali verileri uyarınca toplamda 85.086.546,36 TL zarar ettiği, davacı şirketin hiç bir icra takibi görmeden geçirdiği 5 aylık geçici mühlet süresini içine alan 9 ay gibi uzunca bir sürede kara ulaşmadığı aksine zarar ettiği, bu şirket yönünden 3 yıl boyunca 3 ayda bir eşit taksitlerle ödenmesi öngörülen toplam borcun ise, 1.965.190.403,60-TL olduğu proje kapsamında % 25 basit faiz öngörüldüğü bu faiz karşılığının 491.297.601,00 -TL'ye karşılık geleceği bu kapsamda aylık 68.235.777,90-TL ödeneceği öngörülmektedir.
9 ay boyunca zarar eden bir şirketin bu denli aylık yüksek tutarlık taksit ödemelerini yapamayacağı, projenin gerçekçi ve mali tablolarına uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Yine geçici komiser heyeti raporunda yer alan şirketin mali tablolarında 2021-2024-2025 yıllarında zarar etmiş olmasıyla birlikte, şirketin ... ve vergi borçlarının 318.994.005,05-TL ulaştığı göz önüne alındığında davacının projesinin gerçekleşme ihtimalinin bulunmadığı açıktır. Davacılardan ... ...
A.Ş. yönünden: 30/09/2025 mali verileri uyarınca toplamda 10.178.584,70-TL zarar ettiği, davacı şirketin hiç bir icra takibi görmeden geçirdiği 5 aylık geçici mühlet süresini içine alan 9 ay gibi uzunca bir sürede kara ulaşmadığı aksine zarar ettiği, bu şirket yönünden 3 yıl boyunca 3 ayda bir eşit taksitlerle ödenmesi öngörülen toplam borcun ise, 244.630.935,16 TL olduğu proje kapsamında % 25 basit faiz öngörüldüğü bu faiz karşılığının 61.157.733,79-TL'ye karşılık geleceği bu kapsamda aylık 8.494.129,69 TL ödeneceği öngörülmektedir.
9 ay boyunca zarar eden bir şirketin bu denli aylık yüksek tutarlık taksit ödemelerini yapamayacağı, projenin gerçekçi ve mali tablolarına uygun olmadığı anlaşılmaktadır.Bu haliyle, davacı şirketlerin hiç bir icra takibi görmeden geçirdiği 5 aylık geçici mühlette kayda değer bir faaliyet karı ve ivmesi olmadığı, hatta zarar ettikleri görülmüştür.
Konkordato talep eden borçlu şirketlerin kendilerine tanınan konkordato mühletleri dahilinde öz sermaye devir hızının artırarak öncelikle kısa vadeli borçlarını ödeme kapasitesini artırmalı gerekmektedir. Davacı şirketler yönüyle geçici mühlet dahilinde kısa vadeli borçlarını ödeme kapasitelerinin artığına dair somut argümanlar sunması gerekmektedir.
Bu haliyle davacıların mevcut konkordato kaynakları ve konkordatoya tabi toplam borç miktarlarının büyüklükleri de dikkate alındığında; davacıların borçlarını azaltarak finansal durumlarının iyileşme ihtimallerinin bulunmadığı, dolayısıyla projenin başarıya ulaşma ihtimalinin olmadığı değerlendirilmektedir.
Konkordato kurumu, borca batık olmayan sermaye şirketinin geçici mühlet hükümlerinden faydalanarak mal varlıklarını rahat bir ortamda satması ve bu suretle borçlarını projeye aykırı şekilde tasfiye etme kurumu olmadığı gibi ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için, ön projenin nasıl başarılı olacağı da açıklanmalıdır.
Bu kapsamda, davacıların sunulan projede mal varlığı satışlarının somutlaştırılmadığı, varlıkların hangilerinin, ne zaman, ne şekilde satılacağının açıklanmadığı dolayısıyla davacılar tarafından sunulan ön projenin denetimden uzak, ihtimale dayalı, soyut çözüm önerileri içerdiği anlaşılmaktadır. Projede yer verilen mal varlığı satışı ile borç tasfiyesinin ise, davacı şirketlerin küçülmesine neden olacaktır.
Bu durumda, davacıların mülkiyetinde daha fazla kaynak varken elde edemedikleri ödeme gücünün daha az mal varlığı ve kaynak ile azalacağı açıktır. Yine konkordato geçici komiser heyeti raporunda yer alan ... verileri ışığında istihdam edilen işçi sayılarının geçici mühlet dahilinde tüm davacı şirketler yönünden ciddi bir azalış gösterdiği de gözlemlenmektedir.
Anılan koşullar içindeki şirketlerin; konkordatonun temel amacı olan; şirketlerin yeniden üretken hale gelmesi, ekonomiye katkı sunması ve yatırım ortamının iyileşmesine destek olması da söz konusu olamayacaktır. Bu durumda da konkordato talebi amacına ulaşamayacaktır. Nitekim ... 6. HD. 2025/ esas, 2025/ karar sayılı ilamı da bu yöndedir.Konkordatonun vazgeçilmez ilkelerinden birisi de borçlunun alacaklılarına karşı eşit davranması, alacaklılarda birini kayırmamasıdır.
Her ne kadar süreç içerisinde leasingli bir kısım araçların satışı ile leasing firmalarının borçlarının ödenerek kaynak oluşturulmak istenmişse de, mühlet öncesi döneme ait leasing kira borçlarının konkordatoya tabi oldukları adi borç muamelesi görmesi gerektiği, bu haliyle hem geçmiş borçların hem de gelecekteki borçların tek seferde ödenmesi alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesine aykırılık oluşturulacaktır.Davacılar her ne kadar ...
A.Ş.'nin kullanımında bulunduğu iddia edilen madenlerin mühlet içerisinde işletilmesi durumunda şirketlerine ciddi bir kaynak artışı yaratacağı iddiasını ileri sürmekteyse de bu madenlerin hangi tarihte faaliyete geçilebileceğinin öngörülemez olduğu, kaldı ki bu madenlerin faaliyete geçirilebilmesi için bu denli yüksek borç yükü altında bulunan davacı şirketlerin nakdi kaynaklarının olmadığı, madenlerin hangi kaynaklarla, ne zaman, ne şekilde faaliyete geçirileceğine de projelerinde yer verilmemiştir.
Bununla birlikte, ilgili madenlerin yıllık gelir değerine ilişkin konkordato geçici komiser heyetinin yaptırdığı değerlenmenin ilgili kaynakların yıllık gelir üzerinden tespit edildiği görülmektedir. Ancak kıymet takdirinde madenlerin toplam yıllık değeri 98.215.240,26TL olarak belirtilmişse de bu değer davacı borçlu şirketinden mal varlığın aktifinde bir değer ifade etmemektedir.
Zira, geçici komiser heyeti raporunda atfı yapılan mali tablolarda davacı şirketin son 5 yıllık brüt satışları incelendiğinde ilgili maden kaynağından elde edilmesi muhtemel satış rakamına yakın hiç bir tutara rastlanmamıştır. Bu yönüyle madenlerden elde edilecek gelirin borç tasfiyesinde kullanılabileceğine dair hiç bir somut verinin dosyada yer almadığı anlaşılmaktadır.
Bu açıdan bile konkordato projesinin gerçekçi ve uygulanabilir olmadığı, maden kaynaklarının kullanılarak borcun tasfiye edilmesi ihtimali somut verilere dayanmayan hayali bir temenniden ibarettir.Davacıların ön projelerinde tüm alacaklılara yapılacak ödemelerin ... Beton şirketi için Eylül 2026'dan başlayacak ve 3 yıla yayılan taksitlerle, diğer borçlu şirketler yönünden ise, 2027 Mart ayından başlayan ve 36 aya yayılan 3 aylık vadeler öngörülmüştür.
Bu durum neticesi olarak böyle bir projenin alacaklıları faiz haklarından mahrum eden, bu yolla borçların zaman etkisinden yararlanılarak eritilmeye çalışıldığı, gereksiz yere ve alacaklıları zarara uğratacak şekilde vade uzatımı niteliğinde bir ödeme planına yer verildiği anlaşılmaktadır. Alacaklılar yönünden bu durumun yıllık bazda faiz oranı kadar örtülü tenzilata yol açacaktır.
Tüm bu açıklamalar karşısında projelerin borçluların kaynaklarıyla orantılı olmadığı gibi gerçekçi ve somut veriler de içermediğinden davacı şirketlerin konkordato taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Bununla birlikte davacı şirketlerin borca batık olmadıkları gibi doğrudan iflas sebepleri de olmadığından iflas kararı verilmemiştir.Diğer taraftan, davacı gerçek kişilerin konkordato talep eden şirketlerin borçlarına kefil olunması nedeniyle konkordatoya başvurulmuş olup davacıların kendilerine özgü hedef, tedbir ve faaliyet içeren konkordato projesi sunmadıkları, borçlu şirketlerden bağımsız bir konkordato projelerinin bulunmadığı, sırf alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep edildiği anlaşılmaktadır.
Bu açıdan ön projelerinin uygulanabilir olmasının mümkün gözükmediği, borçlunun, sadece alacaklıların icra tehdidinden kurtulmak amacı ile konkordato talep etmesinin bu müessesenin amaçlarına uygun düşmediğinden davacı gerçek kişiler yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. ( Bkz. ...
6. HD. 2024/ esas, 2025/ karar sayılı ilamı) Öte yandan, davacı gerçek kişilerin tacir olmadığı ve ayrıca şirket ortağı olması onu gerçek kişi tacir haline getirmeyeceği değerlendirilmiş, gerçek kişi davacılar bakımından da iflas kararı verilmemiş ve davanın reddi ile yetinilmiştir...'' şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve mahkememizce davanın reddini gerektiren sebepler detaylıca izah edilmiştir.Huzurdaki dava alacaklı tarafından açılan konkordato davası olup, süreç içerisinde borçlu şirketin mahkememizce reddine karar verilen dosyadaki durumundan farklı olarak gelişen ve gerçekleşen somut bir gelişmenin bulunmadığı,
süreç içerisinde alacaklı tarafından da açılan konkordato talebi ve ön projesinin incelenmesinde, talep eden şirketlerden ... Şirketi, ... ... Beton ve ...
Beton Turizm şirketlerinin birbirleriyle paralel olarak, geçmiş dönem performans ve kârlılıklarının uyumlu olmadığı, stoklarda ve satışlarda artış olsa da kârlılık seviyesinin düştüğü, kâr satış hacimlerinin düştüğü bu bakımdan şirketin projede ön gördüğü finansal kiralama konusu malların ve şirketin bazı tesislerinin elden çıkarılarak borç yükü altından kurtulması hususunun şirketin normal kâr etme becerisi ve kârlılığı göz önüne alındığından brüt kârı azaltacağı ve projede kâr marjını artırıcı herhangi bir unsur ( beton veya çimento çeşidi değiştirme,
üretim bandında değişiklik yapma vb.) öngörmedikleri gibi bu kârlılık ve açıklanan kârlılık azaltıcı işlemlerle tasdik durumunda ödemenin gerçekleşmesinin riske gireceği yine projede belirlenen vade ve faiz göz önüne alındığında projenin alacaklılar yararına olmadığı,
talep edenlerin ellerinde çıkarmayı ön gördüğü madenlerin işletme hakkı ve bu süresi kapsamında değerlemenin projeye uygunluk ve satışın gerçekleşme ihtimali bakımından alacaklılar lehine sonuç doğurup doğurmayacağının belirli olmaması gibi finansal kiralama konusu mallar ile şirketin küçülmek amaçlı elinden çıkaracağı tesisler bakımından ise projede somut bir belirleme olmadığından şirketlerin mevcut finansal durumu açısından alacaklıların güvencesi konumunda olan malvarlığının alacaklılar aleyhine elden çıkacağı sonucunu doğurabileceği ve konkordato türünün bu haliyle bu malvarlığının elden çıkmasına uygun olmadığı görülmekle borçlu
şirketlerin mevcut kaynakları ile orantılı ve gerçekçi bir proje sunmadığı anlaşılmakla alacaklının açtığı konkordato davasının da reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı şirketlerin borca batık olmadıkları gibi doğrudan iflas sebepleri de olmadığından iflas kararı verilmemiş, davalı gerçek kişilerin tacir olmadığı ve ayrıca şirket ortağı olması onu gerçek kişi tacir haline getirmeyeceği değerlendirilmiş, gerçek kişi davacılar bakımından da iflas kararı verilmemiş ve davanın reddi ile yetinilmiştir.
Başkan ... · e-imzalıdır
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/1550, K. 2025/1393, 10 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama