KÜNYE
T.C. Bursa Katip
- Mercii
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/325
- Karar No
- 2018/98
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2018
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Hakim
- ... ...
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 06/03/2017
- Karar yazım tarihi
- 07/02/2018
Karar Metni
1.233 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Mahkememize tevzi edilen İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı firma ... plakalı aracın sahibi ve sürücüsü bulunduğu vasıta davacı müvekkiline ait iş yeri otomobil tamir ve bakım servisinde arızası giderilmek suretiyle ve masraf faturası kesilmek suretiyle teslim edildiğini, müvekkiline ait firma tarafından kesilen 16/09/2015 tarih ...no'lu 1.500,00 TL tutarlı fatura bedeli ödenmediğini, davalı aleyhine Bursa 3. İcra Müdürlüğü ...
Esas sayılı dosyası ile 7 örnek icra takibi yapıldığını, davalı adı geçen firmanın yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli borca itiraz sebebiyle icra takibi durdurulduğundan itirazın iptali ve takibin devamını, alacak miktarının %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminat ödetilmesine ve yargılama giderleri ile ücretin vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin 28/03/2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle: Davaya konu araç, davacının dava dilekçesinde belirttiğinin aksine ... plakalı araç olmadığını, yapılacak incelemede müvekkil şirkete ait ... plakalı aracın davacı yetkili servisinde hiçbir işlem görmediğinin anlaşılacağını, davacının davaya konu fatura döneminde yapılan iş ve işlemlerinin ve varsa iş yerine ait kamera görüntülerinin dosyaya sunulmasına karar verilmesini, haksız ve kötü niyetli açılan davanın reddini, davacı tarafın %20 'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekil ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların beyanı, Bursa 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyası, 16/09/2015 tarih ...no'lu 1.500,00 TL değerinde fatura, yazılan müzekkere cevapları.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı tarafından 16/05/2015 tarihli fatura alacağına dayalı olarak 03/05/2016 tarihinde ilamsız takip talebinde bulunmuştur. İcra Dairesi tarafından davalı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri 16/05/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı tarafından yasal süre içinde 20/05/2016 tarihinde borca itiraz etmiştir.
Davalı şirkete müzekkere yazılarak dava konusu ... plakalı araca ait onarım kayıtları talep edilmiş, 16/01/2018 havale tarihli müzekkere cevabında, ... plakalı araca ait onarım kayıtlarına ulaşılamadığını, ancak şirket sahibi ...' ün şahsi aracı Mercesedes marka ... plakalı araca onarımın yapıldığı ancak faturanın ... plakalı araca kestiğini, faturadaki yedek parça numaralarından aracın mercedes marka araç olduğunu ifade etmiştir.
Davacı tarafından icra takibinde ve dava dilekçesinde ... plakalı araç ait tamir ve bakım yapıldığını ancak bedelinin ödenmediği ileri sürülmüş davalı savunmasında bu araçta herhangi bir onarım ve bakımın yapılmadığı savunulmuştur. Davalı şirkete yazılan müzekkere cevabında da ... plakalı araca değil davalı şirket dışında gerçek kişi ...' ün şahsi aracı olan Mercedes Marka araca onarım yapıldığı anlaşılmaktadır.
O halde bu durumda, uyuşmazlık, davalının pasif taraf (husumet) ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle uyuşmazlığın çözümü için taraf sıfatı (husumet) kavramı üzerinde durulması gerekir:
Sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.,
Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen (nitelendirilen) kişiler, şeklen (biçimsel açıdan) o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.
Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) da o hakkın sahibine aittir. Meselâ, bir alacak davasında davacı olma sıfatı o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası, o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, davacının davacı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir (Kuru Baki/Arslan Ramazan/Yılmaz Ejder, Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 234; Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 530; Abdurrahim Karslı, Medeni Muhakeme Hukuku Ders Kitabı, 2. Bası, İst. 2011, s. 311- 312).
Bir sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir (davalı sıfatı, pasif husumet ehliyeti). Örneğin, bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın borçlusundan başka bir (üçüncü) kişiye karşı açılırsa, davalının davalı (borçlu) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir.
Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada, davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddî hukuka göre belirlenir. Bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur.
Sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü) şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar verir. Bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karardır (taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır).
Mahkemenin sıfat (husumet) yokluğunu kendiliğinden (re'sen) gözetmesi gerekir. Çünkü, sıfat yokluğu, bir def’i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hâkim, kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan, yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden (re'sen) gözetir. İşte bu nedenle, hâkim, sıfat yokluğunu kendiliğinden gözetir.
Taraf sıfatı, usul hukukuna değil, maddî hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir. Taraf sıfatının (davacı bakımından, aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def’i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi, sıfat yokluğu da, ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hâkim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir (Kuru/Arslan Yılmaz, s. 234- 237).
O halde toplanan delillerden yukarıdaki açıklamalar ışığında, davalı şirkete ait ... plakalı araca ait onarımın yapılmadığının servis kayıtları ile anlaşıldığı icra takibine konu faturadaki yapılan onarımın davalı şirket dışında üçüncü kişi şirket sahibi olduğu ileri sürülen ...'e ait araca yapıldığı, davalı şirket in ayrı bir tüzel kişiliğini olduğu, dolayısıyla davalı şirket ile davacı arasında ticari bir ilişkinin olmadığı dava konusu hakkın davalının borçlusu olmadığından davalının pasif husumetinin bulunmadığından husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine, davacının takipte kötüniyetli olduğunun ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Katip ... · ¸E-imzalıdır. Hakim ... · ¸E-imzalıdır.
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/325, K. 2018/98, 25 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama