KÜNYE
T.C. Bursa
- Mercii
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/624
- Karar No
- 2018/1199
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2018
- Esas no
- 2018
- Karar no
- 2018
- Başkan
- Murat OKŞAN
- Üye
- Gülide AVCIOĞLU
- Üye
- Selçuk IŞIK
- Katip
- Güler ÇETİNKAYA
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- —
- Vekilleri
- Av.
Karar Metni
1.777 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Av. DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 21/07/2008
KARAR TARİHİ : 26/09/2018
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/10/2018
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde ve duruşmadaki beyanlarında özetle; davalı Üniversitenin 28/12/2006-18/01/2007-22/03/2007-19/06/2007 -28/06/2007 - 30/10/2007 - 01/11/2007 ve 27/11/2007 tarihlerinde açmış olduğu bir kısım ilaç ihalelerinin davacı şirket üzerinde kaldığını, davacı şirketin ihale ve sözleşmelere uygun olarak ilaçları davalıya teslim ederek faturalarını da davalıya verdiğini, ancak davalı tarafından ödeme yapılmadığını, dava tarihi itibari ile vadesi geldiği halde ödenmeyen faturalara ait bilgilerin dava dilekçesi ekinde yer alan ek 1 nolu tabloda gösterildiğini, davaya konu edilen faturalara ait ihale,
şartname ve sözleşmelerinin ise ek 2 de sunulduğunu, fatura bedellerinin şartnamede yazılı sürede ödenmemesi sebebi ile Bakırköy 18. Noterliğinin 07/11/2007 tarih... ve 15/04/2008 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameleri davalıya tebliğ edilmiş olmasına rağmen fatura bedellerinin halen ödenmediğini, davacının davalıdan dava tarihine kadar ödenmeyen 527.483,54 TL asıl alacağı ve 26.526,97 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile vadesi geldiği halde ödenmeyen fatura bedelleri karşılığı olan asıl alacaklarından şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari temerrüt faizi ile birlikte,
dava tarihine kadar işlemiş faiz alacaklarının da şimdilik 2.000,00 TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 15/10/2008 tarihli ıslah dilekçesinde özetle, anapara alacaklarına ek olarak 517.483,54 TL'nin davaya kadar işlemiş faiz alacaklarına ek olarak 24.576,97 TL'nin ilave edilerek nihai olarak vadesi geldiği halde ödenmeyen fatura bedelleri karşılığı olan 527.483,54 TL asıl alacaklarının ticari temerrüt faizi ile birlikte dava tarihine kadar işlemiş faiz alacaklarının ise 26.576,97 TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili duruşmada tekrarladığı cevap dilekçesinde özetle;davacı idarenin ihtiyacı olan tıbbi ilaç ve malzemelerin alımı için muhtelif tarihlerde ihaleye çıkılarak davacı ile Uludağ Üniversitesi Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü arasında imzalanan sözleşmelerle idarenin ihtiyacı olan eczane ilaçlarının alımı yoluna gidildiğini, bu sözleşmelerin "ödeme koşulları ve zamanı" başlıklı 13.2 maddesinde ödemelerin gelir durumu ve saymanlık müdürlüğünün nakit durumuna göre 2007 yılı içerisinde mal tesliminden itibaren en geç 270 gün içerisinde ödeneceği, ödemelerin geç yapılması halinde yüklenicinin hiçbir şekilde gecikme faizi isteyemeyeceği,
yine diğer hususlar başlıklı 50.maddesinde de yüklenicinin mal bedelinin geç ödenmesini gerekçe göstererek hiçbir şekilde gecikme faizi talebinde bulunmayacağının kabul etmiş sayılacağının hükme bağlandığını, hal böyle iken davacının ödemelerin zamanında yapılmaması nedeni ile dava açması ve alacağına faiz talep etmesinin doğru olmadığını,sözleşme serbestisi ilkesine göre davacının imzaladığı sözleşmenin hükümleri ile bağlı olduğunu,
kaldı ki uzun yıllardır davalı Üniversite ile çalışan davacının Döner Sermaye Saymanlığı Müdürlüğünün nakit durumuna göre firmalara ödemelerin yapılmakta olduğunu da bildiğini ileri sürerek haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
KANITLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME
Dava hukuki niteliği itibarıyla;tıbbi malzeme ve ilaç alımı için muhtelif tarihlerde düzenlenen fatura bedellerinin ödenmemesi nedeniyle asıl alacak ve işlemiş faizin tahsili talebiyle açılmıştır.
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan tıbbi malzeme ve ilaç alımı için muhtelif tarihlerde düzenlenen fatura bedellerinin ödenmemesi nedeni ile asıl alacak ve işlemiş faizin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama neticesinde asıl alacağın ödenmiş olması nedeni ile bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, işlemiş faiz yönünden yönünden talebin kabulü ile 26.576,97 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkememiz kararının davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz incelemesi Yargıtay 19. Hukuk Dairesi tarafından yapılarak 14/05/2014 tarih, 2014/3748 esas, 2014/9183 sayılı karar ile bozulmuştur.
Bozma üzerine dosya esasa kaydedilerek bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Davacı; ıslah ettiği dava değeri ile birlikte davalıdan 527.483,54 TL faturaya dayalı ilaç bedeli ile 26.576,97 TL işlemiş faiz alacağının tahsilini talep etmektedir.
Davalı davanın reddini talep etmiştir.
Yargılama devam ederken davalı vekili verdiği 24/12/2009 havale tarihli dilekçe ile asıl alacağın ödendiğini, faize ilişkin talebin ise incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Davacı vekili de 22/03/2010 tarihli duruşmadaki beyanında; asıl alacaklarının dava açıldıktan sonra ödendiğini ancak işlemiş faiz taleplerinin devam ettiğini belirtmiştir.
Yapılan yargılama neticesinde ödeme nedeni ile asıl alacak yönünden davanın konusunun kalmadığı, işlemiş faiz yönünden ise istemin reddine karar verilmiştir.
Bu kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi tarafından yapılan incelemede 10/02/2012 tarih, 2010/8148 esas, 2014/1569 sayılı karar ile davacının tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş, davalının temyizi yönünden ise.
"1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.2- Dava 2007 yılında satılan malların bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda bir kısmı imzasız olmak üzere taraflar arasında 9 adet “mal alım ihalelerine ait tip sözleşme” bulunmaktadır.
28.12.2006 ve 18.1.2007 tarihli ihale sözleşmelerinin ödeme koşulları ve zamanına ilişkin 13.2 maddesine göre ödemelerin mal tesliminden itibaren en geç 270 gün içerisinde yapılacağı ve bu sürenin 31.12.2007 tarihini aşmayacağı belirtilmiştir. Bu sözleşme kapsamında teslim edilen malların bedelinin ödeme tarihleri belli olduğundan, öngörülen sürede ödenmemesi halinde davacının bu malların bedelinin tahsili isteminin kabulünde bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, diğer ihale sözleşmelerinde yer alan m.13.2’ye göre ise ödemelerin malzeme ve fatura tesliminden sonra Döner Sermaye Saymanlığının yapacağı plân dahilinde gerçekleştirileceği belirtilmiştir. Bu durumda teslim edilen mal bedelinin ödenmesi davalının yapacağı ödeme planına bağımlı kılındığı için bu sözleşmelere göre satışı ve teslimi yapılan malların bedelinin tahsili istemi yerinde değildir.
Hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında faturaların ve ödemelerin hangi sözleşmelere göre yapıldığının tespit edilemediği belirtilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde dava konusu malların satış ve tesliminin hangi sözleşme kapsamında gerçekleştirildiğinin araştırılıp, bir kısım sözleşmelerde farklı şekilde düzenlenen m.13.2 hükmü gözetilerek sonuca gidilmelidir.
Bilirkişi incelemelerine rağmen bu hususun tespitinin mümkün olmaması hâlinde ise ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tayini suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde asıl alacağın ödenmiş olması nedeni ile konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının işlemiş faiz talebinin kabulü ile 26.576,97 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkememiz kararının davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme neticesinde 14/05/2014 tarih, 2014/3748 esas, 2014/9183 karar sayılı bozma ilamı ile "Dairemiz bozma ilamına esas ilk kararda mahkemece davacının faiz istemine ilişkin talebi reddedilmiş olup davacının bu kararı temyiz etmesi üzerine Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda bozma ilamının 1. bendinde açıkça davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş olmakla davacının faiz isteminin reddine ilişkin hüküm artık kesinleşmiştir.
Dairemiz bozma ilamı davalı vekilinin temyiz itirazlarına ilişkindir. Yerel Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereği yerine getirilmeden davalı aleyhine faize hükmedilmiştir. Dairemiz bozma ilamının yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde kesinleşen bir konuda işlemiş faiz alacağına karar verilmesi doğru olmadığı gibi bozma sebebi üzerinde durmadan karar verilmesi de isabetsizdir." gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozma üzerine dosya esasa kaydedilerek bozma ilamına uyulmuştur.
Mahkememizce verilen ilk karar olan 22/03/2010 tarihli karara yönelik olarak davacının tüm temyiz itirazları reddedilmiştir. Buna göre karar davacı yönünden kesinleşmiştir. Yani asıl alacağın ödenmiş olması nedeniyle konusuz kalması ve işlemiş faiz talep edilemeyeceği yönündeki red kararı kesinleşmiştir.
Karar davalı yönünden bozulmuş ise de; bozmada işlemiş faiz hesabının yapılabilmesi için sözleşmedeki hükümlere göre faturaların ödeme günlerinin bilirkişi marifeti ile tesbiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Oysa ki; işlemiş faiz yönünden davalı lehine karar verilmiş ve davacının bu yöne yönelik temyiz talebi de reddedilmiştir. Bunların haricinde davalının temyizi de sadece asıl alacak üzerinden aleyhlerine vekalet ücreti takdir edilmesine yöneliktir.
Bu sebeple; davacının talep ettiği asıl alacak ödendiğinden konusuz kalmıştır.
Davacının işlemiş faiz talebi ise 22/03/2010 tarihli karar reddedilmiş ve davacının buna yönelik temyiz talebi ise 10/02/2011 tarihli Yargıtay kararı ile reddedildiğinden davacı yönünden kesinleşmiştir. Davalı lehine olduğundan yani talebi doğrultusunda red kararı verildiğinden onun yönünden de kesinleşmiştir.
Yargılama gideri yönünden inceleme yapar isek; davalı asıl alacağı yargılama devam ederken ödendiğinden asıl alacak yönünden davanın açılmasına sebebiyet vermiştir. Bu sebeple asıl alacak miktarı üzerinden davacı vekili yararına vekalet ücreti hesap edilmiştir.
İşlemiş faiz talebi reddedildiğinden ve bu hususta kesinleştiğinden talep edilen işlemiş faiz miktarı üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Konusuz kalan miktar ve reddedilen miktarın toplam talep miktarı oranına göre de yargılama giderlerine hükmedilmesine dair karar verilmiştir.
Verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19 HD'nin 28/04/2016 tarih ve 2016/2919 esas 2016/7760 karar sayılı ilamı ile; ".......dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin temyizi yönünden yapılan incelemede;Yerel mahkemenin kararı Dairemizce 10.02.2011 ve 1405.2014 tarihlerinde iki kez bozulmuş olup, bozma ilamına uyulduğu belirtildiği halde, bozma gereklerine uygun inceleme yapılmamış ve bozmaya uygun karar verilmemiştir.Yanlar arasındaki sözleşme uyarınca, davacının dava tarihi itibarıyla davalıdan muaccel hale gelmiş bir alacağının bulunmadığı anlaşıldığından,
açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi ve davalı aleyhine yargılama masrafı ile vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.." gerekçesiyle mahkememiz hükmünün bozulmasına karar verilmiş, davacı vekili tarafından karar düzeltilme talebinde bulunmuş, Yargıtay 19 HD'nin , 22/03/2018 tarih ve 2016/15434 -2018/1484 E/K sayılı ilamı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kanıt ve belgeler ile tüm dosya kapsamı ile. Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, davacı 2007 yılında davalıya sattığı bir kısım malzemelerin bedeli ile bu bedelin faizini talep etmektedir.
Taraflar arasında bir kısmı imzasız olmak üzere inkar edilmeyen 9 adet "mal alım ihalelerine ait tip sözleşme bulunmakta olup,28/12/2006 ve 18/01/2007 tarihli sözleşmelerin ödeme koşulları ve zamanına ilişkin 13.2 maddesine göre ödemelerin mal tesliminden itibaren en geç 270 gün içerisinde yapılacağı ve bu sürenin 31/12/2007 tarihini aşmayacağı düzenlenmiştir.Ancak diğer sözleşmelerin 13.2 maddesinde ise, ödemelerin fatura ve malzeme tesliminden sonra Döner Sermaye Saymanlığının yapacağı plan dahilinde yapılacağı kararlaştırılmıştır.
Aldırılan bilirkişi ek ve kök raporlarında dava konusu faturaların ve ödemelerin hangi sözleşmelere göre yapıldığı tesbit edilememiştir.İspat yükü üzerinde olan davacı da dava konusu faturaların hangi sözleşmeler uyarınca düzenlendiğini ispat edememiştir.Bu durumda ödemelerin fatura ve malzeme tesliminden sonra Döner Sermaye Saymanlığının yapacağı plan dahilinde ödeneceğine ilişkin sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği kanaatine varılmış ve böylelikle dava tarihi itibari ile davacının davalıdan muaccel hale gelmiş bir alacağının bulunmadığı anlaşıldığından açılan dava ile işlemiş faiz isteminin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde
hüküm kurulmuştur.
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/624, K. 2018/1199, 26 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama