KÜNYE
T.C. Bursa 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2026/788
- Karar No
- 2026/146
- Karar tarihi
- 28 Mart 2026
- Esas no
- 2026/
- Karar no
- 2026/
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- —
- Vekili
- Av.
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 05/03/2026
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 28/03/2026
Karar Metni
747 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacı tarafından davalı tarafa çekler verildiğini, taraflar arasındaki mal alım-satım sözleşmesinin temin etmek amacıyla düzenlendiğini, davalı tarafın teslim etmeyi taahhüt ettiği malları ifa etmediğini, davacının davalı tarafa 30 milyon TL'ye takın çek kestiğini, bunların 37 milyon TL'lik kısmını ödediğini, davacının kötüniyetli olmadığını, malların tesliminin gerçekleşmeyeceği ve çeklerin iadesinin sağlanamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı ikame ettiklerini, davaya konu 3 adet çekin avans çeki olduğunu,
malların teslim edilmediğini beyanla davaya konu çeklerin icra takibine konulmasını önlemek amacıyla teminatlı veya teminatsız olarak icra takibine konulmaması ve ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilerek çeklerin iptaline, davanın kabulü ile dava konusu çekler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca takipten önce açılan menfi tespit istemine ilişkindir.01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5/A maddesi, ticari davalarda arabuluculuğu dava şartı olarak düzenlemiş. 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile yapılan değişiklikle de "menfi tespit" davaları açıkça bu zorunlu kapsamına alınmıştır.
Güncel düzenleme uyarınca; konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunlu bir dava şartıdır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (HUAK) 18/A-2 maddesi; arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde, mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceğini emretmektedir.
Arabuluculuk dava şartı, HMK m. 115/2 anlamında sonradan giderilebilecek veya tamamlanabilecek bir usuli eksiklik niteliğinde değildir.
Kanun koyucunun amacı, uyuşmazlığın mahkeme yargısına taşınmadan önce alternatif çözüm yöntemleri ile sonuçlandırılması olup, davanın açılmasından sonra sürecin tamamlanması bu amacın özüne aykırıdır.Somut olayda; davanın menfi tespit davası olduğu ve 01/09/2023 tarihi itibarıyla açılan bu tür davalarda arabuluculuğun dava şartı hâline getirildiği anlaşılmıştır.
Bu kapsamda, davacı vekiline arabuluculuk son tutanağının aslı (tutanağın e-imzalı olması hâlinde ... üzerinden e-imzaların denetlenebilir şekilde sunulması) ya da arabulucu tarafından onaylı “aslı gibidir” suretinin sunulması için tebligat çıkarıldığı, davacı vekili tarafından 18/03/2026 tarihinde arabuluculuk son tutanağının sunulduğu görülmüştür.Sunulan arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde; davanın açıldığı 05/03/2026 tarihinde arabuluculuk bürosuna başvuruda bulunulduğu, arabuluculuk süreci sonunda düzenlenen anlaşamamaya ilişkin son tutanağın ise 17/03/2026 tarihli olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, arabuluculuk sürecinin dava açıldıktan sonra tamamlandığı sabittir. Bu itibarla, dava tarihinden önce sonuçlanmış bir arabuluculuk son tutanağı bulunmadığı anlaşılmakla. 6325 sayılı Kanun’un 18/A-2 maddesi ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi (7445 sayılı Kanun ile değişik) uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.Öte yandan, İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca.
"Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar... Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." hükmü mevcuttur. Mahkememizce 06/03/2026 tarihli ara kararla ihtiyati tedbir kararı verilmişse de, davanın usulden reddine karar verilmiş olması nedeniyle söz konusu tedbir kararı kendiliğinden hükümsüz kalmıştır.
Yine, yapılan incelemede verilen tedbir kararının fiilen uygulanmadığı anlaşıldığından, davalı lehine İİK 72/4 maddesinde düzenlenen tazminata hükmedilmesine yer olmadığı kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip · ✍E-Imzalıdır Hakim · ✍E-Imzalıdır
Bursa 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/788, K. 2026/146, 28 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama