KÜNYE
T.C. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1513
- Karar No
- 2023/1113
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2023
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalılar
- —
- Vekili
- —
- Dava
- 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 22/12/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- —
Karar Metni
1.658 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili Firmanın ...malzemeleri üretip satan bir firma olduğunu, davalıların 2015 yılının başında başlayan .....Tic.Ltd Şti - .....Eğt. Hiz.San.
Tic Ltd.Şti iş ortaklığı kurarak ... den ihale yolu ile aldıkları bir çok inşaat işine müvekkili firmadan Mermer Malzemeleri aldıklarını, alınan Malzemeler 2015 yılı başı ve 2016 yılı Temmuz Sonuna kadar olduğunu, bu süre zarfında müvekkili taraf ile davalı şirketler arasında bir çok mermer malzemesi teslim edildiğini ve karşı taraftan da ödeme aldığını, 2016 yılının sonunda karşılıklı yapılan hesapta mutabakat sağlanamadığını, ancak müvekkilinin kestiği faturalar ve aldığı paraların hesabının yapıldığını sonuç olarak iki tarafın anlaşamadığı miktar ...00 (. .. .. )Tl olduğunu,
davalı taraflarla yapılan tüm görüşmelere rağmen borcunu ödememiş olduğundan dolayı kendisi haklarında icra takibine geçilmiş olduğunu davalılar tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, davalılar tarafından İcra takibine yapılan itiraz haksız ve kötü niyetli olduğunu, davanın kabulünü, itirazın iptalini ve takibin devamına karar verilmesini, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın da kabul ettiği üzere alınan mermerlerin parasının ödendiğini, davacı yanın hiçbir delil ve belge sunmaksızın alacak talebi ile icra takibi başlattığını, takibe bu nedenle itiraz ettiklerini, Açılan davada alacağın dayanağı olarak hiçbir kanıt sunulmadığını, davacı, borcun dayanağını ispatlayacak bir belgeye dayanmadığını, takip ve dava haksız olup davanın reddi gerektiğini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Davacı tarafından Diyarbakır İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası ile inşaata mermer malzeme temini fatura bedeline binaen .... asıl alacak, ... faiz alacağı olmak üzere ... alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, davalı/borçluya ödeme emrinin ... tarihinde tebliğ edildiği, davalının gönderilen ödeme emrine ..... tarihinde, 7 günlük itiraz süresi içerisinde borca itiraz ettiği, itiraz evrakının davacı/alacaklıya tebliğ edilmediği, böylelikle eldeki itirazın iptali davasının davacı tarafından 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı taraf, faturalara konu ürünün davalıya tesliminin sağlandığı halde borcun ödenmediğini iddia etmiş, davalı taraf ise borcun ödendiğini savunmuştur.
Taraflar uyuşmazlık noktasının icra takibine dayanak faturayı davalının ödeyip ödemediğinin tespiti ile icra takibine dayanak oluşturan faturaya dayanarak takip başlatmakta haklı olup olmadığına yönelik olduğu anlaşılmıştır.
İspat hususuna gelince; Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlamakla yükümlüdür.
Taraflar kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadır.
İbrazı istenen belgenin ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı tarafta bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin varolduğu resmi bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olduğu taktirde mahkemece bu belgenin ibrazı için HMK 220/2 maddesi gereği kesin süre verilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf verilen süre içerisinde ibraz etmez ve aynı süre içerisinde gerekçesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez yada belgenin elinde bulunduğunu inkar eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse mahkemece belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanına itibar edilebilir. (HMK 220/3)
Yukarıdaki açıklamalara göre ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeyle ilgili olduğu davalara ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerden olmakla birlikte ancak HMK 222. maddesindeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir.
Ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi ticari defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur.
Zira tarafın ticari defterleri kanunda açıklandığı üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu taktirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı taktirde kendi defterlerinin davacı defterleriyle uyumlu olup olmadığının incelenmesinin engel olacağından sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği taktirde HMK 220/3 madde gereğince sunmaktan kaçındığı ticari defterlerindeki kayıtların karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğu kabul edilebilir. Aksinin kabulü durumunda karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkmaktadır ki, bu hususta HMK'daki açık düzenlemelere aykırı olacaktır.
Mahkememizce davalının borca itirazı nazara alınarak tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, davalıya bu doğrultuda ticari defterlerini ibraz etmeleri için 2 haftalık kesin süre verilmiştir. Usulüne uygun verilen süreye rağmen davalı yanca ticari defterin zayi olduğu iddiası ile defterler sunulmamış, davalının zayi belgesi talebine ilişkin talebi incelendiğinde talebin mahkememizin ....
E. Sayılı dosyasına kaydedildiği ve bu dosyada talebin reddedilmiş olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan deliller incelenmiş, .... tarihli ... seri numaralı .... TL bedelli irsaliyeli fatura sureti, Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası, UYAP sistemi üzerinden dosya arasına eklenmiş, davalı tarafın .... yılına ait ticari defterlerin incelenmesi için SMM bilirkişiden bilirkişi raporu alınmıştır Mahkememizce ... tarihli SMM bilirkişisinden aldırılan raporda özetle. Davalı firma olan .....Tic.Ltd Şti - ....Eğt. Hiz.San.
Tic Ltd.Şti İş Ortaklığı vekili ... tarihli 2 nolu ara kararı gereği mahkememize sunduğu beyanında 2015-2016 dönemlerine ait ticari defterlerinin yerlerini bildirdiği, bu bilgiler doğrultusunda firmanın mali müşaviri ile bilirkişi tarafından yapılan görüşmede 06 Şubat Depremi nedeni ile ofisinin yıkıldığını ve tüm müşterilerine ait ticari defterlerin zayi olduğunun belirtildiği, zayi belgesi talebi ilgili mahkemeden istendiği ve belgelerin sunulduğu, bu nedenle bilirkişi incelemesinin fiziki defter üzerinden değil dijital veriler ve sunulan belgeler üzerinden yapıldığı,
sunulan dijital veriler ve defter muavin dökümlerine göre tüm ödemeler düşüldükten sonra (...-...-..) Davacı firmanın davalı firmadan ... TL alacağı olduğu tespit edildiği, öte yandan ticari defterlere yansımayan ve davacı firma yetkilisi ... tarafından imzalanan mutabakat hesabına göre sözleşme gereği hak edişlerden çeşitli kesintiler yapılmış ve bu kesintilerden sonra davacı firmanın davalı firmadan 2016 yılı sonunda ...
TL alacağı olduğuna dair mutabakat imzalandığı, bu mutabakattan sonra 2017 yılında toplam ... TL çek ile ödeme yapıldığının tespit edilmiş ve herhangi bir bakiye alacağın kalmadığı sonucuna ulaşılmış olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar bilirkişi raporu bu şekilde hazırlanmış ise de alınan raporda esas alınan mutabakat olarak yer alan belgenin davacı yan ile hazırlanmış bir belge olmadığı, dijital verilerin tasdik edilmiş bir belge olmadığı dolayısı ile de bu hali ile de hükme esas alınamayacağı değerlendirilmiş ve rapor hükme esas alınmamıştır.
Mahkememizce bunun üzerine mahkememizin 26/09/2023 tarihli ara kararı ile davalı yana davaya konu olan faturalara ilişkin ödeme belgelerini sunması için 2 haftalık kesin süre verilmiş fakat davalı yanca bir belge sunulmamıştır.
Davalı tarafın, faturanın ödendiğine ilişkin savunması, davacının dayandığı temel ilişkinin ikrarı niteliğinde olup, bağlantılı bileşik ikrardır ve bölünebilir ikrarlardandır. Bu durumda, ispat yükü kendisinde olan davalı tarafın, davacıya fatura bedelini ödediğini yasal deliller ile kanıtlaması gerekir. Davalı, iddiasını kesin delillerle ispatlayamamış, açıkça yemin deliline de dayanmamıştır. Dolayısı ile de mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, aldırılan bilirkişi raporu, ve tüm dosya kapsamına göre, davacının fatura alacağına dayalı takip başlattığı ve davacının ticari ilişki kapsamında davalıdan ... alacaklı olduğunun belirlendiği, davalının ödeme olgusunu ispat edemediği anlaşılmakla asıl alacak miktarı üzerinden davalının itirazının iptaline karar verilmiştir.
Takipte talep edilen işlemiş faiz yönünden, TBK.'nun 117. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Davacının takip başlatılmadan önce davalıya ihtar çekerek temerrüde düşürdüğüne dair bir belge sunulmadığından, davacının işlemiş faize yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
Takibe konu alacağın faturaya dayalı olması nedeniyle likid ve muayyen olduğunun anlaşılmasına göre, kabul edilen asıl alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip Hakim
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1513, K. 2023/1113, 19 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama