KÜNYE
T.C. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1315
- Karar No
- 2024/636
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2024
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 07/12/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
- Gereği düşünüldü
- —
Karar Metni
1.556 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı Müvekkili, ............ İcra Dairesinin ............. Esas sayılı dosyası ile davalıya karşı.............. tarihinde Genel Haciz Yolu ile İlamsız İcra takibi başlattığını, davalı /borçlu Şirket Örnek No 7 Ödeme Emrinin tarafına tebliğ edilmesinden sonra süresi içerisinde takibe konu Borca ,faize ve ferilerine itiraz ettiğini, yapılan İtiraz üzerine İcra takibi............
Dairesince ............ tarihinde durdurulduğunu, durdurma Kararı tarafına tebliğ edilmediğini, ancak Uyaptan Takibin durdurulduğunu öğrendiklerini, borçlu taraf satış faturalarına haksız olarak itiraz ettiklerini, davalı borçlunun Diyarbakır İcra Dairesi'nin ..........
Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız olan itirazının iptali ile Takibin devamına ; davalı Borçlunun takipte haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle alacak miktarının %20' si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı taraf her ne kadar müvekkili olan şirketin son alınmış olan faturalar bedelinin cari hesap borç bakiyesinin ödenmediğini, faturaların e-fatura olduğunu elektronik ortamdan tebliğ edildiğini, fatura içeriğindeki malların da kargo ile teslim edildiğini belirtmiş ise de söz konusu iddialar gerçek dışı olup reddi gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı taraf arasında herhangi bir cari hesap ilişkisi bulunmamakta olup, davacı tarafça taraflar arasında cari hesap olduğu iddiası gerçek dışı olup, taraflar arasında sadece alım satım ilişkisi mevcut olduğunu,
davacı taraf söz konusu cari hesap olduğu iddiasını yazılı sözleşme ile ispat etmesi gerektiğini, davalı tarafça faturalardan kaynaklı haksız ve kötü niyetli olarak davacı tarafça müvekkili aleyhine icra takibine geçildiğini, davalı tarafça haksız ve kötü niyetli açılan davanın reddini, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
GEREKÇE
1-............. İcra Dairesinin ............. Esas sayılı dosyası, UYAP üzerinden dosyaya eklenmiş, ödeme emri, tebliğ evrakları ve dayanak belgeler dosyamız arasına alınmıştır.
2- Takibe dayanak olarak gösterilen faturalar:............ tarih ve .............. nolu ............. TL lik fatura, ................. tarih ve .................. nolu ..............TL lik fatura, .................. tarih ve................ nolu ............... TL lik fatura, .............. tarih ve ........... nolu ...........TL lik fatura, ............ tarih ve ............ nolu............ TL lik fatura, ............... tarih ve ............... nolu ................ TL lik fatura,............tarih ve ana............. nolu ............ TLlik faturalara dayanak olarak takibin başlatıldığı, açıklamada toplam tutardan ........... TL alacağının mahsubu ile geriye kalan bakiye ............ TL tutarında alacak için takibin başlatılmış olduğu anlaşılmıştır.
3-Arabuluculuk tutanağı; dava açmadan önce Diyarbakır Arabuluculuk Bürosunca ............ dosya numarası ile............ tarihinde tarafların anlaşamadığına dair son tutanak düzenlendiği anlaşılmıştır.
4-Mahkememizce aldırılan ............ tarihli bilirkişi raporu.
Davacı şirketin ticari defterlerinin incelendiği ve davacının Ticari defterlerin açılış onayı yasal süresinde , usulüne uygun olarak yapılmış olduğunu, ticari defterlerden kapanış tasdikine tabi olan defterin kapanış onayı yasal süresi.............. tarihine kadar devam etmekte olduğunu ve ticari defterlerin delil niteliği taşımakta olduğunu, takibine konu edilen faturaların davacının Ticari defter kayıtlarında yer almaktad olduğunu ve b elge tarihleri ve defter kayıtları , Yevmiye ve Defteri kebir defter kayıtlarında karşılıklı olarak uyumlu olduğunu,
dava konusu faturalara mahsuben tahsilat hareketleri yasal defterlere usulüne uygun olarak ............. tarihinde virman fişi olarak kaydedilmişt olduğunu, .............-TL ödeme virmanı.............. tarihinde fazla verilen ..........-TL çekin kalan kısmından kaynaklı olduğunu, davacı defter ve belge kayıtlarında ilgili cari hesap bakiye tutarı ...........-TL olarak yer aldığının belirtilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Tüm deliller dosya kapsamı ile birlikte değerlendirmeye alındığında;
Dava, faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Davacı tarafından Diyarbakır İcra Dairesinin .............. E. Sayılı dosyası ile ............ TL lik alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, davalı/borçluya ödeme emrinin ........... tarihinde tebliğ edildiği, davalının gönderilen ödeme emrine ............ tarihinde, 7 günlük itiraz süresi içerisinde borca itiraz ettiği, itiraz evrakının davacı/alacaklıya tebliğ edilmediği, böylelikle eldeki itirazın iptali davasının davacı tarafından 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı taraf, faturalara konu ürünün davalıya tesliminin sağlandığı halde borcun ödenmediğini iddia etmiş, davalı taraf ise aralarında cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını, faturaya konu malların teslim edilmediğini savunmuştur.
Taraflar uyuşmazlık noktasının icra takibine dayanak faturaya konu ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediği, teslim edilmiş ise davalının ödeyip ödemediğinin tespiti ile icra takibine dayanak oluşturan faturaya dayanarak takip başlatmakta haklı olup olmadığına yönelik olduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık çözümünde etkili olacak ispat hususuna ele alınacak olur ise; Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlamakla yükümlüdür.
Taraflar kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadır.
İbrazı istenen belgenin ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı tarafta bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin varolduğu resmi bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olduğu taktirde mahkemece bu belgenin ibrazı için HMK 220/2 maddesi gereği kesin süre verilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf verilen süre içerisinde ibraz etmez ve aynı süre içerisinde gerekçesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez yada belgenin elinde bulunduğunu inkar eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse mahkemece belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanına itibar edilebilir. (HMK 220/3)
Yukarıdaki açıklamalara göre ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeyle ilgili olduğu davalara ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerden olmakla birlikte ancak HMK 222. maddesindeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir.
Ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi ticari defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur.
Zira tarafın ticari defterleri kanunda açıklandığı üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu taktirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı taktirde kendi defterlerinin davacı defterleriyle uyumlu olup olmadığının incelenmesinin engel olacağından sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği taktirde HMK 220/3 madde gereğince sunmaktan kaçındığı ticari defterlerindeki kayıtların karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğu kabul edilebilir. Aksinin kabulü durumunda karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkmaktadır ki, bu hususta HMK'daki açık düzenlemelere aykırı olacaktır.
Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde icra takibine konu faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı noktasında bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, taraflara bu doğrultuda ticari defterlerini ibraz etmeleri için 2 haftalık kesin süre verilmiştir. Bu husus davacı vekiline ön inceleme duruşmasında tefhim ile ihtar olunmuş, davalı vekiline ise ............... tarihinde tebliğ sureti ile ihtar edilmiştir.
Davacı şirketin usulüne uygun olarak verilen süre içerisinde ticari defterlerini mahkememize ibraz etmiş olduğu, fakat davalının usulüne uygun verilen süreye rağmen bulunduğu yeri bildirmemiş veya ticari defterlerini mahkememize ibraz etmemiş olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce........... tarihli SMM bilirkişisinden aldırılan raporda özetle; icra takibine konu faturaların davacı ticari defterinde kayıtlı olduğu, yapılan ödemenin mahsubu sonucunda bakiye ............TL davalının davacıya borçlu olduğu belirlenmiş alınan rapor usulüne uygun olarak hazırlandığı, raporun taraflara........... tarihinde tebliğ edildiği, tarafların rapora itirazlarının bulunmadığı anlaşılmakla alınan rapor hükme esas alınmıştır.
Alınan rapor ile davacı icra takibini başlatmakta haklı olduğu ispatlamakla, icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptaline karar verilmiştir.
Takibe konu alacağın faturaya dayalı olması nedeniyle likid ve muayyen olduğunun anlaşılmasına göre, kabul edilen asıl alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip Hakim
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1315, K. 2024/636, 25 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama