KÜNYE
T.C. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/448
- Karar No
- 2024/975
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2024
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Davalılar
- —
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 11/05/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
- Gereği düşünüldü
- —
Karar Metni
3.491 kelime·17 dk okuma
Davacı vekili, .....tarihinde müvekkile ait .....plaka sayılı araç ile davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS sigorta poliçesi düzenlenen ve mülkiyeti davalı .....ait olan, .....sevk ve idaresindeki .....plaka sayılı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin aracının 2020 model ve .....marka olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin aracında oluşan hasarın onarımı için .....tarihli, .....nolu ve 209.420,50 TL bedelli ve .....tarihli, .....nolu ve 146.845,10 TL bedelli faturalara istinaden toplamda 356.265,60 TL ödeme yapıldığını, kaza nedeniyle Alişan Polis Merkezi Amirliği tarafından tahkikat yürütüldüğünü,
müvekkili tarafından davalı sigorta şirketine .....tarihinde kargo yoluyla yapılan başvuruya istinaden herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkiline ait aracın kaza nedeniyle 20 gün tamirde kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 60.000,00 TL hasar bedeli ve 100,00 TL değer kaybı ile 100,00 TL araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiş, .....tarihli bedel arttırım dilekçesi ile talep sonucunu hasar bedeli yönünden 106.879,68 TL'na, değer kaybı yönünden 36.525,00 TL'na ve araç mahrumiyet bedeli yönünden 4.770,00 TL'na yükselterek,
hasar bedeli ve değer kaybının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, araç mahrumiyet bedelinin ise davalı gerçek şahıslardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, davacı tarafından hasar bedeli ve değer kaybı talep edilen maliki olduğunu iddia ettiği .....plaka sayılı aracın ruhsatını ibraz etmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kazanın meydana gelmesinde sigortalı .....plaka sayılı aracın kusurunun bulunmadığını, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının kısmi dava açmasında hukuki yararı bulunmadığını, hasar bedelinin hesaplanmasında ZMMS genel şartlarının dikkate alınması gerektiğini,
yedek parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanması gerektiğini, müvekkili şirketin KDV'den sorumluluğunun bulunmadığını, değer kaybının ZMMS genel şartlarının ekinde yer alan formüle göre hesaplanması gerektiğini beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Usulüne uygun tebligata rağmen diğer davalılar davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.
Dosyaya sunulan deliller incelenmiş, .....plaka sayılı aracın tescil bilgileri Türkiye Noterler Birliğinden, tramer kayıtları ise Türkiye Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinden sorulmuş, kaza nedeniyle ilgili kolluk birimi tarafından düzenlenen evraklar ve kaza sonrası fotoğraflar ile kaza anına ilişkin video kaydı ilgili kolluk biriminden celp edilerek dosya arasına kazandırılmış, davaya konu edilen .....model .....marka .....plaka sayılı aracın ruhsat tercümesi için bilirkişi raporu alınmış,
aracın ruhsat tercümesi de eklenerek Diyarbakır Gümrük Müdürlüğünden .....model .....marka .....plakalı aracın gümrük vergilerinin ne kadar olduğu sorulmuş, davaya konu kazada kusur durumunun tespiti yönünden Ankara Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu alınmış, davacıya ait aracın hasar onarım bedeli ve değer kaybı ile araç mahrumiyet bedelinin hesaplanmasına yönelik makine mühendisi bilirkişiden .....tarihli bilirkişi ön raporu ile .....kök ve .....tarihli ek bilirkişi raporu alınarak sonuca gidilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklı, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen aracın ZMMS sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile işleten ve sürücüye yöneltilmiş hasar bedeli ve değer kaybı istemine ve işleten ve sürücüye yöneltilmiş araç mahrumiyet bedeli istemine ilişkindir.
.....tarihinde yabancı plakalı .....plaka sayılı araç ile davalı .....ait ve diğer davalı .....sevk ve idaresindeki .....plaka sayılı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, .....plaka sayılı aracın .....-.....tarihleri arasında geçerli olmak üzere davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS sigorta poliçesinin düzenlendiği, poliçede araç başına maddi tazminat üst limitinin 100.000,00 TL olarak gösterildiği, kaza sonrası davalı sigorta şirketine kazanın ihbar edilmediği ve ekspertiz incelemesi ve hasara yönelik herhangi bir delil tespiti yaptırılmadığı,
davacı tarafından hasar onarımına ilişkin dosyaya .....tarihli, .....nolu ve 209.420,50 TL bedelli ve .....tarihli, .....nolu ve 146.845,10 TL bedelli faturaların sunulduğu, dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığı dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin yetkili olup olmadığı, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunup bulunmadığı, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılıp açılmadığı, davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan araç sürücüsünün kusurlu olup olmadığı, kaza sonrası davacıya ait araçta hasar meydana gelip gelmediği, gelmiş ise hasarın davacı tarafından hasar onarımına ilişkin dosyaya sunulan faturalar ile uyumlu olup olmadığı, kaza nedeniyle davacının aracında oluşan hasara bağlı değer kaybı meydana gelip gelmediği, gelmiş ise miktarı ile davacının aracının onarımda kaldığı süre boyunca ikame araç bedeli talep edip edemeyeceği, edebilecekse miktarına ilişkindir.
Davaya konu kazanın mahkememizin yetki sınırlarına dahil olan Diyarbakır İli sınırları içerisinde meydana geldiği ve zarar gördüğünü iddia eden davacının yerleşim yerinin Diyarbakır olduğu, bu halde 6100 sayılı HMK.'nun 16.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin de yetkili olduğu anlaşılmakla, davalı sigorta şirketi vekilinin yetki itirazı yerinde görülmemiştir.
Davaya konu kazaya karışan .....yabancı plaka sayılı aracın ruhsat tercümesinin yapılması için alınan bilirkişi raporunda; araç tescil belgesinin veriliş tarihinin .....ve aracın kayıt malikinin dava dışı .....olduğu anlaşılmaktadır. Davaya konu kazanın .....tarihinde gerçekleştiği ve kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında .....yabancı plaka sayılı aracın sürücü .....idaresinde bulunduğu sırada kazanın meydana geldiği belirtilmiştir.
Bir davada sübjektif hakkı dava etme yetkisi yani dava hakkı kural olarak o hakkın sahibine aittir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/d maddesinde tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartı olarak sayılmıştır. Tazminat davasında davacı olma ehliyeti kural olarak mal varlığında doğrudan doğruya zarar gören kişiye aittir.
Ancak, bir şeyi sözleşmeyle (kira, ariyet vs) elinde bulunduran kişiler ve zilyet, onu aldığı gibi malikine aynen iade etmek zorundadır. Dava konusu olayda davacı .....kaza sırasında .....yabancı plaka sayılı aracın sürücüsü olup araç davacının zilyetliği altındadır.
Davacının zilyetliği altında olan aracı malike aynen iade yükümlülüğü bulunduğu, aracı aldığı gibi eksiksiz ve hasarsız olarak malikine teslim etmesi gerektiğinden aracın zilyedi sıfatıyla araçta meydana gelen hasar bedeli yönünden dava açmakta hukuki yararı ve aktif husumet ehliyetinin varlığının kabulü gerekir.
Nitekim, benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda, ayrgıtay 17. Hukuk Dairesinin .....tarih ve .....E.-.....K. sayılı ilamı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi .....Hukku Dairesinin .....tarih ve .....E.- .....K. Sayılı ilamlarında da araç sürücüsünün aktif husumet ehliyeti bulunduğu kabul edilmiştir.
Davaya konu kazanın .....tarihinde gerçekleştiği ve elde ki davanın 2918 sayılı KTK.'nun 109. Maddesinde düzenlenen zamananaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmakla, davalı sigorta şirketi vekilinin zamanaşımı def'i yerinde görülmeyerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir. Davalı sürücü yönünden dava haksız fiilden kaynaklanmakta olup, kazanın meydana gelmesinde kusurlu olması ve zarar meydana gelmesi halinde kusuru oranında zararı karşılamakla yükümlüdür.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.".
85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”.
85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler gereğince davalı sigorta şirketi, düzenlenen sigorta poliçesi ile sigortalı aracın sürücüsünün kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazalarında üçüncü kişilere verilen zararı, zararın türüne göre poliçede belirtilen teminat üst limiti ile üstlenmiş olup, davalı işleten de sürücünün kusura nedeniyle meydana gelen zararları karşılamakla yükümlüdür.
Kaza tespit tutanağı ile Ankara Adli Tıp Kurumundan alınan bilirkişi raporundan; .....tarihinde saat .....sıralarında davacı .....sevk ve idaresindeki .....plaka sayılı otomobil ile Diyarbakır İli Kayapınar İlçesi Necmettin Erbakan Caddesinden Fırat Bulvarı istikametine doğru seyir halinde iken geldiği olay mahallinde aracının arka kısımları ile; gerisinden aynı istikamette seyirle gelen davalı sürücü .....sevk ve idaresindeki .....plaka sayılı otomobilin ön kısımlarının çarpışması sonucu davaya konu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Davaya konu kazada kusur durumunun tespitine yönelik Ankara Adli Tıp Kurumundan alınan bilirkişi raporunda; davacı sürücü .....sevk ve idaresindeki otomobil ile bölünmüş yolu takiben seyri sırasında geldiği olay mahallinde geriden yaklaşan araçların hız ve mesafesine dikkat etmeden, yolun sağına kontrolsüzce manevra yaptığı esnada gerisinden gelen sürücü idaresindeki araç ile karıştığı kazada asli ve %70 oranında kusurlu olduğu,
davalı sürücü .....ise sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahaldeki 30 km/s azami hız limitine sahip yolda, hızını mahal şartlarına göre ayarlamadan seyir halindeyken, yola gereken dikkatini vermeden ve hızını azaltmadan yaklaştığı olay mahallinde ön ilerisinde seyir halindeyken sağa manevra yapan sürücü idaresindeki araç ile çarpışmasıyla meydana gelen kazada tali ve %30 oranında kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir.
Bilirkişi raporunda yapılan tespitin dosya kapsamına ve kazaya ilişkin video kayıtlarına uygun olması nedeniyle mahkememizce raporda yapılan tespit ve oranlara iştirika edilmiş ve davaya konu kazanın meydana gelmesinde davacı sürücünün %70 oranında, davalı sürücü .....ise %70 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Dosyaya sunulan ZMMS sigorta poliçesinde kaza nedeniyle araç başına maddi tazminat üst limiti 100.000,00 TL olarak gösterilmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmeliğin 24/1.maddesinde, bu yönetmelik ile belirlenen teminat tutarlarının yürürlükteki bütün sigorta sözleşmelerine herhangi bir ek prim alınmaksızın uygulanacağı belirtilmiştir.
Poliçe .....tarihinde ve 1 yıl süre ile geçerli olmak üzere düzenlenmiştir. Davaya konu kaza ise .....tarihinde poliçenin geçerlilik süresi içerisinde gerçekleşmiştir. İnternet üzerinden yapılan sorgulamada, araç başı maddi tazminat klozu yönünden .....tarihinden itibaren uygulanacak asgari sigorta teminatının 120.000,00 TL olarak uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, eldeki davada davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limitinin 120.000,00 TL olarak uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Davacı taraf açılan davada hasar bedeli ve değer kaybı ile aracın tamirde kaldığı süre bolunca kullanılamamasından kaynaklı araç mahrumiyet bedeli isteminde bulunmuştur. Mahkememizce, davacıya ait aracın hasar onarım bedeli ve değer kaybı ile araç mahrumiyet bedelinin hesaplanmasına yönelik makine mühendisi bilirkişiden kök ve ek rapor alınmış olup, davacının tazminat taleplerinin ayrı ayrı değerlendirilmesine geçilmiştir.
1-Davacının hasar bedeli istemine ilişkin yapılan değerlendirmede;
Davaya konu kaza nedeniyle davacıya ait araçta hasar meydana geldiğinin ve hasarın kapsamının ispat yükü davacıdadır. Davacı tarafından kaza sonra hasar gören parçaların tespiti için davalı sigorta şirketine başvuru yapılmadığından araç üzerinde ekspertiz incelemesi yapılmadığı gibi, davacı tarafından delil tespiti içinde mahkemeye herhangi bir başvuru yapılmamış, dava açılırken hasar onarımına ilişkin dosyaya sadece faturalar sunulmuştur. Öte yandan, gerek kaza tespit tutanağı, gerekse kaza sonrası davacıya ait sunulan fotoğraflar ile kaza anına ilişkin video kaydından, kaza nedeniyle davacıya ait aracın hasar gördüğü de dosya kapsamından sabittir.
Yabancılı plakalı araçlarda hasar bedelinin tespitinde hangi ülkedeki giderlerin esas alınabileceğinin belirlenmesi gerekir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 16.12.2022 tarih ve 2020/1931 E.-2022/2364 K. sayılı ilamında; yabancı plakalı araçlarda onarım, aracın kayıtlı olduğu ülkede yapılmışsa zarar bu ülkede katlanılan giderlere göre belirlenmesi gerektiği, hasar gören yabancı plakalı aracın ülkemizde tamir ettirilmesi zorunluluğunun bulunmadığı, hasarlı hali ile yurt dışına çıkıp orada tamir ettirilmesi durumunda o ülkedeki onarım giderlerinin esas alınması gerekeceği, kapatılan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulaması ile Hukuk Genel Kurulu ilamında da belirtildiği üzere; geçici süreyle izinli olarak geldiği Türkiye’de aracı hasara uğrayan davacının, tamirin yapılacağı yeri belirleme konusunda seçim hakkının bulunduğu belirtilmiştir.
Mahkememizce, davaya konu kaza nedeniyle davacı tarafından yaptırılan onarım işleminin davaya konu kaza ile uyumlu olup olmadığının tespiti amacıyla dosya makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiştir. .....tarihli bilirkişi ön raporunda; dava konusu aracın fiziken görülmediği, dava dosyasında bulunan belgeler (faturalar, tutanaklar, resimler ve sair evraklar) doğrultusunda hasar incelemesi yapıldığı, aracın onarım işleminin davaya konu kaza ile uyumlu olup olmadığının, aracın tamiri için makul onarım süresinin ve davacının gerçek zararının belirlenmesi için araca ait hasar kayıtları ve fotoğraflarının istenmesi ve aracın yurt dışı tecilli olduğundan değer kaybının hangi kriterlere göre hesaplanması gerektiği belirlendikten sonra rapor düzenlenebileceği belirtilmiştir.
Davacı vekili .....tarihli celsede, davaya konu edilen Irak plakalı aracın kazadan sonra tekrar Irak'a götürüldüğünü beyan etmiştir.
Mahkememizce eksik hususlar ikmal edildikten sonra, bu aşamada araç üzerinde fiziki inceleme yapılmaksızın, davaya konu kaza sonrası davacıya ait araçta hasar onarımına ilişkin dosyaya sunulan fatura içeriklerinin davaya konu kaza ile uyumlu olup olmadığı, uyumlu/uyumlu değil ise nedenleri de belirtilerek hasar onarım bedelinin tespiti dosya makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Dosyaya sunulan .....tarihli bilirkişi raporunda; dava dosyasındaki fotoğraflar ve faturalar incelendiğinde, aracın ön ve arka kısımlarında, marşbiyelinde hasar oluştuğu, aracın kaza sebebi ile kaldırımın üzerine çıktığı ve alt kısımlarında hasar meydana geldiği kanaati oluştuğu, aracın sol ön jant, sol ön lastik, sol ön amortisör, sol ön taşıyıcı, sol ön teker bilyası, sağ ve sol alt tablalar, rot başı ve mili, motor muhafaza, radyatör kenar koruma, sol ön davlumbaz, sol ön disk, klima basınç müşürü, ön tampon, ön tampon spoyleri, sol ön sis, ön tampon sinyali, sağ ön davlumbaz, sağ ön amortisör, sağ ön teker bilyası, yağ filtresi,
sol marşbiyel, taban koruma muhafazası, egzoz borusu ve susturucusu, sol arka jant, disk koruma sacı, tekerlek lastiği, sol arka aks, sol arka teker bilyası, sol arka taşıyıcı ve tabla, sol arka taşıyıcı ve denge kolu, sol arka davlumbaz, Z rotu, arka tampon ve demiri, braketler ve stop parçalarında hasar onarım ve değişim işlemi yapıldığı ,toplam 58 adet parçada hasar meydana geldiğinin tespit edildiği,
dava konusu araçta mevcut hasarının giderilmesi ve aracın tekrar aktif çalışır hale getirilmesi için yapılması gereken onarım bedelinin toplam KDV dahil 356.265,60 TL olacağı ve faturalarda belirtilen giderlerinin yapılan piyasa araştırması sonucu ile uyumlu olduğu mütalaa edilmiştir.
Her ne kadar bilirkişi raporunda aracın tamirinin ekonomik olup olmayacağına yönelik bir tespite yer verilmemiş ise de, bilirkişi raporunda aracın kaza tarihinde ki hasarsız rayiç bedelinin emsal aracın 4.654.250,00 TL olduğu belirtilmiş olmakla, aracın hasarsız hali ile hasar onarım bedeli gözetildiğinde aracın tamirinin ekonomik olacağının kabulü gerekir.
Yabancı plakalı araçlarda onarım, aracın kayıtlı olduğu ülkede yapılmışsa zarar bu ülkede katlanılan giderlere göre belirlenmelidir. Hasar gören yabancı plakalı aracın ülkemizde tamir ettirilmesi zorunluluğu yoktur. Hasarlı hali ile yurt dışına çıkıp orada tamir ettirilmesi durumunda o ülkedeki onarım giderlerinin esas alınması gerekir. Kapatılan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulaması ile Hukuk Genel Kurulu ilamında da belirtildiği üzere; geçici süreyle izinli olarak geldiği Türkiye’de aracı hasara uğrayan davacının, tamirin yapılacağı yeri belirleme konusunda seçim hakkının bulunması
Davalı sürücü ve işleten ile davalı sigorta şirketi, bilirkişi raporu ile tespit edilen 356.265,60 TL hasar bedelinden davalı sürücünün %30 kusuruna isabet eden 106.879,68 TL hasar bedelinin ödenmesinden davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Davacı tarafından sunulan bedel arttırım dilekçesi ile de bilirkişi raporu ile tespit edilen bedelden davalı sürücünün %30 kusuruna isabet eden miktar talep edildiğinden davacının 106.879,68 TL bedel üzerinden hasar bedeli isteminin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacının değer kaybı istemine ilişkin yapılan değerlendirmede;
Trafik kazası neticesinde oluşan değer kaybı "gerçek zarar" olduğundan, zarar TBK hükümlerince ve Yargıtay tarafından belirlenen ilkeler çerçevesinde belirlenmelidir.
Anayasa Mahkemesi’nin 17/7/2020 tarihli ve 2019/40 E., 2020/40 K. sayılı Kararı ile, 2918 Sayılı Yasanın 90. Maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması,
Anayasa Mahkemesi kararlarının, devam eden uyuşmazlıklar açısından uygulanacak olması karşısında, hesaplamanın ZMMS Genel Şartları ekindeki hesaplama yöntemine göre yapılamayacağından, bu nedenle öncelikle değer azalması veya değer kaybının belirlenmesinde dikkate alınması gereken ölçütler her olayın somut özelliğine göre değişebilecek ise de aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı, aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı) hususları değer kaybında göz önüne alınmalı,
aracın hasarsız hali ile onarıldıktan sonraki değer arasındaki fark bilirkişi tarafından değerlendirilerek, değer kaybı olup olmadığı belirlenmelidir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 26/05/2022 tarih ve2020/120 E.-2022/1380 K. sayılı ilamı)
Dosya kapsamında alınan .....tarihli bilirkişi raporunda, kazaya karışan yabancı plaka sayılı aracın Türkiye şartlarındaki kaza tarihindeki hasarsız hali ile onarım işlemi gerçekleştirildikten sonraki hali esas alınarak yapılan piyasa araştırması sonucu davaya konu kaza nedeniyle davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı miktarı 121.750,00 TL olarak tespit edilmiştir. Rapordaki bu yönde yapılan tespite karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından itirazda bulunulmuştur.
Mahkememizce Diyarbakır Gümrük Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevaben, davaya konu edilen aracın gümrüklenmiş değerine ilişkin tablo gönderilmiştir. Gönderilen tablo incelendiğinde, aracın tescil belgesinde yazılı hususlar dikkate alınarak, aracın kasko değer listesinde belirtilen güncel fiyatı esas alınarak, aracın gümrüklendirilmiş değeri 5.122.565,28 TL olarak hesaplandığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce bu sefer, davaya konu araçta meydana gelen hasar nedeniyle vergilendirilmemiş miktar üzerinden değer kaybının tespitinin amacıyla bilirkişiden ek rapor alınmıştır. .....tarihli ek bilirkişi raporunda; davaya konu aracın vergisiz rayiç bedelinin tespiti için Diyarbakır Gümrük Müdürlüğü tarafından gönderilen resmi yazıda, davaya konu emsal bir aracın %268,82 vergisi olduğu, tarafınca hazırlanılan .....tarihindeki ek bilirkişi raporunda belirlenilen fiyatlardan vergiler düşürülerek değer kaybı hesabı yapıldığı,
kaza tarihindeki emsal bir aracın vergisiz rayiç bedelinin 1.261.929,94 TL olacağı ve hasarı onarıldıktan sonra kaza tarihindeki rayiç bedelinin ise 1.230.721,19 TL olacağı göz önünde bulundurularak (1.261.929,94 TL – 1.230.721,19 TL) =31.208,75 TL değer kaybı oluştuğu mütalaa edilmiştir. Mahkememizce, değer kaybının tespitine yönelik düzenlenen ek bilirkişi raporunun somut olay yönünden hüküm kurmaya elverişli olduğu kabul edilmiştir.
Davalı sürücü ve işleten ile davalı sigorta şirketi, bilirkişi raporu ile tespit edilen 31.208,75 TL değer kaybından davalı sürücünün %30 kusuruna isabet eden 9.362,62 TL hasar bedelinin ödenmesinden davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Mahkememizce davacının değer kaybı isteminin 9.362,62 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
3-Davacının araç mahrumiyet bedeli istemine yönelik yapılan değerlendirmede;
Davalı sürücü ile işleten, kaza sonrası hasar gören davacıya ait aracın hasarının onarımı aşamasında makul tamir süresi ile sınırlı olmak kaydıyla araç mahrumiyet bedelinin ödenmesinden sorumludur. Dosya kapsamında alınan .....tarihli bilirkişi raporunda, davacıya ait aracın makul onarım süresi 12 gün ve bu süreçte günlük ikame araç bedeli 1.325,00 TL olarak tespit edilmiş ve makul onarım süresi ile günlük ikame araç bedelinin çarpılması sonucu ikame araç bedeli 15.900,00 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkememizce, davalı sürücü ve işletene yöneltilen davacının araç mahrumiyet bedeli isteminin 15.900,00 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Tüm tazminat kalemlerine yönelik faiz başlangıç tarihine ilişkin olarak;
Davacı vekili tarafından, dava dilekçesinin içeriğinde dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine kargo yoluyla başvuru yapıldığına dair beyanda bulunulmuş ise de, dava dilekçesinin ekinde başvuru yazısının bulunmadığı, kargo gönderi evrakı mevcut ise de karfonun teslimine dair de herhangi bir belge sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle davacı taraf dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yaptığını ispatlayamamıştır.
Öte yandan, dava açılmadan önce davacı tarafından dava şartı arabuluculuk kapsamında arabuluculuk bürosuna başvuru yaptığı ve arabuluculuk sürecinin görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığı anlaşılmaktadır.
Gerek 2918 sayılı Kanun'un 97.maddesinde sigorta şirketine dava yöneltilmeden önce sigorta şirketine başvuru yapılmasının zorunlu olması, gerekse 6325 sayılı HUAK'nun 18-A ve 6102 sayılı TTK.'nun 5/a maddeli gereğince dava açılmadan önce sigorta şirketi yönünden arabuluculuğa başvuru yapılmasına yönelik dava şartının alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemine ilişkin olması ve dava açılmadan önce davacı tarafından ararubulucuğa başvuru yapılmakla dava şartının yerini getirildiği kabul edilmiştir.
Öte yandan, davalı sigorta şirketi yönünden dava açılmadan önce temerrüdün gerçekleştiğinin ispatlanamaması nedeniyle davalı sigorta şirketi aleyhine hüküm altına alınan tazminat miktarlarına dava tarihinden itibaren ve talep gibi yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Davalılar sürücü ve işleten yönünden ise, zarara karşılama yükümlülüğü kazanın gerçekleşmesi ile doğmaktadır. Bu nedenle davalılar sürücü ve işleten yönünden faiz başlangıç tarihi kaza tarihidir. Bu halde, davalılar işleten ve sürücü yönünden hüküm altına alınan tazminat miktarlarına dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı tarafından hasar bedeline ilişkin açılan davanın KABULÜNE, 106.879,68 TL hasar bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bu bedele davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan .....tarihinden itibaren, diğer davalılar .....ve .....yönünden ise kaza tarihi olan .....tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
2-Davacı tarafından değer kaybına ilişkin açılan davanın KISMEN KABULÜNE, 9.362,62 TL değer kaybının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bu bedele davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan .....tarihinden itibaren, diğer davalılar .....ve .....yönünden ise kaza tarihi olan .....tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
3-Davacı tarafından araç mahrumiyet bedeline ilişkin açılan davanın KABULÜNE, 4.770,00 TL araç mahrumiyet bedelinin davalılar .....ve .....müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bu bedele kaza tarihi olan .....tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.266,35 TL peşin harçtan, başlangıçta yatırılan 1.028,07 TL peşin harç ile sonradan yatırılan 1.503,00 TL ıslah harcının mahsubu sonucu bakiye kalan 5.735,28 TL harcın; davalı sigorta şirketinin bu bedelin 5.509,19 TL'lik kısmından sorumlu olması kaydıyla, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irad kaydına,
5-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 179,90 TL başvuru harcı ve 1.028,07 TL peşin harç ile sonradan ıslah harcı olarak yatırılan 1.503,00 TL'nın toplamı olan 2.710,97 TL'nın, davalı sigorta şirketinin bu bedelin 2.604,10 TL'lik kısmından sorumlu olması kaydıyla, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından 2.307,25 TL tebligat ve posta gideri ile 4.800,00 TL bilirkişi ücreti ve 2.940,00 TL Adli Tıp Kurumu rapor ücreti olmak üzere sarf edilen toplamda 10.047,25 TL yargılama giderinin, davalılar .....ve .....yönünden kabul/red oranı dikkate alınarak, 8.205,38 TL'lik kısmının, davalı sigorta şirketinin bu bedelin 7.881,96 TL'lik kısmından sorumlu olması kaydıyla, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davanın sadece davalı sigorta şirketi yönünden zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunun, davalı sigorta şirketi yönünden reddedilen kısım bulunmadığının ve arabuluculuk aşamasının görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığının anlaşılmasına göre, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı .....Sigorta Şirketi'den tahsili ile Hazineye irad kaydına,
9-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı
Katip Hakim
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/448, K. 2024/975, 9 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama