KÜNYE
T.C. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1289
- Karar No
- 2025/610
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2025
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 31/10/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
- Gereği düşünüldü
- —
Karar Metni
1.458 kelime·7 dk okuma
Davacı vekili, ..... tarihinde müvekkiline ait .....plaka sayılı araca davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı, .....Gıda Tarım Ve Hayvancılık Taşımacılık Petrol San. Tic. Ltd.
Şti.'ye ait ve .....sevk ve idaresindeki aracın çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağına göre kazanın meydana gelmesinde .....plaka sayılı araç sürücüsü .....tam kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle müvekkiline ait araçta değer kaybı meydana geldiğini, zararın giderilmesi için .....tarihinde davalı sigorta şirketine PTT KEP üzerinden yapılan başvuruya herhangi bir cevap verilmediğini,
arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını ileri sürerek belirsiz alacak davası olarak fazlası saklı şimdilik 10,00 TL değer kaybının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, .....UYAP havale tarihli bedel arttırım dilekçesi ile talep sonucunu 22.160,67 TL'na yükseltmiştir.
Davalı vekili, .....plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde düzenlenen trafik sigorta poliçesi ile .....-.....tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı maddi zararlara ilişkin teminat limitinin kaza tarihi itibari ile araç başına 200.000,00 TL olduğunu, poliçe limitinin bildirilmiş olmasının davayı ve iddiaları kabul anlamına gelmediğini, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, sigorta şirketine başvuru şartının usulüne uygun yerine getirilmediğini, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, kusur durumunun tespiti gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte,
değer kaybının ZMMS genel şartlarına göre hesaplanması gerektiğini, davacının ancak yasal faiz talep edebileceğini beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Taraflarca dosyaya sunulan deliller incelenmiş, sigorta poliçesi, hasar dosyası ve ödemelere dair belgeler ile davacıya ait aracın tramer kayıtları celp edilerek dosya arasına kazandırılmış, davaya konu kaza nedeniyle davacıya ait araçta değer kaybı meydana gelip gelmediğinin tespiti yönünden makine mühendisinden bilirkişi raporu alınmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklı davalı ZMMS sigorta şirketine yöneltilmiş değer kaybı istemine ilişkindir.
.....tarihinde davacıya ait .....plaka sayılı araç ile .....plaka sayılı araç arasında davaya konu trafik kazasının meydana geldiği, .....plaka sayılı aracın davaya konu kazanın meydana geldiği tarihi de kapsar şekilde .....-.....tarihleri arasında geçerli olmak üzere davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS sigorta poliçesinin düzenlendiği, poliçede araç başına maddi tazminat üst limitinin 120.000,00 TL olarak belirlendiği, kaza sonrası davalı sigorta şirketi nezdinde açılan hasar dosyası kapsamında düzenlenen ekspertiz raporuna göre, davacıya ait aracın hasar onarım bedelinin KDV dahil toplam 14.687,60 TL olarak belirlendiği,
davacı tarafça değer kaybının ödenmesi için davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya istinaden herhangi bir ödeme yapılmadığı, dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığı dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin yetkili olup olmadığı, davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olup olmadığı, davaya konu kaza nedeniyle davacıya ait araçta meydana gelen hasara bağlı değer kaybı meydana gelip gelmediği, gelmiş ise miktarı ile faizin türü ve faiz başlangıç tarihine ilişkindir. Davaya konu kazanın mahkememizin yetki sınırları içerisinde gerçekleştiği ve HMK.'nun 16.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin de yetkili olduğu kabul edilmiş ve davalı vekilinin yetki itirazı yerinde görülmeyerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.".
85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”.
85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler gereğince davalı sigorta şirketi, düzenlenen sigorta poliçesi ile sigortalı aracın sürücüsünün kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazalarında üçüncü kişilere verilen zararı, zararın türüne göre poliçede belirtilen teminat üst limiti ile üstlenmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, her ne kadar dosyaya sunulan poliçede araç başına maddi tazminat üst limiti 120.000,00 TL olarak gösterilmiş ise de, kaza 2024 yılında gerçekleşmiş olup, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmeliğin 24/1.maddesinde, bu yönetmelik ile belirlenen teminat tutarlarının yürürlükteki bütün sigorta sözleşmelerine herhangi bir ek prim alınmaksızın uygulanacağı belirtilmiştir. İnternet üzerinden yapılan sorgulamada, araç başı maddi tazminat klozu yönünden .....tarihinden itibaren uygulanacak asgari sigorta teminatının 200.000,00 TL olarak uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. Bu halde, poliçe limitinin 200.000,00 TL olarak uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Kaza sonrası kazaya karışan araç sürücüleri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağı ve kaza yeri krokisi ile tutanakta yer alan sürücü beyanlarından; .....tarihinde saat .....sıralarında sürücüsü .....sevk ve idaresindeki .....plakalı aracı ile seyir halinde iken sağa dönüş yapacağı esnada aracının sağ ön kısımları ile,
sağ şeritte seyir halinde bulunan .....sevk ve idaresindeki .....plakalı sayılı aracın sol yan kısımlarına çarpması sonucu davaya konu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmakla, davaya konu kazada kusur durumunun tespitine yönelik bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmemiş ve davalı sigortalı araç sürücüsü .....sağa dönüş yapacağı esnada dönüş yapacağı şeritteki trafik akımını yeterince kontrol etmeyerek kazaya sebebiyet verdiğinden kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Trafik kazası neticesinde oluşan değer kaybı "gerçek zarar" olduğundan, zarar TBK hükümlerince ve Yargıtay tarafından belirlenen ilkeler çerçevesinde belirlenmelidir.
Anayasa Mahkemesi’nin 17/7/2020 tarihli ve .....E., .....K. sayılı Kararı ile, 2918 Sayılı Yasanın 90. Maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması,
Anayasa Mahkemesi kararlarının, devam eden uyuşmazlıklar açısından uygulanacak olması karşısında, hesaplamanın ZMMS Genel Şartları ekindeki hesaplama yöntemine göre yapılamayacağından, bu nedenle öncelikle değer azalması veya değer kaybının belirlenmesinde dikkate alınması gereken ölçütler her olayın somut özelliğine göre değişebilecek ise de aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı, aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı) hususları değer kaybında göz önüne alınmalı,
aracın hasarsız hali ile onarıldıktan sonraki değer arasındaki fark bilirkişi tarafından değerlendirilerek, değer kaybı olup olmadığı belirlenmelidir. (Ankara BAM 26. H.D.-26/05/2022 tarih,2020/120 E.-2022/1380 K.)
Anılan ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılarak değer kaybının tespitine yönelik makine mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında 22.160,67 TL değer kaybı oluştuğu mütalaa edilmiştir. Düzenlenen rapor, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle mahkememizce benimsenmiştir.
Davadan önce davalı sigorta şirketi tarafından değer kaybına ilişkin davacı tarafa herhangi bir ödeme yapılmadığı dosya kapsamından sabittir. Davalı sigorta şirketi, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında tazminatla yükümlü olup, sürücünün %100 kusurlu olmasına göre bilirkişi raporu ile tespit edilen ve poliçe limiti dahilinde kalan 22.160,67 TL değer kaybının tamamının ödenmesinden sorumludur.
Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan .....UYAP havale tarihli dilekçe ile, davacı tarafa, tespit edilen 22.160,67 TL değer kaybı ile 9.700,00 TL işlemiş faiz, 4.165,00 TL yargılama gideri ve 22.160,67 TL üzerinden tespit edilen brüt vekalet ücretinden stopaj ve KDV tevkifatı yapıldıktan sonra kalan 16.620,50 TL vekalet ücretinin ödendiğini beyan etmiş, davacı vekili de .....tarihli celsede, davalı sigorta şirketi tarafından .....tarihli dilekçe ile beyan edilen ödemelerin alındığını davanın konusuz kaldığını, davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğini,
mevcutta yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını beyan etmiş ve arabuluculuk ücretinden davalının sorumlu tutulmasına karar verilmesini istemiştir.
Bu halde dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiş, davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu ve makine mühendisinden alınan bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak davanın açılmasına davalı sigorta şirketinin sebebiyet verdiği kabul edilerek, harç ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünden davalı tarafça yapılan ödemeler göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.513,79 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta yatırılan 427,60 TL harç ile sonradan yatırılan 379,00 tamamlama harcının mahsubu sonucu bakiye 707,19 TL' nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 427,60 TL peşin harç, sonradan yatırılan 379,00 TL tamamlama harcı ile 70,00 TL tebligat ve posta gideri ve 2.800,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplamda 3.676,60 TL yargılama gideri sarf edilmiş ise de, davalı sigorta şirketi tarafından davacı tarafa yargılama gideri olarak 4.165,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmakla, bu yönde karar verilmesine yer olmadığına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 22.160,67 TL vekalet ücretine hak kazanmış ise de, davalı sigorta şirketi tarafından davacı tarafa stopaj ve KDV tevkifatı yapıldıktan sonra 16.620,50 TL vekalet ücreti ödendiği anlaşılmakla, bu yönde karar verilmesine yer olmadığına,
5-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davanın değeri itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/1289, K. 2025/610, 15 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama