İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/268 K.2024/1043

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2023/268Karar2024/1043Tarih25 Aralık 2024Okuma28 dk · 5.512 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
25 Aralık 2024
Esas no
2023/268 Esas
Karar no
2024/1043
Dava
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
Dava tarihi
22/05/2015
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.512 kelime·28 dk okuma·6 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA/

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/09/2013 tarihinde sürücüsü ... olan ... plakalı aracın, müvekkilinin sürücüsü olduğu motosiklete çarpması sonucu çift taraflı yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, dava konusu trafik kazası nedeniyle müvekkilinin bedensel zarara uğradığını, ... plakalı aracın zorunlu olmasına rağmen trafik sigortası yaptırılmamış olduğunu, bu nedenle HMK m.107 kapsamında olmak üzere müvekkilinin bedensel zararının tespiti ile şimdilik 1.000,00 TL daimi iş göremezlik ve 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

SAVUNMA/

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava öncesi yazılı başvuru şartının yerine getirilmediğini, kazaya sebep olduğu bildirilen aracın zmss poliçesi bulunup bulunmadığı; dava konusu kazadaki kusur oranlarının ve davacının maluliyet oranının tespit edilmesini, ...

Hesabı Yönetmeliği'ne göre motorlu bisikletlerin kullanılmasından ileri gelen zararların hesaptan karşılanamayacak zararlar olduğunu, davacının müterafik kusurlu olması nedeniyle tazminatta indirim yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik taleplerinin teminat kapsamında olmadığını, SGK tarafından davacıya ödeme yapılmış ise ödenecek tazminattan mahsup edilmesini, müvekkili kurumun sorumluluğunun kaza tarihindeki poliçe teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine,vekalet ücreti ve yargılama giderinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

DELİLLER VE GEREKÇE/

Dava, 6098 sayılı TBK m.54'de düzenlenen bedensel zararların tazmini davasıdır.

Davacı vekili, 01/09/2013 tarihinde müvekkilinin sürücüsü olduğu tescilsiz motosiklet ile sürücüsü ... olan ... plakalı araçların çift taraflı kaza yapması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini ve bu nedenle müvekkilinin bedensel zarara uğradığını, ... plakalı aracın zorunlu trafik sigortası yapılması gerektiği halde yapılmamış olması nedeniyle bu aracın işletilmesinden kaynaklanan sorumluluğun sigorta şirketi yerine kaim olmak üzere davalı ... Hesabı'nın sorumluluğunda olması nedeniyle HMK m.107 kapsamında olmak üzere bedensel zararının tespiti ile şimdilik 1.100,00 TL geçici/daimi iş göremezlik tazminatının başvuru tarihinden başlayarak işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Mahkememizin 09/12/2020 tarih... E. ... K.sayılı kararı ile ''Ceza yargılamasının yürütülmüş olduğu ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan keşif neticesinde bilirkişi ...'tan alınan 25/03/2015 havale tarihli bilirkişi raporu ile; dosya kapsamına göre olay.

"Dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ve diğer tutanaklardaki bilgiler ve tanık ifadeleri ve keşif sırasında kazanın meydana geldiği yol incelenmiş ve bu belgeleri göre sürücü ... idaresindeki ... plakalı ... marka hususi otomobili ile ...Lojmanları istikametinden Kemer Köyü istikametine seyri sırasında 10. Kilometrede bulunan keskin viraja geldiğinde karşı yönden gelen ... idaresindeki tescilsiz motosikletin şeridine geçerek kendi aracının sol ön kısmı ile motosikletin sol ön tarafından çarpışmaları neticesi yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir." şeklinde tanımlandıktan sonra,

"Bu kazanın oluşumu ile ilgili olarak dosya kapsamında yapılan incelemede ve keşif sırasında tanık beyanlarında; her iki tarafın da yakınlarının verdiği ifadelerde kazanın kendi şeritlerinde meydana geldiği ve kendilerinin haklı olduğunu beyan etmişler.

Bir diğer ... ise ilk ifadesinde kazayı kendisine ...'in haber verdiğini beyan etmiş, keşif sırasında ise evinin bahçesinden kazayı gördüğünü beyan etse de evinin kaza mahalline 500 metre kadar uzakta olduğu ve bu mesafeden kazayı detaylı yani hangi şeritte olduğunu görmesinin mümkün olmadığı ve ilk ifadesi ile çelişkide olduğundan değerlendirmeye alınmamıştır.

Kazanın olduğu yol satıhında yapılan inceleme neticesinde; sürücü ...'in geliş istikameti incelendiğinde, yolun hafif eğimli gelirken kazanın olduğu noktaya 15 metre kala birden dik eğimli bir şekil aldığı ve sağa keskin viraj olduğu tespit edilmiştir.

Sürücü ... bahse konu aracı ile kazanın olduğu yol kısmına geldiğinde, dik eğimli yolda yukarıdan aşağı doğru seyrettiğinden belli bir hızda olacağı ve yolda yeterli dever olmadığından keskin virajda, sola doğru kaçacağı ve bu nedenle de karşı yönden gelen tescilsiz motosikletin şeridine girerek çarptığı kanaatine varılmış olup.

Bu kazanın oluşumunda ... plakalı hususi otomobil sürücüsü ..., 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda belirtilen sürücü kusurlarından 07 (şeride tecavüz etme) adlı asli kusur işlediğinden, bu kazanın oluşumunda 1. Dereceden asli kusurlu olduğunu; bu kazanın oluşumunda ... ise geliş istikametine göre yol incelendiğinde yolun dik yukarı eğimli ve sola keskin virajlı olduğu.

Bu nedenle bahse konu kısmına geldiğinde yavaşlaması veya viraja hızlı girse bile yolun sola keskin virajlı olması nedeniyle aracının yolun en sağına doğru meyilleneceği tespit edilmiştir. Bu izah edilen nedenlerden dolayı tescilsiz motosiklet sürücüsü ...'in kendi şeridinde gittiği sırada sürücü ... idaresindeki ... plakalı H.

Otosu kendine çarptığı kanaatine varılmış olup bu kazanın oluşumunda tescilsiz motosiklet sürücüsü ...'in bu kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru olmadığı kanaatine varılmıştır." şeklindeki sonuca varılmıştır.

Yine ceza dosyası üzerinden İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan ... sayılı rapor ile; iki ihtimalli rapor hazırlanmak suretiyle çarpma noktasının müşteki sürücü ...'in şeridinde olması durumunda ...'in kusursuz ve ...'in tamamen kusurlu, çarpma noktasının sanık ...'in şeridinde olması durumunda sanık ...'in kusursuz ve müşteki ...'in tamamen kusurlu olduğu tespit edilmiştir.

... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama neticesinde şüpheden sanık yararlanır ilkesi kapsamında sanık ...'in beraatine karar verilmiştir.

Mahkememizce İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan ... tarih - ... sayılı rapor ile; iki ihtimalli rapor hazırlanmak suretiyle çarpma noktasının müşteki sürücü ...'in şeridinde olması durumunda ...'in kusursuz ve ...'in tamamen kusurlu, çarpma noktasının sanık ...'in şeridinde olması durumunda sanık ...'in kusursuz ve müşteki ...'in tamamen kusurlu olduğu tespit edilmiştir.

Ceza yargılamasına ilişkin evrakların incelenmesinde vaki kazada sanık olarak ifadesi alınan ...'in 26/12/2013 tarihli ifadesinde "... Lojmanlarını geçtikten sonra alt kısmında bulunan viraja doğru yaklaştığımda virajın görünmeyen kısmından önüme bir motosiklet savruldu. Benim aracımın ön kaputunun üstünden motosiklet geçti ve benim aracıma da çarptı.

O esnada motosikletin virajda yolun kenarındaki kayaya çarparak savrulduğunu, motosiklette bulunan ... ve ...'in yere düştüklerini gördüm.

Viraja hızlı girdikleri için kontrolü sağlamayıp yol kenarındaki kayaya çarptıklarını söylediler..." şeklinde ifade verdiği, bu ifadeden davacı sürücünün, şayet kendi şeridi açık olmuş olsa idi doğal olarak yoldan çıkmak yerine kendi şeridinde yola devam edecek olduğu, yoldan çıkmasının ise ancak kendi şeridinin kapalı olması halinde mümkün olacağı ve bu nedenle esas itibariyle ... plakalı sürücü ...'in davacı ...'in şeridini ihlal neticesinde kazanın meydana geldiği, davacının sürmekte olduğu motosiklete yolcu olarak binen ...

07/02/2014 tarihli ifadesinde; "... Ben de ağabeyimin arka kısmında oturuyordum. ... istikametinde ilerlerken ... Mevkiine geldiğimi esnada bir anda ...'in kullanmış olduğu araç ile karşı karşıya geldik. Aramızdaki mesafe kısa olduğu için ağabeyim ... kaçamadı ve ...'in kullanmış olduğu araç ile çarpıştık. Çarpışmadan sonra yere düştüm etrafıma baktığımda ağabeyim ...'ın acı çekerek sağ ayağını tuttuğunu gördüm.

Bize çarpan araç sürücüsü kaza sonrasında hemen aracı ile kaza yerinden uzaklaştı. Aradan yaklaşık 15 dakika sonra ... yaya olarak yanımıza geldi. ...'in arabasını elli metre uzaklıktaki dere kenarında gördüm bize anlaşma teklif etti.

Beni olaya hiç karıştırmayın anlaşalım dedi..." şeklindeki ifadenin de bunu kısmen doğruladığı, bundan da önemlisi gerek ceza dosyasında gerekse mahkememiz dosyasında alınmış olan raporların olay yeri görülmeden dosyadaki bilgi ve beyanlara dayanmış olması, buna karşılık ceza yargılaması sırasında yapılan keşiften sonra bilirkişi ...'tan alınan 25/03/2015 havale tarihli bilirkişi raporunun olay yerinde yapılan inceleme ve dinlenen taraf ve tanık anlatımlarına dayanması nedeniyle bu bilirkişinin kusur bakımından varmış olduğu sonuca üstünlük tanınması gerektiği kanaatine varılmıştır.

İstanbul ATK 2. İhtisas Dairesi'nden alınan ... tarih - ... sayılı rapor ile; davacı ...'in kaza tarihinde yürürlükte olan ... tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre daimi maluliyet oranının %70 ve iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 12 ay sürebileceği tespit edilmiştir.

Kazanın 01/09/2013 tarihinde meydana gelmiş olması nedeniyle maluliyet oranının kaza tarihinde yürürlükte olan ... tarih ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre belirlenmesi gerekmekte ise de bu yönetmelik ile sadece Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin sadece Ek-1 bölümünde yer alan hususlarda değişiklik yapması Ek-3 ve diğer cetvellerin,

meslek gruplarını içermemesi nedeniyle 03/08/2013 - 31/05/2015 tarihlere arasında meydana gelen vakıalarda da maluliyet oranının 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre belirlenmesi gerektiğinden (bkz.ATK 2. İhtisas Kurulu ... tarih ve ... sayılı rapor) maluliyet oranının usulüne uygun olarak tespit edilmiş olduğu görülmektedir.

... SGK İl Müdürlüğü Yedieylül SGK Merkezi tarafından gönderilen ... sayılı cevabi yazısından vaki kazadan dolayı davacıya rücuya tabii herhangi bir ödeme yapılmadığı tespit edilmiştir.

Aktüer bilirkişi ...'den alınan 17/02/2020 tarihli bilirkişi raporu ile; davacının geçici iş göremezlikten kaynaklanan zararının 10.072,78 TL, daimi iş göremezlikten kaynaklanan zararının ise 656.416,41 TL olduğu, kaza tarihinde Sigorta Genel Şartları kapsamında bedeni zararlardan dolayı kişi başı 250.000,00 TL sigorta güvencesinin sağlandığı ve davalı ... Hesabı'nın dava tarihinde temerrüte düştüğü tespit edilmiştir.

Raporun incelenmesinde davacının bakiye ömrünün Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda PMF131 tablosuna göre tespit edildiği, yine davacının muhtemel bakiye ömrü nazara alınmak suretiyle ve dosya kapsamıyla davacının başka bir kazancı ispat edilmemiş olduğundan, asgari ücret nazara alınmak suretiyle ve anılan dönemde yürürlükte bulunan Sigorta Genel Şartları'na uygun olarak somut dönem zararı herhangi bir arttırım ve indirim yapılmaksızın soyut dönem zararı ise yine Yargıtay içtihatları doğrultusunda progresif rant formülüne göre hesaplanmış olduğundan raporun Yargıtay uygulaması ve aktüeryal hesap yöntemlerine uygun olduğu görülmektedir.

Davacı vekili 25/02/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat talebini arttırmak suretiyle, 250.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Tüm dosya kapsamı ile alınmış olan kusur, maluliyet ve aktüer bilirkişi raporları denetime açık ve hüküm kurmaya yeterli görüldüğünden davanın kabulü ile, 250.000,00 TL tazminatın 22/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine'' şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.

Davalı vekilinin işbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması sonrası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 16/03/2023 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile ''Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda kaza tespit tutanağında, davacı ...'in kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunun belirtildiği, ...

Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 05/06/2014 tarihli raporda davacının tam kusurlu olduğunun belirtildiği, eldeki dosya kapsamında alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 26/09/2018 tarihli raporunda seçenekli kusur belirtildiği, kaza tespit tutanağı ile bir kısım raporlar arasında çelişki bulunduğu, kusura ilişkin bu çelişkiler giderilmeden; diğer raporlara ve kaza tespit tutanağına değinmekle birlikte çelişkileri giderici mahiyette bulunmayan dolayısıyla da hüküm vermeye elverişli bulunmayan ATK raporuna dayanılarak istinaf incelemesine konu kararın verildiği, anlaşılmıştır.

Oysaki haksız fiil mahiyetindeki trafik kazası sonucu oluştuğu iddia edilen zararların giderilmesi hususunda kazanın oluşumunda kaza taraflarının kusurlarının ne olduğunun tam olarak belirlenmesi esaslı unsurdur. Zira ödeme yapılıp yapılmayacağı, ödeme yapılacaksa miktarı tespit edilecek kusur durumuna göre belirlenecektir. Trafik kazasının gerçekleşmesinde taraf kusurlarının tam olarak belirlenmesi için raporlar arasında ve kaza tespit tutanağı arasında kusur belirlemesi hususunda ki çelişkilerin giderilmesi zorunludur.

Bu durumda ilk derece mahkemesince İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurum ve kuruluşlardan seçilecek, konusunda uzman bilirkişi heyetinden (gerekirse keşif yapılarak) kusura ilişkin yukarıda belirtilen tüm raporlar ile kaza tespit tutanağını irdeleyen, kusura ilişkin alınan raporlar arasındaki çelişkiyi gideren, ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık bir rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile ve raporlar arasındaki açık çelişki giderilmeden yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a/6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına'' şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.

Bozma ilamı sonrası tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede davacının 01/09/2013 tarihinde... tek taraflı yaralanmalı kaza meydana geldiği; motorsikletin kontrol kaybetmesi sonucu kaza meydana geldiği ve davacının hastaneye sevk edildiği ve motor sol tarafında hasar meydana geldiği; kazanın meydana gelmesinde KTK m.52/1-b uyarınca kusurlu olduğu kanaatine varılarak ... 3. Jandarma Trafik Timi tarafından trafik kazası tespit tutanağı tutulduğu; ...

CBS 05/06/2014 tarihli bilirkişi raporunda kazanın oluşumunda davacı sürücünün şerit ihlali yapması nedeniyle KTK m.84/g uyarınca asli kusurlu olduğu; diğer araç sürücüsü ...'in kazada kusurunun olmadığı tespit edilmiştir. ... ASCM ...

Esas sayılı dosyasında mahallinde yapılan keşifte sanık ...'in alınan savunmasında özetle, kendi yolunda 1. Viteste gittiğini, davacının sol ön farına çarptığını beyan ettiği; davacının katılan olarak alınan beyanında özetle, 2. Viteste gittiğini, kafasında kask olmadığını kendi şeridinde olup aracın sol ön farıyla çarpıştığını beyan ettiği keşif sonrasında düzenlenen 25/03/2015 tarihli bilirkişi raporunda ... plakalı aracın kazanın oluşumunda 1. Dereceden asli kusurlu; davacının (sürücüsü olduğu tescilsiz motorsikletin) kazanın oluşumunda kusuru olmadığı tespit edilmiştir.

Ceza dava dosyası kapsamında İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin... sayılı 11/05/2015 tarihli kusur raporunda ihtimalli hesaplama yapılarak 1- çarpma noktasının müşteki sürücü ...'ın şeridinde olması durumunda sanık sürücü ...'ın asli derecede tamamen kusurlu olduğu. 2-çarpma noktasının sanık sürücü Yaşar'ın şeridinde olması durumunda müşteki sürücü ...'ın asli derecede tamamen kusurlu olduğu tespit edilmiştir. ... ASCM ...

Esas sayılı dosyasında hangi tarafın kusurlu olduğu hususunda net, kesin ve şüpheden uzak delil elde edilemediğinden sanık Yaşar hakkında açılan TCK m.89/1 ve m.89/2-b uyarınca CMK m.223/2-e uyarınca sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.

Dava konusu ihtilafın, tarafların vaki kazadaki tazminata esas kusur oranı, davacının tazminata esas maluliyet oranı ve iyileşme süresi ile yoksun kaldığı kazanç itibariyle bedensel zararının tespiti noktalarında toplanmaktadır. Kusur oranı, maluliyet oranı ve iyileşme süresi ile zarar miktarının tespiti konuları hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden 6100 sayılı HMK m. 266 gereği mahkeme, tarafların talebi veya kendiliğinden bilirkişiden rapor alabilir.

Mahkememizin bozma ilamı öncesi alınan İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin ... sayılı 26/09/2018 tarihli kusur raporunda Mevcut bulgulara göre 1. Alternatif durumunda kaza meydana gelmiş ise. Motosiklet sürücüsü ...'in şerit ihlali yaptığı durumunda. A) Sürücü ..., sevk ve idaresindeki otomobiliyle seyir halinde iken yolun karşı yön bölümünden gelip şerit ihlali yaparak seyir şeridine giren motosiklete çarpması olayında atfı kabil kusuru bulunmamaktadır.

B) Davacı sürücü ..., sevk ve idaresindeki motosikleti ile seyir halinde iken yola gereken özeni göstermeyerek hızını virajlı mahal şartlarına uygun bir şekilde azaltmamış, sevk ve idare hatası yaparak yolun karşı yön bölümüne geçerek kendi seyir şeridi üzerinde olan otomobile çarparak kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği anlaşılmakla gerçekleşen kazada asli derecede kusurludur. 2. Alternatif durumunda kaza meydana gelmiş ise.

Otomobil sürücüsü ...'in şerit ihlali yaptığı durumunda. A) Sürücü ..., sevk ve idaresindeki otomobili ile seyir halinde iken yola gereken özeni göstermeyerek hızını virajlı mahal şartlarına uygun bir şekilde azaltmamış, sevk ve idare hatası yaparak yolun karşı yön bölümüne geçerek kendi seyir şeridi üzerinde olan motosiklete çarparak kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği anlaşılmakla gerçekleşen kazada asli derecede kusurludur.

B) Davacı sürücü ..., sevk ve idaresindeki motosikleti seyir halinde iken yolun karşı yön bölümünden gelip şerit ihlali yaparak seyir şeridine giren otomobile çarpması olayında atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. Sonuç olarak 1. Alternatif durumunda A) Sürücü ...'in kusursuz olduğu, B) Davacı sürücü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu.

2. Alternatif durumunda A) Sürücü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu,B) Davacı sürücü ...'in kusursuz olduğu tespit edilmiştir.

SGK'ya yazılan müzekkere cevabında davacıya kaza nedeniyle herhangi bir ödeme yapılmadığı tespit edilmiştir.

İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu'nun ... tarihli ... sayılı raporunda davacı ...'in kaza tarihinde yürürlükte olan ... tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre daimi maluliyet oranının %70 ve iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 12 ay sürebileceği tespit edilmiştir.

Kazanın 01/09/2013 tarihinde meydana gelmiş olması nedeniyle maluliyet oranının kaza tarihinde yürürlükte olan ... tarih ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre belirlenmesi gerekmekte ise de bu yönetmelik ile sadece Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin sadece Ek-1 bölümünde yer alan hususlarda değişiklik yapması Ek-3 ve diğer cetvellerin,

meslek gruplarını içermemesi nedeniyle 03/08/2013 - 31/05/2015 tarihlere arasında meydana gelen vakıalarda da maluliyet oranının 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre belirlenmesi gerektiğinden maluliyet oranının usulüne uygun olarak tespit edilmiş olduğu anlaşılmıştır.

Bozma ilamı sonra dosyanın İstanbul Üniversitesi Trafik Kürsüsünde görevli biri profesör olmak kaydıyla 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdii ile daha önce alınmış olan kusur raporları ve ATK raporu da dikkate alınmak suretiyle raporlar arasındaki çelişki giderilecek şekilde rapor alınmasına karar verildiği;

..., ... ve ...'den alınan 21/11/2023 tarihli bilirkişi raporu ile motosiklet sürücüsü, davacı ...'in hatalı sevk ve idaresinin, birinci (asli) derecede ve % 50 (yüzde elli) oranında etkili olduğunun, dava dışı sürücü ...'in hatalı sevk ve idaresinin de, birinci (asli) derecede ve % 50 (yüzde elli) oranında etkili bulunduğunun kabul edilmesinin uygun olacağı tespit edilmiştir.

Mahkememizin 24/01/2024 tarihli duruşma ara kararı ile BAM bozma ilamında “ilk derece mahkemesince İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurum ve kuruluşlardan seçilecek, konusunda uzman bilirkişi heyetinden (gerekirse keşif yapılarak) kusura ilişkin yukarıda belirtilen tüm raporlar ile kaza tespit tutanağını irdeleyen, kusura ilişkin alınan raporlar arasındaki çelişkiyi gideren, ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık bir rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği” belirtilmekle, dosya kapsamına alınan kaza tespit tutanağında yalnızca davacının kusurlu sayıldığı;

soruşturma dosyasında da aynı şekilde yalnızca davacının kusurlu sayıldığı; keşif yapılarak düzenlenen Asliye Ceza Mahkemesi’nin alınan ilk bilirkişi raporunda , kaza tespit tutanağından farklı olarak ancak aradaki farkın sebebi irdelenmeden davacının kusurlu olmadığının tespit edildiği;

mahkememizce bozma ilamı öncesi alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda iki ihtimalli olarak daima bir tarafın kusursuz olduğu kabul edildiği bozma ilamı sonrası İTÜ heyetinden alınan bilirkişi raporunda somut olaydaki durum yerine “kusurun ilke olarak yarı yarıya bölüştürülmesine” karar verildiği görülmekle bozma ilamında yer alan kaza tespit tutanağını irdeleyen, kusura ilişkin alınan raporlar arasındaki çelişkiyi gideren, ayrıntılı, gerekçeli,

denetime açık bir rapor olmadığı ilkesel olarak hazırlandığının belirtilmesi nedeniyle davacının davaya konu olayda kusur durumunun tespiti için dosyanın ATK Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kuruluna gönderilerek kusur konusunda önceki raporlar da irdelenerek davacının kusur durumunun tespitinin istenilmesine karar verilmiştir.

ATK Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'ndan alınan 06/03/2024 tarihli raporunda tüm dosya kapsamı, alınan beyanlar, bilirkişi raporları ve dava dilekçesi incelendiğinde Mevcut verilere göre;1.Durum. Kazanın, davacı sürücü ...'in şerit ihlali yaptığı sırada meydana geldiğinin kabulü halinde.

A)-Sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobiliyle olay mahalli yolda şeridi içerisinde kalacak şekilde nizami olarak seyir ettiği sırada, kontrolsüz şekilde şeridine giren diğer sürücü idaresindeki araca karşı alabileceği bir önlem bulunmadığından meydana gelen olayda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır.B)-Davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile meskun dışı olay mahallinde seyri sırasında yola gereken dikkatini vermediği,

bu şekilde seyirle olay mahalline geldiğinde sevk ve idare hatası ile karşı istikamet şeridine geçmesi neticesi karşı yönden gelmekte olan diğer sürücü idaresindeki otomobille çarpıştığı olayda asli kusurludur.2.Durum.

Kazanın, sürücü ...'in şerit ihlali yaptığı sırada meydana geldiğinin kabulü halinde;A)-Sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun dışı olay mahallinde seyri sırasında yola gereken dikkatini vermediği, bu şekilde seyirle olay mahalline geldiğinde sevk ve idare hatası ile karşı istikamet şeridine geçmesi neticesi karşı yönden gelmekte olan diğer sürücü idaresindeki motosiklet ile çarpıştığı olayda asli kusurludur.B)-Davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile olay mahalli yolda şeridi içerisinde kalacak şekilde nizami olarak seyir ettiği sırada,

kontrolsüz şekilde şeridine giren diğer sürücü idaresindeki araca karşı alabileceği bir önlem bulunmadığından meydana gelen olayda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. Neticeten 1.Durum. Kazanın, davacı sürücü ...'in şerit ihlali yaptığı sırada meydana geldiğinin kabulü halinde. Sürücü ...'in, kusursuz olduğu, Davacı sürücü ...'in, %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, 2.Durum. Kazanın, sürücü ...'in şerit ihlali yaptığı sırada meydana geldiğinin kabulü halinde.

Sürücü ...'in, %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, Davacı sürücü ...'in, kusursuz olduğu kanaatine varıldığı tespit edilmiştir.

Mahkememizin 03/09/2024 tarihli ara kararı ile dosyanın resen seçilecek yeni bir aktüerya bilirkişisine tevdii ile kusur raporunda yer alan her iki ihtimal yönünden de ayrı ayrı hesaplama yapmak suretiyle kalıcı ve geçici iş göremezlik tazminat miktarının belirlenmesi hususunda rapor alınmasına karar verilmiştir.

Aktüerya bilirkişi 02.12.2024 tarihli bilirkişi raporu ile Davalı Sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı Otomobil kullanım amaçlı aracın, 01.09.2013 kaza tarihinde geçerli bir ZMMS poliçesinin bulunmadığı, kaza tarihi olan 01.09.2013 tarihinde ...

Hesabı kişi başı teminat limitinin 250.00,00.-TL olduğu, davacı Sürücü ...'in sevk ve idaresindeki motosikletin ise tescilsiz olduğu anlaşıldığı,1.Seçenek: Sayın mahkeme tarafından, (1.Durum) Davacı ...'in 01.09.2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ...'in, %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğunun kabulü halinde, Adli Tıp Kurumu'nun tüm %70,0 (yüzdeyetmişvirgülsıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 12 (oniki) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaasına istinaden.

TRH-2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz kullanılmadan progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplama sonucu; davacı ... lehine 0,00.TL maddi tazminat hesaplandığı,2.Seçenek: Sayın mahkeme - tarafından (2.Durum) Davacı ...'in 01.09.2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasında kusursuz olduğu kanaatine oy birliği ile varıldığının kabulü halinde, Adli Tıp Kurumu'nun tüm %70,0 (yüzdeyetmişvirgülsıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 12 (oniki) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaasına istinaden.

TRH-2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz kullanılmadan progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplama sonucu; davacı ... lehine 5.120.000,60.TL maddi tazminat hesaplandığı, Dava dosyasında davacı ... tarafından davalı ... hesabına hasar ihbarı yapılmadığı tespit edilmiştir. Nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davalının dava tarihinde ...

Hesabı'nın temerrüde düşeceği, kazaya karışan aracın kullanım amacının Hususi araç olması nedeniyle hükmedilecek tazminata yasal faiz uygulanması gerektiği. Müterafik kusur indirimi yapılması hususlarında hukuki değerlendirme ve takdir yetkisinin Sayın Mahkemeye ait olduğu tespit edilmiştir.

Bozma ilamı doğrultusunda yapılan değerlendirmede davacının ... 3. Jandarma Trafik Timi tarafından trafik kazası tespit tutanağı tutanağında yer alan kazanın tek taraflı davacının kusurundan kaynaklı kaza olarak yer aldığı ve tutanak mümzilerinin imzalarının bulunduğu anlaşılmıştır. ...

CBS 05/12/2013 tarihli soruşturma defterine kaydedilen müşteki ... tarafından ibraz edilen şikayet dilekçesi içeriğinde 01/09/2013 tarihinde eşi (davacı) ...'ın işe gitmek için motorsikleti ile giderken şikayetçi olduğu Yaşar'ın renault marka aracı ile eşine trafik ihlali yaparak çarptığı ve birkaç seferde ayaklarının üzerinden tekerlek geçirterek sol ayağını üç dört yerinde kırılmasına sebebiyet verdiği;

kaza anında ise çarpan kişinin olayın kapatılmasını ve eşinin sağlık- hastane gibi tüm masraflarını karşılayacağını beyan ettiği halde ...'in katiyyen eşinin tedavisi ile ilgilenmediğini beyan etmesi üzerine soruşturma başlatıldığı anlaşılmıştır. Soruşturma dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda yalnızca dosya içerisinde yer alan kaza raporu dikkate alınarak kusur izafe edildiği anlaşılmıştır. ...

ASCM kapsamında olay yerinde keşif icra edildiği; keşifte katılan davacı ... ile davadışı sanık ...'ın da bulunduğu savunma, beyan ve tanık beyanlarının alınması sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda ... plakalı aracın kazanın oluşumunda 1. Dereceden asli kusurlu;

davacının (sürücüsü olduğu tescilsiz motosikletin) kazanın oluşumunda kusuru olmadığı tespit edilmiş ise de rapor içeriğinde tanık beyanına itibar edilmeden kazanın olduğu yol sathında yapılan inceleme üzerinbe varsayımsal değerlendirme yapıldığı anlaşılmakla İstanbul ATK ...sayılı 11/05/2015 tarihli kusur raporunda ihtimalli hesaplama yapılarak çarpma noktasının davacı- müşteki sürücü ...'ın şeridinde olması ve davadışı sanık sürücü ...'ın şeridinde olması durumunda her iki tarafa da asli derecede tamamen kusurlu olduğu tespiti yapılmıştır.

Mahkememizin bozma ilamı öncesi alınan İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin ... sayılı 26/09/2018 tarihli kusur raporunda da aynı hususların tespit edildiği anlaşılmıştır.

Bozma sonrası alınan İTÜ Trafik Kürsüsü'nde alınan kusur raporunda doğrudan “kusurun ilke olarak yarı yarıya bölüştürülmesine” karar verildiği anlaşılmakla ATK Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'ndan alınan 06/03/2024 tarihli raporu dikkate alınarak davacının ve davadışı sürücü ...'ın gerek ceza dava dosyasında gerek ceza dava dosyası keşif tutanağı içeriği dikkate alındığında taraflardan hangisinin şerit değiştirmek suretiyle iş bu kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği hususu tam ve net olarak tespit edilemediğinden her iki tarafından 1/2 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.

Kaza tespit tutanağının tek taraflı kaza olarak yer alması ve davacının kaza tarihi olan 01/09/2013 tarihinden eşinin şikayetçi olduğu tarihe kadar 05/12/2013 kadar trafik kaza tespit tutanağı dışında delil bulunmadığı; ceza davasında kusur hususunda sanık üzerine izafe edilecek kesin ve net deliller olmadığından beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.

Yargıtay HGK ... Esas ... Karar sayılı ilamında "Türk hukukunda geçerli olan sorumluluk ilkesi “kusur ilkesi” olup, kusur sorumluluğu BK’nın 41. maddesinde ilke olarak düzenlenmiştir. Kusur sorumluluğunda kusur, sorumluluğun kurucu unsuru olduğundan, sorumluluk ancak kusur mevcut olduğu zaman söz konusu olacaktır. Eş söyleyişle kusur yoksa sorumluluk da yoktur (Eren, F.: Karayolları Trafik Kanunu’na Göre Motorlu Araç İşleteninin Akit Dışı Sorumluluğunun Hukuki Niteliği ve Unsurları, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 1987, s. 159).

15. İşletenin hukuki sorumluluğu ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 85. maddesinin birinci fıkrasında; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” ve son fıkrasında “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

16. 2918 sayılı KTK esas itibariyle karayolunda motorlu araçların işletilmesinin sebep olduğu zararlardan motorlu aracı işleteninin tehlike esasına dayanan kusursuz sorumluluğunu düzenlemektedir. Tehlike esasına dayanan bir kusursuz sorumluluk söz konusu olduğundan, tazminatın belirlenmesinde kusurun ağırlık derecesinin tazminatı etkilemesi söz konusu değildir.

Ancak, işletenin ve bağlı olduğu teşebbüs sahibinin munzam (eklenen) kusuru, onun bir mücbir sebebe ya da mağdurun veya üçüncü şahsın ağır kusuruna dayanarak sorumluluktan kurtulmasını engeller. İşletenin fiilinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru da aynı etkiyi yapmaktadır (KTK 86/1). Mağdurun kusuru ise, tazminatın indirilmesine imkân verebilir. Bu durum, hâl ve şartlara göre KTK’nın 86. maddesinin 2. fıkrasına göre hâkim tarafından takdir edilecektir.

Tazminatın şekli ve kapsamı Borçlar Kanunu hükümlerine göre belirlenecektir (Oğuzman, M.K./ Öz, M. T: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 2018, C. II, s. 201, 214).

17. Görüldüğü gibi 2918 sayılı KTK, motorlu araç işleteninin sorumluluğunu düzenlerken, kusur ilkesi dolayısıyla kusur sorumluluğundan vazgeçerek, bunun yerine farklı bir sorumluluk ilkesi getirmiştir. Bu ilke esas itibariyle “sebep ilkesi” veya “sebep sorumluluğu” ilkesidir. Gerçekten de kanun koyucu, 85. maddenin 1. fıkrasında kural olarak sebep sorumluluğu ilkesini kabul etmiş, ancak sebep sorumluluğu için de esas itibariyle tehlike sorumluluğunu öngörmüştür.

Bununla birlikte, Kanun bazı durumlarda tehlike sorumluluğunu tamamlayıcı olarak olağan sebep sorumluluğu ve kusur sorumluluğu ilkelerine de yer vermiştir.

Nitekim, KTK’nın 85. maddesinde; zarar aracın işletilmesinden doğmuşsa, tehlike sorumluluğu, işletilme hâlinde olmayan bir aracın sebep olduğu trafik kazasından doğmuşsa yerine göre olağan sebep sorumluluğu veya kusur sorumluluğu, kazadan sonra yapılan yardım faaliyetinden doğmuşsa olağan sebep sorumluluğu kabul edilmiştir (Eren, s. 159)

18. 2918 sayılı KTK’nın 85. maddenin 1.fıkrasına göre, işleten ve teşebbüs sahibinin, aracın işletilmesinin sebep olduğu zararlardan doğan sorumluluğu, kusur sorumluluğu olmadığı gibi, özen sorumluluğu da değildir. Bu itibarla, işletenin veya teşebbüs sahibinin hiçbir kusuru bulunmasa bile, aracın işletilmesinin sebep olduğu zararları tazmin etmek zorundadırlar.

Sorumluluk kusura dayanmadığı için, kendileri veya eylemlerinden sorumlu oldukları kimseler, ayırt etme gücüne sahip olmasalar da işleten ile teşebbüs sahibi, doğan zarardan sorumludur. KTK’nın 85. maddesinin 1.fıkrası, sorumluluğu, aracın işletilmesine dayanan tehlike sorumluluğu olarak düzenlediğinden, işleten veya teşebbüs sahibi kusurlu olsa bile, kusur ilkesine göre değil, tehlike ilkesine göre sorumlu olurlar.

Bunun nedeni, böyle bir halde işleten ve teşebbüs sahibinin şahsında birden çok sorumluluk sebebinin birleşmesi veya başka bir deyişle çeşitli sorumluluk normlarının çatışmasıdır.

Bu teklik ilkesi, "Özel kanun veya özel kural, genel kanun veya genel kuralın uygulanmasını önler" ilkesine dayanmakta olup, KTK’nın öngördüğü sorumluluk ilkesi, BK’daki kusur sorumluluğu ilkesine oranla özel bir sorumluluk türü olduğundan, tehlike sorumluluğu ile kusur sorumluluğu aynı işletenin veya teşebbüs sahibinin şahsında birleştiğinde, işleten ya da teşebbüs sahibi, tehlike sorumluluğuna tâbi olur.

Teklik ilkesi, fiilî bir sorun olmayıp, hukukî bir sorun olduğundann, hâkimin, bunu re'sen gözetmesi gerekmektedir. Bu nedenle, zarar gören, dava ve iddiasını kusur sorumluluğuna dayandırsa bile, hâkim, tazminat talebinin, dosyadan KTK’ya dayandığını gördüğü anda, bu Kanun’un 85. maddesini uygulamak zorundadır ( Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2018, s. 693,694).

19. İşletenler arasında zarar paylaştırılırken bazı istisnai hallerde kusur durumu tespit edilemeyebilir. Bu durumda kural olarak işletenler eşit olarak sorumlu tutulurlar. Kanunda her ne kadar kusurlar oranında tazminden söz edilmiş ise de; motorlu araçların tehlikelerinin eşitliği varsayımının saklı tutulduğu unutulmamalıdır. Bir aracın daha fazla işletilme tehlikesi gösterdiğini ve bu durumun kazanın meydana gelmesinde daha büyük rol oynadığını iddia eden işleten bunu somut delillerle kanıtlamalıdır (Aşçıoğlu, Ç: Trafik Kazalarında Hukuki Sorumluluk ve Tazminat Davaları, Ankara 1989, s. 80).

20. Eş söyleyişle, öğreti ve uygulamada kabul edilen görüşe göre, işletenlerden hangisinin kusurlu olduğunun kesin olarak tespit edilemediği durumda, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca, zararın işletme tehlikeleri doğrultusunda, tehlikeler eşit varsayıldığından zarar ilke olarak yarı yarıya paylaştırılır.

(Esasen somut olay bakımından böyle bir durumda her iki işleten açısından KTK’nın 57. maddesi ve Karayolu Trafik Yönetmeliğinin 109. maddesinin d bendi de tartışılmalıdır). Ne var ki, bu kuralın uygulanabilmesi için, gerekli araştırma ve incelemelerin yeterli biçimde yapılmasına karşın işletenlerden hangisinin kusurlu olduğunun tespit edilememiş olması koşulunun gerçekleşmesi gerekmektedir.

Yeterli araştırma yapılmasına karşın işletenlerin hangisinin kusurlu olduğu kesin biçimde tespit edilememişse tehlikeler eşit varsayılarak zararın yarı yarıya paylaştırılması gerekir. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 04.04.2007 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında da benimsenmiştir.

21. O hâlde uyuşmazlığın çözümü için öncelikle mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olup olmadığı tespit edilmelidir. 22. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 53. [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 74.] maddesinde düzenlenmiş olup; hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır.

23. 818 sayılı BK’nın “Ceza Hukuku İle Medeni Hukuk Arasında Münasebet” başlıklı 53. maddesinde. “Hâkim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir.

Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hâkimini takyit etmez.” şeklindeki bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir.

Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Başka bir deyişle, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını belirleyen ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.

24. Yargıtayın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Somut olayda, ceza yargılamasında davalı hakkında CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca kesin ve yeterli delil elde edilememesi sebebiyle beraat kararı verilmiş olup, maddi vakıaya yönelik olarak bir tespit yapılmamıştır. Bu nedenle verilen beraat kararının hukuk hâkimini bağlamayacağı hususu her türlü tereddütten uzak biçimde kabul edilmelidir.

25. Eldeki davada her iki taraf da yeşil ışıkta geçtiğini savunmuştur. Somut olay bakımından araç sürücülerinin kazadaki kusur oranının belirlenmesi açısından mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Kaza tespit tutanağının davalının beyanına göre tutulduğu anlaşılmıştır. Keşfe dayalı alınan 09.05.2011 tarihli bilirkişi raporunda davalı ...’in %70, davacı...'ın %30 kusurlu olduğuna karar verilmiş, ...

Adli Tıp Kurumundan alınan 08.10.2011 tarihli raporda ve Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan 09.07.2013 tarihli bilirkişi raporlarında hangi taraf kırmızı ışıkta geçmiş ise onun tamamen kusurlu olacağı belirtilmiştir. Kaza gece vakti olmuştur. Araçların kaza anındaki konumu ve hava durumu ile görüş mesafesinin, kusur durumunun tespiti için bu dosyadaki ve ceza dosyasındaki ve hasar dosyasındaki tüm deliller bir arada değerlendirilmelidir.

Bunun için de tarafların iddia ve savunmalarının tespiti bakımından gerekirse kazanın tarafları da çağırılmak suretiyle, kaza tespit tutanağında yer alan görevliler, tanık ...ve varsa ceza dosyasında bulunan tanıklar ile kazanın meydana geldiği yerde, kaza tarihi ile aynı/ benzer hava şartlarının olduğu gün tespit edilerek kaza ile aynı saatte keşif yapılması, tanıkların imkân dâhilinde kaza mahallinde yapılacak keşifte beyanlarına başvurulması, davacı veya davalıdan kimin kırmızı ışıkta geçtiğinin tespitinin yapılması gerekmektedir.

Bu şekilde yapılacak tüm araştırma ve incelemeye rağmen dosya kapsamındaki delillerden kimin kırmızı ışıkta geçtiği kesin olarak belirlenemiyorsa, bu durumda her iki tarafı da %50 kusurlu kabul edilip, ihbar olunan tarafından sunulan dilekçede belirtilen ödemeye ilişkin sonuçlar da değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir." dikkate alındığında,

Davaya konu kaza kapsamında davacı ve davadışı ...'ın kazanın meydana gelmesinde hangi tarafın şerit değiştirdiği hususu tam olarak belirlenemediğinden ihtimalli kusur raporlarında kusurun yarı yarıya paylaştırılması gerektiği anlaşılmakla mahkememizce de YHGK kararı dikkate alınarak davacının kazanın oluşumunda %50 kusurlu olduğu kabul edilmiştir.

Davacının bozma ilamı öncesi alınan maluliyet raporunda Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre daimi maluliyet oranının %70 ve iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 12 ay sürebileceği tespit edilmekle hüküm tarihine en yakın alınan aktüerya bilirkişi raporunda davacının %100 kusursuz olmasın durumunda 5.120.000,60TL maddi tazminat talep edebileceği hesaplanmakla davacının %50 kusurlu olması nedeniyle 2.560.000, 30 TL davalıdan talep edebileceği anlaşılmıştır.

Davacı ceza dava dosyasında alınan beyanında motoru kullandığı sırada kafasında kask olmadığını beyan etmekle birlikte kaza nedeniyle vücudunda meydana gelen yaralanmanın kafa kısmında meydan gelmediği; sol bacak- ayak kemiklerinde yaralanma oluştuğu anlaşılmakla Yargıtay 4. HD ... Esas ...Karar sayılı ilamı da dikkate alındığında davacının yaralanmasında kasksızlığı nedeniyle zarar artırıcı maluliyet meydana gelmediğinden müterafik kusur indirimi yapılmamıştır.

Kaza tarihi itibariyle davalının araç- kişi başı 250.000,00 TL limit ile sınırlı olması nedeniyle davacının bozma ilamı öncesi bedel artırım dilekçesi dikkate alınarak davacının dava tarihinden önce davalıya başvurulmadığı anlaşılmakla dava tarih itibariyle işleyecek yasal faize hükmedilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Neticeten davanın kabulü ile; 250.000,00 TL tazminatın 22/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın KABULÜ İLE;

250.000,00 TL tazminatın 22/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 17.077,50 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 27,70 TL harç ve 850,12 TL ıslah harcından mahsubu ile noksan 16.199,68 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

3-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

4-Davacı tarafından yatırılan 10.077,45 TL yargılama gideri ile 27,70 TL peşin harç, 850,12 TL ıslah harcı ve 27,70 TL başvurma harcı toplamı 10.982,97 TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

5-Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde kendilerine iadesine,

Dair davacı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 25/12/2024

KATİP

¸e-imzalıdır

HAKİM

¸e-imzalıdır

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/268, K. 2024/1043, 25 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava/
  5. Savunma/
  6. Deliller Ve Gerekçe/
  7. Katip
  8. Hakim
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/268
Karar No
2024/1043
Tarih
25 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/268 K.2024/1169
  • İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/269 K.2024/516
  • İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/269 K.2024/982
  • Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/269 K.2024/1264
  • İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/269 K.2024/285
  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/270 K.2024/1317

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.