KÜNYE
T.C. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Esas no
- 2023/379
- Karar no
- 2024/675
- Dava
- Tazminat (Bankacılık Kanunundan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 02/06/2023
Karar Metni
3.720 kelime·19 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Bankacılık Kanunundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 2003,2004,2005,2006,2007 yılları Banka Genel Kurullarına sunulmak üzere düzenlenen 18/08/2008 tarihli Denetim Kurulu Raporu, BDDK raporu değerlendirilerek, 27/10/2008 tarihli Genel Kurul Kararı ile Bankayı zarara uğratan yönetim kurulu üyeleri aleyhine mali mesuliyet davası açılmasına karar verildiği, esasen konu ile ilgili olarak Bankalar Yeminli Murakıpları ... ve ... tarafından ...
Şirketi nezdinde yapılan inceleme sonucunu ...tarih ve ...sayılı raporlar tanzim edildiği ve BDDK Kuruluna ibraz edildiğinin tespit olunduğu, Bankalar Yeminli Murakıpları tarafından inceleme konusu yapılmış olan teminat mektubunun tazmin edilmesi ile birlikte ... Anonim Şirketi tarafından alacağın tahsili için borçlu ...
Şirketi aleyhine 05/10/2003 tarihli itibarıyla 10.041.917 USD ana para olmak üzere toplam 10.587.131 USD'nin icra harç ve masrafları ile vekalet ücretinin tahsili için ... 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiği, borçlu şirket tarafından takibe itiraz edilerek takibin durduğu, takibe karşı yapılan itirazın iptali için ...
6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, itirazın kısmen kabulüne karar verildiği ve kararın münderecattan geçerek kesinleştiği, söz konusu icra takibinin semeresiz kaldığı, 14/08/2008 tarihinde 37.824.265,38 YTL bedelli aciz belgesi alındığı,
esasen riskin tamamının mevduat rehni ile teminat altına alınmış olması ve mevduat rehinlerinin devam etmiş olması halinde, riskin gerçekleşmesi ile birlikte bankanın mevduat rehinlerinden söz konusu miktarı herhangi bir gecikme ve hak kaybına uğramaksızın teminatların serbest bırakılması nedeniyle alacağın geç alınmasının dahi ...Şirketi için munzam zarar oluşturacağının kuşkusuz olduğu, firmanın herhangi bir mal varlığının olmaması nedeniyle aciz belgesi alındığı, dolayısı ile bankanın zarara uğradığının her türlü izahtan vareste olduğu, iş bu dilekçe konusu alacağın 13/08/2003 tarihi itibarıyla 10.000.000 USD olduğu,
davalılar hakkında söz konusu alacağın 20.000 USD'si için ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından dava açıldığı, 10/11/2015 tarihinde ...Esas ve...Karar sayılı 28/11/2017 tarihli kararıyla kararın onanmasına karar verildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... Esas ve ...
Karar sayılı kararıyla da karar düzeltme taleplerinin reddine karar verilerek kararın kesinleştiği, davalıların Yönetim Kurulu üyesi oldukları şirket aleyhine gerek Kanun ve gerekse de ana sözleşmenin kendilerine yükledikleri vazifeleri gereğince yerine getirmeyerek ve ortaklık menfaatlerine aykırı usulsüz işlemler yaparak görevlerini kötüye kullandıkları, firmaların mevduat hesapları üzerine konulan rehinlerin söz konusu risk devam ederken kaldırıldığı, teminat mektubunun nakde çevrilerek tazmin olduğu, şirket aleyhine yapılan icra takiplerinin semeresiz kalmakla aciz belgesi alındığı ve bu yolla ...
Şirketinin zarara uğradığının denetçi raporları ile sabit olduğu, tüm bu nedenlerden dolayı fazlaya ilişkin hakları ve munzam zarar talep etme hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak üzere.
9.980.000-USD'nin 13/08/2003 tarihinden itibaren işleyecek Genel Kredi Taahhütnamesi hükümleri doğrultusunda ilk ay için döviz bazında aylık %30 gecikme faizi ve takip eden aylar için yıllık %30 üzerinden döviz faizi uygulanmak suretiyle feri haklar ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkili kuruma ödenmesini yargılama, harç ve masrafların davalılara tahmil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap verme süresi geçtikten sonra sunduğu dilekçesinde özetle; davacının tüm iddia ve taleplerine karşı zamanaşımı itirazları olduğunu, 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının tüm iddia ve taleplerine karşı husumet itirazlarının olduğunu, davacı tarafından iddia edilenin aksine, Bankada meydana geldiği iddia edilen zararın eski yönetim kurulu üyesi olan ...’ın kusurlu eylemi neticesinde oluşmadığını, bu nedenle tazmine konu bir borcunun da bulunmadığını, aksine ...'ın da mağdur durumda olduğunu, Bankaya BDDK tarafından ... tarihinde atanan yeni yönetimin ihmali davranışı,
kanunun ve sözleşmelerin kendisine tanıdığı yetkiyi ve hakkı kullanmaması nedeniyle oluşan zarardan ... tarihinde ... tarafından görevden alınan eski yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutularak haklarında davalar açıldığı ve mağdur edildiklerini, bu cihetle davanın reddi gerektiğini, tüm bu nedenlerden ve resen gözetilecek nedenlerle açılan davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davaya konu takibin zaman aşımına uğradığını, davacı tarafından ne zaman ele geçirildiği belirsiz bankanın daha önce 57. hükümet tarafından 14. madde kapsamından çıkarıldığı halde usulsüz el koymalardan kaynaklı hukuki yararı bulunmadığı ve hukuki sorumluluk ve ihmalleri bulunması nedeniyle bir takım isnatlarla yıllarca sadece eski çalışanlara adeta suç isnat edilmeye çalışıldığı, BDDK'nın ...'a atamalarının usulsuz olduğu gibi ...'nin sahiplerinin sahiplik yetkisini kullanmakta idari yönden fon yetkisine haiz olduğunu ve ...'ın Fon'a düşmesinin söz konusu olmadığını, ....'nin dava yetkisi olmadığı,
tüm bu nedenlerden dolayı ve mahkemece resen göz önünde bulundurulacak sebeplerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderleri ve vekil ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., ..., ...'e usulüne uygun davetiye tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmadıkları görüldü.
...13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas,... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası dosya içine celp edilmiştir.
... Şirketi tarafından alacağın tahsili için borçlu ...Şirketi aleyhine 05/10/2003 tarihinde 10.041.917 USD 'si ana para olmak üzere toplam 10.587.131 USD'nin tahsili için ... 6. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiği, borçlu ... Şirketi tarafından takibe itiraz edilmesi üzerine takibe karşı yapılan itirazın iptali için ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, itirazın kısmen kabulüne dair verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği ancak icra takibinin semeresiz kaldığı, 14/08/2008 tarihinde 37.824.265,38 YTL bedelli aciz belgesi alındığı ibraz edilen aciz belgesi örneğinden anlaşılmıştır.
Davalılardan ... süresinde zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Dava, banka yönetim kurulu üyeleri hakkında açılan sorumluluk davasına ilişkin olup davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları ...
A.Ş 'nin yeni yöneticilerinin BDDK'nın ... tarihli kararı ile belirlendiği, banka zararının temlik sözleşmesi ile...'ye devredildiği , 5411 sayılı Kanun’un 132. maddesine göre Fon tarafından temlik alınan banka zararının "fon alacağı" hâline geldiği, 5411 sayılı Kanun’un 141. maddesinde bu kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin yirmi yıl olacağının düzenlendiği, zamanaşımı süresinin;
davalıların görev yaptıkları dönemde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK 309.maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi ile uzamış ceza zamanaşımı süresi dolmadan yani davalılar yönünden kazanılmış bir hak doğmadan 5411 sayılı Kanun ile 20 yıl olarak düzenlendiği, bankayı zararlandırıcı kararın 07/07/2003 tarihli yönetim kurulu kararı olduğunun iddia edildiği dolayısıyla dava tarihi olan 02.06.2023 tarihinde 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde
Dava, ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ...K. sayılı kararına konu zararın bakiye kısmının banka yöneticisi davalılardan tahsili istemine ilişkin ek davadır.
Davacı, ... A.Ş tarafından dava dışı ... A.Ş lehine düzenlenen gayrinakdi kredinin ( teminat mektubunun) teminatı olarak alınan mevduat rehinlerinin gayrinakdi risk devam ederken 07/07/2003 tarihli yönetim kurulu kararı ile bankacılık mevzuatına aykırı olarak kaldırıldığını, mevduat rehinlerinin kaldırılmasına ilişkin kararda imzası bulunan davalıların eylemi ile oluşan banka zararından davalıların sorumlu olduklarını, zararla ilgili daha önce açılan kısmi davanın ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... K. sayılı kararı ile kesinleştiğini iddia etmiştir.
Davalıların 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 9.maddesi ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 3.maddesi çerçevesinde banka yöneticisi olarak görev yaptıkları dönemde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 336. ve devamı maddeleri gereğince yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan bahsedilebilmesi için bazı koşulların gerçekleşmiş olması gerekir. Bu koşullar, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağıdır.
Yönetim kurulu üyelerine kanun veya esas sözleşme ile bir takım görevler verilmektedir. Bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğunda hukuka aykırılık şartı, kanuna veya esas sözleşmeye aykırı bir davranış olarak ifade edilmektedir. 6762 sayılı TTK’nın 336/1. maddesinde 1. ilâ 5. bentleri arasında yönetim kurulu üyelerinin hangi hâllerde sorumlu olacakları belirtilmiştir. Anılan maddenin ilk dört bendinde belirtilen hâller tadadi mahiyette.
5. bent ise ilk dört bendi de kapsayacak şekilde genel mahiyet arz etmektedir. Bu maddenin 5. bendine göre. “Gerek kanunun gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasten veya ihmal neticesi olarak yapılmaması” yönetim kurulu üyelerinin müteselsilen sorumluluğunu gerektirmektedir. Buradaki davranış, müspet bir davranış olan yapma fiili olabileceği gibi, pasif bir davranış olan yapmama fiili de olabilir.
Bu itibarla kanuna veya esas sözleşmeye aykırılık yoksa zarar meydana gelse dahi yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan bahsedilemeyecektir.
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin olarak müteselsil sorumluluk ilkesi kabul edilmiştir. Ancak 6762 sayılı TTK’nın 336/2. maddesi gereğince yönetim kurulunun vazifelerinden biri 6762 sayılı TTK’nın 319. maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinden birine veya ortak olmayan bir murahhas müdüre bırakılmışsa, bu durumda sorumluluk sadece o kişiye ait olacaktır.
Her ne sebepten kaynaklanırsa kaynaklansın, sorumluluk davalarının vazgeçilmez koşulu ortada bir “zararın” olmasıdır. Başka bir deyişle bir kimsenin hukuka aykırı davranışı nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için bu davranışının başkasına zarar vermesi gerekmektedir; zarar meydana gelmemiş ise sorumluluk söz konusu olamaz. Yönetim kurulu üyesinin şirkete, ortaklara ve alacaklılara verdiği zarar, kanuna veya esas sözleşmeye aykırı bir davranışın sonucu olabilir.
Bu bağlamda, zarar veren yöneticinin kendisine bir çıkar sağlayıp sağlamaması veya çıkar sağlamak istemesinin bir önemi yoktur. Ortada bir zarar yoksa yönetim kurulu üyesi hukuka aykırı davranmış olsa dahi, aleyhine sorumluluk davası açılması söz konusu olamaz.
Zarar, kişinin iradesi dışında malvarlığında meydana gelen azalma olarak nitelendirilebilir. Zarar kavramı öğreti ve uygulamada dar ve geniş olmak üzere iki anlamda kullanılmaktadır. Dar anlamda zarar, sadece maddi zararı kapsarken; geniş anlamda zarar ise, maddi zararın yanında manevi zararı da kapsamaktadır (Tandoğan, Haluk: Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara 1961, s. 63).
Maddi zarar, zarar görenin zarar verici olaydan sonra malvarlığının gösterdiği durum ile bu olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki fark olarak nitelendirilebilir. Şirketin, ortakların ve alacaklıların zararı, malvarlığının mevcut durumunda fiili bir azalma olarak ortaya çıkabileceği gibi, olayların normal akışına, genel hayat tecrübelerine göre malvarlığında meydana gelebilecek artışın zarar verici davranış nedeniyle kısmen veya tamamen önlenmesi suretiyle kârdan yoksunluk şeklinde de ortaya çıkabilir. Yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davalarında her iki maddi zarar türü de talep edilebilir.
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan bahsedilebilmesi için bir diğer koşul da illiyet bağıdır. Sorumluluk, ister sözleşme dışı sorumluluğa, ister sözleşmesel sorumluluğa, ister kusur sorumluluğuna isterse kusursuz sorumluluğuna dayansın, illiyet bağının varlığı sorumluluk için zorunlu unsurdur. Öğretide ve uygulamada hukuki illiyete ilişkin olarak “uygun illiyet teorisi” benimsenmiştir. Buna göre, yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı davranışlarından doğan zararın tazmini için, zarar ile hukuka aykırı davranış arasında uygun illiyet bağı bulunmalı; böylece hukuka aykırı davranışın olayların normal akışına, genel hayat tecrübelerine göre somut olayda gerçekleşen türden bir zararı meydana getirmeye mahiyeti itibarıyla elverişli olmalıdır.
6762 sayılı TTK’da yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, esas itibarıyla kusurlu sorumluluk ilkesine göre düzenlenmiştir. Bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulabilmesi için kusurlu bir eylem ya da işlemin kendilerine izafe edilmesi gerekmektedir.
Ancak 6762 sayılı TTK’nın 338. maddesi bir kusur karinesi öngörerek yönetim kurulu üyelerinin şirkete verdikleri zarardan dolayı kusurlu olduklarını kabul etmiş; zarardan sorumlu tutulan yönetim kurulu üyelerinin kusursuzluklarını ispatlamak suretiyle sorumluluktan kurtulabilecekleri düzenlenmiştir. Kusursuzluğun ispatı genel hükümlere tabi olmakla birlikte 6762 sayılı TTK’nın 338. maddesi bu konuda bazı özel ölçüler vermiştir. Anılan madde.
“Yukarıki maddeler gereğince müteselsil mesuliyeti mucib olan muamelelerde bir kusuru olmadığını ispat eden aza mesul olmaz; hususiyle bu muamelelere muhalif rey vermiş olup keyfiyeti müzakere zaptına yazdırmakla beraber murakıplara hemen yazılı olarak bildiren veyahut mazeretine binaen o muamelenin müzakeresinde hazır bulunmayan aza dahi mesul değildir” hükmünü haizdir.
Bu durumda yönetim kurulu toplantısına katılarak alınan karara muhalif kalan üyelerin kusursuz sayılabilmesi için, durumu müzakere zaptına yazdırıp denetçilere yazılı olarak derhal bildirmesi gerekmektedir. Toplantıya katılmayan üyelerin ise kabul edilebilir bir mazerete dayalı olarak toplantıya katılmamaları hâlinde kusursuz sayılacağı kabul edilmektedir.
Bu madde ile konulan esaslar sınırlayıcı olmamakla birlikte; yönetim kurulu üyesi kusursuzluğunu başka şekilde de ispat imkânına sahiptir.
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunda kusurun ölçüsünün tespiti bakımından yönetim kurulu üyelerinin özen borcunu düzenleyen 6762 sayılı TTK’nın 320. maddesinin atıf yaptığı ve adi şirket ortağının özen borcunu düzenleyen 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı BK) 528/2. maddesine bakılması gerekir. Anılan madde, şirket işlerini ücretle gören ortağın özen borcunun vekilin özen borcu hususundaki hükümlere tabi olduğunu düzenlemektedir. Vekilin özen borcunun düzenlendiği 818 sayılı BK’nın 390. maddesi ise işçinin sorumluluğuna ilişkin aynı kanunun 321. maddesine atıf yapmaktadır. Buna göre 818 sayılı BK’nın 321. maddesi esas itibariyle objektif bir özen ölçüsü aramakla beraber bir yandan da bazı sübjektif unsurlara önem atfetmektedir.
Bu durumda 6762 sayılı TTK’nın 320. maddesi, yönetim kurulu üyelerinin ücret alıp almadıkları ayrımı yapmaksızın 818 sayılı BK’nın 528/2. maddesine atıf yaptığı için yönetim kurulu üyelerinin özen borcu için ücret alıp almadıklarına bakılmaksızın aynı hususların benimsenmesi gereklidir.
Buna göre yönetim kurulu üyelerinin özen borcunun belirlenmesinde ölçü, ortalama bilgi ve yeteneğe sahip bir yöneticinin aynı şartlar altında seçeceği hareket tarzına uygun davranan bir yönetim kurulu üyesinin kendinden beklenen özeni göstermesidir (Doğanay, İsmail: Türk Ticaret Hukuku Şerhi, İstanbul, 2004, s. 949). Özen ölçüsü aynı nitelikteki anonim şirket yöneticileri için aynıdır.
Aynı nitelik ve büyüklükteki bir anonim şirket yöneticisinin aynı somut olayda göstermesi gereken özeni göstermeyen yönetim kurulu üyesi hem davranışlarında kusurlu sayılır hem de özen borcunu ihlal etmiş olur (Poroy, Reha/ Tekinalp, Ünal/ Çamoğlu, Ersin: Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İstanbul 2010, s. 297).Denetim kurulu üyeleri de kanun ve esas sözleşme ile kendilerine yüklenen görevleri gereği gibi yapmak zorundadırlar. Bu husus 6762 sayılı TTK’nın 359. maddesinde.
“Murakıplar, kanun veya esas mukavele ile kendilerine yükletilen vazifelerini hiç veya gereği gibi yapmamalarından doğan zararlardan dolayı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe müteselsilen mesuldürler. Bu mesuliyet hakkında 309 ve 341 inci maddeler hükümleri tatbik olunur.” şeklinde belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere denetim kurulu üyelerinin sorumluluğu mahiyeti itibariyle yönetim kurulu üyeleri hakkında 6762 sayılı TTK’nın 336/1. maddesinin 5. bendinde yer alan, gerek kanunun gerek esas sözleşmenin kendilerine yüklediği vazifelerin kasten veya ihmal sonucu yapılmaması hâlinde doğan sorumluluğun aynıdır.
Denetim kurulu üyeleri de tıpkı yönetim kurulu üyeleri gibi, kanun veya esas sözleşme ile kendilerine yükletilen bir vazifeyi ihmal ederlerse, bu hususta kusursuz olduklarını ispat etmedikçe sorumluluktan kurtulamazlar.
...Tic. AŞ lehine düzenlenen teminat mektubunun riski devam ederken ... A.Ş yönetim kurulu üyesi olan davalılar tarafından alınan 07/07/2003 tarihli kararla teminat mektubunun teminatı olarak alınan mevduat rehinlerinin kaldırılmasına karar verildiği, yönetim kurulu kararından kısa süre sonra 13.08.2003 tarihinde ...Tic. AŞ lehine düzenlenen ve Başbakanlık Özelleştirme İdaresine verilen 10.000.000 USD tutarlı teminat mektubunun tazmin edildiği anlaşılmıştır.
BDDK'nın ... tarihli kararı gereği yeni yönetim kurulu belirlenen ... A.Ş tarafından 08/08/2018 tarihli temlik sözleşmesi ile ... 'na temlik edilen banka zararının 20.000 USD'lik kısmının ... 13. ATM'nin ... Esas sayılı dosyasında davalılardan tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya içine celp edilen ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.02.2006 tarih ... Esas ... K.sayılı kararı ile davalılar ... ve ... hakkında "... olay tarihinde sanık ...’nun banka yönetim kurulu başkanı, sanık ...’ın ise banka genel müdürü olarak görev yaptıkları sırada, ... AŞ.deki kamu paylarının özelleştirilmesi ihalesi için ...Tic.
AŞ lehine Başbakanlık Özelleştirme İdaresine verilen 10 milyon USD karşılığı 14.060.730.YTL olan teminat mektubunu oluşturan mevduat rehninin 07.07.2003 ve 28/A-3 sayılı banka yönetim kurulu kararı ile çözülmesi suretiyle bu bedelin bankanın ... yönetimine geçmesinden sonra teminat mektubunun verildiği Başbakanlık Özelleştirme İdaresince yapılan başvuru üzerine ... tarafından ödendiği ve bu bedelin bankanın zararı olarak Türk toplumunun üzerine yıkılması sonucunu doğurduğu,
böylece sanıkların banka dışı 3. kişi olan ...Ticaret A.Ş. lehine ve onun varlığında artış meydana getirecek şekilde “Adiyen Zimmet” suçunu işledikleri..." gerekçesi ile mahkumiyetlerine karar verildiği yine davalılar ..., ..., ... haklarında "... ..., ..., ... ve ...’ın banka yönetim kurulu üyesi, sanık ...’ün banka krediler müdürü, sanık ...’ın ise lehine teminat mektubu verilen ...
A.Ş. hissedar ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları sırada; ...AŞ.deki kamu paylarının özelleştirilmesi ihalesi için... Tic.
AŞ lehine Başbakanlık Özelleştirme İdaresine verilen 10 milyon USD karşılığı 14.060.730.YTL olan teminat mektubunu oluşturan mevduat rehninin 07.07.2003 ve 28/A-3 sayılı banka yönetim kurulu kararı ile çözülmesi suretiyle bu bedelin bankanın ... yönetimine geçmesinden sonra teminat mektubunun verildiği Başbakanlık Özelleştirme İdaresince yapılan başvuru üzerine ... tarafından ödendiği ve bu bedelin bankanın zararı olarak Türk toplumunun üzerine yıkılması sonucunu doğurduğu,
böylece sanıkların banka dışı 3.kişi olan ...A.Ş. lehine ve onun varlığında artış meydana getirecek şekilde “Adiyen Zimmet” suçunu işledikleri ... " gerekçesi ile mahkumiyetlerine karar verildiği, davalılar yönünden kararın Yargıtay 7. Ceza Dairesi ... E. ... K.sayılı 22.06.2011 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiği, dava dışı sanık yönünden kararın bozulduğu anlaşılmıştır.
İşbu dava konusu zararla ( gecikme faizi ve munzam zarar dahil) ilgili kısmi dava olarak ikame edilen ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/11/2015 tarih... Esas ... K sayılı kararında, 02.10.2014 tarihli bilirkişi raporu ile ; kredinin ve banka zararının tahsil edilemediğine dair icra dosyaları, ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.02.2006 tarih ... Esas ...
K.sayılı kesinleşmiş mahkumiyet kararı dikkate alınarak gecikme faizi ve munzam zarar dahil banka zararının 2.352.643,83 USD olduğunun tespit edildiği, davacının talebiyle bağlı kalınarak 20.000 USD maddi tazminatın 13.08.2003 tazmin tarihinden itibaren 3095 Sayılı YAsa'nın 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsinden yabancı para alacaklarına uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır.
Alacağını davacıya temlik eden ... A.Ş ile dava dışı kredi lehtarı ...Tic. A.Ş. arasında 1 adet 10.000.000 USD tutarında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, sözleşmede başkaca bir herhangi bir şirketin veya Uzan grubu şirketlerin kefaletini n bulunmadığı, ....
A.Ş.'nin 28/01/2003 tarihinde 500.000 TL sermaye ile kurulduğu, şirket ortaklarının ... soyisimli şahıslar olup şirketin kaydi değerlerine göre borca batık durumda olduğu, bu yapıdaki şirketlere kredi açılmasının yasal olarak olanaklı bulunmadığı ancak ...
A.Ş tarafından anılan şirkete kredi açılıp teminat mektubu verildiği, ...'nın kredi reytinginin bulunmadığı buna rağmen 31/03/2003 tarih ve 200 nolu yazıyla ... lehine kredi teklifinde bulunulduğu ve 18.000.000 TL kredi teminatı alınmak kaydıyla kredi teklifinin kabul edildiği ve 31/03/2003 tarihi itibariyle kredi miktarının USD'ye dönüşümlü olarak 10.000.000 USD olarak teminat mektubunun verilmesi doğrultusunda onaylandığı ve mektubun Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na sunulduğu ve bu kredinin teminatı olarak alınan mevduat rehni blokajlarının serbest bırakılmasına karar verilmekle,
ki bu karar banka yönetim kurulunun 07/07/2003 tarihli onayı ile verilmekle, kredinin teminat yönünden açık krediye dönüştüğü ve teminat mektubunun 13/08/2003 tarih ve 6472 sayılı dekontla tazmin edildiği , davacı banka zararının bu şekilde oluştuğu anlaşılmaktadır.
Davalıların bu eylem sırasında banka yönetim kurulu üyesi oldukları ve krediyi mevduat rehni teminatı karşılığında kullandırmak kaydıyla onayladıkları ancak yine banka yönetim kurulunun ... tarih ... nolu kararıyla daha önce tesis edilen mevduat rehinlerinin serbest bırakıldığı dolayısıyla yönetici davalıların eylemlerinin banka kredi mevzuatına (krediler yönetmeliği vs) aykırı olduğu gibi ayrıca TTK'nun 309, 336, 337. Maddeleri vd. Maddeleri ile 4389 Sayılı Bankalar Kanunun 22/3. Maddesi, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160.maddesine göre de kusurlu oldukları anlaşılmaktadır.
Her dava, kural olarak tespit ve eda olmak üzere iki kısımdan oluşur. Davanın kısmi nitelikte olması hâlinde önceden açılan davada kesinleşen ilamın tespit kısmı, kalan kısım hakkında açılan ikinci davanın tespit kısmı için kesin hüküm oluşturur ve kuşkusuz bağlayıcıdır.
Öğreti ve yargısal uygulamada; kısmi davanın ret ile sonuçlanması hâlinde tüm alacak hakkında kesin hüküm oluşacağı kısmi dava kısmen kabul kısmen ret ile sonuçlanırsa her iki bölüm yönünden de kesin hüküm oluşacağı, kısmi dava tümüyle kabul edilirse de kararın tespit bölümünün açılan ek dava için kesin hüküm oluşturacağı kabul edilmiştir. Eş söyleyişle; kısmi dava sonunda davalının borcu ödemeye mahkûm edilmesi veya kısmi davanın tamamen veya kısmen reddine karar verilmiş olması hâlinde taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı ya da yokluğu da tespit edilmiş olur ki bu tespit zorunlu olarak borç ilişkisinin tümünü kapsar. Bu nedenle kısmi dava sonunda verilen ve kesinleşen kararın tespite ilişkin bölümü sonradan açılan ek dava için kesin hüküm oluşturur.
Kısacası ikinci davaya bakan mahkeme, kısmi davanın davalının sorumluluğuna ilişkin bu tespit bölümüyle bağlıdır. Burada davalının haksızlığı olgusu artık tartışılamaz hâle gelmiştir. Zira kesin hüküm bulunan bir konuda mahkemenin bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme konusu yapmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu yön kamu düzenine ilişkin olup mahkemeler ve Yargıtayca doğrudan doğruya (re’sen) göz önünde tutulmalıdır .Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.03.2015 tarihli ve ... E., ...K.; 10.06.2020 tarihli ve ... E., ...K. sayılı kararlarında da açıkça vurgulanmıştır.
Kısmi davada alınan ve kesinleşen hükmün dayanağını teşkil eden bilirkişi raporunun kısmi dava tutarını aşan bölümünün açılan ek davada mahkemeyi bağlayacak nitelikte bir kesin delil mahiyetinde olup olmadığı konusunda da kısaca açıklama yapılmalıdır. Kural olarak, kısmi davada alınan bilirkişi raporlarının açılan ek dava yönünden kesin delil olmayacağı gerek öğretide gerek yargısal uygulamada kabul edilmiştir.
Ne var ki, kısmi davada kesinleşen hükme esas alınan rapor tümüyle inceleme ve itiraz konusu yapılıp, tüm yargısal denetim yollarından geçerek toplam alacak miktarını ortaya koyacak şekilde kesinleşmiş ve taraflar yönünden yargısal denetim yolları tüketilerek usulü kazanılmış haklar gerçekleşmişse kesin delil olarak değerlendirilmesi gerekeceği de ortadadır.
Bu nedenledir ki, bilirkişi raporlarının takdiri delil oldukları kural ise de somut olay özelliklerine göre kesin delil niteliği alabilecekleri de göz ardı edilmemelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava dışı ...'ın hakim hissedarı olduğu ... AŞ yönetiminin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 03.07.2003 tarihi itibarı ile değiştirilmesi sonrasında, dava konusu olan ve aynı gruba ait ... AŞ tarafından 31.03.2003 tarihinde yine grup firmalarından olan ... AŞ'nin kamu paylarının satış ihalesine girmek amacı ile kurulan ...
AŞ lehine, 10.000.000 USD miktarlı teminat mektubunu düzenlendiği ve teminat olarak mevduat rehni alındığı, ... AŞ'deki kamu paylarının satış ihalesinin ...
AŞ'de kaldığı ve ihalenin diğer şartlarının yerine getirilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davalıların aralarında bulunduğu Yönetim Kurulu Kararı ile mevduat rehninin kaldırıldığı, mevduat rehninin kaldırılmasından kısa süre sonra mektubun tazmin edildiği ve 13.08.2003 tarihi itibarı ile bankanın, 10.000.000 USD tutarında zarara uğratılarak ...AŞ'ne haksız menfaat sağlandığı, 10.000.000 USD mektup bedelinin ödenmiş olması sebebi ile bankanın uğradığı munzam zararın ...
13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/11/2015 tarih... Esas ... K sayılı kesinleşmiş kararında belirtildiği üzere 2.352.643,83 USD olduğu , banka zararının 20.000 USD 'lik kısmı yönünden açılan kısmi davanın kesinleştiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.03.2015 tarihli ve ... E., ... K.. 10.06.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararlarında da açıkça belirtildiği üzere işbu ek davada mahkememizin, ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/11/2015 tarih...Esas ...
K sayılı kesinleşmiş kararında tespit edilen sorumluluk esasları ile bağlı olduğu yine mahkememizin davalıların bankayı uğrattıkları zarar konusunda ...
13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/11/2015 tarih ...Esas ...K sayılı kesinleşmiş kararına dayanak 02.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen 2.352.643,83 USD zarar miktarı ile bağlı olduğu, anılan mahkemece hükmedilen 20.000 USD'nin mahsubu sonrası bakiye 2.332.643,83 USD zararın 13/08/2003 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,
2.332.643,83 USD'nin 13/08/2003 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir.
BAŞKAN ... ÜYE ... ÜYE ... KATİP ...
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/379, K. 2024/675, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama