KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/380
- Karar No
- 2024/799
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
Karar Metni
1.263 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/380 Esas
KARAR NO: 2024/799
DAVA
Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 26/05/2023
KARAR TARİHİ: 17/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin --------- ilinde telefon ve aksuar alım-satım işini yaptığını, müvekkilinin --------- model telefonu müşteriye göndermek için -------- --------- Şubesine teslim ettiğini ancak telefonun sahte kimlik verilmek suretiyle müşteri dışında başka bir şahıs tarafından teslim alındığını, davalı şirket aleyhine ---------- Es.
Sayılı dosya ile telefonun satış bedeli olan 11.750 TL maddi ve 1.000 TL manevi tazminat davası açtıklarını, mahkemece yapılan yargılama sonunda maddi tazminat taleplerinin kabul edildiğini, işbu ilama konu alacağın tahsil için davalı aleyhine ---------- İcra Müdürlüğünün ---------- Es.
Sayılı dosya ile başlattıkları icra takibi sonucu maddi zararları olan 11.750,00 TL'lik tutar ödeme tarihinde 14.705,21 TL olarak borçlu şirket tarafından ödendiğini, ancak haksız fiilin gerçekleştiği 2020 yılından bu güne döviz kurlarındaki %300'ü aşkın oranda artış ve yüksek enflasyon sebebiyle büyük farklar oluştuğunu iddia ile müvekkiline yapılan ödemenin müvekkilinin gerçek zararını karşılamadığını iddia ile bilirkişi incelemesi sonucu belirlenecek alacak değerinin tam ve kesin olarak belirlendiği aşamada artırmak üzere şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, zamanaşımına uğrayan taleplerinin reddi gerektiğini, munzam zarar, para borçlarında ve borçlunun temerrüde düşmesi halinde talep edilebilmekte olup dava konusu olayda munzam zararın şartlarının mevcut olmadığını, müvekkili şirketin gereken özeni göstermesine rağmen iğfal kabiliyetine haiz sahte kimlik ile yanıltılmaktan kaçınamayacak durumda olduğunu, dava konusu olayda müvekkil şirketin edimlerini yerine getirememesinde kusuru bulunmadığını, kabul manasına gelmemek kaydıyla gönderi,
alıcısı dışında 3. bir kişiye teslim edilmişse gönderiye ilişkin bilgileri 3. kişiyle paylaşan davacının söz konusu olayda müterafik kusuru bulunduğunu, gönderen, gönderinin içeriğinin ne olduğunu beyan etmek ve buna ilişkin belgeleri taşıyıcıya teslim etmekle mükellef olduğunu, "gönderen sorumluluğu" olarak kargo aracılığı ile telefon taşıtılıyorsa cep telefonu taşıttırıldığına dair müvekkil şirkete bilgilendirme yapılması ve telefonun özel taşıma standartlarında ve gönderene sorumluluk belgesi imzalatılarak taşıtılması gerektiğini,
davacı gönderi içeriğinin ne olduğunu beyan etmek ve buna ilişkin belgeleri taşıyıcıya teslim etmekle mükellef olup dava konusu gönderinin "standart kargo" olarak taşıması yapıldığından özel taşıma standartlarında ve gönderene sorumluluk belgesi imzalatılarak taşınması mümkün olmadığını, gönderinin özel taşıma standartlarında taşınmamasında müvekkil şirketin kusurunun bulunmadığını, kabul manasına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin iddia konusu gönderinin güncel değeri üzerinden ya da iddia konusu telefon markasının en son modelinin güncel değeri üzerinden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu,
müvekkil şirketin kâr kaybı gibi bedellerden sorumlu tutulması için ağır kusurlu bulunması gerekmekte olup iğfal kabiliyetini haiz sahte kimlikle teslim alınan gönderilerin zayi olmasında müvekkil şirketin ağır kusurundan söz edilemeyeceğini savunarak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle kargo taşıması nedeniyle uğranılan munzam zararın tazminine ilişkindir. Usulünce duruşma açılarak; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip ihtilaflı ve ihtilafsız konular ön inceleme duruşmasında resen belirlenerek uyuşmazlığın çözümü doğrultusunda tarafların tüm delilleri tahkikat duruşmalarında toplanıp bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.--------- İcra Müdürlüğünün ----------- Es.
Sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilip incelenmiştir.---------Sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilip incelenmiştir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın, davacının munzam zararının bulunup bulunmadığı ve miktarı hususlarında tarafların anlaşamadıkları şeklinde olduğu anlaşılmıştır.Tarafların delilleri toplanmış, dosya Elektronik Mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek uyuşmazlık konusunda rapor alınmıştır.Mahkememizce benimsenen usul ve yasaya uygun bilirkişi raporunda özetle.
Davaya konu ---------- marka model ürünün kargoya verildiği tarih itibariyle son model ürün olduğu, mevcut piyasa koşullarında ise işbu ürüne denk olarak son modelin---------- olduğu bahisle davacının tüccar sıfatıyla işbu üründen elde edeceği kardan mahrum kaldığına dair iddiası yer aldığı, Yapılan incelemeler neticesinde, muadil olarak gösterilen----------- ile davaya konu ----------- marka model ürün arasında benzerlik olsa da, son model ürünün teknik özelliklerinin ileri seviyede olduğu tespitleriyle(EK-1) işbu ürünler üzerinden mukayese edilmesinin yerinde olmadığı,
Davaya konu ------------ marka model ürünün dava açılış tarihi itibariyle 21.000,00 TL civarında bedele haiz olduğu, döviz kurlarında yaşanılan hareketlilikten dolayı doğru orantılı olarak işbu raporun hazırlandığı 20.11.2023 tarihi itibariyle de 28.000,00 TL civarı bir bedele sahip olduğu, Davaya konu ---------- marka model ürünün kargoya "----------" mal hizmeti açıklamasıyla 03.01.2020 tarihinde verildiği tespitleriyle işbu ürünün ilgili kargo taşımacılığı yönetmelik maddelerine göre bedel hesaplamasının yapılabilmesi,
ürünün kargoya verilişinin usulüne uygun olup olmadığı konularının değerlendirilmesi tarafımın uzmanlık alanı dışında olduğundan, alanında uzman lojistik uzmanı tarafından değerlendirilmesinin yerinde olacağı, kanaatine varıldığını bildirmiştir. Dava, munzam zarar talebine ilişkindir.
6098 sayılı TBK'nın 122/1. maddesinde, "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı gidermekle yükümlüdür." düzenlemesine yer verilmiştir. Munzam zarar talep eden-davacı, temerrüde uğrayan alacağın varlığını, bu alacağın ödenmemesi sebebiyle temerrüt faizini aşan zararı bulunduğunu somut olarak ve yasal delilerle ispatlamak zorundadır.
Olumsuz ekonomik veriler (yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki artış, piyasa yüksek faiz oranları) davacı-alacaklıyı ispat yükünden kurtarmaz. Geç tahsil edilen alacağın, iştigal konusu ticarette kullanılmasının tabiî olduğu varsayımı yeterli kabul edilip hüküm kurulamaz. " Davacı para alacağını zamanında alması halinde ne şekilde kullanacağını, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu ispat etmek zorundadır.---------sayılı kararında;
"Davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir.
Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz.
Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir."Kaldı ki; davalı şirketin sözleşme ilişkisi içinde temerrüde düştüğü bir para borcu mevcut olmadığı gibi, gönderinin teslim edilememesinde kusuru da bulunmamaktadır.
Davacının gönderinin içeriğini beyan etmediği, buna ilişkin belgeleri de davalıya teslim etmediği anlaşılmaktadır.TTK. 880.
Maddesi ''(1) Taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır.(2) Eşyanın hasara uğraması hâlinde, onun taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki fark tazmin edilir.
Zararı azaltmak ve gidermek için yapılacak harcamaların birinci cümleye göre saptanacak değer farkını karşıladığı karine olarak kabul edilir.(3) Eşyanın değeri piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari değerine göre tayin edilir.
Eşya, taşımak üzere teslimden hemen önce satılmışsa, satıcının faturasında taşıma giderleri mahsup edilerek gösterilen satış bedelinin piyasa fiyatı olduğu varsayılır. ""hükmü de dikkate alındığında davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/380, K. 2024/799, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama