KÜNYE
T.C. İstanbul 1.FİKRÎ Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2019
- Esas no
- 2018/265 Esas
- Karar no
- 2019/176
- Dava
- ihtiyati tedbire muhalefet
- Dava tarihi
- 19/06/2018
Karar Metni
736 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan İhtiyati Tedbire Muhalefet davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA; Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalıların ... 1.FSHHM'nin ... esas sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararına muhalefet ettiği iddiasıyla 6100 sayılı HMK'nun 398. maddesi uyarınca disiplin hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalılar ..., ..., ... Şirketi vekili duruşmadaki beyanları ile; müvekkillerinin üzerlerine düşen tüm sorumluluklarını yerine getirdiklerini, yasal düzenlemeye ilişkin herhangi bir aykırılıkları bulunmadığını, teşhirden kaynaklı zorunluluk kapsamında makina hacim nedeniyle kaldırılamadığını, bunun dışında kasti olarak tedbire uymamak gibi husus söz konusu olmadığını bildirerek, talebin reddini talep etmiştir.
SAVUNMA
davalı ... 19/07/2019 tarihli dilekçesi ile; diğer davalı ... Adlı şirketten 31/07/2017 tarihinden itibaren ayrıldığını, ayrıldığı tarih itibarı ile davacının dilekçesinde belirttiği tarihlerde gerçekleştiğini iddia ettiği iş ve eylemlerden dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını bildirerek işbu haksız ve hukuka aykırı davanın reddini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık; Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararına şüpheliler ve yetkililerince muhalefet edildiğinden HMK 398.VD maddeleri gerenğince disiplin hapsi ile cezalandırılması istemi talebine ilişkindir.
Yargılamanın devamı sırasında Anayasa Mahkemesinin 11.7.2018 tarih ve 30692 sayılı RG.yayınlanan 2018/1 ESAS-2018/83 KARAR sayılı ilamları ile 6100 sayılı HMK'nun 398. maddesinin 1 numaralı fıkrasının birinci cümlesinin Anayasaya aykırı olduğu ve iptaline karar verildiği, dolayısıyla davalının cezalandırılmasının talep edildiği hükmün iptal edilmiş olması, yerine henüz başka bir yasal düzenlemenin de yapılmamış olması nedeniyle yasal boşluk oluştuğu anlaşılmıştır.
Anayasa'nın l53. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta; ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Yayınlanmakla yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının; yasama, yürütme ve yargı organları ile idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.
Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 33.maddesinde yer alan "Hakim, Türk hukukunu resen uygular” hükmü ile ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının 153/5. maddesi gereğince ileriye etkili olmasının anlamı, bir yasal düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih ile iptal edildiği tarih arasındaki şahsi kazanılmış hakların iptal kararından etkilenmemesidir.
Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden bu davaya uygulanabilecek olan Kanun metni Anayasa Mahkemesince iptal edildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 28.06.1960 tarih ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da belirtildiği üzere, maddi anlamda kesinleşmemiş ve derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.
Bu durumda Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının eldeki davaya uygulanarak, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda bu iptal kararından sonra oluşan yeni durum dikkate alınarak inceleme yapılması ve buna göre sonuca varılması gerektiği anlaşılmaktadır.
Davalıların cezalandırılmasının talep edildiği ihtiyati tedbire muhalefet iddiasına konu 6100 sayılı HMK'nun 398. maddesinin 1 numaralı fıkrasının birinci cümlesinin Anayasaya aykırı olduğu ve iptaline karar verildiği, dolayısıyla davalının cezalandırılmasının talep edildiği hükmün iptal edilmiş olması, yerine henüz başka bir yasal düzenlemenin de yapılmamış olması nedeniyle yasal boşluk oluştuğu hususunda bir tartışma yoktur.
Usul hukukumuza geçerli olan hüküm her davanın açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanması yönündedir. Ancak yargılama devam ederken iptal edilen bir yasa hükmüne göre yargılamanın sürdürülmesi mahkemelerden beklenemez, bu husus adil yargılanma hakkının da ihlali anlamına gelecektir.
Bu durumda yeni bir yasal düzenlemenin yapılmamış olması da gözetilerek; Anayasa Mahkemesinin 11.7.2018 tarih ve 30692 sayılı RG.yayınlanan 2018/1 ESAS-2018/83 KARAR sayılı ilamları ile 6100 sayılı HMK'nun 398. maddesinin 1 numaralı fıkrasının birinci cümlesinin Anayasaya aykırı olduğu ve iptaline karar verildiği, dolayısıyla davalının cezalandırılmasının talep edildiği hükmün iptal edilmiş olması, yerine henüz başka bir yasal düzenlemenin de yapılmamış olması nedeniyle yasal boşluk oluştuğundan davalılar hakkında davanın reddine karar verilerek yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre aşağıdaki şekilde hüküm oluşturmak gerekmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2018/265, K. 2019/176, 18 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama