KÜNYE
T.C. İstanbul 1.FİKRÎ Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2018
- Esas no
- 2018/394 Esas
- Karar no
- 2018/496
- Dava
- Markanın kullanılmaması nedeni ile iptali, sicilden terkin talepli
- Dava tarihi
- 11/02/2015
Karar Metni
1.330 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Taraflar arasında görülen davada İstanbul(Kapatılan) 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 2015/36 eses,2016/182 karar sayılı ilamının temyiz edilmesi üzerine dosya yüksek mahkeme denetimindeyken HSK’nun 02/08/2017 tarihli ve 1071 sayılı kararı uyarınca İstanbul 3 ve 4. FSH Hukuk Mahkemelerinin 08/08/2017 tarihi itibarıyla faaliyetlerinin durdurulmasına, 3. FSH Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan dava, iş ve arşiv dosyalarının 1. FSH Hukuk Mahkemesine devrine karar verilmiş ve dava dosyası bozularak mahkememize iade edilmesi üzerine uyap tevzii bürosunca mahkememizin 2018/394 esas numarasına kayıtlanarak, taraflara bozma ilamı tebliğ edilmiş, bozma ilamına uyularak yargılamaya mahkememizde devam edilmiştir
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA; Dava dilekçesi kapsamına göre; dava konusu "..." markasının 01, 02, 03, 04, 05, 06, 07, 08, 10, 11, 12, 15, 16, 17, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 26, 27, 28, 29, 30, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44 ve 45. sınıflarda ... no ile tescil edildiğini, söz konusu markanın davalı yanca 07, 11, ve 21. sınıflarda yer alan emtialar bakımından kullanılmadığını iddia ederek, davalıya ait ... markasının 07, 11, ve 21. sınıflarda yer alan emtialar bakımından iptalini ve markalar sicilinden terkinini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA;Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacının bu davayı açmada hukuki yararının bulunmadığını, söz konusu markaya müracaat ettiğine ya da kullanma hazırlığına ilişkin bir kayıt bulunmadığını, müvekkili firmanın ... markasının tanınmış bir marka olduğunu, bu nedenle müracaat etmiş olsa bile söz konusu markayı tescil ettirmesinin mümkün olamayacağını iddia ile davanın reddini istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, davalı adına tescilli ... sayılı markanın 7,11,21. sınıflarda kullanmamaya dayalı kısmen iptali taleplidir.
Bozma kararı öncesinde. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre.
Davanın kabulü ile, davalı adına tescilli 2008 18809 sayılı markanın 7, 11 ve 21.sınıflarda 556 sayılı KHK nın 14.maddesi gereğince kısmen iptaline ve sicilden kısmen terkinine, karar verildiği, kararı davalı temyiz etmiş ve Yargıtay 11.HD'nin 2016/11951 esas, ... ve 21.5.2018 tarihli bozma ilamı gerekçesinde”....dava kullanmama nedeniyle markanın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kullanılmayan emtilar için iptaline karar verildiğini, Ancak, 06/01/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14/12/2016 tarih,
2016/148 E - 2016/189 K. sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nin 14. maddesinin iptaline karar verilmiştir. Bu itibarla, mahkemece anılan hususta değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Bozma sebep ve şekline göre de davalı vekilinin temyiz isteminin şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. kararın BOZULMASINA,..” karar verildiği ve dosya uyap tevzii bürosunca mahkememizin 2018/394 esas numarasına kayıtlanarak, taraflara bozma ilamı tebliğ edilmiştir.
BOZMADAN SONRA YAPILAN YARGILAMADA ANAYASA MAHKEMESİNİN İPTAL KARARININ DEĞERLENDERİLMESİ;
Mahkemece verilen hüküm kesinleşmeden dosya yüksek mahkeme denetimindeyken Anayasa Mahkemesinin 2016/148 Esas ve 2016/189 Karar sayılı 14/12/2016 tarihli 556 Sayılı KHK'nın 14. Maddesinin Anayasanın 91. Maddesinin birinci fıkrasına aykırı olması sebebiyle iptaline dair kararın 06/01/2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığı anlaşılmıştır.
Markanın hükümsüzlük sebeplerinin sayıldığı MarkKHK m. 42/1-c’de “markanın kullanılması” kenar başlığını taşıyan 14. maddeye atıf yapılmakta ve söz konusu 14. maddeye aykırılığın bir terkin sebebi olduğu belirtilmekteydi, AYM’nin ilk iptal ettiği hüküm 42. madde düzenlemesi olduğundan, son iptal kararına kadar 14 . madde yürürlükte idi ancak iptali ile ilgili düzenlemenin resmi gazetede yayınlanması ile yasal boşluk oluştuğundan bu boşluğun hakimin hukuk yaratması ile doldurulup doldurulmayacağı hususunun tartışılması gereklidir. Zira AYM kararının sonuçlarının doğrucağı zaman ile 6768 sayılı yasanın markanın kullanılması gerekliliğini getiren SMK 9.maddesinin yürürlük tarihi dikkate alındığından zaman bakımından uygulanma sorunu doğmuştur.
6769 sayılı yasanın 192. maddesi uyarınca 9. madde ancak SMK’nın RG’de yayımlandığı tarih olan 10.01.2017’den itibaren uygulanabilicektir, bilindiği gibi kanunlar kural olarak ileriye etkili olup, geçmişe etkili olmamaları esastır. Kanunun geçmişe etkili olması için buna ilişkin kanuni bir hüküm bulunmalıdır. Oysa 6769 sayılı yasa hükümleri incelendiğinde SMK’nun kanunun geriye etkili olacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi bunun yorum yolu doldurulması da mümkün değildir.
Usul hukukumuza geçerli olan hüküm her davanın açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanması yönündedir.
Bu açıdan yargılama devam ederken iptal edilen bir yasa hükmüne göre yargılamanın sürdürülmesi mahkemelerden beklenemez, her ne kadar Anayasamızın 90/5.maddesi uyarınca “usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir.”düzenlemesi mecvut ise de esesen kişiye yada tüzel kişiliklere bir nevi mülkiyet hakkı tesis edilen bir belgenin( Marka hakkı, sahibine inhisari yetkiler veren ve gayri maddi bir nitelik arz eden sınai mülkiyet hakkıdır.)yasal dayanağı ulusal mevzuatta iptal edilmiş ise bunun uluslarası hükümlerin yorum yoluyla hakim tarafından doldurulması düşünülemez.
Konvansiyon hükümlerinin yorum yöntemi TRIPS’in 19.maddesinde düzenlenmektedir. Ancak , Konvansiyon hükmünün başlangıcında “tescil edilen markanın kullanılması bir memlekette mecburî ise” hükmü yer almakta, keza TRIPS’deki madde de “tescilin idame ettirilmesi için markanın kullanılması gerekli ise” şeklinde başlamaktadır.
Hükümden anlaşılan tescil sonrasındaki döneme yönelik olarak marka sahibinin kesin bir kullanım zorunluluğundan madde metninde bahsedilmemekte, markanın tescil sonrasında kullanılması yönünde ilgili ülkede bir şart/zorunluluk varsa, bu şartın uygulanmasına yönelik sınırlayıcı kurallar belirlenmektedir. Dolayısıyla Konvansiyon’un yöneldiği amaç, kullanım zorunluluğunu tanımak değil, markanın tescil sonrasındaki dönemde kullanılması düzenini kurallara bağlamaktır.
İptal edilen KHK düzenlemesinde kanunkoyucu markanın kullanım zorunluluğunu marka sahibine öngörmüştü, dolayısıyla artık böyle bir hüküm bulunmadığı için uluslararası antlaşma hükümlerinin ancak var olan bir yasal düzenlemede “düzenleyici” etkisinden söz edilebilir, Uluslar arası düzenleme hükümlerinin yorum yolu ile genişletilerek bir mülkiyet hakkı tesis eden belgenin yorum kuralları ile hakim tarafından boşluk doldurulması söz konusu değildir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararları 153./6. Bendinde belirtildiği üzere, geriye yürümez ise de.
H.G.K’nun 31/03/2004 tarihli ve 156/194 sayılı kararında benimsenen görüşe göre de, iptal kararının kesinleşen işlem ve kararlara etkili olmayacağı, görülmekte olan davalarda ise, geriye yürümeme kuralının uygulanmayacağı, dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin iptal kararının derdest dosyalar ve kesinleşmemiş dosyalar yönünden de uygulanacağı sonucuna varıldığından, somut uyuşmazlıkta da mahkememizce verilen hüküm temyiz edilmiş olduğundan kesinleşmediğinden 556 Sayılı KHK'nın 14. Maddesinin iptalinden dolayı davanın yasal dayanağı kalmamış bulunmaktadır.
Yukarda açıklanan nedenle ülkemizin taraf olduğu TRİPS hükümleri, Anayasanın 90. Maddesi kapsamında Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşme olması nedeniyle fikri mülkiyet haklarından kaynaklanan uyuşmazlıklarda düzenleyeci etkisi yönünden uygulanabilir ise de, TRİPS ve Paris Sözleşmesinde belirtilen kullanmamaya ilişkin iptal sebebinin yasal boşluk doldurur şekilde yorumlanamayacağı, TRİPS'in markayı kullanma başlıklı 19. maddesinde yer alan Uluslar arası düzenlemenin doğrudan iç hukukta uygulanması gereken hüküm niteliğinde olmayıp, iptalle ilgili oluşturulacak ulusal yasalarda yapılması gereken uygulamaya ilişkin belirlemeyi yapacak referans hüküm niteliğinde bulunduğu anlaşıldığınan somut olayda TRİPS 19. Maddenin uygulanamayacağı hususu sabittir.
Dolayısıyla esasen bir mülkiyet hakkı tesis eden marka tescil belgesinin(Marka hakkı, sahibine inhisari yetkiler veren ve gayri maddi bir nitelik arz eden sınai mülkiyet hakkıdır.) iptalininde ulusal yasa ile düzenlenmesinin gerektiği,yasal bir düzenleme olmadan oluşan boşluğun hakimin takdiri ile yada Uluslar arası mevzuat hükümleri ile doldurulamayacağı anlaşıldığından.
Anayasa Mahkemesinin 6.1.2017 tarih ve 29940 sayılı RG.yayınlanan 148/189 sayılı ilamları ile 10.1.2017 tarih ve 29944 sayılı Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun yürürlük tarihi dikkate alındığında , 6.1.2017 tarihi öncesinde açılmış tüm kullanmamaya dayalıhükümsüzlük/iptal davaları açısından yasal boşluk oluştuğundan davanın dayanağı kalmamış olduğundan DAVANIN REDDİNE karar verilerek yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre aşadaki şekilde hüküm oluşturulması gerekmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2018/394, K. 2018/496, 12 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama