KÜNYE
T.C. İstanbul 1.FİKRÎ Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2024
- Esas no
- 2022/37 Esas
- Karar no
- 2024/186
- Dava
- Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli
- Dava tarihi
- 12/08/2016
Karar Metni
3.103 kelime·16 dk okuma·2 bölüm
Taraflar arasında FSEK'den kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasının açık yargılaması sonucunda;
İDDİA. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı ...’ın 1976 yılında rol aldığı “..." adlı sinema filminde canlandırdığı ... karakterinin bazı sahnelerine, Davalı ...’na ait ... kanalında Ekim 2015 tarihinde yayınlanmaya başlayan ve diğer davalı ...
A.Ş, tarafından üretilen ... adlı dizinin 3, bölümünde kendisinin izni ve onayı olmadan, müvekkilinin resminden, yeteneğinden ve ününden haksız yararlanmak ve ticari kazanç sağlamak üzere yer verildiğini ve gerek TV kanalı gerekse web sitelerinde yayınlandığını; ayrıca, ... karakteri hakkında, ... dizisi karakterleri tarafından “...”, “...”, “...” gibi yorumlar yapılarak hakaret edildiğini; müvekkilinin FSEK’in 80. maddesi uyarınca bağlantılı hak sahibi olması nedeniyle, müvekkile ait görüntülerin yayınlanabilmesi için sadece yapımcının onay vermesinin yeterli olmadığı,
icra sahibi olan müvekkilinin de izninin alınması gerektiğini iddiası ile FSEK 68. maddesine istinaden şimdilik 1000 TL- maddi tazminat ve FSEK 70/1. veBK 58. maddesine istinaden 50.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı şirketlerden alınarak müvekkiline verilmesi talep ve dava ettikleri anlaşılmıştır.
SAVUNMA. Davalı ... beyan dilekçesinde; husumetin ... A.Ş'ye yöneltildiğini, oysa ... A.Ş tüzel kişiliğine ait herhangi bir televizyon kanalı bulunmadığını, bu nedenle ...'de yayınlanan bîr dizi için husumetin ...A.Ş.'ye yöneltılemeyeceğinl; diğer davalı ... A.Ş'nin dava konusu filmin ... adlı dizinin 3. bölümünde bazı sahnelerinin kullanılmasına ilişkin olarak filmin eser sahibi olan ...A.Ş/den yazılı muvafakat aldığını ve telif ücretini bu şirkete ödediğini.
FSEK'nda 1995 yılında yapılan değişiklik öncesinde Üretilen filmlerin eser sahibinin yapımcı şirket olduğunu dolayısıyla davacının davaya konu eser üzerinde herhangi bîr hak sahipliği bulunmadığını; dizi film içerisinde sarf edilen sözlerin davacının şahsına yönelik olmayıp, tamamen kurmaca olan bir olayda karaktere ilişkin olarak yöneltildiğini; davacının hak sahibi olduğu kabul edilse bile bağlantılı hak sahiplerinin FSEK. m.68 uyarınca hak talebinde bulunamayacağını davanın reddi gerektiğini beyan etmeştir.
Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; “... adlı sinema filminin eser sahibi sıfatıyla hak sahibi olan yapımcısı ... A.Ş/ye ihbar edilmesini, aynca, davacının eser sahibi olmadığını; olayda davacının görüntüsü ve ününden faydalanılması ve haksız kazanç elde edilmesinin söz konusu olmadığını, FSEK m.68.maddesinin icracı sanatçılar bakımından uygulanamayacağıını, kişilik haklarının zarara uğramadığını ve davacının haksız menfaat elde etme amacında olduğunu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
İhbar Olunan ve Yargılamı sırasında Fer’i Müdahil olan ... Vekili, beyan delikçesinde.
Davalılar yanında feri müdahil olarak katılma talebinde bulunarak, dava konusu filmin yapımcısı ve Eser işletme Belgesi sahibi olduğunu, filmin 1976 tarihinde yapıldığını, filmin imal edildiği yılda yürürlükte olan FSEK'nun 8, maddesine göre * Bir sinema eserinin sahibi onu imal ettirendir hükmü gereğince, müvekkili şirketin eser sahibi sıfatıyla filmler üzerinde sınırsız tasarruf hakkı bulunduğunu, filmin imal edildiği tarihte yürürlükte olan kanunun icracı sanatçıya herhangi bir mali hak bahşetmediğini,
icracı sanatçıdan yazılı izin almak mesuliyeti yüklemediğini,icracı sanatçıdan izin alınması gerekliliğinin FSEK’te 1995 ve 2001 yıllarında yapılan değişiklik ile yürürlüğe girdiğini, bu tarihten sonra üretilen filmler İçin geçerli olduğunu, bu bağlamda dava konusu filmin eser sahibinin müvekkiili şirket olduğunu davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık Davacı ...’ın 1976 yılında rol aldığı “..." adlı sinema filminde canlandırdığı ... karakterinin ... adlı dizinin 3, bölümünde kendisinin izni ve onayı olmadan, resminden, yeteneğinden ve ününden haksız yararlanmak ve ticari kazanç sağlamak üzere yer verildiği, yayınlandığını; ayrıca, ... karakteri hakkında, ... dizisi karakterleri tarafından “...”, “...”, “...” gibi yorumlar yapılarak hakaret edildiği iddiları kapsamında maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Mahkememizce davanın reddine dair verilen karar İst. BAM 44.HD'nin 20/01/2022 tarih ve 2020/629 Esas 2022/142 Karar sayılı ilamı ile kaldırılmış, iş bu esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam edilmiştir.
Bam kaldırma ilamı sonrası bilirkişi incelemesi yapılmış;
Bilirkişiler..., ...ve ... 07.05.2024 tarihli bilirkişi raporlarında.
Sektör kapsamındaki incelemeler ışığında, ... filminden kullanılan sahnenin kurmaca bir senaryoda, olay örgüsünün bir öğesi olarak, 35 sahnenin sadece birinde ve 1 dakika 25 saniye kullanıldığı, dizide ... karakteri hakkında senaryo dahilinde yazılan repliklerin davacıya değil ... karakteri için yazılmış ve oynanmış olduğu ve ...'a yöneltilmediği, fakat karakteri temsil etme konusunda büyük başarı sağladığı, sektörel rayiç bedel hesaplamasının genellikle bir projenin veya bir sanat eserinin değerinin belirlenmesinde kullanılan bir yöntem olduğu, 2 saatlik süresine kıyasla ...'ın yer aldığı görüntülerin 14 saniyeyi geçmediği,
dosyada emsal bir sözleşme olmaması münasebetiyle sektörel açıdan rayiç belirlemesinin uygun olacağı, görüntülerde ...'ın direk şahsına yönelik olarak değil filmde temsil ettiği ... karakterine yönelik ''...'', ''...'', ''...'' ve ''...'' gibi kelimelerin kullanıldığı, bu sebeple maddi tazminat kapsamında incelenerek değerlendirme yapılması gerektiği, dizinin gidişatına yön vermemesi yoğunluğunun olmaması,
olay örgüsünden ilgili sahnenin çıkarılması sonrasında dizinin işleyişinde bir değişikliğe sebep olmaması münasebetiyle 1 saniyelik görüntü ücretinin 1000 TL (Bin TL) olması ve 14 saniyelik kullanım olması sebebiyle ...'a bağlantılı hak sahipliği kapsamında ödenecek rayiç bedelin 14.000 TL (on dört bin TL) olabileceği, FSEK kapsamındaki incelemeler ışığında, Davacı ...'ın 1976 yılında rol aldığı ''...'' adlı sinema filminde canlandırdığı ... karakterinin ... adlı dizinin 3.bölümünde kendisinin izni ve onayı olmadan, resminden, yeteneğinden ve ününden haksız yararlanmak ve ticari kazanç sağlamak üzere yer verildiği,
yayınlandığını belirttiği, dosyada mevcut ... isimli esere ilişkin eser işletme belgesine göre, eserin yapım yılının 05.10.1976 tarihi olduğu, kayıt ve tescilinin 1986 yılında gerçekleştirildiği ve eserin feri müdahil ... Tic.A.Ş.adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Bu kapsamda, davacı icracı sanatçı 12.06.1995 öncesi vücuda getirilen eserdeki icralar için FSEK'in 80/I-1-A maddesi ile icracı sanatçılara tanınan bağlantılı hakların tamamından yararlanacağı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/350E., 2022/1638K. 01.12.2022TT.
Kararı gereğince, icracı sanatçıların icraları üzerinde sahip oldukları komşu haklar, FSEK'in Ek Madde 2 hükmü gereğince 4630 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte ülkemizde mevcut bulunan bütün eserler üzerindeki icralara uygulanacaktır. Bu anlamda bağlantılı hak sahipliğinin kazanımında herhangi bir zaman sınırlaması bulunmadığından icranın tespit tarihinin komşu haklardan yararlanma bağlamında herhangi bir önemi kalmamıştır.
Başka bir ifadeyle 4110 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12.06.1995 tarihinden önce yahut sonra gerçekleştirilmesinden bağımsız olarak icracı sanatçı, icrası üzerinde FSEK'in 80. maddesinde düzenlenen komşu haklara sahip olacak ve bu haklara FSEK kapsamında tanınan korumalardan istifade imkânına sahip olacağı, bu itibarla FSEK'in Ek Madde 2/11. gereğince koruma altına alınan icracı sanatçıya ait bu hakların, ancak hak sahibi icracı sanatçının izni ile kullanılabileceği, davacının oyuncusu olarak icralarının bulunduğu dava konusu sinema eserinde tespit olunan icralarının davalılar tarafından kullanımı,
FSEK'in 80.maddesi ile aynı kanunun ek madde 2/II hükmü uyarınca davacının iznine tabi olup söz konusu izinler alınmaksızın dava konusu sinema eseri ve dolayısıyla davacının icraları üzerinde gerçekleştirilen davalılar kullanımları nedeniyle davacıların FSEK'in 80.maddesi kapsamında tazminat talep haklarının mevcut olduğu, dosyada mevcut deliller değerlendirildiğinde davacının isminin icracı sanatçı olarak ''...''isimli dizi filmde belirtilmediği görüldüğünden, FSEK m.80/1-A uyarınca davacının icralarının sahibi olarak tanıtılma hakkının ihlal edildiği, dizinin gidişatına yön vermemesi, yoğunluğunun olmaması,
olay örgüsünden ilgili sahnenin çıkarılması sonrasında dizinin işleyişinde bir değişikliğe sebep olmaması münasebetiyle 1 saniyelik görüntü ücretinin 1000 TL (Bin TL) olması ve 14 saniyelik kullanım olması sebebiyle ...'a bağlantılı hak sahipliği kapsamında ödenecek rayiç bedelin 14.000 TL (On Dört Bin TL) olabileceği kanaati bildirilmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmalığın; Dava dilekçesinde davacıya ait görüntülerin izinsiz kullanılması nedeniyle FSEK 68 e göre şimdilik 1.000 TL maddi 50.000 TL manevi tazminat taleplerine dayalı olarak açıldığı, davacının tanınmış bir oyuncu olduğunu, 76 yapım tarihli ... filminde oynadığı ... karakteri ile tanındığını, davalılardan ... Ait ... isimli TV kanalında diğer davalının yapımcılığını üstlendeği ... isimli dizinin Ekim 2015 tarihinde yayınlanan 3.bölümünde davacının rol aldığı sinema filmindeki bazı sahnelere yer verildiği yine internet sitesinde yayınlandığı iddialarına dayalı olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, kaldırma ilamına esas Bam kararında da açıkça belirtildiği üzere;
Davacının talebi icracı sanatçı olarak rol aldığı ''...'' adlı dava konusu film bakımından bağlantılı hak sahibi olduğu, davalının ... logolu televizyon kanalında yayınlanan "..." dizisinde kullanılması nedeniyle icracı sanatçı olarak bağlantılı hak sahipliğinden kaynaklanan mali haklarının ihlali nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir.
''...'' adlı sinema eseri 4110 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12/06/1995 tarihinden önce meydana getirildiğinden, söz konusu eserde oyuncu olarak yer alan davacının başlangıçta icracı sanatçı olarak komşu hak sahipliği bulunmamakla birlikte, 4110 sayılı Kanun ile değişik 5846 sayılı FSEK'in 80. maddesi ile icracı sanatçılara tanınan haklar, aynı Kanun'un ... tarih ve ... sayılı Kanun ile değişik ek 2. maddesi uyarınca 12/06/1995'ten önceki icraları da kapsadığından, davacı ''...'' adlı sinema eserinde icracı sanatçı olarak 5846 sayılı FSEK'in 80. maddesi uyarınca komşu hak sahibi olmuştur.
4110 sayılı Kanun değişikliği öncesinde sinema eserleri açısından koruma süreleri FSEK'in 29.maddesinde düzenlenmiş olup, bu hükme göre, sinema eserlerinde koruma süresi alenileşmeden itibaren 20 yıl olarak öngörülmekte iken 1995 yılında 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde sinema eserleri için koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren 70 yıl olarak değiştirilmiştir.
Aynı kanun ile FSEK’e ek 2. madde eklenmiş olup bu maddeye göre; " Bu kanundaki koruma süreleri komşu haklar, sinema eserleri, bilgisayar programları ve veri tabanları bakımından, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra alenileşen eserlere, işlenmeler ve mahsullere uygulanır. Bu Kanunun sinema eseri sahipliği ile ilgili hükümleri, 4110 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 12.06.1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanır.'' düzenlemesi getirilmiştir.
Kanun koyucu ek maddedeki değişikliği, sinema eseri sahipliğinin 4110 ve 4630 sayılı Yasada yapılan değişiklerde oluşan mevcut durumun özellikle koruma sürelerindeki değişikliğin, 1995 yılı öncesi sinema eseri sahipleri ile 1995 yılından sonraki sinema eseri sahipleri arasında oluşabilecek koruma sürelerine ilişkin eşitsizliği ortadan kaldırmak maksadıyla yapmış ve uygulamanın da geçmişe yönelik yapılmasını uygun görmüştür.
Davada tartışılması gereken, söz konusu kanun değişikliği ile getirilen ''bağlantılı hak'' kavramının geçmişe uygulanabilir olup olmadığı hususudur.
5846 sayılı yasanın bazı maddelerinde değişiklik yapan 4630 sayılı yasanın 35.maddesi ile ek madde 2/1.fıkrasında; "bu kanunla korunan T.C. vatandaşı eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı hak sahipleri tarafından üretilmiş Türkiye'de mevcut bütün eserlere, tespit edilmiş icralara ve fonogramlara uygulanır, son fıkrasında ise, önceki yasada olduğu gibi "bu kanunun sinema eserleri ile ilgili hükümlerinin 4110 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 12/06/1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanacağı belirtilmiştir.
Aynı maddenin 2. fıkrasında "1.fıkranın uygulanması sonucu kanun kapsamına alınan eserlerin tespit edilmiş icraların ve flogramların yasal kopyalarını elinde bulunduran kişilerin bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden 6 aylık sürenin sonuna kadar yazılı bir izne tabi olmaksızın bu kopyaları satabileceği, bununla birlikte eserler tespit edilmiş icralar ve flogramlara ilişkin olmak üzere bu kanunla birlikte eser sahipleri ve diğer hak sahiplerine sağlanan hakların kullanılması eser veya bağlantılı (komşu) hak sahiplerinin iznine tabi olduğu belirtilmiştir. Bu geçiş hükmü ile bağlantılı haklar geçmişe yürütülmüş, değişiklikten önce hak sahibi olanların haklarının sona erdiği de bu değişiklikle belirtilmiştir.
Aynı doğrultuda, kanununun geçici 1.maddesi ile, "bu kanun hükümleri yürürlükten önce ilk defa memleket içinde umuma arz yahut sicile kaydedilen eserlere de uygulanır. Eser veya mahsulün 08/05/1326 tarihli "Hakkı Telif Kanunu hükümlerine tabi olup olmaması bu durumu değiştirmez" denilmek suretiyle hakkın geçmişe yürütülmesine izin verilmiştir. Bu madde 5846 sayılı yasanın ilk kez yürürlüğe girdiği tarihte kabul edilen bir düzenleme olup, o tarihte icracı hakları (somut olay açısından bağlantılı hak) tanınmadığı için sadece eser sahiplerinin haklarından söz edilmiş ve maddede çok açık olarak yeni yasayla tanınan hakların yürürlük tarihinden önce oluşturulan eserlere de uygulanacağı belirtilerek yasanın getirdiği yeni koruma geçmişe yürütülmüştür.
Bir başka deyişle, 5846 sayılı yasada değişiklik yapan 4110 sayılı yasa ile sağlanan korumanın sadece yasanın yürürlüğe girdiği 1995 tarihinden sonraki icralara değil, yasanın yürürlüğe girdiği tarihte Türkiye'de mevcut tespit edilmiş icralara da uygulanacağı, dolayısıyla komşu haklar bakımından geriye yürüyeceği kabul edilmiştir.
5846 sayılı Kanun'un amacını açıklayan 1.maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo-televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını belirlemek, korumak, bu ürünlerden yararlanma şartlarını düzenlemek, öngörülen esas ve usullere aykırı yararlanma halinde yaptırımları tespit etmektir.
'' denilmek suretiyle kanunun amacının sanatçıyı korumak olduğu açıkça vurgulandığnıdan, aksine yorumlar, yasanın amacıyla bağdaşmaz.
Her ne kadar 4110 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten önce, sinema eserinin sahibi onu imal ettiren olsa da, bağlantılı hak sahipliğinin korunmasının bu kapsamda değerlendirilemeyeceği ortadadır. Zira eser sahipliğinin verdiği hak, bağlantılı hak sahipliğine üstün tutulmamalıdır. Her ikisi de kendi bağımsızlığı içerisinde korunması gereken haklardır.
Görülmekte olan davada; davalı, sinema eseri üzerindeki hakları yapımcıdan devralan dava dışı Horizon şirketinden bu hakları devralan konumundadır. Açıklanan nedenlerle; yapımcı yeni yasa gereği hak sahibi olmayıp, davalı da FSEK'in 54/1 maddesi gereğince hak sahibi değildir. Dolayısıyla icracı sanatçının yasal mirasçılarının izni olmaksızın işleme, çoğaltma, yayma, temsil, işaret, ses veya görüntülü araçlarla kamuya sunma gibi yasayla tanınan haklar, davalı da dahil olmak üzere başkaları tarafından izinsiz olarak kullanılamayacaktır.
Davacı bir icracı sanatçı olup, kendisinin 4110 sayılı Kanunla değiştirilen 5846 sayılı yasanın 80. maddesine göre bağlantılı hak sahibi olduğu, bu hakkın ilk defa 4110 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle tanındığı, yine FSEK'in ek 2.maddesi ve geçici 1.maddeleri ile bu hakkın, yürürlük tarihinden önceki icraları da kapsayacak şekilde geri yürütüldüğü, FSEK'in 27/son maddesi ile koruma süresinin 70 yıla çıkarıldığı, yine FSEK'in 80. maddesi uyarınca icracı sanatçılara tanınan komşu hakların, izinsiz kullanımının yasaklandığı, somut olayda FSEK'in 52.maddesi kapsamında kullanıma ilişkin yazılı bir izin veya mali hak devrinin bulunmadığı,
eserin yapıldığı tarihte varolmayan bir hakkın devrinin de hukuken mümkün olmadığı, farazi olarak kabul edilen devir sözleşmesinin yasa değişikliği ile tanınan bağlantılı hakkı içerdiğinin kabul edilemeyeceği, 5846 sayılı kanunun amacının sanatçıyı korumak olduğundan, davacının, icracı sanatçı olarak, bağlantılı hak sahipliğine dayanarak dava açma ve tazminat isteme hakkına sahip olduğu;
dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunun da Bam ilamı çerçevesinde değerlendirme ihtiva ettiği ve hüküm kurmaya elverişli olarak hazarlandığı mahkememizce değerlendirilmiş, Sektör kapsamındaki incelemeler ışığında, ... filminden kullanılan sahnenin kurmaca bir senaryoda, olay örgüsünün bir öğesi olarak, 35 sahnenin sadece birinde ve 1 dakika 25 saniye kullanıldığı, dizide ... karakteri hakkında senaryo dahilinde yazılan repliklerin davacıya değil ... karakteri için yazılmış ve oynanmış olduğu ve ...'a yöneltilmediği, fakat karakteri temsil etme konusunda büyük başarı sağladığı,
sektörel rayiç bedel hesaplamasının genellikle bir projenin veya bir sanat eserinin değerinin belirlenmesinde kullanılan bir yöntem olduğu, 2 saatlik süresine kıyasla ...'ın yer aldığı görüntülerin 14 saniyeyi geçmediği, görüntülerde ...'ın direk şahsına yönelik olarak değil filmde temsil ettiği ... karakterine yönelik ''...'', ''...'', ''...'' ve ''...'' gibi kelimelerin kullanıldığı, bu sebeple maddi tazminat kapsamında incelenerek değerlendirme yapılması gerektiği, dizinin gidişatına yön vermemesi yoğunluğunun olmaması,
olay örgüsünden ilgili sahnenin çıkarılması sonrasında dizinin işleyişinde bir değişikliğe sebep olmaması münasebetiyle 1 saniyelik görüntü ücretinin 1000 TL (Bin TL) olması ve 14 saniyelik kullanım olması sebebiyle ...'a bağlantılı hak sahipliği kapsamında ödenecek rayiç bedelin 14.000 TL (on dört bin TL) olabileceği mahkememizce değerlendirilmiş, dava ve maddi tazminata ilişkin sunulan talep artırım dilekçesi nazara alınarak 14.000 TL maddi tazminata hükmedilmiştir.
Yaptırılan bilirkişi incelemesi ile davacının "..." isimli dizide icracı sanatçı olarak tanıtıldığına ilişkin jenerikte bulgu tespit edilememiş ve FSEK 80/A (1) maddesi uyarınca icracı sanatçıların, mali haklardan bağımsız olarak ve bu hakları devretmelerinden sonra dahi, tespit edilmiş icraları ile ilgili olarak uygulama şartlarının gerektirdiği durumlar hariç,
icralarının sahibi olarak tanıtılmalarını ve icralarının kendi itibarlarını zedeleyebilecek şekilde tahrif edilmesi ve bozulmasının önlenmesini talep etme hakları mevcut olduğundan ve icracı sanatçıya ait söz konusu manevi hakkın devredilmesi ve bunlardan vazgeçilmesi mümkün olmadığından, mali haklar davacı ve ... arasında filmin çekimi için düzenlenmiş sözlü akit uyarıca yapımcı eser sahibine devredilmiş olsa dahi icracı sanatçı bu yetkilere sahip olacaktır.
İcra sahibi olarak tanıtılmasını isteme hakkı çerçevesinde davacının, adının dizi filmin jeneriğinde gösterilmesini talep etmesi mümkündür.
Davacının isminin icracı sanatçı olarak jenerikte belirtilmemesi manevi hak ihlali olarak kabul edilerek, manevi tazminat talebinin kabulü gerekeceği, Bam kaldırma ilamının da bu yönde olduğu, davacı vekili her ne kadar manevi tazminata karar verilerken FSEK 86/1-A ve BK'nun 49. Ve 58. Maddelerin de nazara alınmasını talep etmiş ise de; davacının canlandırdığı ... karakterinin “...” filmindeki görüntüleri değiştirilmeden dizide yayınlandığı, görüntülere alaycı ya da küçük düşürücü bir görüntü kazandırılmadığı, dizi oyuncularının davacının icrasına ilişkin olumsuz yorumlarının bulunmadığı,
bu hali ile FSEK 86/1-A ve BK'nun 49. Maddesi kapsamında davacının oyunculuğuna yada kişilik haklarına yönelik bir saldırı barındırdığının kabulü mümkün olmadığından, şöhretinin zedelenmesi yada kötü gösterilmesi söz konusu olmadığından, davacı vekilinin müvekkilinin manevi haklarının zedelendiğine ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, manevi tazminata hükmolunurken FSEK 80. Madde hükmü nazara alınmış, Davacının isminin icracı sanatçı olarak jenerikte belirtilmemesi manevi hak ihlali olarak kabul edilerek,
dava konusu film, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, filmde geçen dava konusu görüntülerin içeriği, ihlal gerekçesi ve süresi nazara alınarak 5.000 TL manevi tazminata hükmolunmuş, 5.000 TL manevi tazminat uygun görülmüştür.
Davacı yan, her ne kadar faiz başlangıç tarihini ihtarnamenin ulaştığı tarih itibari ile başlatılmasını talep etmiş ise de; yapılan incelemede ihtarname tarihi ile dava tarihi arasında yaklaşık 2 aylık bir sürenin bulunduğu bu süre zarfında iki davalıya da ihtarnamenin tebliğini gösterir bir mazbata bulunmadığı anlaşılmakla dava tarihi faiz başlangıç tarihi olarak esas alınmış, taleple bağlılık esas alınarak yasal faize hükmedilmiş, davanın belirsiz alacak davası olması hasebiyle hükmolunan tazminatın tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi uygun bulunmuştur.
Davalı ... şirketi her ne kadar husumet itirazında bulunmuş ise da, dava konusu dizinin müvekkili şirketinin sahip olduğu kanalda diğer davalının yapımcılığında yayınlandığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde bulunmamış, her iki davalının da müşterek ve müteselsil sorumlu olduğu değerlendirilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçeler, Bam kaldırma ilamındaki açık tespitler ve kaldırma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporu kapsamında açılan davanın kısmen KABUL, kısmen REDDİ ile;14.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın her bir alacak kalemi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/37, K. 2024/186, 3 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama