KÜNYE
Türkiye Cumhuriyeti
- Mercii
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Temmuz 2018
- İstanbul 10.asliye ticaret mahkemesi'nin esas no
- 2018/311
- Karar no
- 2018/918
- Dava
- Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 30/03/2015
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...Bank ... Şubesine 13.09.1999 tarihinde 4.264,26 USD yatırdığını, işlemiş faiziyle birlikte 26.12.1999 tarihinde 4.465,00 USD olarak deftere işlenerek kayıtlara geçirildiğini, paranın ... Bankasına aktarıldığını, Bankaya devlet tarafından el konulması üzerine parasını alamadığını ileri sürerek 26.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesine göre en yüksek mevduat faiziyle olmak üzere 4.465,00 USD’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Bank, ... ve ...vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; alacağın davacı tarafından ... Ltd’e havale edildiğini ve müvekkili bankadan çıkarak nezdinde bir alacak haline geldiğini, davacının parasını ... Ltd. nezdinde bir hesapta değerlendirmeyi seçtiğini, müvekkili banka ile ... Ltd. farklı tüzel kişiliklere sahip kuruluşlar olduğunu, başka bir kuruluş nezdindeki alacak için müvekkili bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının serbest iradesiyle daha fazla faiz getirisi sağlayan bir yatırım alternatifi olarak kıyı bankacılığını tercih ettiğini, davacının talebinin haklı bulunması halinde uygulanması gereken faiz oranının vadesiz hesaplara uygulanan faiz oranı olması gerektiğini savunarak haksız davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizin 23/02/2016 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili ve ihbar olunanlar vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay ....Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı, 10/01/2018 tarihli kararı ile "Dava tarihi olan 30/03/2015 tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade edeceği, 3/1-l maddesinde ise tüketici işleminin;
“mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiş, aynı Kanunun 73/1 maddesinde de; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmaya tüketici mahkemelerinin görevli olduğu hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan işbu davada tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış" denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası dava dosyası iş bu esası almıştır.
Mahkememizce yeniden yapılan yargılama ile usul ve yasaya uygun olduğuna kanaat getirilen yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; dava tarihi itibarı ile davanın 6502 sayılı yasa kapsamında Tüketici Mahkemesinin görev alanında kaldığı anlaşılmakla Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda Mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
Katip Hakim ¸
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/311, K. 2018/918, 19 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama