KÜNYE
T.C. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2024
- Esas no
- 2024/276
- Karar no
- 2024/357
- Dava
- Ticari Şirket (Fesih İstemli
- Dava tarihi
- 07/05/2024
Karar Metni
833 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 10/06/2021 tarihli Türkiye'de ve yurtdışında ilaç, besin takviyeleri, sağlık ürünleri ve tıbbi cihazların ticareti, ithalatı, ihracatı işlerini gerçekleştirmek, bu işlerden elde edilecek kâr-zararı paylaşmak konu ve amaçlı adi ortaklık sözleşmesi kurulduğunu, ortaklık sermayesinin toplamda 50.000,00 TL olup, bunun 25.000,00 TL'sinin davacı tarafından getirildiğini, adi ortaklığın maktu vergi beyanname masraflarının bu tutardan davacı tarafından karşılandığını, davalının ise 25.000,00 TL katılım payı koyma yükümlülüğünü yerine getirmediğini,
bunun yanı sıra davalı ile davacı arasında iletişim kurulamadığını, davalı adına hareket eden ...'ın telefon ve e-posta araçları dahil olmak üzere kurulmaya çalışılan iletişime bir yanıt vermediğini, bunun sonucu olarak Adi Ortaklık Sözleşmesi kapsamında kararlaştırılan faaliyetlerin sözleşmenin imzalandığı tarihten günümüze kadar hiçbir şekilde gerçekleştirilemediğini, dava şartı arabuluculuğa başvurma zorunluluklarının olmadıklarını, ilgili ticari davanın dava şartı arabuluculuğa tabi olması için ticari davanın konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit veya istirdat davası olması gerektiğini,
bu hususun adi ortaklık sözleşmelerinin konu olduğu davalar için de aynı olduğunu, açmış oldukları işbu adi ortaklığın feshi davasının taraflar arasında bir alacak, tazminat ileri sürülmeyecek olması sebebiyle dava şartı arabuluculuğa tabi bir uyuşmazlık olmadığını, davalının, davacı ile iletişim kurmamasının, adi ortaklığın herhangi bir ticari faaliyetinin olmamasının adi ortaklığın mahkeme kararıyla feshi için haklı sebep teşkil ettiğini, tüm bunlara ek olarak davalının yönetim kurulu organı faal olan bir şirket de olmadığını, yönetim kurulu üyesi ...'ın görev süresinin 25/08/2023'te dolduğunu, yeni bir yönetim kurulu üyeside atanmadığını,
... davalının tek pay sahibi olmasına rağmen kendisini yeniden yönetim kurulu üyesi olarak atamadığını, bu nedenle adli ortaklık kapsamında hareket etmenin artık davacı açısından her türlü imkansız hale geldiğini, davalı ile iletişim kurulamadığı için adi ortaklığın adi ortaklık sözleşmesi madde 10 çerçevesinde oybirliği ile alınan bir kararla sonlandırılamadığını, 6098 Sayılı TBK 639.maddesi uyarınca adi ortaklığın "haklı sebeplerin bulunması halinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkeme kararıyla" sona erdirilebileceğini,
tasfiyeye konu bir mal varlığı veya kazanç olmaması nedeniyle tahkikat sırasında tasfiye için tasfiye memuru atanmasına gerek bulunmadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile adi ortaklığın mahkeme kararıyla feshine, feshedilen adi ortaklığın mahkemece tasfiye edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava 6098 sayılı TBK'nın 620 ve devamı maddelerine göre adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi talebidir.
7155 sayılı Kanun'un 20. Maddesi ile eklenen 6102 Sayılı Kanun'un 5/A maddesi uyarınca "bu Kanunun (TTK) 4. Maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı" olarak düzenlendiği, söz konusu düzenlemenin dava şartı olması nedeniyle uygulamasının zorunlu olduğu,
aynı yasanın 23. Maddesi ile 6325 sayılı kanuna eklenen 18/A maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculukta davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin tutanağın aslını yada arabulucu tarafından onaylanmış örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olup, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, söz konusu kanunun 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe girdiği,
aynı yasanın 18/A-2 fıkrası son cümlesi uyarınca, arabulucuya başvurulmadan dava açılmadığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceğinin düzenlendiği görülmekle;
Davada talep adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinden ibaret olup, davacı dava dilekçesinde maddi bir alacak talebi belirtmemiştir. Ayrıca maddi bir talepleri olmadığından TTK 5/A maddesine göre dava şartı arabuluculuğa tabi bir uyuşmazlık olmadığını ileri sürmüştür. Fakat dosyaya alınan İstanbul BAM 3.Hukuk Dairesinin ... sayılı 02/04/2024 tarihli kararında da belirtildiği üzere, taraflar talep etmese de tasfiye talebi, resen maddi olarak hüküm kurmayı da gerektirmektedir.
Örneğin davacı tarafça 25.000,00 TL sermaye koyduğu belirtilmekle bunun geri verilip verilmeyeceğinin de tasfiyesi söz konusudur.
Özetle adi ortaklık tasfiyesinde, her iki tarafa da iadesi lazım gelen bir maddi alacak olup olup olmadığı her halükarda resen değerlendirilmesi gerektiğinden eldeki nispi ticari dava TTK 5/A maddesinde belirtilen zorunlu arabuluculuğa tabi olduğundan ve davacı tarafından davadan önce zorunlu arabuluculuğa gidilmemiş olması ve arabuluculuğun tamamlanabilir dava şartı olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
Başkan ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Katip ... · e-imzalıdır
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/276, K. 2024/357, 13 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama