KÜNYE
T.C. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2024
- Esas no
- 2024/750 Esas
- Karar no
- 2024/869
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 11/12/2024
Karar Metni
1.395 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının daha önce alacaklısının ... bankası ve borçlularından birisinin davacı şirket çalışanı ... olduğu ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasını temlik aldığını, ve yine bu dosyadan almış olduğu 01/12/2021 tarihli talimat ile ....
İcra müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyası ile davacı şirkete ait olan ... adresine 06/12/2021 tarihinde hacze geldiğini, dosya borçlusunun davacı şirket olmadığını, davacı şirketin üçüncü kişi konumunda olduğunu, dosya borçlusu olan kişinin davacı şirket çalışanı olduğunu, tüm uyarılara ve itirazlara rağmen şirket çalışanının borcu nedeniyle davacı şirketin sanki dosyanın borçlusuymuş gibi iş yerinde fiili haciz yapıldığını,
çalışanların tedirgin edilmiş olması ile gün içinde yaklaşık 5 saat süren fiili haciz sonrasında personelin çalışması da engellenmek suretiyle her ne kadar muhafaza işlemi bu tarihte yapılmamış ise de aslında davalının psikolojik baskı uyguladığını, ve şirketi ödemeye zorlamak ve engellemek amacıyla şirketi zarara uğrattığını,
15/12/2021 tarihinde davalının yeniden almış olduğu talimat ile davacı şirketin aynı adresine gelerek bu defa da davacı şirketin tüm bilgisayar ve masaları kaldırarak çalışma olanağını ortadan kaldırarak mahçuzları muhafaza altına aldığını davacı ... çalışamaz duruma getirerek davacıyı milyon liralık zarara yol açtığını, davalı tarafça davacı şirket çalışanı olan ...'ın davacı şirket ortağı değil çalışanı olduğunun bilindiğini, asıl dosya alacaklısı olan banka tarafından 20/12/2019 tarihinde gönderilen maaş haczi yazsına cevap verildiğini,
alacaklı tarafından bu nedenle ...'ın şirket çalışanı olduğu bilinmesine rağmen kötü niyetli olarak davacının şirkette haciz yapılması ile kalınmadığını, davacının zararının kat ve kat artmasına sebebiyet verildiğini, .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile istihkak davası ikame edildiğini, davanın lehlerine sonuçlandığını, davacı taraf ile davalı taraf arasında arabuluculuğa başvurulduğunu ancak uzlaşamama ile sonuçlandığını,
davacıya ait iş yerinde davalı tarafından alınan talimat ile yapılan haczin ve muhafazası neticesinde açılmak zorunda kalınan davalar ve yapılan masraflara ilişkin olarak fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 4.750,00 TL icra dosyalarına yatırılan bedeller ile hamaliye ve taşıma ücretleri ile muhafaza altına alınan ürünlerin hasar bedeline karşılık olmak üzere ve davacı tarafından teminat olarak yatırılan bedel olan 60.700,00 TL'nin iade alındığı tarihe kadar olan alım gücünden meydana gelen değer kaybından şimdilik 100,00 TL değer kaybı bedelinin belirsiz olarak yatırılmış olduğu tarihten itibaren ticari avans faizi ile
birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmektedir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4 ve 5 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar.
Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2 nci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda alacaklı ... Bankası A.Ş. tarafından takip borçluları dava dışı ... A.Ş. İle ... aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takipte 3.kişi konumundaki davacı şirket adresinde 06/12/2021 tarihinde ve 15.12.2021 tarihinde talimat yoluyla menkul haczi yapılması üzerine ....İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...
E sayılı dosyası ile istihkak davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile 06/12/2021 tarihinde ve 15.12.2021 tarihlerinde haczedilen menkuller üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği, bu dosyaya istinaden yatırılan harç, masraf,
vekalet ücreti ile haciz ve muhafaza işlemini önlemek için 20.12.2021 tarihinde davalı alacaklı vekili banka hesabına teminat olarak yatırılan 60.700,00 TL'nin kararın kesinleşme tarihine kadar olan sürede enflasyon sonucunda paranın kaybetmiş olduğu değer neticesinde zarara uğradığını belirterek yapılan haciz ve muhafaza işlemleri sonucunda ödemek zorunda kaldıkları bedelin ve değer kaybı tutarının tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Dava; İcra ve İflas Kanunun 89. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; üçüncü şahıs tarafından açılan menfi tespit istemine ilişkindir. İş bu eldeki dava ticari dava değildir. Davacı ile davalı arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmamaktadır. Tarafların tacir olması da davayı ticari kılmamaktadır. Uyuşmazlık takip hukukundan kaynaklanmakta olup görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yukarıda izah olunan ticari davalardan hiç bir kategoriye de girmediği, davanın ticari dava olmadığı değerlendirilmiştir.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca TTK nun 4 ve 5 maddeleri kapsamında "ticari dava" olarak nitelendirilemeyeceği ve davaya bakmanın Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi kapsamında olduğu, Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. (Emsal için bkz İst.BAM 44 HD : 2023/1401 Esas 2023/1210 K sayılı kararı).
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/750, K. 2024/869, 13 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama