KÜNYE
T.C. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/136
- Karar No
- 2025/569
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2025
- Esas no
- 2025/228 Esas
- Karar no
- 2025/615
- Dava
- Tazminat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi
- Dava tarihi
- 28/03/2025
- Karar tarihi
- 08/07/2025
Karar Metni
1.130 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 21/05/2024 tarihinde yapılan sözleşme gereğince, davalıdan 1 adet ... model ürün satın alındığını, ürün bedeli olarak 59.887,25-TL davalıya ödendiğini, ancak teslim edilen mal sözleşmede belirtilen nitelikleri taşımamakta olup ayıplı/hatalı olduğunun tespit edildiğini, ayıbın ürünün oturma minderi sarardı ve minderin içindeki ürün kusma yaptığı, ürünün yalnızca oturma minderinde oluşan bu ayıbın ürünün sırt kısmına sirayet etmemesi o bölgede kullanılan malzeme ile ilgili olduğu kanısını güçlendirmekte olduğu,
ürünün kumaşı keten kumaş olup genelde yazlık alanlarda kullanıldığı, davalının kendi sosyal medya hesabına yüklediği ürün görselinden de anlaşılacağı üzere koltuk ev içi koltuğu değildir ve güneş gören alanda kullanıldığını, davacının sözleşmeden doğan hakları çerçevesinde davalıdan malın yenisi ile değişimini talep etmiş, ancak davalı bu talebe olumlu bir yanıt vermediğini, TTK madde 23/1-c: ''Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa,
haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.'' düzenlemesi gereğince, davacı 12/07/2024 tarihinde teslim edilen üründe teslim sırasında açıkça belli olmayan ayıpları sekiz günlük süreye uygun olarak 19/07/2024 tarihinde +... numaralı müşteri hizmetlerine Whatsapp aracılığıya bildirildiğini, işbu davanın, mezkur düzenleme gereği dava şartı olarak arabuluculuğa tabi tutulması nedeniyle 10/02/2025 tarihinde dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince,
satılan malın ayıplı olması nedeniyle malın iadesi ve bedelin iadesine ek olarak uğranılan zararların tazmini gerektiğini, davalının ayıplı malı teslim ederek sözleşmeye aykırı davranmış olup, ayrıca müvekkilin uğradığı zararların tazmini de gerektirdiğini belirterek davanın kabulüne ayıplı /eksik/hatalı malın iadesine ve ödenen bedelin 59.887,25- TL olarak davalıdan tahsiline, davacının uğradığı maddi/manevi zararların tespit edilerek tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından Mahkemece verilen kesin süre içerisinde talepler açıklanmamış olup davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının iddiaları haksız ve mesnetsiz olduğunu, ürünün, ayıptan ari bir şekilde teslim edilmiş olup aksinin kabulünde dahi, davacı tarafından ayıp bildirimi yasal süresi içerisinde gerçekleştirilmediğini, davacı tarafından her ne kadar bu defa haksız bir şekilde koltuk minderinde renk değişikliği ve kusma olduğu iddia edilmekte ise de, davacı tarafından müvekkil şirkete buna yönelik bir ayıp bildiriminde bulunulmadığını,
davacı tarafından hukuki dayanak bulma çabası ile başka bir yazışma ayıp bildirimi olarak gösterilmek istenmiş ise de ilgili yazışmanın dava konusu ürünün astarına ilişkin olduğu, var olduğu iddia edilen kumaş solması ve kusmaya ilişkin müvekkile ayıp bildiriminde bulunulmadığının sabit olduğunu, nitekim davacı tarafından da buna yönelik bir delil sunulmamış olup bu aşamadan sonra davacı tarafından başkaca delil sunulmasına muvafakatimiz bulunmadığını, kaldı ki, davacıya 05.07.2024 tarihinde teslim edildiği ve davacı tarafından ayıp bildiriminin 19.07.2024 tarihinde, bahsi geçen mesaj ile gerçekleştirildiği varsayımında dahi,
yaklaşık 1-2 haftalık bir süre içerisinde renkte solma ve minderin içindeki üründe kusma olmasının hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiği tartışmasız olduğunu, nitekim, üründe kullanıma bağlı bir ayıbın ortaya çıkması halinde, tacir olan ve basiretli tacir gibi davranması gereken davacının, ayıp ortaya çıkar çıkmaz, zaman kaybetmeksizin bu durumu satıcıya bildirmesi gerektiğini, oysaki davacı tarafından müvekkil şirkete herhangi bir bildirimde bulunulmamış olup davacı tarafından TTK kapsamında üzerine düşen yükümlülükler, gereği gibi yerine getirilmediğini,
ancak somut olaya baktığımızda davacı tarafından ürünün renginde solma ve minderin içindeki üründe kusma olduğuna ilişkin herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığı, bu hali ile iddiaların kabulünde dahi davacı tarafından basiretli bir tacir gibi davranılmadığı ve ürünün ayıbı ile birlikte kabul edildiğinin görüldüğünü, kaldı ki, davacının iddialarının bir an için gerçeği yansıttığı ve üründe ayıp olduğu kabulünde dahi,
dava konusu ürün iç dekorasyon ürünü olup ürünün kullanım talimatlarına aykırı bir şekilde dış dekorasyon ürünü olarak kullanılması ve güneş altında bırakılması halinde ürünnde yaşanacak renk değişikliği ya da deformasyonun kullanım hatasından kaynaklanacağı ve müvekkilin sorumluluğuna gidilemeyeceğinin sabit olduğunu, ürünün davacıya 05.07.2024 tarihinde teslim edildiği, teslim esnasında astarın değişiminin talep edildiği, astar değişikliğine ilişkin (davacı tarafından gerçeğe aykırı bir şekilde ayıp ihbarı olarak gösterilmeye çalışılan) 19.07.2024 tarihli mesajın atıldığı,
bu mesajdan sonra müvekkil tarafından müşteri memnuniyetini sağlamak adına astar değişikliğinin gerçekleştiği, davacı tarafından ayıp iddiasının gerçeği yansıtmadığı, aksinin kabulünde dahi renk solması / minderin iç ürününün kusması durumuna ilişkin müvekkil şirkete davacı tarafından ayıp ihbarında bulunulmadığı ve bu kapsamda mevzuat düzenlemeleri gereğince ürünün ayıplı bir şekilde kabul edilmiş sayılacağı sabit olup tüm bu izah edilenler kapsamında davanın öncelikle usulden, mahkemeniz aksi kanaatte ise esastan redine karar verilmesi gerekmekte ve talep olunmakta olduğunu belirterek öncelikle huzurdaki davanın usulden reddine,
Mahkeme aksi kanaate ise davacı tarafından haksız ve mesnetsiz şekilde ikame edilen davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava, ticari satıma konu malın ayıplı olması nedeni ile iadesi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Davacı vekili 08/07/2025 tarihli dilekçesi ile davacı şirket adına açılmış bulunan iş bu davadan her türlü talep ve dava haklarından feragat etmek suretiyle vazgeçtiklerini belirterek feragatin kabulüne, dosyada 07/07/2025 tarihli duruşmanın ara kararında belirtilen ve hemen akabinde yatırılmış olan bilirkişi ücret avansının henüz kullanılmamış olmasından dolayı ilgili masrafların taraflarına iadesine karar verilmeni talep etmiştir.
Davacı vekilinin vekaletnamesinin incelenmesinde feragat yetkisinin bulunduğu görülmüştür.
Feragat, HMK 307. ve 311. maddesi hükümleri gereği davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup feragatin kayıtsız ve şartsız olacağı, dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği belirtildikten sonra hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı açıkça belirtilmiştir. Feragat mahkemenin muvafakatine bağlı olmayan, davayı sona erdiren ve kesin hükmün sonuçlarını doğuran tek taraflı bir taraf işlemidir. Davacı tarafın feragat bildiriminin HMK'nun 309. maddesi hükmüne uygun olarak yapıldığı anlaşıldığından davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/136, K. 2025/569, 1 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama