KÜNYE
T.C. İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2018
- Esas no
- 2015/642 Esas
- Karar no
- 2018/468
- Dava
- Alacak
- Dava tarihi
- 01/08/2012
Karar Metni
591 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında yabancı para cinsinden ödeme yapılmak üzere alım satım akdi bulunduğunu, teslim etmiş olduğu mallar karşılığında davalının değişik tarihlerde uzun vadeli TL bedelli çekler verdiğini, çekler vadelerinde tahsil edilip dolara çevrildiğinde davalının bakiye 54.000,00 USD borcunun kaldığının görüldüğünü, müvekkilinin bu alacağı TL'ye çevrilerek davalı adına 30/12/2011 tarihli 103.452,95 TL bedelli kur farkı faturasının düzenlendiğini ve davalıya gönderildiğini, ancak davalının borcunu inkar ederek faturayı iade ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 75.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 27/12/2013 ve 24/02/2014 havale tarihli dilekçeleri ile, sadece 103.452,95 TL bedelli faturaya değil tüm faturalara dayanılmakta olduğunu, davalının müvekkiline olan bakiye borcunun 138.140,20 TL olduğunun tespit edildiğini, şimdilik 34.687,28 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, taleplerini bu şekilde ıslah ettiklerini belirtmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya borcunun olmadığını, taraflar arasında kur farkı sözleşmesinin bulunmadığını, kaldı ki müvekkiline gönderilen faturanın kur farkı faturası olmadığını, aksine müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, zira teslimi gereken bazı malların teslim edilmediğini savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkememizce yapılan yargılama sonrasında 04/03/2014 tarih,... E, ... K sayılı kararla davanın kabulüne karar verilmiş, verilen bu karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 15/12/2014 tarih, ... E-... K sayılı kararıyla; "Davalı vekili 04/03/2014 tarihli duruşmada davacıya yapılan ödemelere ilişkin belgeleri mahkemeye sunmuştur. Borcu sona erdiren belgeler her aşamada mahkemeye sunulabilir. Mahkemece bu ödeme belgeleri de değerlendirilerek gerekirse bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." neden ve gerekçeyle mahkememiz kararı bozulmuş, davacı vekilinin karar düzeltme talebinin de reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur.
Bozma ilamında işaret edildiği gibi bilirkişi kurulundan ek rapor alınmış, bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 14/11/2016 tarihli ek raporun dosya arasında olduğu görülmüştür.
Bilirkişi kurulu 14/11/2016 tarihli raporunda; 21/10/2015 tarihli dilekçesi ekinde sunulu Makbuz başlıklı belgeden anlaşıldığı üzere tarafların birbirini ibra ettiklerini, iş bu davanın kanusuz kaldığını, davalının ticari defterleri ibraz edilmediğinden davacıya yaptığı ödemelere dair bir tespite gidilemediğini bildirilmiştir.
Alınan 14/11/2016 tarihli ek rapor gerekçeli, denetlenebilir, hükmüne uyulan Yargıtay Bozma ilamında işaret edilen eksikliği giderecek yeterlilikte, dosya içeriğine uygun görüldüğünden, mahkememizce de benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır.
Taraf iddia ve savunmaları, bozma ilamı ve alınan 14/11/2016 tarihli bilirkişi kurulu ek raporu, toplanıp değerlendirilen tüm delillere göre; taraflar arasında 08/04/2014 tarihli Makbuz başlıklı ibra anlaşmasının imzalandığı ve tarafların birbirini ibra ettikleri, belgenin ve ödemenin her iki tarafında kabulünde olduğu anlaşıldığından, davanın konusuz kaldığına ilişkin aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir.
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2015/642, K. 2018/468, 10 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama