İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/838 K.2024/718

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;

Esas2023/838Karar2024/718Tarih11 Kasım 2024Okuma12 dk · 2.372 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
11 Kasım 2024
Esas no
2023/838 Esas
Karar no
2024/718
Dava
Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan
Dava tarihi
27/12/2017
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.372 kelime·12 dk okuma·4 bölüm

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... Ltd. Şti. olarak 21/06/2013 tarihinde davalı şirket ile acentesi olarak faaliyete başladığını, başlangıçta davacı acenteye ... acente kodu verildiğini, davacı Şirket Acenteliğin kuruluşunda ... ... Ltd. Şti. iken daha sonra ... Ltd. Şti. ünvanını aldığını, Acenteliğin davalı tarafından fesih edildiği anda davacı ünvanının ... Ltd. Şti.

Olduğunu, davacı acenteliğin tesisinden itibaren davalı şirket nam ve hesabına poliçelerin tanziminin de aracılık yaptığını ve acente komisyonları almaya hak kazandığını, sözleşmenin feshi tarihi olan 14/11/2017 tarihine kadar davacının üretim yaparak davalı şirkete portföy kazandırdığını, davalı şirketin .... Noterliği 29/06/2017 Tarih ve ...

Yevmiye Nolu İhtarname ile sözleşmeyi üç ay sonra etkisini doğuracak şekilde tek taraflı olarak fesih ettiğini, davacıya bu fesihname öncesi herhangi bir ihtar yada ihbarda bulunulmadığını, feshin iyi niyet kurallarına uymadığını, feshin gerekçesiz olarak tek yanlı ve ani yapıldığını, bu sebeple feshin haksız bir fesih olduğunu, davalı şirketin fesih gerekçesini sunmamış olmasının ve tek taraflı ani olarak fesih yapılmış olmasının davacıyı ticari açıdan zor bir duruma soktuğunu, davacının yenilemesi gelen poliçeleri yenileyemediğini, zarara uğradığını, T.C,

Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Sigortacılık Müdürlüğü'ne gönderdiği 01/11/2012 tarih ve ... sayılı yazıdan da anlaşılacağı üzere "Bu kapsamda prim üretim ölçüleri önceden belirlenmeksizin üretim yetersizliği veya bağlı bulunan sigorta şirketince belirlenen riziko kabul esaslarına uygun biçimde acentelere aracılık edilen sigorta sözleşmelerinden elde edilen prim gelirleri ile tazminat ödemeleri arasındaki dengesizlik nedeniyle portföyün verimli olmamasının gerekçe gösterilmesi gibi hallerin "acentenin kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması" kapsamında değerlendirilmesinin ve bu noktada

acentenin tazminat hakkının düşmesinin hakkaniyete uygun olmayacağı" yönünde bildirilmiş olduğu ilke karar da dikkate alındığında davalı şirketin fesih sebebi olarak teknik zarar edilmesinin gösterilmesinin feshin haksız ve hukuksuz olduğunu gösterdiğini, feshin haksız olması dolayısıyla davacının denkleştirme tazminatı isteme hakkı doğduğunu, davacının acentelik süresi boyunca davalı şirkete yeni müşteriler kazandırdığını, davalı şirketi sigortalılara tanıttığını ve en iyi şekilde temsil ettiğini,

ayrıca Sektörde davalı sigorta şirketinin acentc kanallarını kapatacağını ve direk satış yöntemi ile davalı şirketin acente kanalı kullanmadan poliçe tanzim edeceği yönünde duyumlar alındığını, bu duyumların doğruluğunun davalı şirketin son bir kaç ay içinde yüzlerce acente kanalını kapatmış olması göz önüne alındığında gerçeklik kazandığını, davacının sözleşmesinin ani ve haksız olarak sonlandınldığı ve davacının ticari açıdan zor durumda kaldığını, müşterileri karşısında da zor durumda kaldığını ve iş kaybına uğradığını,

Acenteliğin haksız ve hukuksuz olarak feshi ve davalıya hatırı sayılır sayıda sigortalı kazandırmış olması sebebiyle davacının TTK 122 maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı talep etme hakkı bulunduğunu, dava dilekçesinde belirtilen nedenlerle davanın belirsiz alacak davası olup, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları sakı kalmak üzere şimdilik 10.000-TL'si acenteliğin ani ve haksız feshinden dolayı denkleştirme tazminatının acenteliğin feshi tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davacı taraf uyap sisteminden sunmuş olduğu 01/10/2019 tarihli dilekçesi ile talep artırım dileçesi sundukları ve ıslah harcını da yatırmış oldukları anlaşılmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği bir zararı var ise davacının bu zararı bilebilecek ve miktarını hesaplayabilecek durumda olduğunu, bu nedenle davacının belirsiz alacak davası açmasının da hukuka uygun olmadığını, oysa davacının denkleştirme talebinin belirlenememesinin mümkün olmadığını, mahkemenin, kendiliğinden veya tarafların talebi üzerine yaptığı incelemede, dava şartı eksikliğini tespit etmesi halinde davanın esasına girmeyip davayı usulden reddetmesinin esas olduğunu, Nitekim Yargıtay 22. HD 2014/3798E., 2014/10165K., ve 28/04/2014 Tarihli bir kararında yer verildiğini ve HMK. m. 115/2 uyarınca,

şartlan bulunmadığı halde, belirsiz alacak davası şeklinde açılan huzurdaki davanın usulden reddi gerektiğini, davacının da belirttiği üzere taraflar arasında 21.06.2013 tarihinde "Acentelik Sözleşmesi" bir yıl süre ile akdedildiğini, ancak bir yılın sonunda feshedilmediğinden belirsiz süreli sözleşme haline geldiğini, TTK m. 121/1 uyarınca belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebileceğini, davalı şirketin, şirket uygulaması gereği almış olduğu karar neticesinde davacının acentelik sözleşmesini 3 ay sonra etkisini doğurmak üzere feshettiğini,

her ne kadar sözleşmenin haksız feshedildiği iddia edilmişse de davalının kanunda belirtilen 3 aylık ihbar süresine uyarak ve haklı gerekçelerle sözleşmeyi feshettiğini, belirsiz süreli sözleşmelerin ihbar süresine uyularak tek taraflı feshedilmesinin mümkün olduğunu, tarafların tacir olup, her tacirin ticari işletmesinin menfaatlerini gözetmek ve korumakla yükümlü olduğunu, bu doğrultuda salt acentenin kusursuz olmasının sözleşmenin devamlılığı için yeterli olmadığını, bu durumun ticari hayatın gerçeği olduğunu, sözleşmenin feshinde haklı gerekçelerinin de mevcut olduğunu, davacı acentenin,

davalıya karşı olan yükümlülüklerini ihlal ettiğini, davalının menfaatlerini korumak yerine davalının menfaati aleyhine işlem tesis ettiğini, davacı acentenin münhasıran davalı şirketin acenteliğini yapmadığını, birçok sigorta şirketinin de acentesi olduğunu, davalı şirkete haber dahi vermeden diğer sigorta şirketleri adına poliçe tanzim ettiğini, aslında davalı şirketin portföyünde bulunan müşterilerin başkaca sigorta şirketlerine kaydırıldığının tespit edildiğini, TTK m. 104: "Yazılı olarak aksi kararlaştırılmadıkça, müvekkil,

aynı zamanda ve aynı yer veya bölge içinde aynı ticaret dalı ile ilgili olarak birden fazla acente atayamayacağı gibi, acente de aynı yer veya bölgede, birbirleriyle rekabette bulunan birden çok ticari işletme hesabına accntelik yapamaz." Hükmüne havi olduğunu, aksine yazılı sözleşme bulunmadıkça acentenin, sadakat borcu gereği aynı yer veya bölgede birbiriyle rekabette bulunan ticari işletmeler hesabına acentelik yapmasının yasaklandığım, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinde acentenin aynı bölgede başka sigorta şirketlerinin acenteliğini yapabileceğine ilişkin hüküm mevcut olmadığını,

davacının en başta davalıya karşı kanundan ve sözleşmeden kaynaklanan rekabet etmeme ve davalının menfaatlerini koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının sözleşmenin haksız feshedildiği iddialarının tamamıyla asılsız olmakla hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu sebeple de haksız feshe dayalı tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, hakkaniyet unsurunun değerlendirilebilmesi bakımından davacının acenteliğini yaptığı diğer sigorta şirketleri adına düzenlediği sigorta poliçeleri ile müşteri çevresi listesinin de dosyaya celbi gerektiğini, cevap dilekçesinde belirtilen tüm bu sebeplerle, öncelikle usulü itirazların dikkate alınarak,

davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün olmadığından hukuki yarar yokluğundan reddine, usulü itirazların kabul görmemesi halinde, haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLER

Davacı taraf delil olarak: Acentelik sözleşmesi, resmi yazılar, noter fesihnamesi, sözleşme süresince yapılan üretim miktarı, komisyon giderleri belgesi, davalı şirketin son 6 ay içinde kaç tane acentesini fesih ettiğinin sorulmasına, bilirkişi incelemesi, yemin ve sair delillere dayanmıştır. Davalı taraf delil olarak: Acentelik sözleşmesi ve ekleri, acentelik müşteri çevresi listesi, sigorta poliçesi ile müşteri çevresi listesi dosyası, fesih tarihinden sonra centenin prim üretim/iptal raporu, tarafların ticari defter kayıtları, Yargıtay içtihatları, tanık, bilirkişi, keşif, yemin ve sair delillere dayanmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava; Acente Sözleşmesinin feshinden dolayı denkleştirme tazminatı tazminatı talebine ilişkindir.

Mahkememiz 27/01/2020 tarih, ....

Sayılı kararı ile :"Dosyadaki bilgi ve belgeler, tarafların iddia ve savunmaları, detaylı, gerekçeli, dosya kapsamı ile uyumlu olan ve bu nedenle de itibar edilen bilirkişi kök ve ek raporu uyarınca, özetle davacının acentelik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle TTK 122 maddesi gereği denkleştirme tazminatı talep ettiği, davalının ise feshin haksız olmadığını, davacının kendilerine karşı olan yükümlülükleri yerine getirmemesi ve birden fazla sigorta şirketinin acentesi olması sebebiyle haklı feshin yapıldığını belirttiği ve davanın reddini talep ettiği görülmüştür.

Bu kapsamda öncelikle taraf defter ve belgeleri incelenmiş her iki taraf defter ve belgelerinin HMK 222 kapsamında delil niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. Defter incelemesine göre son 4 yıllık sürede acentenin elde ettiği net komisyon tutarının 182.004,38 TL olduğu anlaşılmıştır.

Sigortacılık Kanunun 23. Maddesinin 16. Fıkrası "Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya ada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer." şeklindedir.

Davalı tarafın iddiasına karşılık davacının başka şirketlerle çalıştığı, sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediği hususlarında her hangi bir bilgi veya belge sunulmamış olup feshin haklı olduğuna kanaat getirilememiştir.

Bu bağlamda davacının denkleştirme tazminatı talep edebileceği anlaşılarak dava ve talep arttırım dilekçeleri doğrultusunda davanın kabulü ile 41.338,89 TL denkleştirme tazminatının 14/11/2017 fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..." şeklinde verilen karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2020/1605 E., 2023/1234 K sayılı 20/11/2023 tarihli kararı ile; "...Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı acentenin 2013-2017 dönemleri arasındaki süre içerisinde sigortacılık faaliyetleri sonucunda gerçekleştirdiği üretim ve hak edilen komisyonlara ilişkin acentenin elde ettiği net komisyon tutarı 182.004,38 TL olduğundan 365 güne isabet eden komisyon tutarının 41.338,89 TL olacağı, acentenin en fazla bu tutar kadar denkleştirme talebinde bulunabileceği kanaati bildirilmiştir.

Ancak davacının oluşturduğunu iddia ettiği portföyün ne kadarının davacı tarafından oluşturulduğu, acentenin aracılık ettiği müşteriler dolayısıyla davalının acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra yeniden poliçe imzalayıp imzalamadığı, prim elde etmeye devam edip etmediği yönünde davacı ve davalı defterlerinde inceleme yapılmamıştır.

Bu durumda mahkemece davacı acentenin, davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri, davacı ve davalı defterlerinde yapılacak inceleme sonucunda davacının işe başladığı tarihte bir müşteri çevresi var ise bu çevre hariç faaliyete başladıktan sonra sözleşme ilişkisi sonlandırılıncaya kadar oluşturulan yeni müşterilerin sayısal ve diğer verilerle ortaya konulması,

davacının davalıya ne kadar yeni müşteri kazandırdığının sayısal verileriyle belirlenmesi ve bundan sonra davacının kendi çabasıyla kazandırdığı yeni müşteri çevresinden davalının elde ettiği/ elde etmesi muhtemel gelirlerin ne kadar olduğunun tespiti, davacının aracılık ettiği müşteriler dolayısıyla davalının acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra yeniden poliçe imzalayıp imzalamadığı, prim elde etmeye devam edip etmediği,

etmiş ise bu sözleşmelerin sayısı, süresi ve sözleşmeler dolayısıyla elde edilen prim miktarına göre önemli menfaat sayılıp sayılmayacağı, hangi müşterilerin, davacının, acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra devam ettiği ve davalı sigorta şirketinin de bu müşterilerden menfaat temin edip etmediği konusunda bir tespit yapılarak tazminatın üst sınırının belirlenmesi ve somut olayın özelliklerine göre hakkaniyet ilkesi gereğince değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetersiz hesaplamayı içeren ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre üst (tavan) sınırdan denkleştirme tazminatına

hükmedilmesi isabetli görülmemiştir. Bu yönlere ilişkin davalının istinaf sebebi yerindedir.

İlk derece mahkemesince, yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek, mali müşavir ve sigorta konusunda uzman bilirkişi heyetinden taraf ticari defter ve kayıtları da incelenmek suretiyle alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiğinden HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına..." dair verilen karar üzerine dosya mahkememizin 2023/838 E. Sayılı dosyasına kaydı yapılmıştır.

Tüm dosya kapsamına göre; Taraflar arasında 21/06/2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bir yıl süreli olarak akdedilen acentelik sözleşmesi davalı tarafından .... Noterliği'nin 29.06.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 ay sonra hüküm ifade etmek üzere feshedilmiştir.

Davacı taraf, feshin haksız olduğu iddiasıyla acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı isteminde bulunmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 121/1. maddesine göre, belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 22. maddesinde de davalı sigorta şirketinin her zaman tek taraflı olarak sözleşmenin feshedilebileceği düzenlenmiştir. Davalı tarafça sözleşme üç ay önce bildirimde bulunularak feshedilmiş olup, buna göre, sözleşmenin TTK'nın 121/1 ilk cümle uyarınca usulüne uygun feshedildiği sabittir.

Evvelce mahkememizce verilen kararın kaldırılmasına dair yukarıda bilgileri yazılı İstinaf Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuku Dairesi'nin kesin olarak verdiği kararına göre; tarafların karşılıklı anlaşma ile acentelik sözleşmesini sona erdirmeleri ya da taraflardan birinin üç aylık ihbar süresine riayet ederek sözleşmeyi feshetmesi,

acentenin ölümü veya kısıtlanması sebebiyle acentelik sözleşmesinin sona ermesi denkleştirme talep hakkını ortadan kaldırmayacağı, davacı acentenin davalı dışındaki diğer sigorta şirketleri ile acentelik ilişkisi olduğu ihtilafsız ise de davalı sigorta şirketinin sözleşmenin devamı süresince davacı acenteye bu konuda ihtarda bulunduğunu kanıtlayamadığı gibi bir yıl süreli olarak akdedilen sözleşmenin birer yıllık devrelerle yenilendiği de gözetildiğinde sonradan bu nedene sözleşmenin fesih nedeni olarak dayanılmasının iyi niyet kuralları çerçevesinde korunamayacağı, taraflar arasındaki sözleşmenin olağan fesihle sona erdiği,

sözleşmenin acente tarafından haksız feshi veya müvekkil tarafından acentenin kusuru sebebiyle sözleşmenin haklı sebeplerle feshedilmesi durumu söz konusu olmadığından acentenin denkleştirme tazminatı istemesine bir engel bulunmadığı, TTK'nın 122/4. maddesi gereğince denkleştirme tazminatı isteminden önceden vazgeçilemeyeceği anlaşılmakla işin esasının incelenmesi gerekmiştir.

Müşterileri sebebiyle sigortacının önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Buna mukabil sigortacı, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır.(Yargıtay 11. HD'nin 24/02/2020 Tarih ve 2019/1475 E.- 2020/1949 K. Sayılı kararı).

Mahkememizce istinaf kararı uyarınca dosya, bir sigorta uzmanı ve bir SMMM bilirkişisine tevdi edilmiş olup alınan 07/05/2024 tarihli bilirkişi raporu denetime elverişli olup mahkememizce de uygun bulunup benimsenmiştir. Bu halde alınan bilirkişi raporuna göre acentenin net kazancının 176.893,94 TL olduğu, bu kazancın.

138.779,93 TL'sini Trafik Poliçeleri, 25.453,75'sini Kasko Poliçeleri, 4.060,74 TL'sini Yangın Poliçeleri, 7.537,76'TL'sini ferdi poliçeler, 1.061,76 TL'sini seyahat sigortaları, ferdi kaza sigortaları ve tamamlayıcı sağlık sigortaları poliçelerinin oluşturduğu, bu durumda portfoyün %78,45'lik kısmının trafik, %14,39'luk kısmı kasko sigortaları olup sadece % 0,023'lük kısmı yangın poliçeleridir.

Trafik poliçeleri, fiyat politikalarına göre değişkenlik gösteren ve müşterilerin şirket değiştirmede hareketli olduğu yani sadık bir müşteri kitlesi olmadığı, yangın, nakliyat, tarım, oto dışı kaza, mühendislik gibi branşlarda üretim yapmaması nedeniyle şirketin acentenin feshi sonrası kazanç elde edeceğinden söz edilemeyeceği, bu bağlamda acentenin portföy tazminatı elde edilebilecek bir müşteri kitlesinin bulunmadığı, sigorta şirketinin acenteleri tarafından davacının bazı müşterilerinin poliçelerinin tanzim edildiği ancak broker olan ...

Sigorta A.Ş.'nin acente olarak değerlendirmeye alınmaması gerektiği, ... Sigorta A.Ş.'nin (...) acenteliğinden düzenlenen poliçelerin ise çok kısıtlı sayıda üretildiği ve kredili araç alımı nedeniyle düzenlenen yeni poliçeler olduğu, 2017-2020 yılları arasında. 28.335,41 TL üretim yapıldığı ve acente komisyonu toplamının 3.572,59 TL olduğu anlaşılmıştır.

Yukarıda yapılan açıklamalara göre acentenin portföyünün büyük çoğunluğunun trafik sigortalarına ilişkin olduğu ve acentenin yenilemelerde sadık müşteri kitlesinin bulunmadığı, dolayısıyla portföyün devam ettirilecek bir değerinin bulunmadığı bu halde davalı sigorta şirketinin menfaatinin de bulunmadığı bu nedenle davacının denkleştirme tazminatına hak kazanamayacağı anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜ K Ü M

Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;

1-Davanın REDDİNE,

2- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi Uyarınca alınması gerekli 427,60-TL harcın peşin alınan 720,78 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 293,18 TL harcın kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde davacıya iadesine,

3-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin kaldırmadan önce verilen Mahkememizce verilen 27/01/2020 tarihli kararda hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan ve davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına karar verilen 2.103,85-TL ilam harcı davalıdan tahsil edilmiş ise; karar kesinleşmesine müteakip ve talep halinde bu harcın davalıya iadesine,

4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,

5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6-Davalı tarafından yatırılan 13,00-TL vekalet harcından ibaret yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı. 11/11/2024

Katip ... · e-imzalı Hakim ... · e-imzalı

İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/838, K. 2024/718, 11 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Deliller
  5. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  6. Hü K Ü M

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/838
Karar No
2024/718
Tarih
11 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/839 K.2024/920
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2023/839 K.2024/1419
  • İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/839 K.2024/653
  • İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/839 K.2024/619
  • İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/840 K.2024/629
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2023/840 K.2024/1420

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.