KÜNYE
T.C. İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2025
- Esas no
- 2024/752 Esas
- Karar no
- 2025/488
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 06/12/2024
Karar Metni
1.422 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili ... aleyhine ... 35. İcra Dairesi ...E. Sayılı dosyasında kambiyo senetlerine (çek, poliçe ve emre muharrer senet) özgü icra takibi başlatıldığını, 21/11/2024 tarihinde tebligat müvekkilince tebliğ alındığını, davalı tarafla hiçbir ticareti bulunmayan müvekkili aleyhine başlatılmış icra takibi hukuki dayanaktan yoksun ve hile söz konusu olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirmiş olduğu diğer nedenlerle; ...
35. İcra Dairesi ...
E. Sayılı takipte müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitine, senedin iptaline, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla girişilen takibin iptaline, takibin yargılama süresince herhangi bir hak kaybına uğranılmaması için takibin tedbiren durdurulmasına, kötü niyetli alacaklının takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yapılan senet hakkında davacı tarafça eldeki davanın açılmasından önceki aşamada ...
18. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasıyla imza itirazında bulunulduğunu, imza itirazında bulunan davacı taraf icra hukuk mahkemesine verdiği dilekçesinde dava konusu senet üzerinde bulunan imzanın kendisine ait olmadığını, müvekkilinin bir alacak uydurduğunu ve bunu senede bağladığını iddia ettiğini, eldeki davada ise aynı davacı tarafın bu sefer senet üzerindeki imzasını ikrar etmiş ancak bu imzayı müvekkilinin aldatması yüzünden attığını ifade ettiğini, anlık durum itibariyle davacı tarafın aynı senetle ilgili olarak farklı 2 mahkemede görülen 2 dosyada senetle ilgili olarak bambaşka iddiaları mevcut olduğunu,
dava konusu edilen senet; müvekkili dava dışı ...'dan olan alacağına karşılık olarak davacıdan alınmış olduğunu, dava dışı ..., davacının şu an işletmekte olduğu taşınmazın önceki kiracısı olduğunu, ... işlettiği dükkanını devretmek istemiş ancak bu devre karşılık olarak müvekkiline olan borcunun dükkanı devralacak olan kişiler tarafından ödenmesini istemiş olduğunu, davacı ile ...'ın bir araya gelmesi neticesinde davacı taraf ...'ın bu teklifini kabul ederek ...'ın müvekkiline olan borcunu ödemeyi kabul etmiş ve bu yolla davacı taraf ...'dan şu an işletmekte olduğu taşınmazı devraldığını,
davacı tarafından işletmenin devralınmasının akabinde, dükkanın mal sahibi olan ... ile davacı arasında kira sözleşmesi akdedilmiş ve haricen edindiğimiz bilgiye göre 19/20/21 Mayıs 2024 tarihlerinden birinde davacı tarafından ...'e ya da ...'in oğlunun hesabına kira ödemesi yapılmış olduğunu, dükkanı ...'dan devralan ve dükkanın mal sahibi ... ile kira sözleşmesini imzalayarak kira ödemesini de gerçekleştiren davacı taraf, bu kez ... ile dükkanın devri aşamasında anlaştığı üzere ...'ın müvekkile olan borcunu dava konusu senedi tanzim ederek ödeme yoluna gittiğini, işbu dava konusu senet,
izah edilen bu sebeple davacı tarafından hiçbir aldatma olgusu ortada olmadan hür iradeyle düzenlenmiş ve müvekkiline teslim edildiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirmiş olduğu diğer nedenlerle. Davanın reddine, davacı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görüldü.
DELİLLER
Davacı yan delil olarak; ... 35. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası, Dava dışı ..., ... ve davalı arasında imzalanmış sözleşme ve WhatsApp Yazışmaları, Tanık, Bilirkişi İncelemesi ve sair her türlü delililere dayanmıştır. Davalı yan delil olarak; ... 35. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, ... 18. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, Whatsapp mesaj kayıtları, tanık beyanı, bilirkişi incelemesi, tapu kayıtları, banka kayıtları, keşif, vergi dairesi kayıtları, yemin, ticari defter ve belgeler, Yargıtay kararları ve ikamesi mümkün her türlü yasal delillere dayanmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
04/06/1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak kanun maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir. Diğer bir deyişle; bir davada maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hâkime aittir. Bu kapsamda iddianın ileri sürülüş biçimine dava, ... 35. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır.
... 35. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile davalı tarafça davacı aleyhine 26/05/2024 düzenleme tarihli, 30/10/2024 vade tarihli 100.000,00-TL bedelli bonoya dayanarak, 100.000,00 TL asıl alacak, 1.150,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 101.150,68 TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine girişildiği, davacının davalı tarafla hiçbir ticareti bulunmadığı, senedin ve takibin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürdüğü anlaşılmıştır.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6).Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer.
Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
Kambiyo senedi ve bononun hukukî niteliğine değinmek gerekirse; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illî ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukukî işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir amaca ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir.
Her senedin düzenlenmesinin altında yatan bir neden/ilişki vardır. İlletten mücerret olan kambiyo senetleri “ifa amacıyla” ya da “ifa yerine” düzenlenebilir. İfa amacıyla düzenlendiğinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece asıl borç ilişkisi ortadan kalkmaz. Kambiyo senedinin bu iki nedenden hangisi için düzenlendiğinin açıkça belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin ifa amacıyla düzenlendiği kabul edilir. Bir başka anlatımla, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlenmesi esastır (Bozer, Ali/Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2018, s. 68)
Somut olayda dava konusu 100.000,00 TL bedelli bononun keşidecisinin davacı, lehtarın davalı olduğu, düzenleme tarihinin 26/05/2024, vade tarihinin 30/10/2024 tarihi olduğu, senette malen kaydının bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı davalının kendisini aldatarak senedi imzalattırdığını, davalı ile arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığını ileri sürmüştür.
Davaya konu senette bedel kaydının "malen" olarak yer aldığı, davalı vekilince cevap dilekçesinde senedin bedel kaydının talil edilerek, senedin müvekkilinin dava dışı ...'dan olan alacağına karşılık olarak davacıdan aldığını savunduğu anlaşıldığından ispat yükü davalıda olup davalı tarafça bu savunmanın ispatı yönünden yazılı bir delil sunulmamıştır.
Davalının yemin deliline dayandığı anlaşılmakla bu husus 14/04/2025 tarihli celsede hatırlatılmış, davalı vekili beyanda bulunmak için süre talebinde bulunmuş ve kendisine iki haftalık kesin süre verilmiş, süreye uymamanın sonucu ihtar edilmiş ise de; davalı tarafça herhangi bir beyanda bulunulmadığından yemin deliline dayanmak vazgeçmiş sayılmış olup şu halde ispat yükü üzerinde olan davalı senedin dava dışı ...'dan olan alacağına karşılık davacı tarafça verildiğini ispat edemediğinden davanın kabulü ile davacının bonoya dayalı olarak başlatılan takipten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir.
Tarafların tazminat talebine gelince, davalının takip başlatmakta kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davacının, dosya kapsamında ihtiyati tedbir uygulanmamış olması ve davanın kabulüne karar verildiğinden de davalının tazminat talebinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/752, K. 2025/488, 30 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama