KÜNYE
T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/753
- Karar No
- 2025/697
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2025
- T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- ... Esas - ...
- Esas no
- ...
- Karar no
- ...
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- ...
- Karar tarihi
- ...
- Karar yazım tarihi
- ...
Karar Metni
1.749 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki sebebiyle ve cari hesap sözleşmesi uyarınca müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarından, davalı şirketin 4.878,49-USD tutarında müvekkili şirkete borçlu olmasına rağmen davalının borcunu ödemekten imtina ettiğini, borcun ödenmemesi üzerine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak davalının kötü niyetli ve hukuki mesnetten yoksun itiraz dilekçesi ile takibin durdurulduğunu,
tarafların ticari defter kayıtlarının incelenmesi neticesinde müvekkilinin alacaklı olduğunun ortaya çıkacağından bahisle davanın kabulüne, davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, kötü niyetli itiraz nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmış, süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLER
Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasının uyap kayıtları, takibe konu faturalar, davacı tarafın ticari defter kayıtları ve tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında: alacaklının Kolmar Asansör Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, borçlunun ... ... Ltd. Şti. olduğu, 4.878,49-USD toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinden talimat yoluyla alınan 06/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda: davacının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, gerekli açılış ve kapanış tasdiklerine sahip olduğu, davacının asıl alacak talebinin asıl alacak yönünden yerinde olduğu, davacı şirket kayıtlarında davalı şirketin cari hesabının 17/09/2024 tarihi itibariyle 4.878,49-USD borç bakiye verdiği, davacının asıl alacak yönünden alacak miktarının 17/09/2024 itibariyle cari hesap bakiyesinin 4.878,49-USD olduğu, davacının dava tarihi itibariyle davalıdan anapara + faiz + inkar tazminatı ile birlikte (4.878,49-USD + 33.609,47-TL) 201.656,80-TL alacaklı olduğu yönünde görüş bildirmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, fatura alacağından kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). İcra dosyasında itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı gibi, eldeki davanın bir yıllık yasal süre içinde kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir.
Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
HMK’nun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi;
"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir.
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1).
Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı).
Davalı/borçlu borca itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş ise de itirazında hangi icra dairesinin yetkili olduğunu bildirmediğinden geçerli bir yetki itirazı bulunmamakla ön inceleme duruşmasında bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına dair ara karar oluşturulmuştur.
Yargılama sonunda yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası ile davacı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından borçlu ... ... Ltd. Şti. Aleyhine 4.878,49-USD üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacının yasal1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasını açtığı, davalının davaya cevap dilekçesi sunmadığı, davayı takip de etmediği anlaşılmaktadır.
Mahkememizin 19/02/2025 tarihli ön inceleme duruşmasında taraflara uyuşmazlık konusu döneme ilişkin ticari defter kayıtlarını sunmak üzere kesin süre verilmiş, davacı ticari defterlerinin fiziki olarak hacimli olması nedeniyle yerinde inceleme talep etmiş, davalı ise usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini verilen kesin süre içerisinde sunmamıştır.
Davacı takip talebinde fatura alacağına dayanmış ise de takipte talep edilen miktar tek bir fatura olmayıp birden fazla faturadan kaynaklanan bakiye alacak olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekiline takibe dayanak faturaların örneğini sunmak üzere süre verilmiş, 07/10/2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde 04/08/2023 tarihli ve 3.016 USD bedelli, 04/08/2023 tarihli ve 10.857,60 USD bedelli, 17/08/2023 tarihli ve 9.465,60 USD bedelli, 28/09/2023 tarihli ve 6.960 USD bedelli, 06/12/2023 tarihli ve 3.619,20 USD bedelli fatura örnekleri sunulmuştur. Mahkememizce talimat yoluyla davacı ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişiye inceleme yaptırılmıştır.
Düzenlenen 06/05/2025 tarihli rapora göre davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, sahibi lehine delil olma vasfı taşıdığı, takip konusu faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, yapılan ödemeler ve iade faturası göz önünde bulundurulduğunda bu faturalardan kaynaklı olarak davacının davalıdan 4.878,49 USD bakiye alacağı bulunduğu tespit edilmiş, bilirkişi raporu mahkememizce de benimsenmekle hükme esas alınmış ve açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur.
İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir.
Takibe konu edilen alacak taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturaların içeriğinden, taraflar arasındaki icra takibinden, tarafların ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle itiraza konu alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir.
Takip yabancı para üzerinden başlatıldığından davacı lehine hükmedilen asıl alacak tutarı olan 4.878,49 USD'nin takip tarihindeki efektif satış kuru olan 32,48-TL üzerinden hesap edilen tutar baz alınarak icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Son olarak yargılama harç ve vekalet ücretinin Yargıtay 6. HD ve Kayseri BAM 6. HD güncel uygulaması gereği dava tarihindeki kur üzerinden hüküm altına alınması gerekmektedir. Bu bakımdan dava tarihi olan 18/09/2024 tarihi itibariyle USD kurunun efektif satış tutarı 34,08-TL olduğu görülmekle dava değeri bu kur miktarı üzerinden belirlenerek (166.258,93-TL) harç ve vekalet ücreti bu miktar üzerinden tespit edilmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrasının tesisi uygun görülmüştür.
Katip ... · e-imzalı Hakim ... · e-imzalı
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/753, K. 2025/697, 9 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama