KÜNYE
T.C. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2024
- Esas no
- 2022/3 Esas
- Karar no
- 2024/745
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 03/01/2022
Karar Metni
2.712 kelime·14 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 01.09.2021 tarihinde davalı ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı araç davalı ...'nun direksiyon hakimini kaybederek %100 kusurlu bir şekilde kendi gidiş istikametinin tersi istikamete girmesi sonucu karşı yönden trafik kurallarına uygun bir şekilde (gelen) seyir halindeki ...’ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca çarpması sonucu maddi hasarlı ve birden fazla yaralanmalı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, (Kaza tespit Tutanağı) ... plaka sayılı araç içerisinde bulunan davacı ... iş bu kaza sebebiyle basit tıbbi müdahale ile geçmeyecek şekilde ağır yaralandığını,
kaburgalarının kırıldığını, vücudunun bir çok yerinde kalıcı iz kaldığını, dalağı alındığını ve beden gücü kaybına uğradığını halen kazanın etkilerini yaşamaya devam ettiğini, davalı ...’nun asli kusurlu olduğunu yine aynı şekilde ... Cumhuriyet Başsavcılığı ... sayılı soruşturma dosyasında araçların teknik özelliklerinin de incelendiği olay yeri ve kusur tespitinin yapıldığı bilirkişinin hazırladığı raporda; ... Plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...
“Hız normlarının çok üzerinde” seyrettiği bu sebeple 2918 Sayılı KTK 52 maddesinde “hız şartlarını ayarlayamama” kusurunu işlediği tespit edildiğini, buna mukabil davacının bulunduğu ... plakalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu sonucuna varıldığını, kaza sebebiyle ... çeşitli yerlerinden hayati tehlikeye maruz kalacak şekilde yaralandığını, çok ağır tıbbi operasyonlar geçirdiğini, dalağını kaybetmiş malul sakat kaldığını, beden gücünde kayıplar meydana geldiğini, iş bu sebeple maddi tazminatın hüküm altına alınması gerektiğini, davacının kaza geçirilen tarihten iyileşinceye kadar geçen sürede pek çok masraf yaptığını,
bunların tamamına yakının belgelenmesi mümkün olmadığını, tedavi giderleri çok kapsamlı olduğundan bunların istenmesi için belge koşulu olmadığına ve Borçlar Kanunu gereğince zararın ve kapsamının belirlenmesi gerekeceğine ilişkin Yargıtay kararları doğrultusunda davalılardan istenebilecek tedavi ve tüm iyileşme giderlerinin uzman bilirkişiler aracılığıyla hesaplatılması gerektiğini, yaralanan ... ve eşi ...'nin kazadan dolayı büyük bir üzüntü ve ızdırap yaşadıklarını, kazanın onları derinden etkilediğini, psikolojilerinin bozulduğunu,
sakatlık kalıcı izler ile yaşam süresinin sonuna kadar yoksun kalacağı olanakların davacıların üzerinde bırakacağı olumsuz psikolojik etki birlikte gözetilerek manevi tazminatın davalı ...'ndan alınarak davacılara verilmesi gerektiğini, davalı ...’nun mal varlığı olan ve kazaya sebep olan ...
Plaka sayılı aracın üzerine davacılardan teminat alınmadan ihtiyati tedbir kararı verilmesini, dava harç ve masraflarını karşılama zorunluluğu içerisinde bulunmaları sebebiyle HMK’nın 336 maddesi gereği adli müzaheret talebinin kabul edilmesini, davacı ...'nin duyduğu elem ve üzüntü sebebiyle uğranılan manevi zarar için 50.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı ...’ndan alınarak davacı ...'ye verilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasını dava ve talep etmiştir.
Davalı ...
Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının, hasar aşamasında müvekkili şirkete gerekli evraklarla başvuruda bulunmadığını, davacıların Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve ekleri uyarınca hazırlanmış sağlık kurulu raporunu dosyaya sunmadan ödeme yapılmasını talep ettiklerini, ayrıca sayılan eksik evrakların tamamlanmadığını, davacıların dayandığı delillerin taraflarına tebliğe çıkarılması gerektiğini, tüm taleplerin ispatına yarayacak belgelerin dosyaya sunulması gerektiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen 01.09.2021 tarihli kazaya karıştığı belirtilen,
...plakalı aracın müvekkili şirkete 23.01.2021/2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limiti kişi başı 430.000 TL olduğunu müvekkili şirketin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur durumunun tespiti gerektiğini davanın KTK m.97 uyarınca müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapılmamış olması nedeniyle usulden reddini, kusur oranlarının tespiti için dosyanın ATK Trafik İhtisas dairesine gönderilmesini,
kazazedenin maluliyet durumunun tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumuna sevkini, geçici iş göremezlik talebinin ZMMS poliçe teminat kapsamı dışında olması nedeniyle reddini, SGK tarafından karşılanmayan giderlerin ispatını, ispat edilememesi halinde talebin reddini, müterafik kusur araştırması yapılmasına, tazminat sorumluluğumuzun doğması durumunda hesaplamaların Hazine Müsteşarlığına kayıtlı uzman bilirkişilerce, TRH 2010 Mortalite tablosu esas alınarak yapılmasını,
müvekkili şirketin temerrüde düşmemiş olması ve diğer anılan gerekçelerle faiz talebinin reddini, yargılama ücreti ve vekalet ücretine hüküm kurulmamasını talep etmiştir.
Davacı vekilinin 14.11.2022 tarihli cevaba cevap dilekçesinden özetle; müvekkilinin zarara uğramasına neden olan, kazaya sebep olan aracın ZMMS poliçesi davalı ...
Sigorta A.Ş. tarafından yapıldığını, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları uyarınca sigortacı, sigortalısının 3.kişilere vermiş olduğu maddi ve bedeni zararlara karşı teminat limitleri dahilinde kalmak kaydıyla, müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunmakta olduğunu, müvekkili tedavi süreci boyunca çalışamadığını, iş göremez duruma geldiğini, iş bu sebeple maddi zararın karşılanması için 16.09.2021 tarihinde davalı ...
Sigortaya başvurulduğunu ancak uzunca bir süre geçmesine rağmen herhangi bir olumlu cevap alınamadığını, akabinde 09.11.2021 tarihinde zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu ve başvuru sonucu 06.12.2021 tarihinde herhangi bir anlaşma yapılamadığını, kaza sonucu oluşan yaralanma nedeni ile hak edilen tazminatın ödenmesi istenilmiş ise de yasal süreler içerisinde bu taleplerinin kabul edilmediğini, davalı yanın cevap dilekçesinde ileri sürülen hususlar ve taleplerinin hiçbiri kabul edilemeyceğini, davalı tarafın ileri sürdüğü söz konusu husuların tümüyle dayanaksız olup bilimsel açıklamadan yoksun olduğunu,
Sigorta tazminatı ile ilgili davalı yanın öne sürdüğü husuların hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, tüm bu izahı yapılan hususlardan hareket ile müvekkilin içinde bulunduğu araç ile kusurlu olarak kazaya sebebiyet veren ... plaka sayılı sürücüsü asli ve tam kusurlu olduğunu, bu husus dava dilekçesinde sundukları kaza tespit tutanakları ve sair deliller sabit ve aşikar olduğunu, haklı davanın kabulünü, tüm yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava, hukuki niteliği itibari ile haksız fiilden kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır.
7155 sayılı Yasa ile 6102 sayılı Yasaya 5/A maddesi eklenerek ticari davalarda arabuluculuk dava şartı haline getirilmiş olup, mahkememizdeki dava 03/01/2022 tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür. Aynı Yasa ile 6325 sayılı Kanuna dava şartı arabuluculuk başlığı ile 18/A maddesi de eklenmiş olup bu madde uyarınca yapılan incelemede davacının arabulucuya başvurduğu, yapılan toplantı neticesinde tarafların anlaşamadıklarına ilişkin arabuluculuk son tutanağının da düzenlenmiş olduğu görülmüştür.
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.
... Asliye Ticaret mahkemesine talimat yazılarak dinlenilen;
Tanık T.C. Kimlik No: .... ...: 09/11/2022 vermiş olduğu ifadesinde:" 01/09/2022 tarihinde meydana gelen kazada ben ...'ın kullandığı araç içerisindeydim, araçta ... Bey, ... Hanım, ...
Bey ve ben vardım, biz akşam saatleriydi, işten çıkmıştık, karşıdan gelen araç bizim şeridimizde aniden geçerek bize çarptı, yol tek şerit gidiş, tek şerit geliş şeklindeydi, hava biraz bulutluydu, akşam ezanının okunacağı saatlerdi, arabanın farları yanıyordu, biz çarpmanın etkisiyle şarampole yuvarlandık, yoldan gelen arabalardan görenler yanımıza indiler, bize çarpan araç yolda kalmış, ben kendimdeydim, ...
Hanım'ın ve diğer arkadaşımın kafasının cama sıkıştığını gördüm, yaklaşık 5-10 dakika bize müdahale eden olmadı, kaza nedeniyle 7 kişi yaralanmıştı, bizim aracımız çok hızlı değildi 80-90 km hız olabilir, karşıdaki araç yönünden tam olarak bilmiyorum, ancak aracı görmemiz ile onun bize çarpması çok kısa saniyeler içinde oldu, biz hepimiz ayrı ayrı önce ...
Hastanesi'ne kaldırıldık, bildiğim kadarıyla ... ...'nin kaburga kemikleri kırılmış, onu iç kanama nedeniyle dalağını almışlar, ameliyata almışlar, daha sonra biz diğer yaralıları da başka hastaneye sevk ettiler, bildiğim kadarıyla karşıdaki araç sürücüsü ve ailesi hastanede tedavi görmüş, başka bir diyeceğim yoktur, " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık T.C. Kimlik No: .... ... 09/11/2022 vermiş olduğu ifadesinde: 01/09/2022 tarihinde meydana gelen kazada aracı ben kullanıyordum, aracı biz kendi şeridemizde kullanırken karşıdan gelen araç bizim şeridimize geçerek bize çarptı, benim ortalama hızım 80-90 km'ydi, çarpmanın etkisiyle şarampole yuvarlandık, önde oturanların emniyet kemerleri takılıydı, ...
Hanım'da önde emniyet kemeri takılı şekilde oturmaktaydı, akşam üzeri kaza meydana gelmiştir, hava bulutluydu ancak yağmur yağmıyordu, karşı aracın aniden önümüze çıkması ve çarpması nedeniyle kaza meydana gelmiştir, cama yapışan arkadaşımız vardı, biz kazadan sonra ben kendimde değildim, bildiğim kadarıyla kaburgaların iç organlarına batması nedeniyle ... Hanım'ın dalağını almışlar, ...
Hanımla daha sonra görüştüğümüzde kendisinin batma nedeni ile nefes darlığı yaşadığını söylemekteydi, başka bir diyeceğim yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık T.C. Kimlik No: ... ...'ın 09/11/2022 vermiş olduğu ifadesinde: 01/09/2022 tarihinde meydana gelen kazada ben ...'ın kullandığı araç içerisindeyim, ben arka koltukta oturuyordum, ben kazadan sonra bilinç kaybı yaşadım, kazanın nasıl olduğunu halen hatırlamıyorum, gözümü açtığımda hastanede olduğumu biliyorum, kazadan sonra ... ...'nin dalağının alındığını biliyorum, başka bir şey bilmiyorum, başka bir diyeceğim yoktur..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Meydana gelen trafik kazasında tarafların kusur durumunun tespiti açısından dosya ATK'ya tevdii edilmiş, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 16/11/2022 tarihli adli tıp raporunda; 'Davalı sürücü ...'nun, sevk ve idaresindeki kamyonet ile gece vakti aydınlatma bulunmayan meskun mahal dışı il yolunda seyri sırasında yola gereken dikkat ve özeni göstermesi, hızını aracının teknik özellikleri ile mevcut hava-yol-zemin şartlarına uygun hale getirmesi, seyrini kendi seyir şeridinin sağını takiben daha dikkatli sürdürmesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmediği,
sevk ve idare hatası ile iki yönlü yolun karşı yön bölümüne geçtiği ve dava dışı sürücü idaresindeki kamyonetle çarpıştığı anlaşılmakla, meydana gelen olayda kusurludur. Sürücü ..., sevk ve idaresindeki kamyonet ile gece vakti aydınlatma bulunmayan meskun mahal dışı il yolunda seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde iki yönlü yolun karşı yön bölümünden şerit ihlali ile gelen davalı sürücü idaresindeki kamyonetle karıştığı kazada atfı kabil kusuru bulunmamaktadır.
Davacı yolcu ..., dava dışı sürücü idaresindeki kamyonette yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen kazanın oluşumunda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. Sonuç olarak; davalı sürücü ...'nun %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, Sürücü ...'ın kusursuz olduğu, Davacı yolcu ...'nin kusursuz olduğu' şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Kusur raporu taraflara tebliğ edilmiş, davacı Fatme Sibreli'nin maluliyetinin tespiti açısından dosya yeniden ATK'ya tevdi edilmiş, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 04/08/2023 tarihli adli tıp raporunda: Mevcut tıbbi belgelere göre; ... ve ... kızı 11/04/1978 doğumlu ...’nin 01.09.2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının, 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik kapsamında yapılan değerlendirilmesinde; Splenektomi %10 Kişinin tüm vücut engellilik oranının % 10 (yüzdeon) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği olduğu şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 08/05/2024 tarihli adli tıp raporunda:Mevcut tıbbi belgelere göre; ... ve ... kızı 11/04/1978 doğumlu ...’nin 01.09.2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının, 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik kapsamında yapılan değerlendirilmesinde.
Splenektomi %10, Kas İskelet Sistemi Şekil 2.4 %11, Tablo 2.1 %1, Tablo 2.2 /Tablo 2.3 %1, Balthazard formülüne göre %11 olarak tespit edildiğine göre;Kişinin tüm vücut engellilik oranının % 11 (yüzdeonbir) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği, Başka birinin sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı olduğu şeklinde rapor düzenlenmiştir.
ATK raporları taraflara tebliğ edilmiştir.
Davacılar vekili 26/04/2022 tarihli kısmi feragat dilekçesi ile, davalı ... Sigorta A.Ş. ile maddi tazminat talepleri yönünden sulh olduklarını, maddi tazminat talebiminden vazgeçtiklerini, varılan sulh anlaşması gereği, sadece davalı ... Sigorta A.Ş. ile karşılıklı şekilde vekâlet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını, sulh anlaşması gereğince taraflarca bu hususta anlaşılmış olunduğundan aleyhlerine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesine, ... Sigorta A.Ş. Ve ... hakkında maddi tazminat talepleri yönünden hüküm tesisine yer olmadığına ilişkin karar verilmesini, Davalı ... açısından manevi tazminata ilişkin talep ve davanın devam ettiğini beyan ve talep etmişlerdir.
Davalı Sigorta vekilinin 27/04/2022 tarihli dilekçesi ile, davacılar ile sulh olduklarını, talep hususunda karşılıklı ibralaştıklarını, davada, davacı vekilinin davadan feragat etmesi nedeniyle vekalet ücreti ve / veya yargılama gideri hususunda hiçbir taleplerinin olmadığını beyan etmiştir.
Tarafların beyanları ve sunmuş oldukları sulh dilekçesinin incelenmesinde davanın maddi tazminat açısından konusuz kaldığı anlaşılmış, yargılamaya manevi tazminat bakımından devam edilmiştir.
Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre,Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir.
Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır.
Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Somut olaya gelince, davacıların içinde bulunduğu araca davalıların sürücüsü ve sigortacısı olduğu aracın çarpması neticesi, davacı ...'nın %11 maluliyeti ile sonuçlanan kazada, kazanın meydana gelmesinde davalının tamamen kusurlu olduğu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tarafların kusur durumları, meydana gelen netice ve yukarıda ilkeler gözönünde tutulduğunda, dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olarak davacı ... için 38.500,00 TL manevi tazminata hükmetmek gerekmiştir.
TBK’nun 56/2. maddesinde, ağır bedensel zarara uğrayan kişinin yakınlarının uğradıkları zararlar düzenlenmiştir. Bu gibi kimselerin, yakınlarına duygusal bağları açısından, bir yakının bedensel bütünlüğünün ihlalinde, doğrudan doğruya kendi kişilik hakkı açısından saldırıya uğradığı ve bu nedenle manevi tazminat isteyebileceği kabul edilmiştir.
Bir kimsenin cismani zarara maruz kalması durumunda onun (ana, baba, eşler, kardeş, nişanlı gibi) yakınlarından birinin aynı eylem nedeniyle hukuken korunan ruhi ve asabi sağlık bütünlüğü ağır bir şekilde haleldar olmuşsa, onlar da manevi tazminat talep edebilirler.
Çünkü bu durumda onların zararları ile haksız eylem arasında illiyet bağı vardır ve zararlarının niteliği itibariyle onların da ihlal edilen normun (56. maddenin) koruma alanı içinde bulunduklarının ve hukuka aykırılık bağının gerçekleştiğinin ve manevi tazminat talep edebileceklerinin kabulü gerekir.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda davacı hasanın eşi olan davacı fatmanın meydan gelen kaza nedeni kalıcı maluliyetinin oluştuğu anlaşılmış olup söz konusu yaralanmanın ağır bedensel zarar olduğu kabul edilmelidir. Buna göre davalının asli ve tam kusuru ile meydana gelen olay nedeni ile ağır bedensel zarar göre eşi nedeni ile zarar gören davacı hasan ın manevi tazminat talepleri yönünden kabul vermek gerekmiştir.
ATK'nın 08/05/2024 tarihli raporuna göre davacıdaki maluliyet oranının %11 olduğu, 3 aylık iyileşme süresinin bulunduğu,... Dr. ... Şehir Hastanesi'nin 10.02.2022 tarih ve 1118 sayılı raporunda. “Trafik kazası sonrası dalak yaralanması ve karıniçi kanaması olan hasta 03/09/2021 tarihinde acil ameliyat edilmiş ve splenektomi (dalak alınması) işlemi uygulanmış. Hayati tehlike geçirmiş, organ (dalak) kaybına neden olmuştur.
Basit tıibbi müdahale ile geçmez.” şeklinde kayıtlı olduğu, davacı ...'nın kaza sebebiyle ameliyat geçirmiş ve organ kaybı yaşamış olması, kalıcı maluliyetinin bulunması, tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde davacı Hasan'ın manevi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı ...'nin maddi tazminat talebi konusuz kaldığı anlaşıldığından maddi tazminat bakımından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Davacı ...'nin manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 38.500,00 TL'nin 01/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ...' ndan alınarak adı geçen davacıya verilmesine,
3-Davacı ...'nin manevi tazminat talebinin kabulü ile 5.000,00 TL'nin 01/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ...' ndan alınarak adı geçen davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli 2.971,48-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 192,00-TL harcın mahsubu ile geriye kalan 2.779,48-TL eksik harcın davalı ... ...' ndan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça başlangıçta yapılan 11,50-TL gider ile yargılama aşamasında yapılan 888,35-TL posta ve tebligat gideri, 8.380,00 TL ATK faturası olmak üzere toplam 9.279,85-TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 7.145,48-TL yargılama gideri ve peşin yatan harç gideri 192,00-TL'nin toplamı olan 7.337,48-TL yargılama giderinin davalı ...'ndan alınıp davacılara verilmesine, geriye kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,
5-Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
6-Maddi tazminat bakımından sulh protokolü gereği taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Davacı ... vekille temsil olunduğundan manevi tazminat bakımından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ... ...' ndan alınıp davacı ...'ye verilmesine,
8-Davacı ... vekille temsil olunduğundan manevi tazminat bakımından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 5.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ... ...' ndan alınıp davacı ...'ye verilmesine,
9-3.120,00 arabuluculuk ücretinin sulh protokolü gereği davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 08/10/2024
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/3, K. 2024/745, 8 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama