KÜNYE
T.C. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2025
- Esas no
- 2021/229 Esas
- Karar no
- 2025/34
- Dava
- Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 02/04/2021
Karar Metni
3.381 kelime·17 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde. Müvekkil şirketin bilgisayar teknolojileri işiyle iştigal ettiğini, davalı ...
A.Ş. ise yurt içinde ve yurt dışında büyük projeler ve ihaleler kapsamında inşaat faaliyetleri yürüttüğünü, davalı yanın ve müvekkili şirketin faaliyetleri kapsamında tarafların farklı projelerde zaman zaman birlikte çalıştıklarını, bu kapsamda değişik projelerde İş birliği yapan dava taraflarının uzun yıllar açık hasap üzerinden iş ilişkilerini yürüttüklerini, tarafların yine anılan iş ilişkileri kapsamında tutulan hesap kayıtlarından müvekkil şirketi toplam işbu dava konusu olan 4.674.376,22 USD alacaklı olduğunun görüldüğünü,
davalı tarafa hesap mutabakatı için bildirimde bulunmuşsa da davalı bildirime olumlu ya da olumsuz cevap vermediğini ve borçlarını da bugüne değin ödemediğini beyanla; davanın kabulü ile şimdilik 100.000- USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde. Usule ilişkin olarak, öncelikle; davacının ...'ye kayyım atanarak devredilen şirketlerden olmadığı görülmekle, harçtan muafiyetin de sözkonusu olmayacağını, bu nedenle davacıya harç yatırmak üzere kesin süre verilmesini, verilen sürede harcın ikmal edilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, davacı yan, yine sayın mahkeme nezdinde ...
Esas sayılı dosya ile müvekkilim şirket hakkında "ticari satımdan kaynaklanan alacak" konulu dava açtığını, Aynı konuda, tarafları aynı iki ayrı dava ikame edildiği, bütüne yönelik alacak iddiasına kısmi alacak iddiasının dahil olacağı, bu sebeple davacının iki ayrı dava açmasında hukuki yararı bulunmadığından davanın derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini, Davacıya davasının H.M.K.
31. madde uyarınca açıklattırılmasını, bu hususta davacıya ihtaratlı kesin süre verilmesini, verilen kesin sürede açıklama yapılmaması halinde H.M.K. 119. madde uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, vekiledeninin davada pasif husumeti bulunmadığını, esasa ilişkin olarakta; detaylı beyanda bulunma hakkı saklı kalmak kaydı ile. Müvekkilim davalının, davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığından, davanın esastan reddi gerektiğini beyan etmişlerdir.
DELİLLER
Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; Faturalar, sevk irsaliyeleri, banka ve hesap kayıtları, e-mail kayıtları, yazışmalar, müvekkil şirket ticari defter, kayıt ve belge örnekleri, alacağa konu belge örnekleri, tanık beyanları, gerekirse keşif, bilirkişi incelemesi, yemin, kanuni ve takdiri her türlü delile dayanmışlardır.
İncelenen ticaret sicil kaydına göre; ... ...'nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-0 sicil numarasında kayıtlı "..." adresinde faaliyet gösterdiği, odaya kayıt tarihinin 25/11/1997 olduğu, Yönetim Kurulu Üyeleri; ... ve şirket yetkililerinin; ... olduğu, eski ünvanının ..., ... ...Şirketi ve şirketin son tescil tarihinin 20/01/2022 olduğu;... sicil numarasında kayıtlı "..." adresinde faaliyet gösterdiği, odaya kayıt tarihinin 28/6/2007 olduğu, yönetim kurulu üyelerinin ve şirket yetkililerinin ve yetkililerinin ... olduğu ve şirketi temsile münferiden yetkili oldukları, şirketin son tescil tarihinin 01/11/2021 olduğu anlaşılmaktadır.
UYAP üzerinden celp edilerek incelenen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - .../... Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacılar ... Holding Anonim Şirketi, ... Mühendislik Ve Taahhüt Hizmetleri Anonim Şirketi tarafından davalı ... A.Ş. Aleyhine Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davası açıldığı ve mahkemenin 24/11/2021 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre;
Bilirkişiler heyetinden alınan 27/04/2023 havale tarihli raporlarında: ''...Sonuç itibariyle davacının davalıdan 4.674.376,22 USD (13.094.797,53 TL) alacaklı olduğu ..." bildirilmiş;
Davalı yanın bilirkişi kök raporuna karşı yapmış olduğu itirazlar kapsamında ve bilhassa raporun nitelikli hesaplamalar bilirkişisinin görüşünü içermemesi nedeniyle anılan bilirkişi görüşünün de yer aldığı, Mahkememizin ve tarafların denetimine elverişli ek rapor tanzimi için yeniden bilirkişi heyetine tevdiine karar verildiği;
Bilirkişi heyetinin 19/09/2023 tarihli ek raporu ile; "...Sonuç itibariyle davacının davalıdan 4.674.376,22 USD (13.094.797,53 TL) alacaklı olduğu..." tespit ve rapor edilmiştir.
Mahkememizin 04.01.2024 tarihli ara kararı ile tarafların iddia ve savunmaları, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile mahkememizin ... esas sayılı dosyası kapsamına alınan bilirkişi raporları ile yargılama dosyamızdaki kök ve ek bilirkişi raporları değerlendirilmek suretiyle dava konusu alacağın oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise tutarının hesaplanması için dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmekle dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği;
Bilirkişi heyetinin 17/05/2024 tarihli raporu ile; "... ... ATM ... esas sayılı dosyada alınan bilirkişi raporunun, huzurdaki davada davacı yanın son alınan bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde de yer verdiği dava dışı ... Tic. A.Ş. firmasına ilişkin ticari defter incelemelerini de içerdiği görülmekle, bahse konu raporda isabetli bir şekilde, Dava Dışı ... tarafından yapılan kayıtların ticari bir işleme dayanmadığı, taraflar arasındaki çek alışverişine ve diğer hesaplar ile yapılan virman işlemine dayandığının vurgulandığı,
ii. Huzurdaki davada alınan 27.04.2023 tarihli bilirkişi kök raporunda yer verilen, davalının davacı nezdinde takip ettiği hesaplara ait muavin ekstrelerde de taraflar arasında ticari ilişkiye dayalı bir muhasebe hareketinin bulunmadığı, hesaplarda yer alan bir takım fatura kayıtlarının da ters kayıtla kapatıldığı, bu anlamda taraflar arasındaki ilişkinin salt finansal kaynak kullanımına dayalı iş ve işlemlerden kaynaklandığının değerlendirildiği,
iii. Ticari nitelikte bir mal ya da hizmet alımının söz konusu olmadığı durumlarda karşılıklı gerçekleştirilen ödeme/tahsilat işlemlerinin kaynak kullanma/kullandırma niteliğinde olduğu yönündeki yaklaşımımızın mahkemenin takdirinde olduğu,
iv. Nitekim davalı yanın son ek rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesinde, davacı ile davalı şirket arasında herhangi bir ticari, hukuki ilişkinin söz konusu olmadığı, davalıya yapılan ödemelerin, davacının de içerisinde bulunduğu- aynı kayyum tarafından yönetilen grup şirketlerden- dava dışı ... Tic. A.Ş. adlı firma adına ve bu şirketin davalı şirkete olan borçlarının ifası için olduğu beyan edilmiş olduğunun göründüğü, nitekim huzurdaki davada alınan kök bilirkişi raporunda davalı kayıtlarında yer almadığı belirtilen 22.10.2015 tarih, 1.300.000,00 USD bedelli havale dekontu ile 23.10.2015 tarihli 200.000,00 USD bedelli banka ekstre işleminin, davalı kayıtlarında dava dışı ... Tic. A.Ş. ne ait ... nolu Diğer Alacaklar hesabında kayıtlı olduğunun görüldüğü,
v. Tacirin ticarî defterlerine kendi lehine delil olarak dayanabilmesi için aynı zamanda HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen ihtimâllerden birinin de yerine gelmesinin gerektiği, bu yönü ile şartlara uygun olarak tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için; diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olmasının gerektiği,
vi. 21. ATM ... esas sayılı dosyada alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmında yer verildiği şekli ile taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişkiden ziyade finansal işlemlere dayandığı geriye dönük bağımsız denetim ile taraflar arasındaki borç-alacak ilişkisinin sağlıklı tespit edilebileceği hususları heyetimizce de benimsendiği, bu itibarla davacı yanın da salt tek taraflı, mutabakata dayalı olmayan, finansal işlemlere dayalı muhasebe kayıtları sonucunda oluştuğu anlaşılan cari hesaptan kaynaklı alacağını ispat edemediği değerlendirilmiş olmakla takdirin mahkemeye ait olduğu,
vii. Zira taraflar arasındaki gerçek borç/alacak durumunun tespit edilebilmesi için, hesapların geriye doğru izlenmesi şeklinde ve belge ile doğrulama yöntemi izlenerek denetim prosedürü işletilmesi gerekmekte olduğu, ancak bu denetim uygulamasının bilirkişilik görevi kapsamında olmadığı, ayrıca taraflar arasındaki cari hesap farklılıklarının, huzurdaki davada alınan 27.04.2023 tarihli bilirkişi kök raporundaki tespitlerle de sınırlı olmadığının anlaşıldığı..." tespit edilmiş;
Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna beyan ve itirazları sonucunda mahkememizin 11/07/2024 tarihli ara kararı ile ".... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile mahkememizin ... esas sayılı dosyası kapsamına alınan bilirkişi raporları ile yargılama dosyamızdaki birbiriyle çelişen kök ve ek bilirkişi raporları değerlendirilmek suretiyle davacının iddia ettiği alacak bakımından davalıdan talepte bulunmasının mümkün olup olmadığı, mümkün ise tutarının hesaplanması için.." dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdiine karar verildiği;
Bilirkişi heyetinin 13/11/2024 tarihli raporu ile; "...Taraflar arasında mal teslimi veya hizmet ifası şeklinde herhangi bir ticari işlem gerçekleşmemiş olup, davacı şirket kayıtlarında oluşan 4.674.376,22 USD tutarındaki bakiye alacağın karşılıklı olarak yapılan çek alış verişleri ve banka havaleleri gibi finansal işlemler nedeniyle oluşmuş olduğu,
Davacı tarafın kayıtlarında çek alış verişleri yönüyle davalı lehine 1.000.000,00 USD fark bulunmakta olup, davacı tarafça yapılan 5.674.376,22 USD tutarındaki 11 adet havalenin dava dışı ... A.Ş.’nin hesabına kaydedilmiş olması nedeniyle davalı tarafın ticari defter kayıtlarında davacı şirketin alacaklı görünmediği,
Ticari defter kayıtlarına göre davalı taraf davacı ile aynı sermaye grubuna dahil dava dışı ... A.Ş.’den alacaklı olmakla birlikte, davacı tarafça davalı şirkete yapılan ve dava konusu alacak iddiasına dayanak oluşturan söz konusu havalelerin ... A.Ş.’nin davalı şirkete olan borçlarına mahsup edilmesine dair davacı tarafça davalıya hitaben düzenlenmiş yazılı her hangi bir belgenin bulunmadığı,
Davalı şirket ile davacı şirketin dahil olduğu ... Grubuna dahil diğer şirketler arasında da ticari ilişki temeline dayanmayan aynı nitelikte finansal işlemler yapılmış olup, davalı şirket ile bu şirketler arasında da benzer ihtilafların bulunduğu, aynı şekilde davacı şirket ile dava dışı ... A.Ş. arasında organik bağ bulunuyor olsa da, tüzel kişiliklerin farklı olması nedeniyle, söz konusu havalelerin davalı şirketçe tek taraflı olarak ... A.Ş.’nin hesabına kaydedilmiş olmasının davacı şirketi bağlayıcı bir sonuç doğurmayacağı, ancak bu durumda davacı tarafça davalı şirkete karşılıksız olarak gönderilen havalelerin ticari hayatın olağan icaplarıyla izah edilemeyeceği,
Diğer bir anlatımla havalenin, havaleyi yapan kişinin mevcut bir borcunun ödenmesi amacıyla yapıldığının karine olduğu, bunun aksini iddia edenin, öreğin borç olarak havale yapıldığını iddia eden tarafın bu iddiasını ispat yükü altında olduğu (TMK. m. 6, HMK. m. 190), ancak davalı, ödemelerin üçüncü bir kişi olan dava dışı ... A.Ş.’nin kendisine olan borçlarının ödenmesi amacıyla yapıldığı iddiasında bulunduğu ve ispatla yükümlü bulunduğu bu iddiasını (TMK. m. 6, HMK. m. 190) ispat edemediği..." tespit ve rapor edilmiştir.
Davacı vekili 26/09/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; "Dava ile talep ettiğimiz 100.000 USD alacağın 4.674.376,22 USD'ye çıkarılmasına, Dosyada mübrez Bilirkişi Heyeti Rapor'ları doğrultusunda, davamızın kabulü ile 4.674.376,22 USD'nin ilk hesap mutabakatı döneminden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini..." talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan cari alacağın tahsiline ilişkindir.
Davacı yan dava dilekçesi ile; davacı şirketin bilgisayar teknolojileri işiyle iştigal ettiğini, davalı şirketin ise yurt içinde ve yurt dışında büyük projeler ve ihaleler kapsamında inşaat faaliyetleri yürüttüğünü, davacı ve davalı şirketlerin faaliyetleri kapsamında tarafların farklı projelerde zaman zaman birlikte çalıştıklarını, anılan iş ilişkileri kapsamında tutulan hesap kayıtlarından davacı şirketin toplam işbu dava konusu olan 4.674.376,22 USD alacaklı olduğunun görüldüğünü,
davalı tarafa hesap mutabakatı için bildirimde bulunulmuşsa da davalının bildirime olumlu ya da olumsuz cevap vermediği gibi borçlarını da ödemediğini beyanla davanın kabulü ile şimdilik 100.000- USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı yan ise cevap dilekçesi ile; davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacı ile bir ticari ilişkinin bulunmadığını, davacıya borçlarının olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
O halde somut olayda çekişme; taraflar arasında bir ticari ilişki bulunup bulunmadığı, davacı yanın alacak talebinin yerinde olup olmadığı, husumet ve zamanaşımı itirazlarının yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Mahkememizce Mali Müşavir ... ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ...'den alınan 27/04/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle;
"Davacı nezdinde davalının ... nolu Ticari Alacaklar hesabında takip edildiği, davacı kayıtlarında ticari ilişkinin 09.04.2015 tarihli ÇEK ÇIKIŞ BORDROSU muhasebe kaydı ile başladığı ve 31.12.2016 yılı sonu itibariyle 4.674.376,22 USD (13.094.797,53 TL) alacaklı olduğu tespit edilmiştir(...)
Davalı nezdinde davacının ... kodlu ticari borçlar hesabında ve ... kodlu verilen sipariş avansı hesabında takip edildiği, ... nolu hesabın bakiyesinin 31/12/2016 tarihi itibariyle sıfır olduğu, ... nolu hesabın bakiyesinin 31/12/2016 tarihi itibariyle sıfır olduğu, tespit edilmiştir (...)
Davacı ile davalı kayıtlarında arasındaki farklılığın davalı kayıtlarında olmayan davacı kayıtlarında olan ödemelerden kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Örneğin davalı kayıtlarında aşağıda görüleceği üzere; 4.000.000 USD değerinde 4 adet çek hem borç hem alacak tarafa kayıt edilerek mahsup edildiğinden borç tutarı oluşmamıştır.
Sonuç itibariyle davacının davalıdan 4.674.376,22 USD (13.094.797,53 TL) alacaklı olduğu..." mütalaa edilmiştir.
Mahkememizce 27/04/2023 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunun hükme elverişli bulunmaması nedeniyle Mali Müşavir ... ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ...'tan alınan 17/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
"... ... ATM ... esas sayılı dosyada alınan bilirkişi raporunun, huzurdaki davada davacı yanın son alınan bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde de yer verdiği dava dışı ... Tic. A.Ş. firmasına ilişkin ticari defter incelemelerini de içerdiği görülmekle, bahse konu raporda isabetli bir şekilde, Dava Dışı ... tarafından yapılan kayıtların ticari bir işleme dayanmadığı, taraflar arasındaki çek alışverişine ve diğer hesaplar ile yapılan virman işlemine dayandığının vurgulandığı,
Huzurdaki davada alınan 27.04.2023 tarihli bilirkişi kök raporunda yer verilen, davalının davacı nezdinde takip ettiği hesaplara ait muavin ekstrelerde de taraflar arasında ticari ilişkiye dayalı bir muhasebe hareketinin bulunmadığı, hesaplarda yer alan bir takım fatura kayıtlarının da ters kayıtla kapatıldığı, bu anlamda taraflar arasındaki ilişkinin salt finansal kaynak kullanımına dayalı iş ve işlemlerden kaynaklandığının değerlendirildiği,
Ticari nitelikte bir mal ya da hizmet alımının söz konusu olmadığı durumlarda karşılıklı gerçekleştirilen ödeme/tahsilat işlemlerinin kaynak kullanma/kullandırma niteliğinde olduğu yönündeki yaklaşımımızın mahkemenin takdirinde olduğu,
Nitekim davalı yanın son ek rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesinde, davacı ile davalı şirket arasında herhangi bir ticari, hukuki ilişkinin söz konusu olmadığı, davalıya yapılan ödemelerin, davacının de içerisinde bulunduğu- aynı kayyum tarafından yönetilen grup şirketlerden- dava dışı ... Tic. A.Ş. adlı firma adına ve bu şirketin davalı şirkete olan borçlarının ifası için olduğu beyan edilmiş olduğunun göründüğü, nitekim huzurdaki davada alınan kök bilirkişi raporunda davalı kayıtlarında yer almadığı belirtilen 22.10.2015 tarih, 1.300.000,00 USD bedelli havale dekontu ile 23.10.2015 tarihli 200.000,00 USD bedelli banka ekstre işleminin, davalı kayıtlarında dava dışı ... Tic. A.Ş. ne ait ... nolu Diğer Alacaklar hesabında kayıtlı olduğunun görüldüğü,
Tacirin ticarî defterlerine kendi lehine delil olarak dayanabilmesi için aynı zamanda HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen ihtimâllerden birinin de yerine gelmesinin gerektiği, bu yönü ile şartlara uygun olarak tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için; diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olmasının gerektiği,
21. ATM ... esas sayılı dosyada alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmında yer verildiği şekli ile taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişkiden ziyade finansal işlemlere dayandığı geriye dönük bağımsız denetim ile taraflar arasındaki borç-alacak ilişkisinin sağlıklı tespit edilebileceği hususları heyetimizce de benimsendiği, bu itibarla davacı yanın da salt tek taraflı, mutabakata dayalı olmayan, finansal işlemlere dayalı muhasebe kayıtları sonucunda oluştuğu anlaşılan cari hesaptan kaynaklı alacağını ispat edemediği değerlendirilmiş olmakla takdirin mahkemeye ait olduğu,
Zira taraflar arasındaki gerçek borç/alacak durumunun tespit edilebilmesi için, hesapların geriye doğru izlenmesi şeklinde ve belge ile doğrulama yöntemi izlenerek denetim prosedürü işletilmesi gerekmekte olduğu, ancak bu denetim uygulamasının bilirkişilik görevi kapsamında olmadığı, ayrıca taraflar arasındaki cari hesap farklılıklarının, huzurdaki davada alınan 27.04.2023 tarihli bilirkişi kök raporundaki tespitlerle de sınırlı olmadığının anlaşıldığı..." tespit ve mütalaa edilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile mahkememizin ... esas sayılı dosyası kapsamına alınan bilirkişi raporları ile yargılama dosyamızdaki birbiriyle çelişen kök ve ek bilirkişi raporları değerlendirilmek suretiyle davacının iddia ettiği alacak bakımından davalıdan talepte bulunmasının mümkün olup olmadığı, mümkün ise tutarının hesaplanması için mali müşavir bilirkişi ... ile nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi ...'dan alınan 13/11/2024 tarihli raporda özetle;
"...Taraflar arasında mal teslimi veya hizmet ifası şeklinde herhangi bir ticari işlem gerçekleşmemiş olup, davacı şirket kayıtlarında oluşan 4.674.376,22 USD tutarındaki bakiye alacağın karşılıklı olarak yapılan çek alış verişleri ve banka havaleleri gibi finansal işlemler nedeniyle oluşmuş olduğu,
Davacı tarafın kayıtlarında çek alış verişleri yönüyle davalı lehine 1.000.000,00 USD fark bulunmakta olup, davacı tarafça yapılan 5.674.376,22 USD tutarındaki 11 adet havalenin dava dışı ... A.Ş.’nin hesabına kaydedilmiş olması nedeniyle davalı tarafın ticari defter kayıtlarında davacı şirketin alacaklı görünmediği,
Ticari defter kayıtlarına göre davalı taraf davacı ile aynı sermaye grubuna dahil dava dışı ... A.Ş.’den alacaklı olmakla birlikte, davacı tarafça davalı şirkete yapılan ve dava konusu alacak iddiasına dayanak oluşturan söz konusu havalelerin ... A.Ş.’nin davalı şirkete olan borçlarına mahsup edilmesine dair davacı tarafça davalıya hitaben düzenlenmiş yazılı her hangi bir belgenin bulunmadığı,
Davalı şirket ile davacı şirketin dahil olduğu ... Grubuna dahil diğer şirketler arasında da ticari ilişki temeline dayanmayan aynı nitelikte finansal işlemler yapılmış olup, davalı şirket ile bu şirketler arasında da benzer ihtilafların bulunduğu, aynı şekilde davacı şirket ile dava dışı ... A.Ş. arasında organik bağ bulunuyor olsa da, tüzel kişiliklerin farklı olması nedeniyle, söz konusu havalelerin davalı şirketçe tek taraflı olarak ... A.Ş.’nin hesabına kaydedilmiş olmasının davacı şirketi bağlayıcı bir sonuç doğurmayacağı, ancak bu durumda davacı tarafça davalı şirkete karşılıksız olarak gönderilen havalelerin ticari hayatın olağan icaplarıyla izah edilemeyeceği,
Diğer bir anlatımla havalenin, havaleyi yapan kişinin mevcut bir borcunun ödenmesi amacıyla yapıldığının karine olduğu, bunun aksini iddia edenin, öreğin borç olarak havale yapıldığını iddia eden tarafın bu iddiasını ispat yükü altında olduğu (TMK. m. 6, HMK. m. 190), ancak davalı, ödemelerin üçüncü bir kişi olan dava dışı ... A.Ş.’nin kendisine olan borçlarının ödenmesi amacıyla yapıldığı iddiasında bulunduğu ve ispatla yükümlü bulunduğu bu iddiasını (TMK. m. 6, HMK. m. 190) ispat edemediği..." tespit ve mütalaa edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti 17/05/2024 ve 13/11/2024 tarihli kök raporları ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davacı yanın kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan alacaklı olduğu, uzun yıllar açık hesap üzerinden iş ilişkilerini yürüttükleri iddiası ile eldeki davayı açtığı, davacı yanın ticari kayıtlana göre 09.04.2015 tarihli çek çıkış bordrosu muhasebe kaydı ile başladığı ve 31.12.2016 yılı sonu itibariyle 4.674.376,22 USD alacaklı olduğu,
ancak davalının ticari kayıtlarına göre davacının ... kodlu ticari borçlar hesabında ve ... kodlu verilen sipariş avansı hesabında takip edildiği, ... nolu hesabın bakiyesinin 31/12/2016 tarihi itibariyle sıfır olduğu, taraflar arasında herhangi bir sözleşmenin mevcut olmadığı, ticari nitelikte bir mal veya hizmet alımının söz konusu olmadığı, davalının davacı nezdinde takip ettiği hesaplara ait muavin ekstrelerde taraflar arasında ticari ilişkiye dayalı bir muhasebe hareketinin bulunmadığı,
davacı yanı iddiasının aksine davacı şirketin ticari defter kayıtlarındaki hesap hareketlerinin ticari hayatın olağan icaplarına uygun bir yüklenici-taşeron ilişkisini yansıtmadığı, davacı şirketin dosyaya yazılı bir sözleşme sunamadığı, davacı şirketin taşeron-yüklenici ilişkisi kapsamında ifa etmesi gereken işlere karşılık davalı yükleniciye hiç fatura düzenlememiş olmasının davacı tarafın ticari ilişki iddiasını maddi dayanaktan yoksun hale getirdiği, taraflar arasında herhangi bir ticari işlemin gerçekleşmemiş olduğu,
bir tacirin ticarî defterlerine kendi lehine delil olarak dayanabilmesi için HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörüldüğü gibi diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı,
davalı ticari kayıtlarının davacı kayıtlarını doğrulamadığı, davanın yasal deliller ile kanıtlanamadığı, farklı tespitler içeren 27/04/2023 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Davalıya yapılan ödemelerin, davacının de içerisinde bulunduğu -aynı kayyum tarafından yönetilen grup şirketlerden- dava dışı ... Tic.
A.Ş. adlı firma adına ve bu şirketin davalı şirkete olan borçlarının ifası için olduğu beyan edildiği, bu kapsamda hükme esas alının bilirkişi raporlarındaki değerlendirmeye göre, birinci kök bilirkişi raporunda davalı kayıtlarında yer almadığı belirtilen 22.10.2015 tarih, 1.300.000,00 USD bedelli havale dekontu ile 23.10.2015 tarihli 200.000,00 USD bedelli banka ekstre işleminin davalı kayıtlarında dava dışı ... Tic.
A.Ş. ne ait ... nolu Diğer Alacaklar hesabında kayıtlı olduğunun görüldüğü, davacı tarafın kayıtlarında çek alış verişleri yönüyle davalı lehine 1.000.000,00 USD fark bulunmakta olup, davacı tarafça yapılan 5.674.376,22 USD tutarındaki 11 adet havalenin dava dışı ...
A.Ş.’nin hesabına kaydedilmiş olması nedeniyle davalı tarafın ticari defter kayıtlarında davacı şirketin alacaklı görünmediği, ticari defter kayıtlarına göre davalı taraf davacı ile aynı sermaye grubuna dahil dava dışı ... A.Ş.’den alacaklı olmakla birlikte, davacı tarafça davalı şirkete yapılan ve dava konusu alacak iddiasına dayanak oluşturan söz konusu havalelerin ...
A.Ş.’nin davalı şirkete olan borçlarına mahsup edilmesine dair davacı tarafça davalıya hitaben düzenlenmiş yazılı her hangi bir belgenin bulunmadığı, davacı şirketin dahil olduğu ... Grubuna dahil diğer şirketler ile davalı şirket arasında da ticari ilişki temeline dayanmayan aynı nitelikte finansal işlemler yapılmış olup, davalı şirket ile bu şirketler arasında da benzer ihtilafların bulunduğu, aynı şekilde davacı şirket ile dava dışı ...
A.Ş. arasında organik bağ bulunuyor olsa da, tüzel kişiliklerin farklı olduğu, TBKm.102 hükmüne göre kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödemenin, muaccel borç için yapılmış sayılacağı, yine havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcut olduğu, yasal karinenin tersini ileri süren havalecinin bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12/03/2003 gün, 2003/3-118 esas, 2003/158 karar sayılı ilamı), bunun aksinin davacı tarafça kanıtlanamadığı sonucuna varılmıştır.
Davalı yan pasif husumet itirazında bulunmuş ise de; havalenin davalı hesabına yapıldığı, itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı yan zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de; TBK.m.146 hükmüne göre dava konusu alacak talebinin 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı, bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan tüm nedenlerle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Başkan ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Katip ... · e-imzalıdır
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/229, K. 2025/34, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama