KÜNYE
T.C. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2025
- Esas no
- 2022/147 Esas
- Karar no
- 2025/264
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 03/03/2022
Karar Metni
1.495 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 06/09/2019 tarihinde meydana gelen kazada ...
SİGORTA A.Ş nezdinde sigortalı ... plakalı aracın karışmış olduğu iki taraflı trafik kazasında ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunan müvekkilinin yaralandığını, kazanın oluşumunda ... plakalı aracın sürücüsünün %25 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu tespit edilen ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde ... numaralı Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Trafik Sigortası ile sigortalandığını, Müvekkili tarafından davalı sigorta şirketine ilk başvuru yapılmış olup 30.598,50 TL ödeme yapıldığını,
daha sonra yapılan ödemenin eksik olması sebebiyle Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulmuş olup Sigorta Tahkim Komisyonunca Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre rapor olmadığı gerekçesiyle usulen ret edildiğini, ilgili ret kararının ardından müvekkili tarafından istenilen Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre rapor ile yeniden sigorta şirketine başvurulmuşsa da herhangi bir dönüş alınamadığını, En nihayetinde sigorta şirketince yapılan ödemenin eksik olması sebebiyle dava yoluna geçme zorunluluğu hasıl olduğunu, meydana gelen kaza neticesinde müvekkili ...'in yaralandığını,
aylarca tedavi gördüğünü, sonuç olarak kaza ile ilişkili olarak 17/06/2020 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre alınan ...
Üniversitesi Adli Tıp raporu ile %24 maluliyeti olduğu tespit edildiğini, müvekkilinin geçirdiği kaza sonucunda yaralanmasına bağlı olarak aylarca evde iyileşmeyi beklediğini, belirterek, kazaya bağlı olarak müvekkilinin sağlık durumunda meydana gelen %24 maluliyet göz önüne alınarak müvekkilinin tedavi süresince bakıcı gözetiminde olması ve iş göremezlik durumunun bilirkişi marifetiyle tespitini ve buna ilişkin tazminatın tespitini, müvekkilinde oluşan cismani zarar sebebiyle oluşacak maddi tazminatın, sürekli ve geçici maluliyet dönemine ilişkin tazminat tutarının, bakıcı giderinin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere,
öncelikle 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesine göre belirlenecek maddi tazminatın sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilince iddia edilen maddi zararın miktarının belirli olup dava dilekçesinde şartları bulunmadığı halde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davaya konu kaza ile ilgili olarak poliçe limitleri kapsamı belli olduğunu, bu nedenle davacının belirsiz alacak olarak bu davayı açmasında hukuki yararı olmadığını, fazlaya dair talepleri kabul manasına gelmemekle birlikte müvekkili sigorta şirketi tarafından başvuran vekilin hesabına 03/03/2021 tarihinde 30.598,50-TL ödeme yapıldığını,
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 6704 sayılı yasa ile değişik 97. maddesi uyarınca işbu davadan önce müvekkil şirkete yapılmış usulüne uygun bir başvuru söz konusu olmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, varsa tedavi giderleri, bakıcı giderleri ve geçici iş göremezlik talepleri ...'ya yöneltilmesi gerektiğini, davanın ...'ya ihbarını talep ettiklerini, iş göremezlik oranının Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenmesi gerektiğini, talep edilen tazminatı kabul etmediklerini, iddia edilen maddi zarar konusunda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini,
kusur oranlarının tereddüte yer vermeyecek şekilde ve oransal olarak belirlenmesi gerektiğini, davacının geliri vergi veya ... kayıtları ile ispatlanması ve ... ödemesi varsa araştırılması gerektiğini, tazminat taleplerini kabul manasına gelmemek kaydı ile müvekkili sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihinin dava tarihi olduğunu, öte yandan uygulanacak faizin yasal faiz olduğunu belirterek, haksız davanın hukuki yarar yokluğundan aksi taktirde esastan REDDİNE, Davanın ...'ya ihbarına karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan ... vekili cevap dilekçesinde özetle. Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ihbara, kanunda belirtilen koşullar oluşmadığından itiraz ettiklerini, 04.04.2015 tarihinde 2918 sayılı KTK 98. maddesine.
“Genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.” cümlesi eklenerek, sağlık hizmet bedellerinin nasıl ödeneceği yasa hükmüne bağlandığını ve son halini aldığını, bu tarihten günümüze kadar muaccel olan tedavi giderleri KTK 98.maddesine uyarınca Sağlık Uygulama Tebliğ (SUT) kapsamında ödendiğini, Kaza tarihi de kanun değişikliği sonrası olduğunu, yine Kurumumuz trafik kazasından kaynaklanan tüm tedavi giderlerinden değil 2918 sayılı kanunun 98. Maddesi kapsamında,
yani "genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde" kalan tedavi giderlerinden sorumlu olduğunu, tedavi giderleri sorumluluğunun sınırlarının açıkça belirlendiğini, bu kapsamda trafik kazaları nedeniyle oluşan tedavi, tıbbi malzeme ve ilaç bedellerinin müvekkili kurum tarafından SUT tebliğ hükümleri uyarınca karşılandığını, dava dilekçesi incelendiğinde ise anılan mevzuat uyarınca davacının yasal olarak müvekkili kuruma yöneltilebilecek bir talebi bulunmadığını,
davacının taleplerinin meydana gelen kazadan kaynaklanan maddi ve manevi tüm tazminat talepleri olarak belirtilmiş olup kazadan kaynaklanan geçici iş göremezlik tazminatı, daimi iş göremezlik tazminatı, belgelendirilemeyen tedavi giderleri, bakıcı giderleri ve manevi tazminat kalemlerinden ...'nın sorumlu olmadığını, zaten davacının müvekkili kurumdan talebi de olmadığını, davalının iş göremezlik zararlarının tedavi gideri sayıldığına dair beyanının hatalı olduğunu, bunlardan ...'nın tek başına ve tamamen sorumlu olacağının tamamen hukuka aykırı bir tespit olduğunu, somut olayda müvekkili kurumun yasal sorumluluğunu yerine getirdiğini,
anılan mevzuat hükümleri ışığında, davacının kaza sonrasında acil müdahalesinin Özel ... Hastanesi'nde trafik kazası provizyonu ile giriş yapıldıktan sonra tedavisi aynı hastanede ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi ...
Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde devam ettiğini, kazalının bu hastanelerdeki tedavileri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Sağlık Uygulama Tebliği kapsamında karşılandığını, davacının kendi isteğiyle ... ile sözleşmesi olmayan hastanelerde yapılan tedavileri var ise bunlara ilişkin olarak ...'dan sevk istendiğine dair bir belge ve kayıtların sunulması gerektiğini, kazalının sözleşmesiz sağlık kuruluşunda tedavisi yapıldı ise bu tedavinin niteliği, acil olup olmadığının araştırılması gerektiğini, aksi takdirde sözleşmesiz sağlık kuruluşunda yapılan giderlerin ... tarafından karşılanmasının mümkün olmadığını,
Müvekkili Kurumun sorumluluğunun SUT tutarının ödenmesi ile sınırlı olup bunu da yerine getirdiğini belirterek, davaya müdahil olmayacaklarını, davaya taraf olmayan müvekkili kurum aleyhine sonuç doğuracak hüküm kurulmamasını talep etmiştir.
Dava, 06/09/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle geçici kalıcı maluliyet ve bakıcı giderleri yönünden tazminat davasıdır.
İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ...İhtisas Kurulu'nun 24/01/2024 tarih ve ... karar nolu raporunda özetle; Selehattin ve Nuran oğlu 05.11.1995 doğumlu, ...’in 06.09.2019 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı resmi gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde;Kas-İskelet Sistemi, Servikal omurganın özürlülük oranları, Tablo 1.2 Kategori IV’e göre; Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %28 (yüzdeyirmisekiz) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği bildirilmiştir.
İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2.İhtisas Kurulu'nun 28/08/2024 tarih ve 15511 karar nolu raporunda; Selehattin ve Nuran oğlu 05.11.1995 doğumlu, ...’in 06.09.2019 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanması nedeniyle başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 (bir) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği bildirilmiştir.
İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin 18/12/2024 tarihli raporunda; sürücü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu, sürücü ...'in kusursuz olduğu bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;
Mahkememizce işbu dosyada yapılan yargılamada, önce ATK'dan maluliyet raporu alınmış, sonrasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden kusur oranına ilişkin rapor alınmış ve ATK kusur raporunda davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu,
davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı belirlenmiş, davacı vekili ATK kusur raporuna itiraz dilekçesinde davalıya sigortalı aracın tekerinin patlak olması nedeniyle kara yolunda asgari hızın altında seyretmesi nedeniyle kazaya sebebiyet verdiği ve bu hususun raporda değerlendirilmediği hususlarına değinerek yeni bir rapor alınmasını talep etmiş olup, davacı vekilinin rapora itirazı üzerine ATK rapor içeriği ve 2918 sayılı KTK birlikte incelendiğinde,
ATK raporunda olay kısmında kazanın ne şekilde gerçekleştiği belirtilerek ve dosyada mevcut delillere göre kazanın olay kısmında açıklanan şeklinde gerçekleştiği kanaati bildirilmiş, ayrıca ATK kusur raporunda davalıya sigortalı aracın orta tekerinin patlak olduğuna değinilmiş, kazanın sağ şeritte gerçekleşmesi, kaza saatinin ise 15:00 olması ve 2918 sayılı KTK'da kara yolunda asgari hız limitinin altında seyretme şeklinde bir ihlal düzenlemesi bulunmadığından,
davacı vekilinin bu husustaki itirazlarını ancak tekeri patlak olan bir aracın yolun durumuna göre trafiği tehlikeye sokmayacak düzeyde seyretmesi gerekliliği kapsamında değerlendirilebileceği ve davalıya sigortalı aracın, orta veya sol şeritte gitmemesi durumu, kazanın sağ şeritte meydana gelmesi ve tekerinin patlak olması nedeniyle çok yavaş ilerlemesi ile birlikte kaza saatinin 15.00 olması nedeniyle sürücülerin görüşünün açık olduğu,
davacının yolcu olarak bulunduğu araçta ise 10 metre fren izi olması da göz önünde bulundurulduğunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün aracının durumuna göre alması gereken tedbirlere uygun davrandığı ve bir ihmalinin olduğuna dair dosya kapsamında başkaca somut delil bulunmaması nedeniyle dava konusu kazada ATK raporunda belirlenen kusur oranlarının isabetli olduğu kanaatine varıldığından davacı vekilinin yeni bir rapor alınması talebi yerinde görülmemiş ve davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından davalının da meydana gelen zarardan sorumluluğu olmayacağından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde
hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/147, K. 2025/264, 9 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama