KÜNYE
T.C. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2025
- Esas no
- 2023/283 Esas
- Karar no
- 2025/261
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 24/04/2023
Karar Metni
3.255 kelime·16 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin desteği ...'ın 02.10.2021 tarihinde yaya olduğu sırada davalı şirketçe ZMSS poliçesi yapılmış ... plakalı aracın çarpması sonucu vefat ettiğini, işbu kazada kaza tespit
tutanağına göre sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin vefat eden ...’ın imam nikahlı eşi olup, 23.08.2017 tarihinden bu yana birlikte yaşamakta olduğunu ve nişan alyansları ve fotoğrafları olduğunu ve Bu nedenle müvekkili müteveffanın destek olduğu kişi olduğunu ve Müteveffa yaşarken müvekkilini çalıştırmadığını, müteveffanın kendisine baktığını ve ihtiyaçları için elden para verdiğini ve Müvekkili ile müteveffanın ... Mah. 128 Sk. No:73/5 ...
İSTANBUL adresinde birlikte yaşadığını ve müteveffanın cezaevinde bulunduğu sırada müvekkiline yazdığı mektup da aralarındaki imam nikahı ilişkisinin ve birlikte yaşama olgusunun anlaşılması için dilekçe ekinde sunulduğunu,
Müteveffanın kaymakamlıktan yeşil kart alırken müvekkilini eşi olarak kaydettirdiğini ve Müteveffa cezaevinde bulunduğu sırada dilekçe yazarak ve ... sosyal vakfından müvekkilinin 500-TL yardım almasını sağladığını ve Müteveffa 2 aylığına cezaevine girdiğini ve girmeden önce kendi kızı ... adına olan banka kartını müvekkiline verdiğini ve hesapta 33 bin TL olduğunu müvekkilinin masraflarını bu paradan karşılamasını ve her ay kendisine 1000-TL yatırmasını söylemiş olduğunu ve Müvekkilinde kandıra cezaevinin para yatırma hesabına iki ay 1000-TL yatırmış zaten iki ay sonrada müteveffanın cezaevinden çıkmış olduğunu ve Müvekkili yine müteveffa
adına kayıtlı telefonu kullandığını ve Mütevefanın telefon kayıtlarından da sürekli telefon görüşmeleri yaptıkları hususu sabit olduğunu ve Yine 2021 yılında müteveffanın müvekkiline bağırması ve aralarında tartışma çıkması nedeniyle komşuları şikayetçi olunca eve polis
gelmiş olup, ... de kaymakamlık binasında ki asayiş büroda bu konuda kayıtlar ve ifadeler yer almakta olduğunu ve müteveffa ve müvekkilinin birlikte yaşadığı apartman merdivenlerini silen kadın ve karşı binada oturan komşularından engelli kızı olan ... de birlikte yaşamın tanığı olduğunu ve Müteveffa ve müvekkili çocuk sahibi olmak için ... hastanesinde aşılama yaptırmış ve Bu hastanedeki belgelerde de tarafların dini nikahlı olduğu kayıtlı olduğunu ve Her ne kadar müteveffanın nüfus kaydında başkası ile evli olduğu kayıtlı ise de müteveffanın işbu kayıtlarda eş görünen ... ile desteklik ilişkisi bulunmadığını ve Müteveffanın,
2018 yılında ...’a karşı ... 1. Aile mah. 2018/... sayılı dosyası ile boşanma davası açmış olduğunu ve Müteveffa vefat ettiği sırada boşanma davası devam etmekte olduğunu ve boşanma davasında ...’a ulaşılamadığından ilanen tebligat yapılmış ve bu nedenle de davanın uzamış olduğunu ve ...
... vefatından sonra mirasçıları kusur tespiti yönünden davaya devam ettiklerini ve boşanmaya sebep olan olaylarda ...'ın dini nikahlı olarak başka bayanlarla yaşadığı tespitine yer verilmiş ve Bu tespitten den de müvekkili ile ... arasındaki destek ilişkisi sabit olduğunu ve Tüm bu sıralanan hususlarla Yüksek Mahkeme içtihatlarına göre müvekkilinin vefat eden dini nikahlı eşi ...'la arasında desteklik ilişkisi olduğu sabit olduğundan dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin esas 2022/3893 karar 2022/12477 sayılı ilamında.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/7933 esas, 2019/2619 karar ve 07/03/2019 tarihli ilamında özetle. “Destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin bu temel açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, ...'in desteğinden yoksun kaldığı iddiasıyla imam nikahlı eşi Necle davacı olarak destek tazminatı talep etmiş, mahkemece davacının mütevefa'nın mirasçısı olmadığı, gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir.
Ancak BK'nın 45. Maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutması nedeni ile dosyada mevcut tanık beyanları ve nüfus aile kayıt tablosuna göre, davacı ile mütevefa'nın aynı evde birlikte yaşadıkları, müşterek çocukların olduğu anlaşıldığından,
mahkemece davacı yönünden destek zararı talebinin kabul edilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi doğru olmamıştır” şeklindeki gerekçesi ile bozulmuş olduğunu ve Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama neticesinde tüm dosya kapsamına göre, davacının davasının kabulü ile 78.082,95 TL’nin 25/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş olması hukuka uygundur" denilmekte olduğunu ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/3043 K. 2021/4181 sayılı ilamında.
Somut olayda, davacı tarafça meydana
gelen trafik kazasında kızı ...'in babası desteğinden yoksun kaldığından bahisle maddi tazminatisteminde bulunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan 25.06.2018 tarihli hesap raporunda desteğin babası ve çocuklarına pay ayrılarak davacı babaya destekten yoksun kalma tazminatı belirlenmiştir. Dairemizin 2021/9737 esasına kayıtlı dosyasında da desteğin eski eşinin (imam nikahlı) .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...
Esas sayılı dosyasında destekten yoksun kalma tazminatı istediği anlaşılmış olup dosyaların birlikte incelenmesinde; desteğin eski eşi ile kaza tarihinden önce 28.06.2016 tarihinde boşandıkları, boşanma kararından sonra da birlikte yaşamaya devam ettikleri, müşterek çocuklarının olduğu ve tanık beyanları ile de destek ilişkisinin devam ettiği kanıtlandığına göre, destekten yoksun kalma tazminatından dava dışı eski eş ...'a pay ayrılması gerekirken pay verilmeden desteğin babası davacının zararının hesap edilmesi doğru görülmemiştir.
Ve Dava açılmadan önce yapılan arabuluculuk görüşmesi sırasında sigorta şirketince resmi nikahlı görülen eş ... tarafından Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde 2022.E.... sayılı dosyasıyla destekten yoksun kalma tazminatı için başvuru yapıldığı ve bu başvuru sonuçlanmadan müvekkiline ödeme yapılmayacağı bildirilmiş, bu nedenle sigorta şirketi ile anlaşma sağlanamamış olduğunu ve ... ile ... arasında boşanma davasından da görüleceği üzere hiçbir desteklik ilişkisi kalmadığını,
sigorta şirketine başvuru yapıldığından şirketin garamet hesabı yapması zorunlu olmakla birlikte yine de işbu davanın açıldığının da Sigorta Tahkim Komisyonu 2022.E.... sayılı dosyasına bildirilmesini ve ilgi dosyasında celbini talep etmiş olduğunu ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin E. 2020/2176 K. 2021/1218 sayılı ilamında.
Davalı ... vekilinin olayda zarar gören resmi nikahlı eş ve çocuklar için de destekten yoksun Kalma tazminatına hükmedildiğini ve zararın garameten paylaştırılması gerektiğini savunmasına göre; murisin eş ve çocukları ile imam nikahlı eşin açtığı iki ayrı davanın birlikte değerlendirilmesi, davalı ... şirketinin sorumluluğunun yaptığı ödemeler, bakiye limit de dikkate alınarak trafik poliçesi teminatının, zarar görenlerin zararları oranında garemeten paylaştırılması gerekirken KTK'nın 96. maddesi gözardı edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.'' Denilmekte olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere.
Müvekkilinin maddi zararının 6100 sayılı yasanın 107. Maddesi uyarınca toplanacak delillere göre ve bilirkişi incelemesinden sonra belirlenmesi ile harç eksiği tamamlanmak üzere; belirsiz alacak olarak şimdilik 1000-TL (belirsiz alacak) destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...
A.Ş'den kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... ile ... arasında, ...'ın maliki olduğu ... plakalı araç için .../0 numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi düzenlenmiş olduğunu ve 02.10.2021 tarihinde, ...'ın maliki olduğu ... plakalı araç maddi ve bedeni hasarlı trafik kazasına karışmış olduğunu ve Söz konusu kaza neticesinde, kaza esnasında yaya olan ... hayatını kaybettiğini ve Trafik kazası sonucunda, ...'ın yasal mirasçıları,
kazaya karışan müvekkili şirket bünyesinde sigortalı olan ... plakalı aracın sözde kusurlu olmasından bahisle, müvekkil şirkete başvuru yapmış, müvekkil şirket tarafından ...'ın yasal mirasçılarına destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi yapılmış olduğunu ve Karayolları Trafik Kanunu madde 97; "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir.
Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." Hüküm olduğunu ve Müvekkili sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan tazminat taleplerinden sorumluluğu ancak sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu ve ...'ın yasal mirasçılarına 223.002,16 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi yapılmış ve ibraname imzalanmışdestekten yoksun kalma tazminatı ödemesi yapılmış ve ibraname imzalanmış olduğunu ve ...'nın herhangi bir
sorumluluğu olduğunu hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, ...'ın maliki olduğu ... plakalı araç için .../0 numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesinin hazırlanmış olduğu tarihte, sigortalının ölüm ve sakatlanma durumunda kişi başına sigorta limiti 430.000,00 TL olup; ... bu teminat limiti ile sorumlu olduğunu ve davanın reddini talep etmiştir.
Dava; 02/10/2021 tarihinde gerçekleşen trafik kazası neticesinde davacının imam nikahlı eşi olduğu iddia edilen ...' ın vefat etmesi nedeni ile destek zararına ilişkin maddi tazminat davası olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce uyap sistemi üzerinden celp edilen ...
1. Aile Mahkemesinin ... esas ... karar sayılı dosyası incelendiğinde, davacının ..., davalının ... olduğu, davacı tarafından davalı eşi aleyhine evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi ile boşanma davası açıldığı, yapılan yargılama sırasında davacının vefat ettiği, mirasçılarının kusur yönünden davaya devam edilmesi talebi üzerine yapılan yargılama neticesinde Mahkemece "...Yargılama sırasında tarafların nüfus kayıtları, takbis kayıtları incelenmiş; sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılmış, davacı tarafça bildirilen tanık beyanları alınmıştır.
Yargılama devam ederken davacı ... 02.10.2021 tarihinde vefat etmiş, böylece evlilik ölümle son bulmuş, davacının mirasçıları da davaya kusur tespiti yönünden devam etmek istemişlerdir.
Boşanma konusundaki yargılamada mahkememizce; boşanmaya neden olan olaylarda davacı erkeğin kusurlu eylem olarak; eşini bedeninde morluklar bırakacak biçimde dövdüğü, hakaret ve küfür ettiği, başka bayanlarla dini nikâh yoluyla birlikte yaşadığı, eşine karşı sadakatsiz davranışlarda bulunduğu tespit edilmiş; buna karşılık davalı kadının kusurlu bir eyleminin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle boşanmaya neden olan olaylarda davacı erkeğin tam kusurlu olduğuna, davalı kadının kusursuz olduğuna karar verilmiştir" gerekçesiyle Boşanmaya neden olaylarda davacının tam kusurlu olduğunun tespitine, davalının kusurunun bulunmadığının tespitine karar verildiği görülmüştür.
Davacı tanığı ... 24/01/2024 tarihli celsedeki beyanında.
"Benim eşim ... ile ... arkadaştırlar, davacı ile bu vesile ile tanıştım, davacı ile ... birlikte yaşıyorlardır, ... davacıyı bana ve eşime kendisinin eşi olarak tanıştırdı, aralarında resmi nikah olup olmadığını bilmiyorum, davacı bana davalı ile aralarında imam nikahı olduğu söyledi, ben davacı ile bize ... ile birlikte misafirliğe geldiklerinde tanıştım, daha sonra sık sık görüşmeye ve birbirimize gidip gelmeye başladık, davacı ile ...' ın birlikte yaşadıkları Esenler' deki evine arada biz de eşimle birlikte gidiyorduk, Esenler' de bir süre oturduktan sonra ...' ye taşındılar, ...' ye taşındıktan sonra daha sık görüşmeye başladık,
benim tanığım süre boşunca ... çalışmıyordu, zaten ... izin vermediğini bana davacı söylemişti, ...' nın ihtiyaçlarını ... karşılıyordu, evin tüm giderlerini kirası dahil hepsini ... karşılıyordu, bunları da bana ... anlatıyordu, ben ... ile 2017 ya da 2018 yılları gibi tanıştım, tam tarihi hatırlamıyorum, biz ailecek haftada bir-iki defa görüşüyordum, bildiğim kadarı ile ... sürekli olarak davacı ile birlikte yaşıyordu, ... ile ... çocuk sahibi olmak istiyorlardı, bu da davacının aşılama yaptırması ile ve kendisinin anlatması ile öğrendim,
daha sonra aşılama tedavisi işe yaramamış ve bir süre sonra davacının kendiliğinden hamile kaldığını davacının bana haber vermesi ile öğrendim, o zaman çok sevinçlilerdi ama malesef davacı bir süre sonra düşük yaptı, ...' ın resmi nikahlı eşini tanımıyorum ancak, bir gün ... eşimle benimle birlikte oturur iken boşanma davası açtığından bahsetmişti, resmi nikahlı bir eşi olduğunu ve boşanma davalarının olduğu bu şekilde öğrendim, davacı ile ... arasındaki ilişkiyi yaklaşık 4 sene kadar şahit oldum, söyleyeceklerim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin 24/01/2024 tarihli celse sinde davacı vekili beyanında, bildirdiği tanığı ...'ün dinlenmesinden vazgeçtiklerini belirtmiş ve davalı vekili de aynı celse beyanında davacı tanığı ...'ün dinlenmesinden vazgeçilmesine muvafakati olduklarını bildirmiştir.
ATK Trafik İhtisas Dairesi 16/08/2024 tarihli kusur raporunda özetle.
Sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde seyri sırasında hızını mahal şartlarına göre ayarlamadığı, mahal şartlarının üzerinde bir hızla seyri sırasında dikkatini yola vermediği, far ışığı altındaki görüş alanını yeterince kontrol altında bulundurmadığı, dikkatsiz seyirle geldiği mahalde orta refüjden kaplamaya giren yayaları zamanında fark edemeyip önlemsizce ve mevcut hızıyla yayalara çarpması ile meydana gelen kazada kusurlu olduğu, Müteveffa yaya ... diğer yayalarla birlikte karşıya geçişi sırasında yolun yakınındaki kavşağı kullanmadığı,
kendi can güvenlikleri açısından gelen trafiği kontrol etmesi gerekirken buna riayet etmediği, gelen araçların mesafesini ve hızını dikkate alarak ilk geçiş hakkını gelen araca vermesi akabinde uygun zamanda kontrollü şekilde karşıya geçişlerini gerçekleştirmesi gerekirken bu hususa özen göstermediği, sağdan mahal şartları üzerinde bir hızla yaklaşmakta olan aracın varlığına rağmen kaplamaya girdiği anlaşılmakla meydana gelen kazada kendi ölümünde kusurlu olduğu, sonuç olarak olayda.
Sürücü ...'ın %40 (yüzde kırk) oranında kusurlu, Müteveffa yaya ...'ın %60 (yüzde altmış) oranında kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir. Aktüer bilirkişi ... 07/11/2024 tarihli raporunda özetle.
Eşi imam nikahlı Davacı ... müteveffanın imam nikahlı eşi olduğunu ispat etmiş olduğu, dava dışı Eşi ... için desteklik zararının Sigorta Şirketi 05.04.2022 tarihinde müteveffanın eşi ... için 223.002,16 TL tutarında tazminat ödemesi yaptığı, yapılan ödemenin 223.002,16 TL olduğu ve dava dışı eşi ... için 9.566,03 TL hesaplanan tazminat alacağı olduğu, yapılan ödemenin fahiş olduğu tespit edildiği,
Sigorta Şirketi 05.04.2022 tarihinde müteveffanın eşi ... için 223.002,16 TL tutarında tazminat ödemesi yapmış olduğu ,Davacının 21.02.2023 tarihli başvurusu ile davalı şirketin tazminat talebinden haberdar olduğu , limitinin 430000 TL miktarından kalan miktarın 206.997,84 TL miktarın olduğu, davacı imam nikahlı eşin desteklik tazminatının için 350.115,57-TL olarak hesap edilmiş olduğu
ve KTK'nın 96. Maddesinde birden fazla zarar görenin varlığı durumunda garameten paylaştırma yapılması gerektiği ve Sigorta şirketi zarar görenlerin birine yaptığı fazla ödemeyi ancak iyiniyetli hareket etmesi halinde diğer zarar gören için saydırabileceği ,bu durumda 79.884,43 TL miktarın ödemeden sayılması halinde; poliçe limtinni 430000 TL olduğuna göre; mahkemenin bakiyesi olan 350.115,57 TL , Eşi imam nikahlı davacı ...
350.115,57 TL miktardan sorumlu olacağı konusunda hüküm kurulması halinde davacının alacağının (Eşi imam nikahlı Davacı ...) için 350.115,57 TL olacağı ve sayın mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ;davalı yönünden bakiye limit miktarı olan 206.997,84 TL miktarın olacağı ve temerrüt tarihinin davacının 21.02.2023 tarihli başvurusu tarihi olacağı hususları tespit ve rapor edilmiştir.
Davacı vekili 12/11/2024 tarihli talep artırım dilekçesinde özetle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Müvekkil için 206.997,84-TL (belirsiz alacak) destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... A.Ş'den kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;
Mahkememizce alınan aktüer bilirkişi raporunda destek ilişkisi yönünden incelemede, Kaza tespit tutanağı, ... 1. Aile Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, Sigorta Tahkim Komisyonunun 2022.E. ... sayılı dosyası, Ceza Mahkemesi dosyası, Fotoğraflar, ...
Hastanesi kayıtları, Emniyet kayıtları, Cezaevi kayıtları, Banka kayıtları, davacı ve müteveffanın ikametgah kayıtları, müteveffa ve davacının birlikte yaşadığı evin faturalarının görüldüğü ve eşin eşe destek olacağının karine olarak kabul edilmekte olduğunu, aksi durumun ise iddia eden tarafça ispatlanması gerektiği belirtilerek davacının imam nikahlı eşinin ölümü nedeni ile destek tazminatı isteyebileceği belirtilmiş, Mahkememizce de bu değerlendirmenin yerinde olduğu,
Mahkememiz iş bu dosyasında davacı ile müteveffa ...'ın adres kayıtlarının incelenmesinde, ortak adreslerinin bulunduğu belirlenmiş, dava dilekçesi ekinde sunulan fotoğraflar ve sosyal medya paylaşımlarına dair görüntülerden de davacı ile ... arasında ilişki olduğunun ortaya konulduğu, ayrıca davacı vekilince bildirilen hastaneye yazılan müzekkerelerden davacının bebek sahibi olmak üzere tedavi aldığı, son olarak da Mahkememizce dinlenen tanığın beyanından da davacı ile ...'ın birlikte yaşadıkları, ...'ın davacıyı tanığa eşi olarak tanıştırdığı, aralarında imam nikahı olduğu,
davacının ihtiyaçlarını ve birlikte yaşadıkları evin giderlerini ve kirasını ...'ın karşıladığı ortaya konulmuş, ayrıca müteveffa ...'ın, 2018 yılında ...'a karşı ...
1. Aile Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile boşanma davası açtığı, Müteveffa vefat ettiği sırada boşanma davasının devam ettiği, boşanma davasında davalı eş ...'a ulaşılamadığından ilanen tebligat yapıldığı ve bu nedenle de yargılamanın uzadığı, davacı olan ...'ın yargılama devam ederken vefat etmesi üzerine mirasçıları kusur tespiti yönünden davaya devam etmişler ve yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin gerekçeli kararında boşanmaya sebep olan olaylarda ...'ın dini nikahlı olarak başka bayanlarla yaşadığı tespitine yer verilmiştir.
Netice olarak tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, Mahkememiz işbu dosyasındaki davacının müteveffa ... ile birlikte yaşadığı ve imam nikahlı eşi olduğu ve aralarında destek ilişkisinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Davalı vekili, ATK'dan alınan kusur oranına ilişkin rapora itiraz dilekçesi sunmuş ve kusur durumu hususunda Ceza Mahkemesi ve Sigorta Tahkim dosyasında yapılan kusur değerlendirmeleri arasında çelişki olması nedeniyle raporun esas alınamayacağını belirtmişse de Mahkememizin 05/02/2025 tarihli celse 1 nolu ara kararında, ....
Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında alınan rapora göre yapılan kusur değerlendirmesinde sürücü ...'in tali kusurlu olduğu, müteveffa yayalar ...'ın asli kusurlu olduğu, Sigorta Tahkim Komisyonun 2022.E... sayılı dosyasında ise ...'ın %70 ve asli kusurlu olduğu, ...'in ise %30 ve tali kusurlu olduğu belirlenmiş ve Mahkememizce ATK'dan alınan kusur oranına ilişkin raporda da oranların birbirine oldukça yakın olduğu ve ceza Mahkemesinde alınan raporla çelişki oluşturmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin kusur oranına ilişkin yeniden rapor alınması talebinin reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi raporunda emsal olarak gösterilen içtihatlara istinaden, davacının vefat eden dini nikahlı eşi ...'la arasında desteklik ilişkisi olduğu sabittir. Kaza 02.10.2021 tarihinde meydana gelmiş olup, davalı sigorta şirketinin kaza tarihindeki poliçe limiti 430.000-TL'dir. Davalının; şirket tarafından ...'ın yasal mirasçılarına 223.002,16-TL destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi yapıldığı ve Davacının 21.02.2023 tarihli başvurusu ile davalı şirket davacının tazminat talebinden haberdar olduğu görülmüştür.
Eşlerin destek süreleri muhtemel bakiye ömürleri ile sınırlıdır. Bu nedenle desteklik süresi eşlerden hangisinin muhtemel bakiye ömrü kısa ise ona göre belirlenir şeklindedir. ... 1. Aile Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile boşanma davası açmış olduğu görülmüştür. Davacının resmi olarak 08/11/2019 boşanma tarihi itibarı ile müteveffa ile birlikte olabileceği tarih olarak değerlendirilmiştir.
Davacını müteveffadan dolayı desteklik zamanın başlangıcının 08/11/2019 tarihi olabileceği değerlendirilmiş ve davacı ile müteveffanın TRH yaşam tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye ömrü dikkate alınarak yapılan hesaplama neticesinde, müteveffanın bakiye ömrü kısa olduğundan davacının mütevefanın bakiye ömrü ile sınırlı olarak desteklikten yaralanacağı değerlendirilmiş, müteveffanın mirasçılarının payları dikkate alınarak destek oranlarının belirlenmesi neticesinde kusur oranı da dikkate alınarak davacının yapılan destek zararı hesaplamasında tazminat miktarının 772.257,12-TL olacağı,
davalının 430.000,00-TL tutarındaki poliçe teminat limitine göre payına isabet eden kısmın 350.115,57-TL olacağı, ancak davalının müteveffanın diğer mirasçılarına yaptığı ödeme nedeniyle bakiye teminat limitinin 206.997,84-TL olduğu ve davalının sorumlu olduğu tutarın bakiye teminat limiti kadar olması nedeniyle netice olarak davacının davalıdan talep edebileceği tutar 206.997,84-TL olarak belirlenmiş, temerrüt tarihi yönünden yapılan incelemede, bilirkişi raporunda davacının dava açılmadan evvel 21/02/2023 tarihinde davalıya başvuruda bulunduğu ve temerrüt tarihinin başvuru tarihi olduğu belirtilmişse,
dava dilekçesi ve ekleri incelendiğinde dava dilekçesi içeriğinde davalıya başvuruda bulunulduğuna dair herhangi bir ifadenin yer almadığı, eklerinde de başvuruya dair delil bulunmadığı, cevap dilekçesinde davalı tarafça davacının dava açılmadan evvel başvuru koşulunun yerine getirilmediğinin belirtildiği ve cevap dilekçesi eklerinde de buna ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı,
ayrıca davalı vekilince 06/09/2023 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan poliçe ve hasar dosyası evrakları arasında davacının davalıya başvurusuna dair herhangi bir evrakın bulunmadığı görülmüş, davacının dava açılmadan evvel davalıya başvuruda bulunduğuna dair dosya kapsamında herhangi bir delil veya belge bulunmadığı görüldüğünden,
bilirkişi raporunda davacının dava açılmadan evvel 21/02/2023 tarihinde davalıya başvuruda bulunduğu tespitinin nasıl yapıldığı anlaşılamamış ve Mahkememizin 26/02/2025 tarihli celsesinde davacının dava açılmadan evvel davalıya başvuruda bulunup bulunmadığı hususunda açıklamada bulunmak ve buna dair varsa başvuru belgesi ve buna ilişkin verilen cevaba dair belgelerin sunulması için her iki taraf vekiline de süre verilmiştir.
Davacı vekili 07/04/2025 tarihinde beyan dilekçesi sunmuş ve 21/02/2023 tarihinde davalı şirkete kep sistemi üzerinden başvuruda bulunduklarını bildirmiş, dilekçe ekinde PTT Kep çıktısını sunduğu görülmüş, bu durumda davacı vekilinin davacı için 21/02/2023 tarihinde başvuruda bulunduğu ve başvuru evrakında 15 günlük süre içerisinde ödeme yapılmasını talep ettiği, netice olarak 15 günlük süre bitiminden itibaren 8 iş günü sonrası 21/03/2023 tarihinde temerrütün oluştuğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda belirtildiği gibi başvuru tarihi temerrüt tarihi değil başvuruda verilen 15 günlük sürenin bitimini takip eden 8 iş günü sonrası hesaplanarak temerrüt tarihi belirlenmiştir.
Dava ve talep artırım dilekçesinde faiz türü avans faizi olarak istenmişse de ve bilirkişi raporunda da faiz türü belirlenmemişse de dosyaya sunulan poliçe incelendiğinde, davalıya sigortalı aracın otomobil olduğu ve kullanım şeklinin hususi olduğu göz önünde bulundurulduğunda işleyecek faiz türünün yasal faiz olduğu anlaşılmıştır.
Netice olarak davacının destek zararı alacağından davalının sorumlu olduğu tutar bakiye teminat limiti olan 206.997,84-TL olduğundan ve temerrüt tarihi de 21/03/2023 olarak belirlendiğinden ve faiz oranı da aracın kullanım şeklinin otomobil olması nedeniyle yasal faiz olduğundan, son olarak da davacı vekilince talep artırım dilekçesi ile dava değerini 206.997,84-TL'ye çıkardığından, davacının 206.997,84-TL destek zararının, temerrüt tarihi olan 21/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/283, K. 2025/261, 9 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama