KÜNYE
T.C. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
- Esas no
- 2022/483 Esas
- Karar no
- 2024/813
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 11.03.2020
Karar Metni
1.967 kelime·10 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... Trust A.ş 'nin 2007 yılındaki yönetim kurulu başkası ve yetkilisi ABD vatandaşı olan ... olup o tarihteki şirket ortakları ADB, Kanada ve Alman vatandaşlarının olduğunu, bu şirketin, ... / ... ... ada, 8 parsel ile ... ada, 28 parseldeki otelin bulunduğu taşınmazın sahibi olup taşınmazın üzerinde mevcut bulunan ...
Bankasının ipoteğini ... ...'in bankanın tüm borcunu ödeyerek 25/09/2002 tarihinde temlik aldığını, davacı ... şirketinin ...'de bulunan taşınmazı üzerindeki ipotekler kalmak veya alıcı tarafından ödenmek şartı ile tüm ortakları Amerika menşeli olan ... ... A.ş'ne satmaya karar verdiğini, şirket yetkilisi ...'nın taşınmazın satışına ilişkin şartları içeren 01/10/2007 tarihli noter mahkeme onaylı, apostilli muvafakatname ile tanzim ettiğini ve imzaladığını, davacı ...
Aş'nin ortaklarının Amerika menşeli olduğundan şirketi temsil edecek Türk uyruklu davalı ...'ı, ... ...'i eskiden tanıdığından tavsiye ettiğini ve şirkete ...ı yetkili olarak atadığını, bu hususun da 13/11/2007 tarihinde ... tarafından onaylanıp imzalandığını, davacı ... şirketinin avukatı vasıtası ile muvafakatnamede belirtilen şartlarla ... şirketine 14/11/2007 tarihinde vadeli olarak 49.000,000-TL fiyatlı satın alındığını, davalı ...'ın da alıcı şirket adına işlem yaptığını, davacı ... şirketinin edimlerini yerine getirmesine rağmen davalı ...'ın yetkili olduğu ... şirketinin ödediği 785.440,57 USD,
920.083,25 TL'yi kendi adına tahsil etmek gayesi ile ''edimlerini yerine getirmedi '' diyerek davacı ... şirketi ortaklarını korkutmak, aba altında sopa göstermek için n01/07/2008 tarihinde ihtarname yolladığını, ...'nın sahte imzası ile tanzim edilen 13/11/2007 tarihli geçersiz sözleşmeyi ...
ATM'nin 2008/... esas sayılı dosyasına ekleyerek davacı ... aleyhine akdin feshi davası ikame ettiğini, ... şirketinin yabancı ortakları satışın iptal edilmemesi için en son tahsil ettiği, 785.440,57 USD, 920.083,25-TL taksiti, iade etmeyi kabul ettiğini, bu nedenle ve kendi şirketini dolandırmak gayesi ile kendisinin yetkili olduğu ... şirket ortaklarının durumdan haberi olmaması için davayı düşürdüğünü, 01/10/2007, 13/11/2007 ve 15/04/2009 tarihli sözleşmelerdeki imzaların ... ait olmadığı, sözleşmelerin geçersiz olduğu,
Maliye Bakanlığı tarafından tarh edilen vergi ve cezası sebebiyle müvekkili şirketlerin uğradığı zararın belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000,00-TL'nin haksız fiil tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiklerini bildirmiştir.
Davalılardan ...'ın cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin görevine itiraz ettiği, görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğunu, zaman aşımı itirazı bulunduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, zararlandırıcı eylem nedeni ile 1.500.000,00-TL cezai yaptırıma uğradığını iddia ettiğinden belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, dava dilekçesinde davacı şirketlerin ilgili vergi cezasını ödeyip ödemediklerinin anlaşılamadığını, sahte olarak düzenlendiği iddia edilen belgeler ve ihtarnameler ...
Ağır Ceza Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemelerinde bizzat davacılar tarafından yargı mercilerine sunulmuş 10 yıl boyunca sahte olduğu, gerçek dışı olduğu iddia edilmemiş tersine içerikleri davacılar ve vekilleri tarafından davalı aleyhine kullanılmış, şirket hesabına yatırılan paraların davalıya ait olmadığı, şirkete gönderilen emanet para olduklarının bu belgelerle kanıtlanmaya çalışıldığını, örneğin 15.04.2009 tarihli protokol başlıklı belgenin davacı ...
A.Ş. gizli sahibi olduğu tespit edilen ... ... tarafından 11.05.2011 tarihli celsede ...
Ağır Ceza Mahkemesi'nde duruşmada bizzat sunulduğunu, her iki davacı şirketi fiilen yöneten ve yönlendiren ... ... isimli kişi olduğu, sahte düzenlendiği bildirilen sözleşmelerin hiçbirini kabul etmediğini, davacının delil oluşturmak için sahte belgeler düzenlediğini, davacı taraf şirketin borcunu ödememek için boşa imzalı bazı kağıtları adrese teslim açıklamalarla doldurmak suretiyle savcılıklara sunduğunu, sunulan bir kısım belgeyi inceleyen bilirkişi bu belgelerin aynı tarihte, aynı hizada, aynı kalem ve kağıt yapısı üzerine atılan imzalar olduğunu ve belgelerin sonradan doldurulduğunu rapor ettiğini,
davacı taraflar aralarındaki muvazaalı ilişkiyi perdelemek ve ... Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki yargılamada iddiayı kanıtlamak için çeşitli sahte belgeler oluşturmuş kullanmış lakin düzenlenen bu belgeler sebebiyle yapılan ihbar üzerine vergi dairesince ceza tahakkuk etmesi üzerine 180 derece dönüş yaparak bu sefer bu belgelerin sahte olduğunu iddia etmeye başladıklarını, davanın reddini talep etmiştir.
Dava, davalının yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde akdedilen 01/10/2007, 13/11/2007 ve 15/04/2009 tarihli sözleşmelerin geçersizliğinin tespiti ve davalının yönetim kurulu başkanı olduğu dönemdeki usulsüz işlemleri sonucu Maliye Bakanlığı tarafından tarh edilen vergi ve cezası sebebiyle davacı şirketlerin uğradığı zararın tanzimi istemine ilişkindir.
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/... Esas, 2021/... Karar sayılı ilamıyla, dosyanın görevsizlik kararı verilerek, dosyanın Mahkememize tevzi edildiği ve dosyanın Mahkememizin 2021/ ... Esasına kaydedildiği, mahkememizce karşı görevsizlik kararı verilerek dosyanın merci tayini için BAM'a gönderildiği görüldü.
Mahkememizin 2021/... Esas 2021/ ... Karar sayılı dosyası ile davanın görev yönünden reddine dair karar verilmiş olup ... BAM ... Hukuk Dairesinin 2021/ ... Esas 2022/... Karar sayılı kararı ile kaldırılarak Mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydedilmiştir.
... BAM ... Hukuk Dairesinin 2021/... Esas 2022/... Karar sayılı kararının kaldırma gerekçesinde "Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2010/9-328 esas-2010/370 karar ve 07.07.2010 tarihli ilamında "Anonim şirket ile yönetim kurulu üyesi arasındaki ilişkinin hukuki niteliği karşılaştırmalı hukukta tartışmalı olmakla beraber, Alman hukukunda sözleşme şartlarına göre, vekalet veya hizmet sözleşmesi olarak nitelendirilmekle birlikte, daha çok hizmet sözleşmesi olduğu yönündedir.
Fransız hukukunda da, bu ilişkinin bir vekalet sözleşmesi olduğu kabul edilmiştir. İsviçre hukukunda ise vekalet hakkındaki hükümlerin uygulanacağı kabul edilmektedir (Mimaroğlu, S. Kemal: Anonim Şirketlerde İdare Meclisi Azalarının Hukuki Mesuliyeti, Ankara 1967, s. 100). Türk öğretisinde de, bu ilişkinin vekalet sözleşmesi olduğu görüşü hakimdir (Çamoğlu, Ersin: Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu, İstanbul 1972, s.102-104.
Mimaroğlu, S.Kemal: a.g.e., s. 101- 102)Yargıtay, yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasında bir hizmet sözleşmesi bulunmadığını kabul etmiştir (...K.'nun 5.2.2003 gün ve 2003/9-82 E.-65 K. sayılı ilamı) Genel olarak yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu TTK. 320 ve TTK. 336. maddelerine göre belirlenir. Şirket yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasında bir vekalet sözleşmesi ilişkisi bulunduğundan, üyelerin şirkete karşı vekil gibi sorumlu olmaları doğaldır." denilmektedir.
Yukarıda da özetlendiği üzere, 6772 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 342. maddesinde ki düzenleme gereğince, anonim şirket genel müdürleri, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlere tabiidir ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu da Türk Ticaret Kanununda özel olarak düzenlenmiştir.
Somut olayda davacı şirket tarafından davalının yönetim kurulu başkanı olduğu dönemdeki usulsüz işlemler nedeniyle açılmış olup, davalı 2009 yılında yönetim kurulu başkanlığından ayrılmış ise de 01/10/2007, 13/11/2007 ve 15/04/2009 tarihli sözleşmelerin geçersizliğinin tespiti talep edilmiş olduğundan ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. " şeklinde karar verilmiştir.
Kaldırma üzerine dosya yeniden mahkememize tevzi edilerek mahkememizin yukarıda belirtilen 2022/... Esasını almış, yargılamaya devamla esas hakkında hüküm tesis edilmiştir.
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacısı .....A.Ş.,davalısı ... ..A.Ş.,dava tarihi 03.11.2008, davanın şirketin feshi istemine ilişkin olup taraflarca takip edilmediğinden 09.04.20089 tarihinde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/... Esas sayılı dosyasının tetkikinde; dosyada evrak aslı ve kasa kaydı bulunmadığı ancak dava dilekçesi ekinde ve Tasfiye Halinde ...
A.Ş. vekili tarafından sunulan 24/03/2014 havale tarihli dilekçe ekinde 01/10/2007 ve 13/11/2007 tarihli sözleşmelerin birer suretinin dosyaya sunulmuş olduğu anlaşılmakla ilgili sözleşme ve sözleşmelere ilişkin muvafakatname örnekleri UYAP sistemi üzerinden gönderildiği, fiziken dosyanın celbi ile incelenmesinde davacı ... ..., davalılar Tasfiye Halinde ... ...A.Ş., ... ...A.Ş.
Odluğu, dava tarihinin 02.04.2010 olup, davanın ödenmeyen borçlar nedeniyle 25.06.2007 ve 12.11.2007 tarihli sözleşmelerin onanarak iki gayrimenkul üzerindeki ipotek takyidatı üzerine ilave edilmesine ilişkin olup, taraflar arasında imzalanan 15.06.2010 tarihli sulh sözleşmesinin aynen tasdikine karar verildiği görülmüştür.
... Vergi Dairesi'nin 26.06.2023 tarihli cevabi yazısı ekinde 13.11.2007 tarihli alım satım sözleşmesi, 01.10.2007 tarihli devralınan alacak-borç sözleşmesi ve 15.04.2009 tarihli protokol örneklerinin fotokopilerinin gönderildiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkememize açılan iş bu dava sahte belge düzenlendiği iddiası ile uğranılan zararın giderilmesine ilişkin tazminat davasıdır.
Uyuşmazlık; davalının yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde akdedilen 01/10/2007, 13/11/2007 ve 15/04/2009 tarihli sözleşmelerin geçersizliğinin tespiti ve davalının yönetim kurulu başkanı olduğu dönemdeki usulsüz işlemleri sonucu Maliye Bakanlığı tarafından tarh edilen vergi ve cezası sebebiyle davacı şirketlerin uğradığı zararın tanzimi istemine ilişkin konularında toplandığı görülmüştür.
Tarafların dayandıkları vakaların ispatı için delil olarak ileri sürdükleri, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/... Esas sayılı dosyasının,... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/... Esas sayılı dosyasının, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/ ... Esas sayılı dosyasının, 01/10/2007, 13/11/2007 ve 15/04/2009 tarihli sözleşme fotokopi suretlerinin, vergi idaresi tarafından davacı şirkete düzenlenmiş, vergi tahakkuk ve cezaya ilişkin fişlerinin, davacı şirketlere ait dosyaya celp edildiği görüldü.
Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 2008/... Esas 2009/ ...
Karar sayılı ilamında" Aslı ibraz edilmeyip fotokopisi ibraz edilen ve diğer tarafça kabul edilmeyen fotokopi belge üzerinde imza ve yazı incelemesi yapılamayacağı gibi yapılmış olsa bile bu rapora itibar edilemez (Yargıtay HGK’nın 16.03.2005 gün, 2005/13-80 esas ve 2005/149 karar sayılı ilâmı) ve yine altındaki imzası inkâr olunan fotokopi belge yazılı delil başlangıcı kabul edilerek, bu belgeye dayanılmak suretiyle tanık dahi dinlenemez (Yargıtay HGK’nın 21.04.1993 gün, 15-17/1170 sayılı ilâmı).
Somut olayda davalı yanca, adî yazılı arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin varlığı kabul edilmeyerek ibraz edilen fotokopi belge altındaki imza da inkâr edilmiş ve belge aslı da ibraz edilememiş olduğundan, varlığı kanıtlanamamış kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı fesih, iptâl ve tescil davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı delil başlangıcı dahi kabul edilemeyecek fotokopi belgeye itibar edilerek tanık dinlenmesi ve yine fotokopi belge üzerinde inceleme yapan Adli Tıp raporuna itibar edilerek sözleşmenin varlığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış,
bozulması uygun bulunmuştur." şeklinde karar vermiştir.
Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; davacılar vekili, davacı ...
A.Ş adına kayıtlı ... / ... ada, 8 parsel ile ... ada, 28 parseldeki otelin bulunduğu taşınmazın belli koşulların sağlanması şartı ile diğer davacı ...ne satılmasına karar verildiğini bu süreçte davalı asilin de söz konusu şirkete temsilci olarak atandığını ancak temsil yetkisini kötüye kullanması nedeni ile temsilcilik görevinden azledildikten sonra davacılar arasında düzenlenen 01/10/2007, 13/11/2007 ve 15/04/2009 tarihli sözleşmelerin bir benzerlerini sahte olarak üretip davacı şirketleri zarara uğratmaya çalıştığı ve üretilen belgeleri ...
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/... Esas sayılı dosyasındaki davada kullandığını ileri sürmüş ve bu dosyada da sahte olduğu ileri sürülen söz konusu 01/10/2007, 13/11/2007 ve 15/04/2009 tarihli sözleşmeler hakkında da vergi dairsinin damga vergisi ve cezaları tahakkuk ettirerek zarara uğradığını iddia ederek sözleşmelerin geçersizliğinin tespitini ve zararının tazminini istediği görülmüştür. Davanın esası sahtecilik davasıdır.
Davalı asil cevap dilekçesinde davacılar tarafından ileri sürülen dava konusu edilen sözleşmelerin sahte olarak düzenlendiği vakasını inkar ettiği görülmüş, davacılar vekiline, dava konusu edilen ve sahte olarak üretildiği ileri sürülen 01/10/2007, 13/11/2007 ve 15/04/2009 tarihli sözleşmelerin ıslak imzalı asıllarını sunması için süre verilmiş davacılar vekili söz konusu sözleşmeleri süresinde dosyaya sunmamıştır. Davacılar vekili ...
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/280 Esas sayılı dosyasına söz konusu sözleşme asıllarının davalı tarafından sunulduğunu mahkeme dosyası incelendiğinde anlaşılacağını dolayısı ile ilgili belgelerin davalı asilde bulunduğunu ve HMK 220 kapsamında davalıya belge aslının sunulması için ihtaratlı süre verilmesini talep etmiş ise de, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/ ...
Esas sayılı dosyasında davalının taraf olmadığı ve ilgili sözleşmelerin davalı tarafça mahkeme dosyasına sunulduğuna dair bilgi ve belge bulunmadığı, belgelerin davalı elinde var olduğuna dair emare tespit edilemediği anlaşılmıştır.
Kaldı ki dava sahtecilik iddiasına dayalı olup aynı zamanda davalı hakkında suç soruşturması ve kovuşturmasının konusu olabileceğinden ilgili belgeler davalı taraf uhdesinde bulunsa da mahkemeye zorlanamayacağından davacılar vekilinin HMK 220 kapsamında davalıya belge aslının sunulması yönündeki talebi reddedilmiştir.
Diğer taraftan yukarıda açıklanan Yargıtay ilamı kapsamında aslı ibraz edilmeyip fotokopisi ibraz edilen ve diğer tarafça kabul edilmeyen fotokopi belge üzerinde imza ve yazı incelemesi yapılamayacağı, yapılmış olsa bile bu rapora itibar edilemeyeceğinden yine altındaki imzası inkâr olunan fotokopi belge yazılı delil başlangıcı kabul edilerek, bu belgeye dayanılmak suretiyle tanık dahi dinlenemeyeceği, davacılar vekilinin de verilen süreye rağmen belge asıllarını sunamadığı dolayısı ile davacıların davanın esasını teşkil eden sahtecilik iddiasını ispat edemediği anlaşılmıştır.
Bununla birlikte sahte belgeden kaynaklı zarar iddiasının temelde vergi cezasına yönelik olduğu, bu yönüyle yapılan idari işlem geçerliliğin adli değil idari vakıa olduğu, ortada geçerli bir işlem bulunup bulunmadığının idari yargıya konu edilebileceği, dosyamız kapsamında ise yöneticinin sahtecilikten kaynaklı sorumluluğuna dair iddianın ispat edilemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/483, K. 2024/813, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama