KÜNYE
T.C. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2024
- Esas no
- 2023/504 Esas
- Karar no
- 2024/469 Karar
- Dava
- Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 27/07/2023
Karar Metni
1.363 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle. Davalının davacı şirket bünyesinde 17/03/2011 tarihinde hizmet sözleşmesi akdedildiği, davalının davacı şirket bünyesinde portföy yöneticisi olarak çalıştığını, davalının iş akdinin 27/11/2020 tarihinde sona erdiğini, davacı ile davalı arasında 26/10/2020 tarihinde '' Rekabet yasağı sözleşmesi '' akdedildiği,
akdedilen sözleşmenin 3. maddesine göre davalının davacı şirket ile aynı hizmeti veren başka bir tüzel kişi nezdinde çalışmayacağını, çalışması halinde davalının cezai şart ödeyeceğini, akdedilen sözleşmenin 4. maddesine göre iki yıl süre boyunca davacı şirket ile aynı iş kolu olan başka bir firmada çalışmayacağını taahhüt ettiği, davalı, davacı ile arasındaki iş sözleşmesinin feshedilmesinin ardından davacı ile aynı faaliyet konusunda hizmet veren şirkette çalışmaya başladığını,
davalının portföy yöneticisi olduğundan davacı işyerinin ticari sırlarını ve diğer bilgilerini kullanarak davacı şirkete müşterin müşteri kaybına yol açıp zarara uğrattığını, bu nedenle davalının akdedilen sözleşmeye aykırı hareket etmesi sebebiyle cezai şart ödenmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Mahkemenin görevsiz olduğunu davanın İş Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, yetkili mahkemenin davalının ikametinin bulunduğu yer İzmir Mahkemelerinin olması gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davanın TTK 60 maddesi gereği zamanaşımı nedeniyle usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava: rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 444/1. maddesi. “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir” hükmünü haizdir.
Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinden söz edilebilmesi için ilk olarak işçinin fiil ehliyetine sahip olması ve iş sözleşmesinin kurulması sırasında veya iş ilişkisi devam ederken işçinin sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün yazılı olarak iş sözleşmesine konulması veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılması gerekmektedir.
Fiil ehliyetine sahip işçi tarafından yazılı olarak yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için iki temel şartın daha birlikte yer alması zorunludur.
Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin ilk şartı, işverenin bu sözleşme nedeniyle korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunmasıdır. Zira rekabet yasağının getirilmesindeki amaç, işçinin işyerinde öğrendiği üretim sırlarını veya işverenin işleri hakkındaki bilgisini iş ilişkisi sona erdikten sonra işverenle rekabet edecek tarzda kullanmasının önüne geçilmesidir.
Bu husus TBK’nın 444/2. maddesinde “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” şeklinde ifade edilmiştir.
Buna göre rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin söz konusu olabilmesi için, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerekir.
Dolayısıyla rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin geçerli olabilmesi için iş ilişkisinin işçiye, “müşteri çevresi” veya “üretim sırları” ya da “işverenin yaptığı işler” hakkında bilgi edinme imkânını sağlamasının yanında, aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması hâlinde işvereni önemli nitelikte bir zarara uğratabilecek mahiyette olması aranmaktadır.
Ancak rekabet yasağı ihlâlinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşmesi gerekli olmayıp yakın ve önemli bir zarar ihtimalinin varlığı yeterli olmaktadır.
Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin bir diğer şartı ise işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemiş olmasıdır. Zira sınırsız ve ucu açık bir rekabet yasağının, işçinin çalışma özgürlüğünü ortadan kaldıracağı ve işçinin geçim kaynağı olan emeğini istihdam piyasasına sunamaması sonucunu doğuracağı açıktır.
TBK’nın 445/1 maddesi “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz” hükmünü haizdir.
Buna göre rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğinin ölçüsüz ve hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye girmesini önleyecek şekilde süre, yer ve konu (işin türü) bakımından uygun sınırlar içinde kararlaştırılmış olması gerekir; aksi takdirde rekabet yasağı sözleşmesi geçersizdir.
Bilirkişinin düzenlediği 24/04/2024 tarihli 13 sayfadan ibaret raporunda özetle. Sektörel Yönden. Davalı ...’in 17.03.2014 tarihinden 21.11.2020 tarihine kadar davacı şirkette çalıştığı, davacı şirketten ayrıldıktan sonra (yaklaşık 7 ay sonra) 01.06.2021 tarihinde ... A.Ş.’de işe başladığı, ticaret sicil kayıtlarında; davalının işe başladığı Secom Aktif Şirketinin ticari faaliyet alanının, davacı ...’in iştigal ettiği işlerin büyük bir kısmı ile aynı olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasında imzalanan Rekabet Yasağı Sözleşmesi’nin.
Davalının deneme süresi içerisinde 1 ay çalışmış olması sebebiyle işverenlik nezdinde müşteri çevresine nüfuz etme ihtimali ile ticari sırlara erişme olanağının düşük olması, Davacının korunmaya değer haklı menfaati olduğu olgusunun ortaya koyamamış olması sebebiyle geçersiz olduğu, taraflar arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesinin konu, yer ve zaman bakımından geçerli olduğu, davalının fesihten 7 ay sonra çalıştığı dava dışı ...firması ile davacı firmanın aynı alanda faaliyet gösterdiği,
davacı tarafından sunulan işçi özlük evraklarında maaş bordrosuna rastlanmamış olup, ... iş teklif formunda aylık ücret olarak brüt 4.500 TL olarak kararlaştırıldığı, Rekabet Sözleşmesinde yer alan cezai şartın uygulanması için gerekli şartların oluşmadığı, kararlaştırılan cezai şartın orantılı ve ölçülü olmadığı, taraflar arasındaki dengenin korunmadığı, Mahkemece rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olduğunun kabulü halinde 12*4.500 TL olmak üzere toplam 54.000 TL cezai şart uygulanabileceği, cezai şartın tayini ve indiriminin sayın mahkemenin takdirinde olduğu, görüş ve kanaatinde raporunu sunmuşlardır.
Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde; taraflar arasında 26.10.2020 tarihli “Belirsiz Süreli Hizmet Sözleşmesi ve 26.10.2020 tarihli “rekabet yasağı sözleşmesi" imzalandığı, davalının davacı nezdinde 26/10/2020 tarihinde işe başladığı ve 27/11/2020 tarihinde (3) iş koduyla istifa sebebiyle işten çıkışının yapıldığının SGK kayıtlarından anlaşıldığı, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde deneme süresinin 2 ay olarak kararlaştırıldığı, davalının deneme süresi içerisinde istifa ettiği, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliğinin yazılı şekil şartına bağlı olduğu,
taraflar arasında yazılı şekilde rekabet yasağı sözleşmesinin imzalandığı, rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunması gerektiği, buna göre işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerektiği, dolayısıyla rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin geçerli olabilmesi için iş ilişkisinin işçiye, “müşteri çevresi” veya “üretim sırları” ya da “işverenin yaptığı işler” hakkında bilgi edinme imkânını sağlamasının yanında,
aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması hâlinde işvereni önemli nitelikte bir zarara uğratabilecek mahiyette olması arandığı, somut olayda taraflar arasındaki rekabet sözleşmesinin kanunda aranan tüm şartlara haiz olduğu, konu, yer ve zaman olarak sınırlandırıldığı, davalının davacı nezdindeki işinden ayrıldıktan sonra davacı ile aynı iş kolunda faaliyet gösterin Secom isimli iş yerinde çalışmaya başladığı,
mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere rekabet yasağının geçerliliği için işçi tarafından hakim olunan bu bilgilerin, iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçi tarafından kullanılmasının işverene önemli ölçüde zarar verebilecek nitelikte olması gerektiği, yukarıda belirtildiği üzere davalı davacı işveren nezdinde 1 ay çalıştığı, taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli hizmet sözleşmesinde 2 ay deneme süresinin belirlendiği,
deneme süreli iş sözleşmeleri söz konusu olduğunda henüz deneme süresi içinde iş ilişkisi sonlandırılması açısından iş sözleşmesi deneme süresinin başında imzalandığına göre rekabet yasağının da bu andan itibaren edinilecek bilgiler hakkında doğacağının kabulü gerekir; ancak burada işçinin deneme süresi içerisinde iş sırlarına ve müşteri çevresine ne derecede erişebileceğinin değerlendirilmesi gerektiği, somut olayda davalının 1 ay portföy yöneticisi olarak (pazarlamacı) çalıştıktan sonra istifa ettiği, bu süre zarfında davalının davacı işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinmesinin güç olduğu,
henüz alışma sürecinde bu bilgilere erişemeyeceği kanaatine varılarak davacının korunmaya değer haklı menfaati bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/504, K. 2024/469, 2 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama