KÜNYE
T.C. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2024
- Esas no
- 2024/304 Esas
- Karar no
- 2024/311
- Dava
- Şirketin İhyası
- Dava tarihi
- 06/05/2024
Karar Metni
665 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacının dava dilekçesinin incelenmesinde; "Konu: Şirketin ihyası. ... Şti. Ben bu parayı ödeme gücüm yoktur. Benden 16 Tr.istediler. Ben bu parayı ödeyemem hastayım çalışamıyom. Adli yardım talebi" şeklinde dilekçe sunduğu görüldü.
6100 sayılı HMK'nın 119.maddesinde dava dilekçesinin nasıl olacağı hususu hüküm altına alınmıştır.
MADDE 119- (1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:
a) Mahkemenin adı.
b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri.
c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası.
ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri.
d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri.
e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri.
f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği.
g) Dayanılan hukuki sebepler.
ğ) Açık bir şekilde talep sonucu.
h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası.
(2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksiklikler ikmal olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır.
Yargılama faaliyetini başlatan bir taraf usûl işlemi olarak dava dilekçesi, yargılamanın kendine has özelliklerinden dolayı, yukarıda sayılan bu temel unsurlar dışında da ayrıca bazı unsurları içermektedir. Kanun koyucu, yargılama faaliyetinin özelliği gereği, dava dilekçesinde bulunması gereken hususları ayrıca ve ayrıntılı olarak düzenlemiştir.
Yargılama hukukunun şeklî hukuk alanı içinde yer alması, hak aramanın belirli bir düzen içinde gerçekleştirilmesi gerekliliği, gerek iddiada bulunan ve dava açan davacının bu talebinin sağlıklı değerlendirilmesi, gerekse bu iddialara karşı savunma yapacak olan davalının kendisine karşı yöneltilen talebin ne olduğunu doğru anlayıp savunma (hukukî dinlenilme) hakkını kullanabilmesi için, dava dilekçesi özellikle ve ayrıntılı şekilde düzenlenmiş bulunmalıdır.
Keza, talebin yöneltildiği yargı organının, kendisine yöneltilen talebi tam ve sağlıklı şekilde değerlendirip doğru bir karar verebilmesi de, ancak o talebin anlaşılır, doğru ve dayanaklarıyla birlikte yargı organına sunulması ile tam olarak mümkündür.
Hukuk yargılamasında, kural olarak özel hukuk ilişkisinden doğan bir uyuşmazlık söz konusu olduğundan, tarafların özel ilişkileri ve menfaatleri uyuşmazlığın temelinde yatmaktadır. Böyle bir durumda, sorumluluğun gerçekte taraflara ait olması, gerek davanın hazırlanması ve dava malzemesinin temininde ve yargılamaya getirilmesinde gerekse davanın temeli olan dilekçelerin hazırlanmasında tarafların kendi sorumluluklarını taşıması gerekir.
Eğer taraflar bu sorumluluğu yerine getirmiyorsa, o zaman sonuçlarına katlanmaları söz konusudur. Hukuk yargılamasında tasarruf ilkesinin sonucu olarak (HMK m. 24), talep olmadan bir dava incelenemez ve taraflarca getirilme ilkesinin sonucu olarak da (HMK m. 25) hâkimin vakıaları kendiliğinden araştırması veya delil toplaması söz konusu değildir. Ayrıca hâkim tarafların talepleriyle bağlıdır (HMK m. 26).
Bu sebeple dava dilekçesi; yargılamayı başlatmakta, hem vakıalar hem deliller yönünden çerçevesini çizmekte ve davada incelenecek talep konusunu belirlemektedir. Bunları da doğrudan tarafın kendisi yapmak durumundadır. Tarafın bu konudaki ihmali, özensizliği ve eksikliğini tamamlamak mahkemenin işi değildir. Davasını yürütmekte kendisini yetersiz hisseden kimse, kendisini konunun uzmanı olan bir avukatla temsil ettirebileceği gibi, buna imkânı yoksa o zaman da adli yardımdan yararlanabilmektedir (HMK m. 334, HMK m.335/1 ve özellikle m.335/1-ç) Yani, hukuk düzeni kişiyi çaresiz bırakmamış, hak arama bakımından ona gerekli imkânları da tanımıştır. Dolayısıyla, dava açan kimsenin bu konuda bir mazeret üretmesi mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı asilin sunduğu dilekçe, herhangi bir talep içermediği ve dava dilekçesi mahiyetinde olmadığından dilekçenin reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/304, K. 2024/311, 9 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama