KÜNYE
T.C. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Mart 2025
- Esas no
- 2024/793 Esas
- Karar no
- 2025/165
- Dava
- Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 29/11/2017
Karar Metni
1.340 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle.
Taraflar arasında 08.08.2016 tarihli "Enerji Nakil Hattı İnşaat Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmede belirtilen işin davalı tarafından 07.09.2016 tarihinde tamamlamayı taahhüt ettiğini, davacının sözleşme gereği davalıya toplam 75.000,00TL ödeme yaparak yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı yüklenici şirketin sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve işi süresinde tamamlayamadığını, davalının kusuru sebebiyle 07.09.2016 ile üretime geçtiği 30.12.2016 tarihi arasında gelir kaybı oluştuğuna ve davacının zarara uğradığını iddia ederek;
geç teslim nedeniyle 144 gün için ödemesi gereken günlük 500,00-TL gecikme cezasının şimdilik 1.000,00-TL'sini, davacının davalının taahhüdündeki işi tamamlamak üzere yapmak zorunda olduğu ödeme için şimdilik 1.000,00-TL'sini, geç teslimden dolayı oluşan üretim kaybı için şimdilik 1.000,00-TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama ve vekâlet ücretlerinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle.
Taraflar arasındaki sözleşme bedelinin 125.00,00-TL + KDV olduğunu, söz konusu sözleşme gereği davacı tarafından 75.000,00-TL'nin 50.000,00-TL'sinin iş avansı olarak, 25.000,00-TL'sinin işe başlama avansı olarak müvekkiline verdiğini, müvekkilinin davacının 75.000,00-TL ödeme yapmasına rağmen davalının sahaya girerek sözleşmede üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, işin görülmesi için tarafları Aliş ... isimli şahsın bir araya getirdiğini, işin sonlandırılması için davalı şirketin enerji nakil hattının bulunduğu köy muhtarı ile defalarca görüştüğünü,
davacının 183.043,23-TL harcama yaptığı iddiasının tamamen kendi kusurundan kaynaklandığını, farkın meydana gelmesinde davalının kusuru olmadığını belirterek; davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretlerinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin; 29/12/2020 tarih, 2017/... Esas 2020/... Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiği, davacı vekilinin 01/02/202 havale tarihli istinaf başvuru dilekçesi sunduğu, davalı vekilinin 23/02/2021 havale tarihli istinaf cevap dilekçesi sunduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ni 53. Hukuk Dairesi'nin; 13/11/2024 tarih 2022/811 Esas 2024/1226 Karar sayılı kararı ile Mahkememizin; 29/12/2020 tarih, 2017/... Esas 2020/... Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verildiği, dosyanın Mahkememizin 2024/793 Esas sayılı sıra kaydına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 08/01/2024 Tarihli 2020/1277 E. 2024/45 K. Sayılı Kararının Bozma Gerekçesinde. "Davacı dava dilekçelerinde harca esas dava değerini 3.000-TL olarak gösterip fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 3.000-TL'nin tahsilini talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar tarihi (2020 yıl) itibariyle istinaf kesinlik sınır 12.600,00-TL olup, davada kabul edilen miktar kesinlik sınırı altında kaldığından davalı vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 341/2 ve 352/1-b maddeleri uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir. (...) 6100 sayılı HMK’nın 298. maddesinde hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu belirtilmiştir.
HMK'nın 297. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararında buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. (...) Somut olayda, mahkeme gerekçesinde davacının üretim kaybı zararına ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı gerekçesiyle hesaplama yapılmadığı belirtilmiş, hüküm kısmında ise üretim kaybına yönelik zarar talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemenin gerekçeli kararı ile hüküm fıkrası arasında açık çelişki bulunması nedeniyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurma talebinin 6100 sayılı HMK'nın 341/2. ve 352/1. maddeleri uyarınca miktar yönünden kesinlik sınırının altında kaldığından reddine, usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
DELİLLER
-İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin; 29/12/2020 tarih, 2017/... Esas 2020/... Karar sayılı kararı -İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 08/01/2024 Tarihli 2020/1277 E. 2024/45 K. Sayılı Kararı
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi davalı yüklenicidir. İşin süresinde yapılmamasından kaynaklı gecikme cezası, işin tamamlanmasına dair ilave masraf ve üretim kaybına dayalı zararın davalıdan tahsili talep edilmektedir.
Taraflar arasında ... köyü içindeki güneş enerjisi santralinin trafo merkezine bağlanması ve bunun için enerji nakil hattının arazi izinlerinin alınması üzerine malzeme ve işçilik bedelinin dahil olduğu anahtar teslim götürü bedelli ve 30 gün süreli eser sözleşmesi imza edilmiştir. İşin 07/09/2016 tarihinde teslimi gerekirken 30/12/2016 tarihinde tamamlandığı ve bu suretle geciktiği her iki tarafın da kabulündedir. Sözleşme bedeli (125.000,00 TL+KDV) 147.500,00 TL'dir.
Ancak uzayan süre kapsamında tedarik edilen malzeme fiyatları da gözetilerek davacı tarafından davalıya toplam 183.043,23 TL ödenmiştir. Alınan bilirkişi raporuna göre işin gecikmesindeki temel etken köy muhtarı ile uzun süren görüşmelerdir. Bilirkişiler tarafından bu sebepten kaynaklanan uzamanın davalıya kusur olarak tahmil edilemeyeceğine dair kanaat bildirilmiştir.
Bunun yanında davacı, dava dilekçesine ekli 16/01/2017 tarihli davalı şirketteki muhatabı ile arasındaki mail yazışmalarında "iş ile ilgili yaşanan sorunların tek sorumlusu sen değilsin", "geniş geniş zaman tanımayı kabul ettik" şeklindeki beyanlarla işin gecikmesindeki kusurluluğun tek taraflı olmadığını ve yükleniciye süre tanındığını kabul etmektedir.
Dolayısıyla bilirkişi kanaatinin yanında salt davalının kusurluluğu sonucu ortaya çıktığı tespit edilmeyen süre uzamasından kaynaklı üretim kaybı ve gecikme zararının davalıya yükletilemeyeceği anlaşılmakla bu iki kalem yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Malzeme ve işçilik dahil götürü bedelli sözleşme kapsamında iş uzamış ise de sözleşme bedeline malzeme ve işçiliğin de dahil olduğu açıkça belirlenmiş ve 2.8 maddesinde uzayan süre nedeniyle davalı yüklenicinin malzeme ve işçilik kapsamında oluşan fiyat farklarına, maliyet artışlarına dair talepte bulunamayacağı kararlaştırılmıştır.
Davalıya toplam 183.043,23 TL ödendiği, fiyatın bu şekilde artmasının malzeme bedellerinin davacı tarafından işin devam etmesi için ödenmesinden kaynaklandığı, ödenen bedellerin iş devam ederken geri istendiği, mahsuplaşma ile çözülmeye çalışıldığı ancak çözülemediği yazışmalardan anlaşılmıştır.
Sözleşmeye göre 147.500,00 TL'lik götürü bedelin aşılamayacağı anlaşılmakla aradaki 35.543,23-TL'lik fark miktarın davacıya iadesi gerektiği anlaşılmış ve dava bu yönüyle kısmen kabul edilmiştir. Her ne kadar davacının zarara dair ticari defter kaydı daha fazla okunsa da davacı beyanının da bu miktarı içerdiği anlaşılmıştır.
Islah edilmeyen bedelin tespiti ile yetinerek taleple bağlı kalınmış ve 1.000,00 TL'ye hükmedilmiş, bu yönüyle istinafa konu edilmeyen ilk karardaki gibi dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmiştir.
Davanın davalı tarafça kanun yoluna taşındığı, davacının da dosyayı katılma yoluyla istinaf ettiği, her iki tarafın istinafı bulunduğundan salt bu nedenle taraflar yararına kazanılmış hak gündeme gelmeyeceği anlaşılmıştır. Bunun yanında Mahkememiz ilk kararı için ileri sürülen davalı istinafının 3.000,00 TL'lik kabul miktarı yönünden kesin nitelikte olduğu istinaf kararı ile belirlenmiş ise de açık maddi hata yapıldığı sabittir.
Nitekim dava dilekçesinin içeriği ve şimdilik şeklinde belirtilen talep sonuçlarından davanın kısmi dava olarak ikame edildiğinde şüphe bulunmadığı, iddia edilen alacağın muhtemel miktarının 2. ek raporla belirlendiği, bu aşamadan sonra dava miktar olarak ıslah edilmemiş olsa dahi alacak iddiasının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, aksi halin maddi kesin hüküm ortaya çıkaracağı oysa davanın iddia edilen nihai miktarının kesinlik sınırında kalmadığı anlaşılmakla istinaf ilamındaki kesinlik belirlemesi maddi hata kabul edilerek devam eden yargılamada yeniden hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... Hakim ... · e-imza e-imza
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/793, K. 2025/165, 3 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama