KÜNYE
T.C. İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2023
- Esas no
- 2022/442 Esas
- Karar no
- 2023/911
- Dava
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 16/06/2022
Karar Metni
1.324 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davalılardan ...'in, diğer davalı ... Ltd. Şti. tarafından şirket adına her türlü inşaat, bakım, onarım, resterasyon yapımı vs gibi işlerde sözleşme yapma konusunda ... Noterliği’nin 19.03.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı vekaletnamesi ile yetkilendirildiğini, bu kapsamda davalı şirket ile İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah. ... Sok. No: ... (61 Pafta, ... Ada, ...
Parsel) adresinde kain binanın restore edilmesi için 06.11.2020 tarihli “Restorasyon Yapım İşi” sözleşmesi ile 01.12.2020 tarihli “Bina Güçlendirme İşi” sözleşmesinin akdedildiğini, Restorasyon Yapım İşi (06.11.2020 tarihli) sözleşmesinin 10. maddesine göre işin süresi “inşaat yapım izni alındıktan itibaren işe başlama tarihinden itibaren 90 iş günü” olup 12. maddesinde de çeşitli tarihlerde yapılacak “Ödeme Şekli” belirlendiğini,
Bina Güçlendirme İşi (01.12.2020 tarihli) sözleşmesinin 8. maddesine göre işin süresi “inşaat yapım izni alındıktan itibaren işe başlama tarihinden itibaren 30 iş günü” olup 10. maddesinde de yine çeşitli tarihlerde yapılacak “Ödeme Şekli” belirtildiğini, müvekkili şirketin her iki sözleşme kapsamında;
toplam 462,034,00-TL ödeme yaptığını, davalı ...’in kusuru aşan kasıtlı eylemlerinin olduğunu, ücretini almasına rağmen inşaat ile ilgili herhangi bir işlem yapmadığını, sözleşme tarihinden itibaren on ( 10 ) ay geçmesine ragmen henüz inşaat ruhsatı başvurusunun bile yapılmamış olması üzerine müvekkili şirket yetkililerinin, ... ile acil bir toplantı yaptığını, kendisinden durumu izah etmesinin istendiğini, ...'in hatasını kabul ederek özür dilediğini, çok fazla iş aldığını, yoğunluktan dolayı işlere yetişemediğini ve müvekkili şirketin ruhsat başvurusunu dahi yapmadığını kabul ettiğini,
...'in 24.09.2021 tarihli taahhüdü ile her iki sözleşme (Restorasyon Yapım İşi ve Bina Güçlendirme İşi sözleşmeleri ) şartlarından şahsi olarak sorumlu olduğunu kabul ve beyan ettiğini ve akabinde 24.11.2021 tarihli ek sözleşme ile işin bitiriliş tarihlerinin kararlaştırıldığını ancak yine edimin ifa edilmediğini, bu nedenle, şahsi olarak sorumlu olduğunu beyan eden ...'in davada taraf olarak gösterildiğini belirterek TBK madde 125/3 gereğince, sözleşme kapsamında belirli tarihlerde ödenen toplam 462.034,00.-TL’ nin,
herbir ödeme tarihinden itibaren işleyecek 2021 yılının 31 Aralık günü TCMB’ nın kısa vadeli avanslar için uygulanan faiz oranıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, HMK 107 gereğince sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğranılan zarar olan 1.000.-TL’ nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılara dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap vermemiş ve duruşmalara da katılmamışlardır.
İlgili yerlere müzekkereler yazılmış, cevabı yazılar dosya arasına alınmıştır.
Mahkememizce sözleşme kapsamında tarafların yükümlülüklerini yerine getirip getirmedikleri, sözleşmenin hükümsüz kalıp kalmadığı, sözleşmenin hükümsüzlüğü nedeniyle davacının var ise uğramış olduğu zararın ve miktarının belirlenmesi ve yine davacı tarafından davalılara sözleşme kapsamında toplam ne kadar ödeme yaptığı, yapılan ödemelerden ne kadarının davalılardan tazmini için gereken koşulların oluştuğu ve davalılar tarafından sözleşme kapsamında yapılan işlerin tespiti ile değerin belirlenmesi, ayrıca davalılar tarafından belediyeye yapılan ödemelerin tespit edilmesi için alınan 08/05/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında;
''1-Davacı şirketin ticari defterlerinin tasdikleri 6102 sayılı TTK amir hükümlerine göre incelenmiş olup 2020 –2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterleri sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu,
2-Davacı şirketin ticari defterlerinin tasdikleri 6102 sayılı TTK amir hükümlerine göre incelenmiş olup 2020 –2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterleri sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu,
3-Davacı şirketin ticari defterlerinde davalılara sözleşme kapsamında 453.0034.-TL ödeme ve çek tediyesi yapıldığı ve bunların muavin defterinde kayıtlı bulunduğu,
4-Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır,
5-Davalı şirket tarafından kesilen 3 adet faturanın kabul edilmesi halinde davacı şirket davalı şirketten 38.004,00.-TL alacaklı olduğu,
6-Davalı tarafından kesilen 3 adet fatura teknik bilirkişileri tespiti cihetine göre kabul edilmemesi halinde davacı şirket davalı şirketten 453.004,00.-TL alacaklı olduğu,
7-İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah. ... Sok. No: ... açık adresine kain ve tapuda ... Pafta, ... Ada, ... Parsel sayıda kayıtlı binaya ilişkin taraflar arasında 06.11.2020 tarihli “Restorasyon Yapım İşi” ve 01.12.2020 tarihli “Bina Güçlendirme İşi” sözleşmeleri imzalandığı,
8-Sözleşmeler kapsamında yapılacak işlerle ilgili gerekli RUHSAT alınmadığı,
9-Sadece 12.03.2021 tarihli Basit Onarım İzni ve Güvenlik Amaçlı İskele Kurulması izni alındığı,
10-Binada iç sıvaların, döşeme kaplamalarının, bazı pencere ve kapı kasalarının sökülmüş olduğu, herhangi bir yeni imalatın yapılmadığı, keşif sırasında binada herhangi bir çalışmanın olmadığı tespit edilmiştir.'' şeklinde mütalaa da bulunulmuştur.
GEREKÇE
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat ve munzam zararın tahsiline ilişkin olarak açılmış olan tazminat davasıdır.
Taraflar arasında bina restorasyon edilmesi için 06/11/2020 tarihli resterasyon yapım işi sözleşmesi ile 01/12/2020 tarihli bina güçlendirme işi konusunda anlaştıkları, Kültür ve Turizm Bakanlığı 2 nolu Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'nün 28/02/2022 tarihli yazısında fenni mesuliyet sorumluluğunun değiştirilmesi için gerekli işlemlerin yapılması gerektiğinin belirtildiği, ...
Noterliği'nin 21/02/2022 tarihli vekaletnamesi ile ... tarafından mimar ... 'a muvaffakatname verildiği, davalı ... tarafından ...
Belediye Başkanlığı'na 29/12/2020 ve 07/10/202 tarihli dilekçeler ile başvurularak yapı ruhsatı talebinde bulunulmuş ise de ; yapılan incelemede gerekli evrakların eksik olduğunun bildirildiği, dava konusu restorasyon yapılacak taşınmaz başında mahkeme heyeti ile birlikte bilirkişiler marifetiyle yapılan keşif sırasında yapılan incelemede, bina da herhangi bir yeni imalatın yapılmadığı, herhangi bir çalışmanın olmadığı tespit edilmiştir.
Davacı şirketin ticari defterlerinde davalılara sözleşme kapsamında 453.034-TL ödeme ve çek tediyesi yapıldığı, bunların muavin defterinde kayıtlı bulunduğu, davalı şirket tarafından davalı şirket adına 415.000-TL bedelli 3 adet fatura tanzim edildiği, davalı tarafından tanzim edilen faturalar davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu anlaşılmıştır.
TTK'nun 21/2 maddesi gereğince ''bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.'' hükmü esas alınarak davalı şirket tarafından 3 adet fatura kabul edilmiş, tüm bu sebeplerle davacı şirketin davalılardan 38.004-TL alacaklı olduğu kabul etmek gerekmiştir.
Her ne kadar davacı munzam talebinde bulunmuş ise de; davacının munzam zarar talebinde bulunabilmesi için öncelikle uğradığı zararı ispat etmesi şarttır. Ancak davacı dava dilekçesinin hiçbir kısmında uğradığı somut zarara ilişkin herhangi bir somut delil ibraz etmemiştir.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında ve Hukuk Genel Kurulu kararları ile munzam zarar sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrütünün hukuki bir sonucu olduğu ve alacaklının faizi aşan bölümü olduğu, munzam zararın borçlunun temerrüte düşmeden borcunu ödemiş olsaydı alacaklının mal varlığını kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.
Diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir. Genel ve soyut nitelikteki enflasyonun yada bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmez. Davacının kanıtlaması gereken husus enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi olgular değil, somut olarak geç ödemeden dolayı uğradığı zarardır.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı 13/06/2012 tarih, 2011/730E, 2012/373K sayılı kararı)
Tüm bu hususlar değerlendirilerek; davacının munzam zararının reddine, diğer tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/442, K. 2023/911, 5 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama