KÜNYE
T.C. İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/223
- Karar No
- 2025/299
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2025
- Esas no
- 2024/720 Esas
- Karar no
- 2025/306
- Dava
- Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)
- Dava tarihi
- 22/11/2024
Karar Metni
1.049 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülen Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılamasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin İstanbulun çeşitli semtlerinde gayrimenkul satın alarak değerli konut ve ticari iş merkezi projelerine yatırım yapan Suudi Arabistan asılla bir iş insanı olduğunu, müvekkilinin Türkiye'de yatırım yapma isteği üzerine davalı ile tanıştığını, davalının 2015 yılında İstanbul'un ...
İlçesinde bulunan ... sitesinin ticari alanlarındaki taşınmazların satın alınması konusunda müvekkilinin iyi niyetini maddi menfaate çevirmek amacıyla müvekkilinin yönlendirdiğini, işbu şirketin şu an müvekkilinin tam hissedarı olduğu...
İnşaat Pazarlama ve Limited Şirketi olduğunu, şirketin hisselerinin davalı ve hisse devir sürecinde tercümanlık yapan ...'in yönlendirmeleri ile 29.05.2015 tarihinde hisse devir sözleşmeleri ve protokoller uyarınca yaklaşık 6.000,00 USD karışılığında müvekkili tarafından satın alındığını, müvekkilinin Suudi Arabistanda ikame etmekte olduğundan şirket faaliyetlerinin kesintisiz devam edilebilmesi için davalıya şirketin tam yetkili müdürü olarak yetkilendirildiğini, devam eden süreçte yaşanan bir takım aksamalar sonucunda şirket tarafından şirket kayıtları, banka hesapları,
ticari defterler üzerinde kapsamlı bir inceleme yaptırılmasına karar verildiği ve bu amaçla ... ...
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Denetim A.Ş ile anlaşılarak bağımsız denetim şirketi tarafından müvekkili şirket nezdinde incemeler yapıldığını, incelemer sonucunda müvekkili şirket hisselerinin müvekkili tarafından devralınmadan üç gün önce müteveffa ... ve ... tarafından satın alınmış olduğu ve üç gün sonra da satın alınan bedelin yaklaşık üç katından fazla bir bedelle müvekkiline satıldığının anlaşıldığını, davalının haksız kazanç elde etmek amacıyla bu şahıslarla işbirliği yapmak suretiyle müvekkilini zarara uğrattığını belirterek;
davanın kabulüne, belirsiz alacak niteliğindeki alacağın belirli hale geldikten sonra bu tutarı arttırma hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000,00-TL belirsiz alacak tutarının işlemiş ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu olayda hileli lbir davranışta bulunduğuna dair herhangi bir delil sunulmadığını, ispat yükünün davacı tarafa ait olduğu göz önüne alındığında, davacı tarafın iddialarını destekleyecek nitelikte delil sunamamasının müvekkiline hukuki sorumluluk yüklenmesini olanaksız kıldığını, haksız fiil sorumluluğunun doğabilmesi için, hukuka aykırı bir fiilin fail tarafından iradi olarak gerçekleştirilmesi ve bu fiilin sübjektif kusur unsurlarını taşıması gerektiğini, müvekkilinin noter tasdikli Pay Sahipliği Devir Sözleşmesinin yapıldığı 29.05.2015 tarihinde...
İnşaat Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi’nde müdür sıfatıyla yetkili dahi olmadığını, ticaret sicil belgeleriyle sabit olduğunu, müvekkilinin müdür olarak atanmasının ancak 09.06.2015 tarihinde gerçekleşmiş olduğunu, noter tasdikli sözleşmenin düzenlenmesi ve imzalanması sırasında herhangi bir temsil yetkisinin bulunmadığını belirterek; davanın müvekkili yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, haksız fiil ve gabine dayalı iddiaların zamanaşımı sürelerinin dolmuş olması nedeniyle davanın zamanaşımı bakımından reddine,
dava konusu işlemlerle müvekkilinin bağlantısı olmadığının tespiti ile müvekkilinin bu davada taraf gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunun mahkemenizce karara bağlanmasına, tüm bu gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak sair sebepler uyarınca davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava: Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan Tazminat İstemine İlişkindir.
Somut olayda uyuşmazlık; ... İnş. Paz. ve Tic.Ltd.Şti.'nin hisselerinin iddia olarak ... aracılığıyla ... ve dava dışı müteveffa ...'den davacı tarafça bedel karşılığında devralındığı, ancak hisse bedellerinin gerçek değerinden fazla bir bedelle satılması nedeniyle davacının fazla bedel ödediği ve zarara uğradığı iddiasıyla davalılardan tazmin talebine ilişkin açılan dava olduğu, "Olayları anlatmak taraflara, hukuki niteleme hakime aittir" düsturuyla bakıldığında istemin iradeyi sakatlayan haller ( hata, tehdit, hile ) veya aşırı yararlanma (gabin ) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği tespit olunmuştur.
Türkiye Ticaret Sicil Gazetesine göre; ... İnş. Paz. ve Tic.Ltd.Şti.'nin hisselerinin 01.06.2015 şirket genel kurul kararı neticesinde ... ve dava dışı müteveffa ...'den, davacıya bedel karşılığında devredildiği ve söz konusu kararın 09.06.2015 tarihli nüshada yayınlandığı görülmektedir. Davacı tarafça 19.12.2022 tarihinde güveni kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlamalarıyla ... Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulunduğu şikayet dilekçesinde ...'ün yer almadığı görülmüştür.
Sözleşmenin gabin (aşırı yararlanma) nedeniyle illetli olduğunun kabulü için edim ve karşı edim arasındaki oransızlığın, taraflardan birinin, diğerinin şahsında mevcut özel bir durumu bilerek istismar etmesi, sömürmesi sonucu oluşması gerekir.
Dar ve zor durumda kalmaları nedeniyle, sözleşme yapmaya, mallarını çok düşük bedel ile devretmeye sürüklenmiş kişileri korumak zayıfı güçlüye ezdirmemek için hukukumuzda da düzenlemeler yapılmış 6098 s. Türk Borçlar Kanun'un (TBK) 28. (818 s. Borçlar Kanun'un (BK) 21) maddesi ile aynen.
"Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir." hükmü getirilmiştir.
İradeyi sakatlayan haller arasında bulunan hata, hile ve korkutma durumlarında, hak düşürücü süreyi düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 39. (818 sayılı Borçlar Kanununun 31.) maddesi '' yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır'' hükmünü içermektedir.
Belirtilen açıklamalar ışığında hak düşürücü sürenin geçmiş olması halinde mahkememizce işin esasının incelenemeyeceği ve salt bu nedenle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · E-imzalıdır Hakim ... · E-imzalıdır
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/223, K. 2025/299, 15 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama