KÜNYE
T.C. İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2024
- Esas no
- 2024/656 Esas
- Karar no
- 2024/639
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 30/10/2024
Karar Metni
786 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle. Müvekkil ile davalı arasında ticari alım- satım ilişkisi bulunduğunu, Müvekkil ile davalı taraf arasındaki mesajlaşmalar da incelendiğinde müvekkil ile davalı tarafın saat ticareti gerçekleştirdiğini,.
Taraflar arasında gerçekleşen saat ticareti sonucunda müvekkilin davalı taraftan 27.216 ABD Doları alacağı bulunduğunu, taraflar arasındaki mesajlaşmalarda da açıkça görüleceği üzere davalı taraf müvekkilim ile aralarında ki ticari alım- satım ilişkisini ve borçlu olduğunu, davalının belirtilen miktarı ödememesi üzerine söz konusu borcun tahsili amacıyla .... İcra Dairesin 2024/... esas sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, Davalı borçlu tarafından ....
İcra dairesi 2024/... esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve borçlunun %20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
İlgili yerlere müzekkereler yazılmış, cevabi yazılar dosya arasına alınmıştır. Tarafların tacir olup olmadığına ilişkin araştırma yapılmış, gelen yazı cevapları dosya arasına alınmıştır.
GEREKÇE
Uyuşmazlığın konusunun davacı tarafça davalının borçlu olduğundan bahisle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu tespit edildi. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamı üzerinden yapılan incelemede, açılan davanın konusu itibari ile mutlak ticari dava olmadığı sabittir. İş bu davanın mahkememiz nezdinde görülmesi için iki tarafın da tacir olması gerektiği açık olup, mahkememizce de bu yönde araştırma yapılmış, yapılan araştırmada davalının esnaf odasına kaydının olduğu davacının ise esnaf odasına kaydının olmadığı gibi gerçek kişi ticari işletme kaydının da olmadığı anlaşılmıştır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da taraf- ların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.
6335 Sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5 inci maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemeleri'nce görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir.
Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi gereğince kamu düzenine ilişkin olduğundan, ilk derece mahkemesi, istinaf ve temyiz aşamasında re'sen incelenir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Uyap üzerinden re'sen yapılan sorgulamada davacının potansiyel mükellef vergi kaydının olduğu, tacir sıfatının olmadığı, davalının ise esnaf kaydının olduğu anlaşılmakla, Vergi Dairesi'nden gelen yazı cevabına göre davacının herhangi bir mükellefiyet kaydı bulunmadığı sadece gelir getirici kazanç olmaksızın belirli iş ve işlemlerde kullanılmak üzere alınan potansiyel mükellef olduğu,
dolayısı ile defter de tutmadığı bu durumda Bakanlar Kurulu'nun tacir-esnaf ayrımı için gereken gelirin tespitine esas kendi adına bir gelir getirici faaliyetinin de bulunmadığı ve yine Ticaret ve Sanayi Odası'ndan gelen yazı cevabında da davalının kaydının bulunmadığı ve kendi adına gerçek kişi ticari işletme kaydının da olmadığı, esnaf odasına kaydının olduğu anlaşılmakla bu durumda davalının tacir sıfatının bulunmadığı izahtan vareste olup, anılan sebeplerle mahkememizin görevsizliğine karar verilmiş, görevli mahkemenin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/656, K. 2024/639, 12 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama