İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/650 K.2025/257

Mahkememizde görülmekte olan alacak davası talebine ilişkin yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2021/650Karar2025/257Tarih9 Nisan 2025Okuma17 dk · 3.305 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
9 Nisan 2025
Esas no
2021/650 Esas
Karar no
2025/257
Dava
Alacak
Dava tarihi
24/01/2014
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.305 kelime·17 dk okuma·5 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan alacak davası talebine ilişkin yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı Vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin ...'ya ihraç etmek üzere davalı ... Hizm. AŞ'nin ... Havalimanındaki antreposuna 24/05/2006 tarihinde gümrük belge ve beyannamelerinde miktarı yazılı ihraca konu emti teslim ettiğini, bu malların Havaalanının "C Kargo Terminali"nde çıkan yangın sonucu davalının antreposuna sirayet ettiğini ve yangından sonra yapılan tespitte müvekkiline ait malların yanarak zayii olduğunu bu güne kadar müvekkilinin zararının tazmin edilemediğini bu nedenle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 24/05/2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte 7.919,25 € karşılığı 15.718 TL alacağın davalıdan tahsiline, masraf ve ücreti vekalete karar verilmesi istenmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Davalı vekili davaya cevap dilekçesi ile; müvekkilinin taşıyıcı havayolu şirketlerine ...

Havalmanında anterpo hizmetleri verdiğini ve bu bağlamda taşıyıcıların ifa yardımcısı olduğunu, müvekkili şirketin işletmeciliğini yaptığı anterponun bulunduğu yere göre uzak bir noktada olan ...'ye ait "sundurma" bölümünde başgösteren ve aynı zamanda bu alanda büyüyen alevli yangın hadisisinde gerek yangının başlama ve gerekse de gelişme ve yayılma sebeplerine istinaden müvekkili şirkete yönelik hiç bir kusurun izafe edilemeyeceğini, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, müvekkili şirket ile davalı arasında akdi ilişkininde bulunmadıığını ve pasif husumet itirazında bulunarak açılan davanın reddine,

masraf ve ücreti vekaletin davacıya tahmili istenmiştir.

Müdahale talebinde bulunan ... vekili müdahale dilekçe ile; davalı yanında müdhale talebinde bulunarak, dava konusu yangın ile ilgili .... Sulh Ceza Mah'nin ... Esas sayılı dosyasından ceza davası açıldığı ayrıca hukuk mahkemelerinde birçok ilgili tarafından tazminat ve sigorta rücu davası açıldığını, müvekkili şirkete gerek sundurmada başladığı anlaşılan yangının çıkmasında ve keza kiracı sıatı ile antreponun evsaf ve şartları yönünden yükletilebilmesi mümkün her hangi bir kusurun, ihmal ve sorumluluğunun bulunmadığını beyan etmiş ve müdahale talebinin kabulü ile ...'ın HUMK'nun 53. maddesi gereğince davalı yanında feri müdahil olarak davaya kabulüne karar verilmiştir.

Müdahale talebinde bulunan ... vekili müdahale dilekçesi ile; davalı yanında müdhale talebinde bulunarak, dava konusu yangın ile ilgili ceza davaları ve ayrıca hukuk mahkemelerinde birçok ilgili tarafından tazminat ve sigorta rücu davası açıldığını, yagın mahallinin mevcut anrepo ve geçici depolama alanları sırasıyla ..., ... tarafından Gümrük İdaresinin kontorolünde işletilmekte olduğunu ve havalimanı işletmecisi sıfatıyla söz konusu firmalara kiralandığını, müvekkiline yöneltilebilecek her hangi bir kusur ve sorumluğunun bulunmadığını beyan etmiş ve ...'nin HUMK'nun 53. maddesi gereğince davalı yanında feri müdahil olarak davaya kabulüne karar verilmiştir.

DELİLLER

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ilamı sonrasında bilirkişiler Ticaret Hukuku uzmanı ... İnşaat Mühendisi ... ve Hava Ulaştırma Uzamın ... tarafından hazırlanan ek ve kök raporlar mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri tüm deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir.

Dava; Davalının ... Havalimanındaki antreposuna yurt dışına gönderilmek üzere 24/05/2006 tarihinde davacı yanca teslim edilen emtianın aynı tarihte çıkan yangın neticesi zayi olması sebebiyle meydana gelen zararın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... sayılı 14/03/2011 tarihli hükmü ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2011/13482 E. 2012/20169 K. Sayı ve 07/12/2012 tarihli ilamında "...davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. Dosyanın mahkememize devredilmesi sonrası öncelikle taraf vekillerinin Yargıtay bozma ilamına karşı diyeceklerinin tespiti cihetine gidilmiş, davacı vekili Yargıtay bozma ilamına uyulmasını talep ederken davalı vekili önceki kararda direnilmesini talep etmiş, mahkememizce, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2011 tarihli davanın reddine dair verilmiş olan kararda direnilmesine karar verilmiştir...." şeklinde hüküm verilmiştir.

.... Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 14/03/2011 tarih ve ... sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/12/2012 tarih ve 2011/13482 Esas 2012/20169 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, mahkememize devredilmesi sonrası, mahkememizin 2014/30 esasına kaydı yapılmıştır.

Mahkememizden verilen 02/04/2014 tarih ve ... sayılı direnme kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 10/06/2021 tarih ve 2017/11-3183 Esas 2021/735 Karar sayılı ilamıyla"

Havayolu ile taşıma sözleşmesi, yolcu veya yükün havayolu ile bir ücret karşılığında taşınması için yapılan sözleşmedir. Bu sözleşmede hareket yeri ve varış yeri aynı olan bir taşıma söz konusu ise iç taşımadan; hareket yeri ve varış yeri farklı iki ülkede olan veya her ikisi de aynı ülkede olmasına rağmen başka bir devletin ülkesinde bir duraklama yerinin kararlaştırılmış olduğu taşıma söz konusu ise uluslararası taşımadan bahsedilecektir.

Türkiye’de havayoluyla yapılan iç taşımalarda 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu (TSHK) uygulanacak; bu Kanun’da hüküm bulunmayan hâllerde ise TSHK’nin 106. maddesi gereğince Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların hükümleri ve bu anlaşmalarda da hüküm bulunmadığı hâllerde Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri uygulanacaktır. Uluslararası taşımalarda ise doğrudan Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların uygulanması gerekecektir.

Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ise 1929 tarihli Uluslararası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme ve Eki Protokol ile 4 numaralı Montreal Protokolü (Varşova Konvansiyonu) ve bu Sözleşme ile kurulan sistemin günümüz şartlarına uygun hâle getirilmesi amacıyla hazırlanan 1999 tarihli Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme’dir (Montreal Konvansiyonu).

Ülkemizin Varşova Konvansiyonuna katılması 01.03.1977 tarihli ve 2073 sayılı Kanunla uygun bulunmuştur. Montreal Konvansiyonu ise ülkemiz tarafından 28.05.1999 tarihinde imzalanmış, ancak 26.03.2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda taşıma sözleşmesinin tarihi veya akit devletin Montreal Konvansiyonuna taraf olup olmaması gözetilerek Varşova Konvansiyonu da uyuşmazlıklara uygulanacaktır.

Dolayısıyla eldeki davada Montreal Konvansiyonu hükümleri değil taşıma sözleşmesi tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Uluslararası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme ve Eki Protokol ile 4 numaralı Montreal Protokolü (Varşova Konvansiyonu) ile değişik hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

Bilindiği üzere taşıma hukukunda hangi tür taşıma olursa olsun, taşıyıcı bakımından eşya (yük) taşımalarında ziya ve hasardan dolayı sorumluluk ile gecikmeden doğan sorumluluk; yolcu (insan) taşımalarında ise ölümden ya da cismani zarardan dolayı sorumluluk ile gecikmeden doğan sorumluluk düzenlenmiş ve bu sorumluluk hâlleri bakımından taşıyıcının sorumluluğu sınırlandırılmıştır. Bu sorumluluk hâlleri dışında ise taşıyıcının sorumluluğu genel hükümlere tabidir.

Varşova Konvansiyonu’nun 17. Maddesinde taşıyıcının; yolcunun ölümü veya yaralanması veya herhangi bir bedeni zarara uğraması hâlinde doğan zarardan sorumluluğu; 18. maddesinde kayıtlı bagaj veya yükün tahribi veya kaybı veya zarara uğraması hâlinde doğan zarardan da sorumluluğu; ayrıca 19. maddesinde yolcuların, bagajın veya eşyanın havayoluyla taşınması sırasında gecikmeden doğan zarardan da sorumluluğu düzenlenmiştir.

Varşova Konvansiyonu’nun 18. maddesi gereğince taşıyıcı, hava taşıması esnasında kayıtlı bagajın tahribi, kaybı veya hasara uğraması veya yükün tahrip, kayıp veya hasara uğraması hâlinde doğan zararlardan sorumludur. Hava taşıması ise bagaj veya yükün bir hava alanında veya bir hava aracında veya hava alanı dışına iniş yapılması hâlinde herhangi bir yerde, taşıyıcının koruması altında bulunduğu süreyi kapsamaktadır (m. 18/4).

Buna göre eşyanın taşıyıcının sorumluluğunda bulunduğu süre teslim alma ile teslim etme arasındaki zaman dilimidir. Varşova Konvansiyonu gereğince taşıyıcının sorumlu tutulabilmesi için öncelikle yükün hava alanında veya bir hava aracında bulunması ve yükün taşıyıcının zilyetliğine geçmiş olması gerekmektedir. Taşıyıcı yükü bizzat kendisi teslim alabileceği gibi adamları marifetiyle de teslim alabilir.

Örneğin gümrük mevzuatı gereğince yükün havaalanında antrepoya teslim edilmesi taşıyıcıya teslim niteliğinde olup, taşıyıcının sorumluluğu bu andan itibaren başlar.

Varşova Konvansiyonu gereğince taşıyıcının taşıma sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğu kural olarak kusur sorumluluğudur. Anılan Konvansiyon’un olay tarihinde geçerli olan 20. maddesinde taşıyıcının sorumluluktan kurtulması için kurtuluş beyyinesi düzenlenmiştir. Anılan madde.

“Yolcu ve bagaj taşımasında ve yük taşımasındaki gecikme nedeni ile zarar meydana gelmesi hâlinde, taşıyıcı, kendisinin ve adamlarının zararı önlemek için gerekli bütün tedbirleri almış olduklarını veya bu tedbirleri alma olanağı bulunmadığını ispatlarsa, sorumlu olmayacaktır.” hükmünü haizdir.

Buna göre taşıyıcının kurtuluş beyyinesi ikame ederek sorumluluktan kurtulması tüm sorumluluk hâlleri bakımından değil sadece “yolcu ve bagaj taşımasında” ve “yük taşımasındaki gecikme nedeni ile” zarar meydana gelmesi hâllerine münhasır olarak kabul edilmiştir.

Dolayısıyla taşıyıcı yolcu ve bagaj taşımasında herhâlde, yük taşımasında ise sadece gecikme hâlinde kurtuluş beyyinesi ikame edebilecek, yük taşımasında ziya veya hasar hâlinde kurtuluş beyyinesi ikame etmesine imkân olmayacaktır. Bu durumda taşıyıcının yük taşımasında taşıyıcının ziya ve hasar sorumluluğu ile ilgili olarak mutlak sorumluluk ilkesi kabul edilmiştir.

Varşova Konvansiyonu gereğince taşıyıcının taşıma sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğu kural olarak sınırlı sorumluluk olup bu husus anılan Konvansiyon’un 22. maddesinde tüm sorumluluk hâlleri için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Bu itibarla anılan Konvansiyon’un 22. maddesinde özellikle taşıyıcının yük taşımasında sorumluluğu, yük taşıyıcıya verilirken gönderici varış yerinde teslimindeki menfaatine ilişkin özel bir bildirimde bulunmadıkça ve gerekiyorsa ek bir meblağ ödemedikçe, kilogram başına 17 Özel Çekme Hakkı (SDR) ile sınırlandırılmıştır. Özel bildirimde bulunulması hâlinde, taşıyıcı bildirilen meblağın göndericinin varış yerinde teslim anındaki gerçek menfaatinden büyük olduğunu ispat etmedikçe, bildirimi yapılan meblağa kadar ödeme yapmakla sorumlu olduğu belirtilmiştir.

Varşova Konvansiyonu’nun 25/A maddesi gereğince taşıyıcının yararlanma hakkına sahip olduğu sorumluluk sınırlamalarından bazı durumlarda taşıyıcının adamlarının da yararlanacağı belirtilmiştir. Anılan madde gereğince, Varşova Konvansiyonu kapsamında bulunan bir zarar nedeniyle taşıyıcının bir adamına karşı dava açılırsa, taşıyıcının adamı görevi çerçevesi içinde hareket ettiğini ispatladığı takdirde, bu anılan Konvansiyon’a göre taşıyıcının yararlanma hakkına sahip olduğu sorumluluk sınırlamalarından yararlanmaya hak kazanacaktır. Bu durumda, taşıyıcıdan veya adamlarından alınabilecek meblâğların, toplamı söz konusu limitleri aşmayacaktır.

Görüldüğü üzere Varşova Konvansiyonu kapsamında taşıyıcının yanı sıra adamlarına karşı da dava açılabilmektedir. Bir zarar dolayısıyla taşıyıcının adamlarının sorumluluğuna gidilmesi hâlinde taşıyıcının adamlarından her biri görevi çerçevesi içinde hareket ettiğini ispat ederek anılan Konvansiyon hükümleri kapsamında taşıyıcıya tanınan sınırlı sorumluluktan yararlanabilecektir.

“Görevi çerçevesi içinde hareket etmek” ifadesini “kendisine verilen görevi ifa ederken” şeklinde anlamak gerekir. Bu kapsamda taşıyıcının adamı görevini yaparken hafif kusur hâlinde sınırlı sorumlu olacak; ağır kusur ya da kast hâlinde hem taşıyıcı hem de adamı sınırsız sorumlu olacaktır. Taşıyıcının adamı görevi çerçevesinde hareket etmediği hâllerde ise genel hükümlere göre sorumlu olacağı hiç şüphesizdir.

Bununla birlikte taşıyıcının adamının kişisel sorumluluğu Varşova Konvansiyonu ile düzenlenmediğinden 818 sayılı BK’nın haksız fiile ilişkin hükümleri uygulanacaktır (Birinci Uzun, Tuba: Uluslararası Hava Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, Ankara, 2015, s. 144-145.)

Hemen belirtilmesi gerekir ki, Varşova Konvansiyonu gereğince taşıyıcının adamı kavramı, taşıyıcının hizmetinde olsun ya da olmasın onun taşıma işi ile görevlendirdiği kimseyi ifade etmektedir. Dolayısıyla sadece taşıyıcının kendi hizmetli ya da işçileri (mürettebat, bakım personeli vs.) değil, aynı zamanda taşıyıcı tarafından kendilerine tevdi edilen belli bir taşıma işinin belli bir kısmını yerine getiren bağımsız çalışan kişiler de taşıyıcının adamı kavramına dâhildir. Bu kapsamda yer ulaşım hizmeti veren kişi, antrepo işletmecisi, yük kabul bürosu, alt taşıyıcılar hep taşıyıcının adamı olarak kabul edilmelidir.

Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından ...'ya ihraç edilmek üzere davalının ... Havalimanındaki antreposuna gümrük belge ve beyannamelerinde miktarı yazılı emtianın fatura karşılığı teslim edildiği, ancak havaalanında çıkan yangının davalının antreposuna sirayet etmesi nedeniyle davacıya ait malların da yanarak zayi olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Davacı vekili tarafından davalının antrepo sözleşmesi gereğince sorumlu olduğu ileri sürülmüş ve davalı tarafından düzenlenen 30TL bedelli antrepo faturasına dayanılmış; davalı vekili tarafından ise müvekkilinin taşıyıcı havayolu şirketine antrepo hizmeti verdiği ve bu bağlamda taşıyıcının ifa yardımcısı olduğu savunulmuştur.

Mahkemece davalının savunması dikkate alınmadan dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporuna itibar edilerek; dava konusu emtianın zayi olmasında davalının hiçbir kusuru bulunmadığından bahisle davalının hem haksız fiil hükümleri hem de antrepo sözleşmesi gereğince sorumlu olmadığı gerekçesiyle verilen davanın reddine ilişkin kararda direnilmiştir.

Dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda, taraflar arasında akdi ilişki bulunmadığı kabul edilmiş ve davalının sorumluluğu sadece haksız fiil hükümlerine göre değerlendirilmiştir. Oysa davacı ile dava dışı taşıyıcı havayolu şirketi arasında, emtianın Türkiye’den ...'ya taşınması hususunda hava taşıması sözleşmesi olduğu anlaşılmakta olup, yukarıda da bahsedildiği üzere hava taşıması emtianın taşıyıcının adamına (antrepo işletmesine) teslim edilmesi ile başlamaktadır.

O hâlde davalının taşıyıcının adamı olduğu kanaatine varılırsa dava konusu uyuşmazlığın olay tarihi olan 24.05.2006 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan hem Türkiye’nin hem de ...’nın taraf olduğu Varşova Konvansiyonu kapsamında çözülmesi gerekmektedir.

Hâl böyle olunca öncelikle davalı vekili tarafından; tatbikatta havayolu şirketlerinin yükleme, boşaltma, depolama gibi hizmetler için bir başka kuruluş ile sözleşme yaptıkları ve hangi havaalanlarında hangi antrepo ile çalıştıklarını, antreponun talep edebileceği birim fiyatlarla birlikte ilan ettikleri, ithalatçı veya ihracatçının kargosunu göndermek üzere havayolu şirketi ile anlaştığında emtiayı havayolu şirketi adına depolama hizmeti veren kuruluşa teslim ettiği veya teslim aldığı, havayolu şirketinin belirlenmesinin depo edilecek antreponun da belirlenmesi anlamına geldiği,

müvekkili tarafından dava konusu emtianın havayolu şirketi nam ve hesabına teslim alındığı, bu itibarla müvekkilinin taşıyıcının ifa yardımcısı olduğu savunulduğuna göre davalı tarafından davacı adına düzenlenen 30TL antrepo faturası ve uluslararası havayolu taşımasında uygulamanın nasıl olduğu değerlendirilerek taraflar arasındaki ilişkinin antrepo sözleşmesinden mi yoksa havayoluyla uluslararası eşya taşıma sözleşmesinden mi kaynaklandığı belirlenmeli, neticesinde davalının oluşan zarardan sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise hangi sıfatla ve ne miktarda sorumlu olduğu tespit edilmelidir.

Bu itibarla mahkemece dava konusu uyuşmazlığın sadece hâkimin hukukî bilgisi ile çözümlenemeyeceği dikkate alınarak 24.11.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3/3 maddesinde belirtilen “Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz” ilkesi de göz önüne alınmak suretiyle içerisinde hava taşımasında uygulama konusunda uzman bir bilirkişinin de bulunduğu bir heyetten yukarıda bahsedilen hususları kapsayacak şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmelidir.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; bir kısım üyelerce, davacının açıkça antrepo sözleşmesine dayandığı, davalının taşıyıcının ifa yardımcısı olduğu yönündeki savunması karşısında Varşova Konvansiyonu’nun uygulanıp uygulanamayacağı hususunun hâkim tarafından tartışılması gerektiği, bu hususun hâkimin hukukî bilgisiyle çözümlenmesi mümkün olduğundan bilirkişi raporu alınmasına gerek olmadığı,

direnme kararının bu farklı değişik gerekçeyle bozulması gerektiği görüşü ile yine bir kısım üyelerce, dava konusu uyuşmazlığa Varşova Konvansiyonu’nun uygulanması gerektiği, ancak Varşova Konvansiyonu hükümlerinde taşıyıcının adamlarının taşıyıcı gibi sorumlu olduklarının belirtilmediği, bu durumda davalının sorumluluğuna genel hükümlerin uygulanması gerektiği, davalıya ancak haksız fiil hükümlerine göre bir kusur izafe edilebiliyorsa davalının Varşova Konvansiyonu’nun 25/A maddesi gereğince sorumlu olduğu, eğer davalıya hiçbir kusur izafe edilemiyorsa davalının Varşova Konvansiyonu hükümleri gereğince sorumlu olmadığı,

davalının kusursuz olduğu ise dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda sonucu itibariyle doğru olan direnme kararının bu değişik gerekçe ile onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüşler yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

O hâlde direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun’un 440-III/1 maddesi gereğince miktar itibariyle karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 10.06.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi...." şeklinde karar verilmiştir.

Mahkememizden verilen 02/04/2014 tarih ve ... sayılı kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 10/06/2021 tarih ve 2017/11-3183 Esas 2021/735 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, dava mahkememizin 2021/650 esasına kaydı yapılmıştır.

Bilirkişiler Ticaret Hukuku uzmanı ... İnşaat Mühendisi ... ve Hava Ulaştırma Uzamın ... tarafından hazırlanan 16/10/2024 bilirkişi heyet raporundan özetle;"....Davacının davalı antrepo işleticisine de Varşova Konvansiyonu'nun 25/A maddesine dayanarak dava açabileceği, Taşıyıcı ile adamlarının sorumluluğunun ağırlaştırılmış kusur sorumluluğu olduğu,

Bu durumda Antrepo işletmecisinin kendisine düşen sorumluluğu kusuru olmadığını ortaya koyarak bertaraf edebileceği, sorumluluktan kurtulabileceği, Dava dosyası içinde bulunan davalı tarafından düzenlenen 30 YTL'lik fatura dikkate alındığında davacı ile davalı arasında ardiye sözleşmesinin kurulmuş sayılabileceği, Ardiyecinin sorumluluğunun kusur sorumluluğu olduğu, bina maliki olmadığı ve adam çalıştıranın sorumluluğunun da bulunmadığı, Bu kapsamda dava dosyası içinde bulunan yangının oluş/çıkış şekli ve davalının konumu bakımından davalıya izafe edilebilecek bir kusurun olmadığı,

ancak kusurun varlığı konusunda takdirin sayın mahkemenize ait olduğu, Sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Saygılarımızla takdirlerinize sunarız..." şeklinde görüş bildirmişlerdir.

Bilirkişiler Ticaret Hukuku uzmanı ... İnşaat Mühendisi ... ve Hava Ulaştırma Uzamın ... tarafından hazırlanan 03.03.2025 bilirkişi ek heyet raporundan özetle;"....Taraf itirazları ve Yüce Mahkemenin yeniden görevlendirmesi ışığında Varşova/Lahey Konvansiyonunun yeniden gözden geçirilmesi zorunlu hale gelmiştir.

Varşova Konvansiyonu Madde 25/A 1. Bu Sözleşmenin kapsamında bulunan bir zarar dolayısıyla taşıyıcının bir işçisi veya temsilcisine karşı bir dava açılırsa, kendisi, görevi çerçevesi içinde hareket ettiğini ispatladığı takdirde, 22 nci maddeye göre taşıyıcının yararlanma hakkına sahip olduğu sorumluluk ümitlerinden yararlanmaya hakkı olacaktır. 2. Bu durumda, taşıyıcıdan, işçilerinden veya temsilcilerinden alınabilecek meblâğların toplamı söz konusu İimitleri aşmayacaktır.

Şeklindedir. Dava konusu olayda emtianın ziyan olmasının yangın kaynaklı oluşması nedeniyle davalı ... Lojistik firması açısından Varşova Konvansiyonu Madde 25/A Zararın, işçi veya temsilcinin zarar vermek kastıyla veya zararın doğması ihtimali olduğunu bilerek dikkatsizce yaptığı bir hareket veya ihmal sonucunda meydana geldiği ispatlanırsa, bu maddenin 1 nci ve 2 nci paragraflarının hükümleri uygulanmayacaktır.

Hükmünün uygulanmasını gerektirecek bir durumun kesin biçimde ispat edilemediği kanaati bilirkişi heyeti nezdinde oluşmaktadır. ...

Lojistik firmasının emtia hasarına ilişkin sorumlu bulunduğu Yüce Mahkeme nezdinde kabul görürse bu sorumluluğun Varşova Konvansiyonu Madde 22 İse taşıyıcının yük taşımasında sorumluluğunu, yük taşıyıcıya verilirken gönderici varış yerinde teslimindeki menfaatine ilişkin özel bir bildirimde bulunmadıkça ve gerekiyorsa ek bir meblağ ödemedikçe, kilogram başına 17 Özel Çekme Hakkı (SDR) İle sınırlandırmıştır.

Hükmünce belirlenmesi gerekeceği kanaati bilirkişi heyetinde oluşmaktadır. Buradan hareketle ... Lojistik firmasının sorumluluk üst sınırı 300 Kg x 17 Özel Çekme Hakkı x 149339 Amerikan Doları (24 Mayıs 2006 yangın tarihli TCMB kuruyla) - 7616,28 Amerikan Doları olacaktır. Aynı gün için geçerli olacak TCMB kuruyla 7616,28 Amerikan Doları. 5925,22 Avro karşılığına denk gelecektir.

Yüce Mahkeme bilirkişi görevlendirme tarihi itibariyle hesap yapılırsa sonucun ne olacağını öğrenmek isterse 300 Kg x 17 Özel Çekme Hakkı x 1.29746 Amerikan Doları (10 Ocak 2025 celse tarihli TCMB kuruyla) - 6617,04 Amerikan Doları olacaktır. Aynı gün için geçerli olacak TCMB kuruyla 6617,04 Amerikan Doları. 6425,55 Avro karşılığına denk gelecektir. Taraf itirazları ve Yüce Mahkeme talebi neticesinde yapılan incelemeler neticesinde. Kök raporda belirtilen sonuçlara ek olarak.

Davalı ... Lojistik firmasının emtia hasarından sorumlu tutulduğu halde sorumluluk sınırının hesaplanmasında Varşova Konvansiyonu Madde 22 hükümlerinin uygulanması gerektiği. Sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Saygılarımızla takdirlerinize sunarız. 03.03.2025..." şeklinde ek görüş bildirmişlerdir.

Huzurdaki davada uluslararası havayolu ile eşya taşıma sözleşmesi kapsamında emtiaların taşınmasına dair sözleşme bulunduğu, davaya konu emtiaların, davacı tarafından ...'ya ihraç edilmek üzere İstanbul ...

Havalimanındaki davalının antreposuna teslim edildiği, söz konusu emtiaların alıcısına teslim edilmeden, davalı ...Hizmetleri A.Ş.'ye ait gümrüklü antrepoda bulunduğu sırada sundurma tabir edilen yerde meydana gelen yangının sirayeti sonucunda zayi olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/11-3183 Esas, 2021/735 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzerinde yeniden yapılan değerlendirme ile; davacı tarafından ...'ya ihraç edilmek üzere davalının ...

Havalimanındaki antreposuna gümrük belge ve beyannamelerinde miktarı yazılı emtianın fatura karşılığı teslim edildiği, ancak havaalanında çıkan yangının davalının antreposuna sirayet etmesi nedeniyle davacıya ait malların da yanarak zayi olduğu, davacı ile dava dışı taşıyıcı havayolu şirketi arasında, emtianın Türkiye’den ...'ya taşınması hususunda hava taşıması sözleşmesi olduğu hava taşımasının emtianın taşıyıcının adamına (antrepo işletmesine) teslim edilmesi ile başladığından ve davalı ...Hizm.

AŞ ile ... Hava yollan arasında yer hizmetlerinin görülmesi konusunda sözleşmesel ilişki bulunduğu bu sebeple taşıyıcının ifa yardımcısı görevini üstlendiği kanaatine varılmıştır. (aynı yönde emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3070 Esas 2024/1016 Karar sayılı 13/02/2024 tarihli ilamı) Bu kapsamda ifa yardımcısı olan davalıya karşı dava açılması mümkün olmakla mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;

konişmento, ticari faturalar, dosya kapsamında alınan tüm raporlar hasar dosyası, ve dayanılan diğer tüm deliller celp edilerek ve neticeten HGK kararı neticesinde alınan teknik bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre edinilen kanaatte davalı ...Hizm.

AŞ’nin, sorumluluğunun, Varşova Konvansiyonuna göre ifa yardımcısı olan davalının mutlak ve kusursuz sorumluluk olduğu, ancak ardiyecilik görevinin gereği yükümlülüklerine aykırılık, ihmal ya da kusurunu gerektirecek bir durum tespit edilemediğinden,

Varşova Sözleşmesi'nin 25/A maddesinde belirtilen taşıyıcının tabi olduğu sınırlı sorumluluk şartlarına göre sorumluluğunun söz konusu olacağı ve buna göre davalının teknik bilirkişilerce tespit edilen kilogram başına 17 SDR’den sorumlu olacağı,

bilirkişi ek raporuyla yapılan hesaplamada tespit edilen değerin dava değerinden fazla olduğu görülmekle taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek dava dilekçesinde talep edilen miktar ve Varşova Konvansiyonu sınırlı sorumluluk prensiplerine göre dosya kapsamında uygun hazırlanan bilirkişi kök ve ek raporları kapsamından izah olunan nedenlerle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi açıklandığı üzere;

1-Davacının davasının KABULÜ ile, 15.718,00-TL alacağın 24/05/2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2-Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 1.073,70 TL karar-ilam harcından, davacı tarafça peşin yatırılan 212,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 861,50 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine,

3-Dava tam kabul ile sonuçlandığından, davacı tarafça yapılan 11.670,60 TL yargılama giderinin, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

4-Davalılar tarafından yargılama gideri yapmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,

5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 15.718,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya ödenmesine,

6-Dava tam kabul ile sonuçlandığından, davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

7-Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, istek halinde ilgili tarafa iadesine,

8-Davacı tarafça peşin yatırılan 212,20 TL ve başvurma harcı olan 13,10 TL toplam 225,30TL karar ve ilam harcının davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,

Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, fer'i müdahil vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Yargıtay'a temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/04/2025

Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/650, K. 2025/257, 9 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Deliller
  7. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/650
Karar No
2025/257
Tarih
9 Nisan 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/664 K.2025/293
  • İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/664 K.2025/329
  • İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/667 K.2025/377
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2021/669 K.2025/356
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2021/672 K.2025/397
  • İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/672 K.2025/271

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.