KÜNYE
T.C. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2021
- Esas no
- 2020/426
- Karar no
- 2021/112
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
- Dava tarihi
- 18/08/2020
Karar Metni
729 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 18/05/2019 tarihinde tescilsiz motosikleti ile ... Caddesinden gelip ... Caddesi istikametine seyir halinde olan sürücü ...'a, ... Köyü Yolu caddesinden gelip ...
Caddesi Kavşağından Şehitlik istikametine geçmeye çalışan ... plakalı araç sürücüsü ... 'ın çarpması neticesinde çift taraflı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazası sonucunda tescilsiz motosiklette sürücü konumunda bulunan müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, rapor alındığında müvekkilinin maluliyet oranının (geçici ve kalıcı iş göremezlik) açığa kavuşacağını, kazada müvekkilinin kusursuz bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin tüm dava ve tazminat talep hakları saklı kalmak kaydıyla, yasaca yapılacak tüm indirimlerden sonra; fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile,
müvekkili için 100,00- TL kalıcı iş göremezlik tazminatının başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden kusuru oranında tahsili ile müvekkilimize ödenmesine, dava masrafları ve vekalet ücretlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın KTK. Md. 97 deki dava şartı yerine getirilmediğinden reddinin gerektiğini, davacının dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmasının gerektiğini, ya da tahkim yoluna başvurulabilmesi için sigorta kuruluşu tarafından başvurunun 15 gün içerisinde cevaplanmaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin olması şartının arandığını, davacı vekilince sadece usulen başvuru yapılarak,
tahkim yoluna gidilmesinin, usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, iyi niyet kuralları ile de örtüşmediğini, poliçelerden dolayı sorumluluklarının, davacının kusuru oranında olmak üzere, yaralanma ve sürekli sakatlık halinde olay tarihi itibariyle kişi başı azami 360.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, teminat limitini bildirmesinin davayı kabul anlamında olmadığını, gerçekleşmiş kaza için açılmış olan davada, karayolları zorunlu mali sorumluluk sigortası yeni genel şartlarının uygulanması gerektiğini, 01/06/2015 tarihli trafik genel şartları gereği sağlık gideri teminatından SGK'nın sorumlu olduğunu,
01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren trafik poliçesi genel şartları a.5. kapsama giren teminat türleri başlıklı maddesinin (b) bendinde, açıkça karayolları motorlu araçlar zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları Sağlık Giderleri Teminatı SGK’ nın sorumluluğuna dahil edilmiş olup, müvekkili şirket olan ...nın herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, destekten yoksun Kalma tazminat miktarının tespitinde ölen kişinin esas alındığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, hesaplanacak tazminat tutarından müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, ayrıca,
müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu belirterek; sonuç olarak, usuli itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verimesini, davanın kusurlu araç sürücüsü ve işletenine ihbar edilmesine, poliçe teminatına girmeyen kazanç kaybı, tedavi gideri, bakım, yol masrafı ve diğer dolaylı zararların tümden reddini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini, davanın reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmilini savunmuştur.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik zararının tavmini istemine ilişkindir.
Davacı vekilinin, 08/09/2020 havale tarihli beyan dilekçesi ve ekinde azilname gönderdiği görüldü.
Davacının dava tarihinde reşit olmadığı, 06/09/2020 tarihi itibariyle reşit olduğu tespit edildi.
Davacı asilin muhabere yolu ile gönderdiği 10/02/2021 tarihli dilekçe ile; davalı ile haricen sulh olduğunu ve davadan feragat ettiğini bildirdiği, kimlik tespitinin yapıldığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı H.M.K’ nun 307. maddesinde feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış olup aynı yasanın 309. maddesinde feragat ve kabul beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, hüküm ifade etmesinin karşı tarafın muvafakatine bağlı olmadığı,feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız
olarak yapılması gerektiği ve hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği belirtilmiştir. Yine aynı yasanın 311. maddesinde de feragat ve kabulün kati bir hükmün hukuki neticelerini doğuracağı hüküm altına alınmıştır. Açıklanan yasal hükümler ışığında davacının feragatinin usulüne uygun olduğu anlaşılmış ve feragat nedeniyle davanın reddine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/426, K. 2021/112, 12 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama