KÜNYE
T.C. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2024
- Esas no
- 2022/338 Esas
- Karar no
- 2024/484
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 11/05/2022
Karar Metni
2.079 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket davalı şirketin talebi üzerine 08.06.2021 tarihli iş ve işlemler ve hizmetin ücretini içeren teklif mektubuna istinaden davalının ... adresinde bulunan ... adlı otel işletmesinin;
... altyapı fiber tesisat yapılandırma-sonlandırma hizmeti ve montaj işlemlerini 19.06.2021 tarihinde gerçekleştirdiğini, bu hususu kanıtı olarak 19.06.2021 -21.06.2021 tarihlerini içerir davalı şirketin yetkili müdürü ...'ın imzasına havi hizmet servis formunu dava dilekçesi ekinde sunduklarını, dava dayanağı fatura içeriğindeki işlemleri tam ve eksiksiz gerçekleştirildiğini, taraflar arasındaki cari hesap ekstresine istinaden 1 adet 09.08.2021 tarihli ve 74.329,68 TL meblağlı faturaya dayalı ödenmemiş 74.329,68 TL bakiye alacağı bulunduğunu, bu fatura davalı firmaya elektronik tebligat ile gönderildiğini,
davalı şirketin dava konusu bakiye borcu ödemediğinden müvekkilinin işbu alacağının tahsili için ... 12.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının ödeme emrine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyan ederek; itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında yapılan sözleşme, davacının müvekkiline ait otel işletmesinde yapılan işleri ayıplı olarak ifa etmesi ve daha sonra söz konusu ayıplı ifa edilen işleri telafi etmemesi sebebiyle hükümsüz olduğunu, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine, hizmet servis formunu imzalayan kişi, şirkette imza yetkilisi olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafın keşide ettiği faturalar şekil şartlarını taşısa bile,
taraflar arasında akdedilen sözleşmenin geçerli olmaması sebebiyle, faturalandırma işlemi yalnızca öneri niteliğinde bir yazı özelliği taşıdığını, müvekkilinin icra inkar tazminatından sorumlu tutulabilmesi için itirazın haksız ve alacağın likit olması gerektiğini, müvekkili şirkete yapılan takibin haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle sebebiyle davanın reddi gerektiğini, hukuki dayanaktan yoksun ikame edilmiş olan işbu davanın esastan reddini, davacı tarafın, müvekkili aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddini ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan eser sözleşmesi kapsamında ödenmeyen hizmet alacağının davalıdan tahsili istemi ile başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı ile davalı arasında davalının ... adresinde bulunan ... adlı otel işletmesine; network altyapı ... tesisat yapılandırma-sonlandırma hizmeti ve montaj işlemlerinin yapılması hususunda anlaşmaya varıldığı, davacı tarafından söz konusu hizmetin verildiği ve bedelin ödenmediği iddiasıyla davalı aleyhine öncelikle 03.12.2021 tarihinde ...
1. İcra Dairesinin ...Esas Sayılı dosyasından 74.329,68 TL asıl alacak, 1.961,06 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 76.290,74 TL üzerinden takibe girişmiş olduğu, davalının icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmesi üzerine yetkili icra dairesine dosyanın gönderilmesi isteminde bulunulduğu, işbu talep üzerine dosyanın ... 12. İcra Dairesinin ...
Esasına kaydının yapıldığı, yeniden düzenlenen ödeme emrinin davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi üzerine davalı tarafından borca itiraz edilmekle takibin durduğu ve işbu itirazın iptali davasının açılmış olduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
İşbu dava açılmadan önce davalı tarafın iflası istemi ile dava dışı 3. Firma tarafından davalı aleyhine ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas Sayılı dosyası ile dava açılmış ise de eldeki dava tarihi itibari ile davalının iflasına yönelik verilen herhangi bir kararın bulunmadığı, dava açıldıktan sonra 01.06.2023 tarihinde davalının iflasına karar verilmiş olması sebebi ile İcra ve İflas Kanunun 194.
Maddesinin "(1) Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir.Bu hüküm şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarına tatbik olunmaz.
(2) Dava durduğu müddetçe zamanaşımı ve hakkı düşüren müddetler işlemez." şeklindeki düzenlemesi ve iflas dosyasının 02.08.2023 tarihinde kesinleşmiş olması da göz önünde bulundurulduğunda işbu davaya kayıt kabul davası olarak devam olunmuş olup davalının iflasının açıldığı İstanbul 3. İflas Dairesinin 2023/7 Esas sayılı İflas Dosyasından yapılacak olan 2. Alacaklılar toplantısının yapılması ve iflas kararının kesinleşmesinin beklenilmesine karar verilmiş olup yazılan müzekkereye cevaben tasfiyenin basit usulde müdürlüklerince yürütüldüğü, "Mahkemenizin davacısı ...
ŞİRKETİ 28/11/2023 tarihinde dilekçesi ile alacak kayıt başvurusunda bulunmuş olup, alacak miktarı ekte sunmuş olduğumuz dava dilekçesinde belirtildiği üzere 74.329,68-TL'dir. Müdürlüğümüzce kayıt no:7 olarak alacak kayıt defterimize kaydedilmiş olup, 2023/7 iflas sayılı dosyamızda henüz sıra cetveli tanzim edilmemiştir." şeklinde bilgi verilmiş olduğu anlaşılmakla davacının alacak isteminin kesin şekilde kaydının yapılmamış olduğu anlaşılmıştır.
İflastan önce açılmış olup da devam eden, müflisin (davacı veya davalı olarak) taraf bulunduğu hukuk davaları, (maddede yazılı istisnalar dışında) iflâsın açılması ile durur. Bu durma, ikinci alacaklılar toplantısından (md. 237) on gün sonraya kadar devam eder; ancak bundan sonra, duran hukuk davalarına devam edilebilir. (md. 194/1).
İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da halen derdest bulunan (görülmekte olan) ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, (davacı olarak) müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı (davalı olarak) açılmış olan davalardır. Mesela alacak, taşınır mal veya taşınmaz mal davaları gibi.
Yukarıda görüldüğü gibi, iflâs kararının kesinleşmesi ile düşen icra takipleri (md. 193/1 ve 3) ile ilgili itirazın kaldırılması, icra takibinin iptal ve taliki, itirazın incelenmesi ve icranın geri bırakılması talepleri de düşer. Yani, bu talepler, 194. madde hükmüne tabi değildir. İcra mahkemesi, artık bu talepler hakkında inceleme yapıp karar veremez.
Buna karşılık, iflâs kararının kesinleşmesi ile düşen icra takipleri (md. 193/1 ve 3) ile ilgili hukuk davaları, iflâs kararının kesinleşmesi ile düşmez; bu davalar, iflâsın açılması ile sadece durur. Buna göre, itirazın iptali davası, borçlunun iflâsı ile durur (md. 194). Buna göre itirazın iptali davası (md. 67), borçtan kurtulma davası (md. 69), menfi tespit davası veya istirdat davası (md. 72) borçlunun iflâsı ile sadece durur; fakat, iflâs kararının kesinleşmesi ile düşmez. Bilâkis, bu davalara da, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra devam edilir. (md. 194)
Müflisin davalı olduğu hallerde Yargıtay 19. HD'nin 25.11.1999 tarih ve 7032 E, 7129 K; 11. HD'nin 22.08.2007 tarih ve 2005/13761 E, 2007/624 K; 02.11.2007 tarih ve 8826 E, 11712 K sayılı ilamlarında açıklandığı üzere; bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir.
Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194. madde hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan Mahkemece asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplanmasında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırılması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına kararı verilmesi; masaya kayıt edilmek istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek,
varılacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekir (Yargıtay 23 H.D 2015/7698 Esas, 2016/1883 Karar Sayılı İlamı, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2022/2278 Esas, 2022/2232 Karar Sayılı, 26/10/2022 Tarihli ilamı).
Taraflar arasındaki sözleşme, dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğindedir. Eser sözleşmeleri niteliği gereği tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olup, sözleşme gereğince yüklenici bir eser meydana getirmeyi, iş sahibi de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi taahhüt eder. Bu haliyle uyuşmazlığın, sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan, 6098 sayılı TBK'nın 470 v.d. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümleri gereğince çözümlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserdeki sözleşmeye ve fenne aykırılıklardır. Başka bir anlatımla ayıp, sözleşmede kararlaştırılan ve beklenen amaca göre bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da bulunmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır.
Davalı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde öncelikle davacı ile aralarında usulüne uygun bir sözleşmenin bulunmadığı, servis formunu imzalayanın şirket yetkilisi olmadığı,
davacının düzenlemiş olduğu faturanın öneri niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de bu iddia ile çelişir mahiyette aynı zamanda davacının yapmış olduğu ifanın ayıplı olduğunun beyan edilmiş olması sebebiyle tarafların ticari defter ve kayıtlarında davaya ve icra takibine konu edilmiş olan faturanın işlenmiş olup olmadığının tespiti bakımından her iki tarafa da usulüne uygun ihtaratı içerir şekilde ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi için süre verilmiş olup davalı tarafça verilen kesin süre içerisinde defterlerin ibraz edilmediği gibi yerinde inceleme yapılması talebinde de bulunulmadığı görülmekle davacı tarafın ibraz edilmiş olan
defterleri, tarafların BA- BS formları karşılaştırmalı olarak incelenmek sureti ile rapor tanzimi için dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup bilirkişi tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan raporda özetle. "Ticari ilişki neticesinde Fatura mal ve hizmeti ile oluşan cari hesap alacağının Davacı ... ŞTİ nin 74.329,68 TL , Davalı ...A.Ş ise 74.329,68 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.
Ayrıca icra dosyasında talep edilen meblağ ve işlemiş yasal faiz,18/02/2022 tarihinde 18/08/2021 tarihinden itibaren 1.961.06 TL Toplam Alacağın 76.290,74 TL olduğu , (karar tarihinde yasal faizin hesaplanması gerektiği) " kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir.
Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz.
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı).
Dosya arasına davacı vekili tarafından bir sureti sunulmuş olan fatura içeriği ile celp edilmiş olan davalıya ait BA- BS formları incelendiğinde davacı tarafın düzenlemiş olduğu faturanın davalının ticari defterine kayıt edilmiş olduğu anlaşılmakla taraflar arasındaki mesaj kayıtları da göz önünde bulundurulduğunda ticari ilişkinin bulunduğu, davalının somut bir şekilde ayıp iddiasında bulunarak bu hususu detaylandırmadığı gibi ayıp iddiası bakımından ihbar külfetini yerine getirdiğine yönelik de herhangi bir beyanının bulunmadığı anlaşılmakla tarafların birbiri ile uyumlu defter kayıtları uyarınca icra takip tarihi itibari ile davacının davalıdan fatura alacağı olan 74.329,68 TL miktarında alacaklı olduğu kabul edilmiştir.
Dosya kapsamında icra takibine dayanak yapılmış olan faturanın davalıya tebliğine ilişkin herhangi bir evrak bulunmaması sebebiyle bu hususta beyanda bulunmak üzere davacı vekiline süre verilmiş olup davacı vekili tarafından "Müvekkil firma, e-arşiv faturayı davalı firmanın muhasebesine posta yolu ile teslim etmiştir. Ancak buna ilişkin bir belge alınmamıştır" şeklinde beyanda bulunulmuş olmakla davacının icra takibinden önce davalıyı temerrüde düşürdüğüne yönelik herhangi bir belge ibraz edememiş olması sebebiyle takip öncesi işlemiş faiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Kayıt kabul davaları alacağın iflas masasına kaydı istemine ilişkin olup, belirli bir miktarın ödenmesine yönelik bulunmadığından bu tür davalarda vekalet ücreti ve harcın maktu olarak belirlenmesi gerekir. Bu sebeple yargılama gideri ve vekalet ücreti dava değeri de göz önünde bulundurularak hesaplanılmış olup aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/338, K. 2024/484, 9 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama