KÜNYE
T.C. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2024
- Esas no
- 2023/606 Esas
- Karar no
- 2024/787
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 28/10/2020
Karar Metni
2.545 kelime·13 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde ... numaralı ZMMS ile sigortalı bulunan ve davalıya ait olan ... plakalı aracın 24/03/2019 tarihinde ... plakalı araca çarpması sonucunda maddi hasarla kaza meydana geldiğini, ... plakalı aracın kaza mahallini terk ettiğini ve diğer araca arkadan çarpması nedeniyle KTK'nın 84/d madde hükmünü ihlal ettiğini, ... adlı kişinin aynı gün saat 23:54'de ... plakalı araca kendisinin çarptığını ifade ettiğini, müvekkilince dava dışı ilgiliye 04/03/2019 tarihinde 13.700,00TL hasar bedeli ödemesi yapıldığını,
ödenen tazminattan dolayı davalının %100 oranında sorumlu olduğunu, alacağın tahsili için ....İcra Dairesinin 2019/... Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyan ederek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi 13/11/2020 tarihinde tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği, süresinden sonra cevap dilekçesi sunulduğu anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında ödenen tazminatın, olay yerini terk nedeniyle kendi sigortalısından rücuen tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda 24.03.2019 tarihinde davacı şirket nezdinde ZMMS kapsamında sigortalanmış olan davalı şirkete ait ve dava dışı sürücü ... 'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın seyir halinde iken önünde bulunan ve dava dışı sürücü ... ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpmış olması ve söz konusu çarptığı aracın da öne doğru ivmesiyle ... plakalı aracın arka kısımlarına çarpması sonucunda meydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasının akabinde davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı ... ...'e aracında meydana gelen hasar sebebiyle ödenen 13.700,00 TL'nin rücuen tahsili amacıyla ....
İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı icra takip dosyasından 13.700,00 TL asıl alacak, 1.888,35 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.588,35 TL üzerinden davalı aleyhine icra takibine girişmiş olduğu, davalının itirazı üzerine takibin durması sebebiyle işbu itirazın iptali davasının açılmış olduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
İşbu dava 28/10/2020 tarihinde açılmakla mahkememizin 2020/...
Esasına kaydının yapılmış olup mahkememizce yapılan yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunda özetle; dava dışı sürücü ... ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile seyir halindeyken aynı istikamette seyreden ve sürücüsü firari olan ... plakalı çekicinin arka kısımlarına çarpması sonucunda kendi aracının da öne doğru ivmesiyle ... plakalı aracın arka kısımlarına çarpması sonucunda kazanın meydana geldiğini, ... plakalı aracın sürücünün firari olduğunu, bu sürücünün kazanın meydana gelmesinde KTK'nın 56/c, 84/d ve KTY'nin 157/a-4 madde hükümlerini ihlal etmesi üzerine kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu,
meydana gelen kaza ile hasarın uyumlu olduğu ve hasar bedelinin piyasa şartlarına göre kadri maruf olduğu, aracın onarımının ekonomik olduğu, davalıya ait aracın, davacı tarafından 10/11/2018 - 2019 tarihleri arasında ZMMS ile sigortalandığı, davacı tarafın, davalıya ait aracın sürücüsünün kasti ve ağır kusurlu olduğu, ehliyetsiz veya alkol ve uyuşturucu altındayken kazanın meydana gelmesine sebebiyet olduğu hususunu ispatlayamadığı ve bu nedenle ödediği hasar bedelini davalıya rücu edemeyeceği ifade edilmiş olduğu,
Mahkememizce tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda, davacının, davalıya ödemiş olduğu hasar bedelini rücu edebilmesi için davacı tarafça sigortalanan aracın sürücüsünün olay yerini terk etmesi yanında, sürücünün ağır kusurlu veya kasti eyleminin olduğunu yada ehliyetsiz veya sürücünün alkol veya uyuşturucu altındayken araç kullandığı hususlarından birini ispat etmesi gerektiğinden bahisle davacının bu hususlardan birinin varlığını ispatlayamadığına karar verilmiş ve davanın reddine dair 13/04/2021 tarihinde hüküm tesis edilmiş olduğu, işbu karara karşı İstinaf Yasa yoluna başvurulması üzerine ...
Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 2021/... Esas, 2023/... Karar Sayılı, 21/06/2023 Tarihli "... Davaya konu trafik kazasına ilişkin kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücünün firar ettiğinin açıkça belirtildiği görülmektedir.
Öncelikle sigortalının doğru ihbar külfetini yerine getirip getirmediği ve buna göre ispat külfetinin yer değiştirip değiştirmediğinin değerlendirilmesi, sonucuna ve dosya kapsamına göre kaza yerini terk sebebinin ZMMS Genel Şartları B.4/f bendi kapsamında "tedavi" veya "yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme", "can güvenliği nedeniyle uzaklaşma" gibi zorunlu hallerden olduğunun ispatı halinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır." şeklindeki gerekçeli ilamı ile kaldırılmakla dosya mahkememizin işbu esasına kaydedilmiştir.
İşbu davadaki uyuşmazlık konusu davacı şirket nezdinde sigortalanmış olan ... plakalı aracın sürücüsünün kaza akabinde firar edip etmediği, olay yerini terk edip etmediğinin, terk edilmiş ise bu hususun Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) Genel Şartlarının B.4/f bendi kapsamında rücu kapsamında kabul edilip edilmeyeceği, ispat yükünün kimde olduğu hususunda toplanmaktadır. Zira davacı sigorta şirketi dava dışı sürücünün olay yerini terk etmiş olması sebebiyle rücu koşullarının oluştuğunu iddia etmekte, davalı taraf ise sürücünün olay anındaki yaşamış olduğu şok sebebiyle olay yerinden ayrılmış ise de aynı gün içerisinde kendi iradesi ile karakola giderek teslim olduğunu, olayı anlattığını, bu sebeple olay yerini terk hususundan bahsedilemeyeceğini iddia etmektedir.
Yargılama esnasında celp edilen belgeler üzerinden yapılan incelemede; ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/... Soruşturma sayılı dosyasından yürütülen uzlaştırma işlemlerinin olumsuz sonuçlanması neticesinde iddianame düzenlenerek .... Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/... Esas numarası ile kamu davası açıldığı, mahkemesince yapılan yargılama esnasında ... Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ...
İhtisas Dairesi'nin 06/04/2023 tarih ve 2023/... sayılı "A) Sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki çekici ve ona bağlı yarı römork ile seyir halinde iken dikkatini yola vermesi, ön ilerisinde seyir halinde olan araçla güvenli takip mesafesini göz önünde bulundurarak seyrini kontrollü sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği,
kontrolsüzce seyri sırasında ön ilerisinde seyir halinde olan araca arkadan çarptığı anlaşılmakla gerçekleşen olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile asli kusurludur.B) Sürücü ... ... sevk ve idaresindeki kamyonet ile seyir halinde iken gerisinden seyirle kontrolsüzce gelip kendi idaresindeki aracın arka kısımlarına çarpan araç sonucu meydana gelen olayda olayın oluş şekli itibari ile atfı kabil bir kusuru bulunmamaktadır." şeklindeki kusur raporunun hükme esas alınarak sanık ... 'ın neticeten 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
5237 Sayılı Türk Ceza Yasasının 51/1-b maddesi gereğince cezasının ertelenmesine, karar verilmiş olduğu ve işbu kararın ... Ceza Dairesinin 2023/... Esas, 2024/... Karar Sayılı, 27.05.2024 Tarihli ilamı ile onanmış olduğu görülmüştür.
Sigorta Genel Şartlarından Sigortanın, sigortalıya rücu hakkı " B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması Ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili madde "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.
Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir.
Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:
a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,
b) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,
c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,
ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,
d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,
e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,
f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,
Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan hasar ödemesinin rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir.
Anılan madde hükmü uyarınca bedeni hasara neden olan bir trafik kazası sonucu sigortalı araç sürücüsü olay yerini terk etmişse olay yerini terk sebebinin tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu bir hal sebebine dayanması gerektiği aşikardır.
Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 2023/268 Esas, 2024/858 Karar Sayılı, 03/07/2024 Tarihli "... Kaza tarihi itibari ile 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının somut olayda uygulanması gerekmektedir.
Söz konusu genel şartların Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı başlıklı B.4 maddesi (f) bendi gereğince tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere sürücünün olay yerini terk etmesi tek başına teminat dışı durum ve rücu sebebi olarak kabul edildiği gibi, maddenin devamında kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması hali de teminat dışı olup, bu sebepler sigortalıya başlıca rücu nedenleri arasında sayılmış,
üstelik olay yerini terkin maddede bahsedilen zorunlu hal nedeniyle olduğunu somut şekilde ispat yükü sigorta şirketine değil, sigortalıya (sigorta ettirene) aittir. Yeni Genel Şartlarla bu hususta ispat yükü sigortalıya geçmiştir.
Bu durumda mahkemece, öncelikle davalı araç sürücüsünün haklı gerekçe ile olay yerinden ayrıldığının somut delillerle ispatı gerekmekte olup, can güvenliği tehdidi, saldırı varsa karakola müracaat edip etmediği hususuna açıklık getirilmesi,
olay yerinden ayrılma için aranan zorunlu/haklı haller olarak ifade edilen ''tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme'' veya ''can güvenliği nedeniyle uzaklaşma'' gibi ''zorunlu haller'' in olayda varlığının ve ayrıca aynı hükümde bahsedildiği üzere sürücünün kaza tutanağı,
alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı hususlarının ispat yükünün davalıda olduğunun kabulü ile araç sürücüsünün kazadan sonraki davranışları nedeniyle davacı sigorta şirketinin kazaya ilişkin delilleri toplamasının engellenip engellenmediğini değerlendirme ve hukuki nitelendirmenin mahkemece yapılması, rücu şartlarının bulunduğu kanaatine varılması durumunda, gerçek zarar belirlenmelidir." şeklindeki ilamı, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2023/534 Esas, 2024/953 Karar Sayılı, 02/05/2024 Tarihli "...
Davacı, rücu sebebi olarak kazada tam kusurlu olan sürücünün olay yerini terk ettiği iddiasına dayanmaktadır. Davacının talebi genel şartlar "B4-f" maddesi gereğince sürücünün olay yerini terkine dayalı olup, ispat yükü davalıdadır.
Davalının olayın şoku ile olay yerini terk ettiğine ilişkin beyanları haklı sebep olarak kabul edilmemiş olduğundan ZMSS genel şartlarında öngörülen haklı sebeplerin varlığını ve haklı sebebe dayanılarak olay yerinin terk edildiğini davalı taraf somut şekilde ispatlayamamıştır." şeklindeki ilamı, da göz önünde bulundurulduğunda olay yerini terk etmenin zorunlu hal nedeniyle olduğunu somut şekilde ispat külfeti, sigorta şirketine değil, 4721 sayılı MK 6 ve 6100 sayılı HMK 190 maddeleri kapsamında davalı sigortalıya aittir.
Zira Taraflar arasında güven ve iyiniyet esasına dayanan sigorta sözleşmelerinde, gerek sigortalının gerekse sigortacının haklarını kullanırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken iyiniyetle hareket etmesi; rizikonun gerçekleşmesinden sonra doğru ihbar yükümlülüğü altında bulunan sigortalının, bu yükümlülüğüne uyup uymadığının saptanmasında da bu ilkenin göz önünde tutulması gerekir.
Bu sebeple eldeki davada davalı sigortalı tarafından sadece yaşanan şok sebebiyle olay yerinin terk edildiğinin beyan edilmiş olduğu, terk sebebinin genel şartlardaki sınırlı olarak belirtilen hallerden birisine girmediği, bu hali ile davacının davalıya rücu şartlarının oluştuğu kanaatine varılmış olup alınan bilirkişi raporu kapsamında davacının dava dışı 3. Kişiye ödemiş olduğu 13.700,00 TL'yi davalıdan rücu edebileceği kabul edilmiştir.
Rücuen tazminat davaları; gerçek zararın giderilmesi amacına yöneliktir. Zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı, ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusundan isteyebilir. Bu nedenle, zarar görene yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir (Yargıtay 17 HD, 2020/2303 E-2021/3171 K sayılı ilam). Başka bir ifade ile rücuen tazminat davaları, ödenmesi gerekenin tespiti amacı güder.
Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı hak sahibine yapılan ödeme tarihi, rücu borçlusu davalının temerrüt tarihidir. Başka bir ifade ile rücuen tazminat davalarında, ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekecektir (Yargıtay 17 HD,2016/11439 E- 2019/9363 K sayılı ilamı). Bu sebeple davacının ödeme yaptığı 03.04.2019 tarihi ile icra takibinin başlatıldığı 18.12.2019 tarihi arasında tarafların tacir olduğu hususu da göz önünde bulundurulduğunda avans faizi işletilerek mahkememizce yapılan hesaplama neticesinde 1.863,76 TL işlemiş faiz talep edebileceği bu hali ile davacının toplam alacağının (13.700,00 TL asıl alacak + 1.863,76 TL işlemiş faiz=) 15.563,76 TL olacağı kabul edilmekle davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda dava konusu alacak miktarı haksız fiile ilişkin olup alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş, davalının süresinden sonra cevap dilekçesi sunarak kötüniyet tazminatı talep etmiş olması sebebiyle bu talebi değerlendirilmeksizin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/606, K. 2024/787, 12 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama