KÜNYE
T.C. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2025
- Esas no
- 2024/394 Esas
- Karar no
- 2025/263
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 08/07/2024
Karar Metni
2.804 kelime·14 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davalı ... Şirketi'ne muhtelif tarihlerde tekstil ürünü satıldığını, davalı şirket tarafından cari hesapta biriken 789.714,49 TL asıl alacak ve TTK 1530 uyarınca belirlenen 140.726,04 TL temerrüt faizinin davalı şirket ile yapılan görüşmelere rağmen ödenmediğini, müvekkili şirketin tüm iyiniyetli girişimlerine rağmen davalı şirketin cari hesaba konu borcu ödememesi üzerine, 789.714,49 TL asıl alacak ve TTK 1530 uyarınca belirlenen 140.726,04 TL temerrüt faizinin tahsili için
... İcra Müdürlüğü 2024/... E. sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak itiraz sonucu takibin durduğunu beyanla kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı ... tarafından sipariş edilen 813 adet tekstil ürününün teslimatının müvekkili şirkete yapıldığını, bu ürünlerde yapılan incelemeler neticesinde ürünlerin gizli ayıplı olduğunun tespit edildiğini, sipariş formunda ürünlere ilişkin tüm detay, özellik ve kapsamın yer aldığını, ancak ayıplı ürünlerin, kullanım amacına uygun olmayan, kalite ve performans açısından beklenen standartların altında kaldığını, bu ayıpların, sipariş formlarında belirtilen şartlara aykırı olduğunu, müvekkili şirketin, gizli ayıplı ürünlerin yurtiçi piyasasında dağıtımını gerçekleştirdiğini ancak müşteri şikayetleri ve yapılan kontroller sonucunda;
ayıplı olduğu tespit edilen bu ürünlerin geri toplama işleminin başlatıldığını, kullanıcıların ürünleri teslim aldıktan sonra kullanım sırasında ürünlerin kalite standartlarına uygun olmadığını anlayıp müvekkili şirkete başvurduklarını, toplanan ürünler için iade faturası düzenlendiğini, müvekkili şirketin mali zarar ve ticari itibar kaybına uğradığını beyanla ilgili ayıplı ürünlerin tamamı için düzenlenen ve düzenlenecek olan iade faturalarının kabul edilmesini ve davacının haksız ve hukuka aykırı taleplerinin reddini talep etmiştir.
Mahkememizin 08/01/2025 tarihli ara kararı ile dosyanın 1 mali müşavir bilirkişiye tevdi ile; öninceleme duruşmasında belirtilen uyuşmazlık noktalarında rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup 13/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Cari hesap alacağının tahsili için davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas Sayılı takibe yapılan itirazın iptali isteminin yerinde olup olmadığı, davacı tarafından davalıya teslim edilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı ile davacının icra inkar tazminatı istemi konusunda haklı olup olmadığı yönünde verilen görevlendirme çerçevesi neticesinde;
Yüce Mahkemeniz tarafından dosyaya aldırılan Vergi Daireleri yazılarına göre; tarafların birbirine düzenlediği tüm faturaların tarafların Ba-Bs formlarında yer aldığı,
Tarafların birbirine düzenlediği, tüm faturaların e fatura olduğu bu nedenlerle faturaların Gelir İdaresi Başkanlığı e-fatura portalı üzerinden taraflara uygun bir şekilde tebliğ edildiği,
Davacı şirket 2023 ve 2024 Yılında Ticari defterlerini TTK 64/3 hükümlerine uygun bir şekilde e- defter uygulaması ile tuttuğu, dönem beratlarını zamanında sisteme yüklediği, envanter defteri noter açılış tasdiklerinin zamanında yaptırdığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davacı şirket ait 2023 ve 2024 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği,
04.12.2024 tarihli duruşma tutanağının 4. Bendinde; taraf vekillerine 1 AYLIK KESİN SÜRE içerisinde (duruşmada hazır bulunan taraf bakımından duruşma tarihinden / hazır bulunmayan taraf bakımından işbu duruşma zaptının tebliği tarihinden itibaren başlamak kaydıyla) TTK'nın 64-88-83/son maddeleri ve HMK'nın 216-222-220/son maddeleri gereğince uyuşmazlığa konu döneme ait ticari defter ve belgelerinin eksiksiz bir şekilde mahkememize ibraz edilmesi veya bulunduğu yerlerin açıklanması,
aksi halde bunları ibrazdan kaçınmış sayılacağının ve mazeretsiz ibraz edilmemesi halinde bir daha ibraz edemeyeceğiniz ve davadaki hasmının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu bunların usul ve yasaya uygun tutulmuş olması halinde hasmının ticari defter ve belgelerinin sonucuna göre işlem yapılacağı hususu ile ayrıca davadaki hasmının ticari defter ve belgelerinin usulsüz olması, incelenmemesi, incelettirilmemesi, incelenememesi, ibraz edilmemesi,
usulüne uygun olmasına rağmen kendisi lehine delil teşkil etmemesi hallerinde mahkemenin duruma göre ibraz etmekten kaçındığı ticari defter ve belgelerinin içerikleri konusundaki hasmının beyanlarını doğru olarak kabul edebileceği ve belirtilen sürenin kesin süre olduğunun taraf vekillerine ihtar edildiği, ancak davalının 1 aylık kesin süre içerisinde ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmediği gibi yerinde inceleme talebinin de bulunmadığı,
Davalı şirketin ticari defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle HMK 2022/2 hükümleri gereği delil teşkil eden 2023 ve 2024 Yılı ticari defterlerinin HMK 222/3 hükümlerine göre lehine delil teşkil edeceği,
Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacı şirketin, 2023 yılında davalı şirkete 10.793.813,46.-TL tutarlı fatura düzenlediği, davalı şirketin davacı şirkete aynı dönemde 85.089,92.-TL iade faturası düzenlediği ve 7.263.260,85.-TL ödeme yaptığı bu veriler neticesinde; davacı şirketin, davalı şirketten 31.12.2023 tarihinden itibaren 3.445.462,69.-TL alacaklı olduğu, 2024 yılında davalı şirketin, davacı şirkete 2.655.748,20.-TL daha iade faturası düzenlediği, sonuç olarak; davacı şirketin, davalı şirketten 20.03.2024 tarihinden itibaren 789.714,49.-TL cari hesap alacağının olduğu,
Dosyada ayıplı ürünlerle ilgili dava öncesi herhangi bir tespit ve ihbarın bulunmadığı, ayrıca davalı şirket tarafından 2023 ve 2024 yılında düzenlenen iade faturalarının, davalı şirket ticari defterlerinde yer aldığı ve davalı şirket borcundan düşüldüğü,
Taraflar arasında akdedilmiş yazılı bir sözleşme bulunmadığı, borcun ifa edileceği günün aralarında kararlaştırılmadığı yine davacı şirket tarafından davalı şirkete herhangi bir ödeme planı tebliğ edilmediği gibi, TBK 117 maddesine uygun bir ihtarname bulunmadığı, bu nedenlerle TBK 117 maddesi hükümlerine göre temerrüt şartlarının oluşmadığı,
Davacı şirketin TTK 1530/4-a maddesine göre talep ettiği, temerrüt faizine ilişkin yapılan hesaplamalarda; davacı şirketin davalı şirketten TTK 1530/4-a maddesi hükümlerine göre 04.05.2024 takip tarihinde 131.574,00.-TL temerrüt faizi talep edebileceği, (bkz:5.5 temerrüdün oluşumu ve temerrüt faizi hesaplamaları)
Tüm bu nedenlerle;
... İcra Müdürlüğünün, 2024/... Esas Sayılı doyası ile 04.05.2024 tarihinde başlatılan takibin, 789.714,49.-TL cari hesap alacağı, TTK 1530/4-a maddesi hükümlerine göre hesaplanan 131.574,00.-TL faiz olmak üzere toplam 921.288,49.-TL üzerinden devamı ile icra inkar tazminatı hükmünün, Yüce Mahkemenize ait olacağı, sonucuna ulaşılmıştır." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE
Dava; cari hesap alacağının tahsili için davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ... İcra Müdürlüğünün 2024/... E. Sayılı takibe yapılan itirazın iptali isteminin yerinde olup olmadığı, davacı tarafından davalıya teslim edilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı ile davacının icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı dava dilekçesinde; Müvekkili şirket tarafından davalıya muhtelif tarihlerde tekstil ürünü satıldığını, davalı şirket tarafından cari hesapta biriken 789.714,49 TL asıl alacak ve TTK 1530 uyarınca belirlenen 140.726,04 TL temerrüt faizinin davalı şirket ile yapılan görüşmelere rağmen ödenmediğini, müvekkili şirketin tüm girişimlerine rağmen davalı şirketin cari hesaba konu borcu ödememesi üzerine, 789.714,49 TL asıl alacak ve TTK 1530 uyarınca belirlenen 140.726,04 TL temerrüt faizinin tahsili için ... İcra Müdürlüğü 2024/... E. sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak itiraz sonucu takibin durduğunu beyan etmiş ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı taraf davaya cevap dilekçesinde.
Davacı ... tarafından sipariş edilen 813 adet tekstil ürününün teslimatının müvekkili şirkete yapıldığını, bu ürünlerde yapılan incelemeler neticesinde ürünlerin gizli ayıplı olduğunun tespit edildiğini, sipariş formunda ürünlere ilişkin tüm detay, özellik ve kapsamın yer aldığını, ancak ayıplı ürünlerin, kullanım amacına uygun olmayan, kalite ve performans açısından beklenen standartların altında kaldığını, bu ayıpların, sipariş formlarında belirtilen şartlara aykırı olduğunu, müvekkili şirketin, gizli ayıplı ürünlerin yurtiçi piyasasında dağıtımını gerçekleştirdiğini ancak müşteri şikayetleri ve yapılan kontroller sonucunda;
ayıplı olduğu tespit edilen bu ürünlerin geri toplama işleminin başlatıldığını, kullanıcıların ürünleri teslim aldıktan sonra kullanım sırasında ürünlerin kalite standartlarına uygun olmadığını anlayıp müvekkili şirkete başvurduklarını, toplanan ürünler için iade faturası düzenlendiğini, müvekkili şirketin mali zarar ve ticari itibar kaybına uğradığını beyan etmiş ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraf her ne kadar davaya cevap dilekçesinde ... Mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürerek yetki itirazında bulunmuş ise de ... ticaret mahkemeleri yönünden mahkememiz yetki alanında bulunduğundan bu itiraza itibar edilmemiş ve dosyanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, davacı tarafa takibe konu borcun ödenmesi için takip başlatılmadan evvel davalıya gönderilmiş bir ihtarname bulunup bulunmadığı hususunda beyanda bulunmak için, davalı vekiline de, davacı tarafından kendilerine teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğu iddia edildiğinden, dava açılmadan önce davacıya ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı hususunda varsa beyan ve belgelerini dosyaya sunmak üzere kesin süre verilmesine karar verilmiştir.
Ara karar doğrultusunda davacı tarafça 19/12/2024 tarihli beyan dilekçesi sunulmuş, dilekçe içeriğinden takip başlatılmadan evvel davalıya takibe konu alacağın ödenmesi için gönderilmiş bir ihtarname bulunmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce taraflara defter ve belgelerini sunmak üzere süre ve imkan tanınmış akabinde davalının ayıp iddiasına ilişkin herhangi bir delil veya ara karar doğrultusunda ve kendisine verilen kesin mehil içinde herhangi bir bilgi belge sunmadığı da dikkate alınarak dosya yalnızca mali müşavir bilirkişiye rapor tanzimi için tevdi edilmiştir.
Bilirkişi tarafından hazırlanan 14/01/2025 tarihli rapor ile; "Yüce Mahkemeniz tarafından dosyaya aldırılan Vergi Daireleri yazılarına göre; tarafların birbirine düzenlediği tüm faturaların tarafların Ba-Bs formlarında yer aldığı,
Tarafların birbirine düzenlediği, tüm faturaların e fatura olduğu bu nedenlerle faturaların Gelir İdaresi Başkanlığı e-fatura portalı üzerinden taraflara uygun bir şekilde tebliğ edildiği,
Davacı şirket 2023 ve 2024 Yılında Ticari defterlerini TTK 64/3 hükümlerine uygun bir şekilde e- defter uygulaması ile tuttuğu, dönem beratlarını zamanında sisteme yüklediği, envanter defteri noter açılış tasdiklerinin zamanında yaptırdığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davacı şirket ait 2023 ve 2024 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği,
...Davalı şirketin ticari defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle HMK 2022/2 hükümleri gereği delil teşkil eden 2023 ve 2024 Yılı ticari defterlerinin HMK 222/3 hükümlerine göre lehine delil teşkil edeceği,
Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacı şirketin, 2023 yılında davalı şirkete 10.793.813,46.-TL tutarlı fatura düzenlediği, davalı şirketin davacı şirkete aynı dönemde 85.089,92.-TL iade faturası düzenlediği ve 7.263.260,85.-TL ödeme yaptığı bu veriler neticesinde; davacı şirketin, davalı şirketten 31.12.2023 tarihinden itibaren 3.445.462,69.-TL alacaklı olduğu, 2024 yılında davalı şirketin, davacı şirkete 2.655.748,20.-TL daha iade faturası düzenlediği, sonuç olarak; davacı şirketin, davalı şirketten 20.03.2024 tarihinden itibaren 789.714,49.-TL cari hesap alacağının olduğu,
Dosyada ayıplı ürünlerle ilgili dava öncesi herhangi bir tespit ve ihbarın bulunmadığı, ayrıca davalı şirket tarafından 2023 ve 2024 yılında düzenlenen iade faturalarının, davalı şirket ticari defterlerinde yer aldığı ve davalı şirket borcundan düşüldüğü,
Taraflar arasında akdedilmiş yazılı bir sözleşme bulunmadığı, borcun ifa edileceği günün aralarında kararlaştırılmadığı yine davacı şirket tarafından davalı şirkete herhangi bir ödeme planı tebliğ edilmediği gibi, TBK 117 maddesine uygun bir ihtarname bulunmadığı, bu nedenlerle TBK 117 maddesi hükümlerine göre temerrüt şartlarının oluşmadığı,
Davacı şirketin TTK 1530/4-a maddesine göre talep ettiği, temerrüt faizine ilişkin yapılan hesaplamalarda; davacı şirketin davalı şirketten TTK 1530/4-a maddesi hükümlerine göre 04.05.2024 takip tarihinde 131.574,00.-TL temerrüt faizi talep edebileceği, (bkz:5.5 temerrüdün oluşumu ve temerrüt faizi hesaplamaları)
Tüm bu nedenlerle; ... İcra Müdürlüğünün, 2024/... Esas Sayılı doyası ile 04.05.2024 tarihinde başlatılan takibin, 789.714,49.-TL cari hesap alacağı, TTK 1530/4-a maddesi hükümlerine göre hesaplanan 131.574,00.-TL faiz olmak üzere toplam 921.288,49.-TL üzerinden devamı ile icra inkar tazminatı hükmünün, Yüce Mahkemenize ait olacağı, sonucuna ulaşılmıştır. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; dosya kapsamındaki belgeler ve bilirkişi raporu ile ; mahkememizce taraf vekillerine ticari defter ve belgelerini sunmak üzere ihtaratlı süre verildiği, mahkememiz ihtaratında.
TTK'nın 64-88-83/son maddeleri ve HMK'nın 216-222-220/son maddeleri gereğince uyuşmazlığa konu döneme ait ticari defter ve belgelerinin eksiksiz bir şekilde mahkememize ibraz edilmesi veya bulunduğu yerlerin açıklanması, aksi halde bunları ibrazdan kaçınmış sayılacağının ve mazeretsiz ibraz edilmemesi halinde bir daha ibraz edemeyeceği ve davadaki hasmının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu bunların usul ve yasaya uygun tutulmuş olması halinde hasmının ticari defter ve belgelerinin sonucuna göre işlem yapılacağı hususu ile ayrıca davadaki hasmının ticari defter ve belgelerinin usulsüz olması, incelenmemesi, incelettirilmemesi,
incelenememesi, ibraz edilmemesi, usulüne uygun olmasına rağmen kendisi lehine delil teşkil etmemesi hallerinde mahkemenin duruma göre ibraz etmekten kaçındığı ticari defter ve belgelerinin içerikleri konusundaki hasmının beyanlarını doğru olarak kabul edebileceğinin ve belirtilen sürenin kesin süre olduğunun ihtarına karar verilerek 1 aylık süre tanındığı, mahkememiz ara kararının ihtar edildiği duruşmada taraf vekillerinin hazır bulunduğu, taraflara verilen kesin sürenin yeterli olduğu ve sonuçlarının açıkça taraf vekillerine ihtar edilmesine rağmen davalı tarafça süresi içinde defter ve belgelerinin incelemeye sunulmadığı,
bulunduğu yerin bildirilmediği, yine aynı kesin süre içinde defterlerinin sunulmamasını gerekli kılacak bir mazeret de sunulmadığı, bu nedenle davalı tarafa yeniden defter ve belge sunmak için süre verilmediği, dosya kapsamında alınan davacının defterlerinin incelenmesine ilişkin bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan 789.714,49-TL asıl alacağının bulunduğunun sabit olduğu, dosya arasına celbedilen vergi daireleri müzekkere cevapları da değerlendirilerek hazırlanan hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu içeriğine göre; tarafların birbirine düzenlediği tüm faturaların tarafların Ba-Bs formlarında yer aldığı,
tarafların birbirine düzenlediği, tüm faturaların e fatura olduğu bu nedenlerle faturaların Gelir İdaresi Başkanlığı e-fatura portalı üzerinden taraflara uygun bir şekilde tebliğ edildiğinin de dosya kapsamındaki belgeler ve bilirkişi raporu ile sabit olduğu bu hali ile her ne kadar davalı tarafça defter sunulmasa da vergi dairesine yapılan bildirimlerin davacı ile uyumlu olduğu da anlaşıldığından davacının talebine konu faturaların davalının defterlerinde de kayıtlı olduğu kanaatine varıldığı,
öte yandan davalı tarafça her ne kadar cevap dilekçesinde ayıp iddiasına ilişkin olarak davacı tarafından kendilerine teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğu, ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerle ilgili iade faturası düzenlendiği beyan edilmiş ise de, davalının iade konusu yaptığı faturalardaki ürünlerin ayıplı olduğu değerlendirilse dahi,
davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının davacının defterlerinde mevcut olduğunun rapor ile tespit edildiği ve bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada bu faturaların düşümü yapılarak hesaplama yapıldığı ve mahkememizce kabulüne karar verilen alacak miktarının rapor doğrultusunda bu şekilde yapılan hesaplama ile bulunduğu, bu faturalar dışında iadeye konu başkaca ürün ve fatura bulunduğunun ve süresi içinde ayıp ihbarında bulunulduğunun ise davalı tarafça ispatlanamadığı,
davalı tarafa dava açılmadan önce davacıya ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı hususunda varsa beyan ve belgelerini dosyaya sunmak üzere kesin süre verilmesine karar verilmesine rağmen davalı tarafça dosyaya süresi içinde iddiasını somutlaştıracak bilgi belge sunulmadığı, davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu, ayrıca davalı tarafça cevap dilekçesinde ileri sürülen bu iddianın kabul edilmediği hususunun davacı tarafça dosyaya sunulan 19/12/2024 tarihli dilekçe ile beyan edildiği,
bu hali ile davalı tarafça ayıp iddiasına ilişkin olarak iade faturası kesilen ve davacı şirket kayıtlarına da işlenen faturalara konu ürünler dışında da ayıplı ürün bulunduğuna dair iddiasına ilişkin olarak bir belge sunulmadığından iddianın soyut mahiyette kaldığı, davalının ayıp bildiriminde bulunduğunu ve ayıplı ürünleri kabul etmediğini ispatla mükellef olduğu,
davalı tarafça ayıplı olduğu iddia edilen ürünler geri geldiğinde kendilerince iade faturası düzenleneceğini beyan etmiş ise de dava şartlarının dava tarihine göre değerlendirilmesi gerektiği, açıklanan tüm bu nedenlerle davacının icra takibindeki asıl alacak miktarınca davalıdan alacaklı olduğu kanaatine varılmakla davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerektiği kanaatine varılmış, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan icra inkar tazminatı istemi de kabul edilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı taraf her ne davaya konu icra takibinde takip öncesi faiz alacağı isteminde bulunmuş ise; Emsal mahiyetteki ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. H.D. Nin 2021/261 E., 2021/292 K. Sayılı kararında " Dava konusu alacak sözleşmeden kaynaklanmaktadır. Sözleşme ilişkisinden kaynaklanan alacaklara temerrüt faizi yürütülebilmesi için ya sözleşmede borcun ifa edileceği günün taraflarca ittifakken kararlaştırılması (BK madde 101/II., TBK 117/2) ya da alacağın muaccel olmasından sonra davalı borçlunun alacaklının ihtarı ile temerrüte düşürülmesi gerekir (BK madde 101/I TBK 117/1)(Yargıtay 15. H.D. 15.H.D. 2017/2438 E, 2017/4549 K)
Somut olayda sözleşmenin 4.5.2 maddesinde her türlü ödemenin fatura tarihinden itibaren 20. Gününü takip eden ilk Salı günü yapılacağı belirtilmiş ise de, faturaların ne zaman düzenleneceği konusunda kesin bir tarih belirtilmemiştir. Bu durumda kesin vadeden söz etmek mümkün değildir.(Benzer olayda emsal Yargıtay 15.H.D. 2015/3351 E, 2015/5954 K; 2011/3774 E, 2011/5877 K sayılı kararları) Burada sözleşmede kararlaştırılan süre, borcun ifa edileceği günü (kesin vadeyi) değil, borcun muaccel (istenebilir) hale geldiğini göstermektedir.
Öte yandan, açıkça ödeme talebini içerir bir kayıt bulunmadığı sürece fatura tanzim ve tebliği, borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte bir işlem değildir. Açıklanan nedenlerle, sözleşmede dayanılan maddenin kesin vade içermemesi, düzenlenen faturaların da davalıyı takip tarihi olan 01.12.2016 tarihinden önce temerrüde düşürücü mahiyette işlem olmaması nedeniyle davacının takip tarihine kadar temerrüt faizi isteyemeyeceği açıktır. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Somut olayda da davacı tarafça huzurdaki davadan önce alacağın ödenmesi için davalıya gönderilmiş bir ihtarname bulunmadığı anlaşıldığından ve takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğü ispat edilemediğinden takip öncesi faiz alacağına ilişkin istemin reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ...
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/394, K. 2025/263, 16 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama