KÜNYE
T.C. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2025
- Esas no
- 2024/522 Esas
- Karar no
- 2025/304
- Dava
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
- Dava tarihi
- 10/09/2024
Karar Metni
1.384 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle. Davalıların "... Mah. ... Sk.
N:26/1 (...) .../İstanbul" adresinde müvekkili şirket ekiplerince ... hizmet numaralı tüketim noktasında 18/12/2020 tarihinde yapılan davalıların sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılmasını veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek kullanıldığının tespit edildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket yetkililerince H/... seri numaralı kaçak elektrik tüketim tahakkuku düzenlendiğini, kaçak elektrik kullanımının karşılığı davalılar tarafından ödenmemesi nedeniyle müvekkili şirketin, alacağının tahsili amacıyla ....
İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyası nezdinde davalılar aleyhine icra takibi başlattığını, davalılar-borçlu bulunduğu miktarı ödemediği gibi icra takibine itiraz ederek takibin kötü niyetli olarak durmasına sebep olduğunu, haksız itirazın iptali ve takibin devamına ve borçlular aleyhien %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılara usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalılar tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalıların dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, kaçak elektrik tüketim tutanağından kaynaklı alacağın tahsili amacıyla davalılar aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı kurum yetkilileri tarafından ... hizmet numaralı adreste 18/12/2020 tarihinde H/... seri numaralı kaçak elektrik tüketim tutanağına istinaden tahakkuk ettirilmiş olan 119.466,36-TL kaçak elektrik bedeli faturasının tahsili amacıyla davalılar aleyhine 119.466,36-TL asıl alacak, 1.529,17 TL gecikmiş gün faizi, 275,25 TL işlemiş faizin KDV'si olmak üzere toplam 121.270,78 TL üzerinden başlatılmış olan .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazların iptali ile takibin devamına karar verilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçluların süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Davacı tarafından sunulan deliller, davacı kuruma ve dava dışı ...'a yazılan müzekkere cevapları bir bütün olarak değerlendirilmek sureti ile rapor tanzimi için dosyanın kaçak elektrik tüketimi alanında uzman elektrik mühendisi bilirkişisine tevdine karar verilmiş olup bilirkişi tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan raporda özetle;
İlgili mahalde; ... seri numaralı Luna marka sözleşmesiz sayacın bulunduğu,
Davaya konu tutanakta Kaçak/Usulsüz Elektriğin Kullanım Şekli'nin “İlgili mahalde yapılan kontrolde; sayaç üzerine pil devresi ile çalışan elektromanyetik cihaz koymak suretiyle sayacın uyutulduğu ve kayıt yapmadığı tespit edilmiştir” olarak tarif edildiği,
İlgili mahalde daha önce de 17.09.2020 tarihinde H ... seri numarasıyla bir tutanak daha tutulduğu ve davaya konu tutanakta “Mükerrer no/tarih” ibaresinin karşısında işbu tutanağın seri numarasının bulunduğu ve söz konusu tutanaklardaki sayaç seri numarasının aynı olduğu,
Dosyada mübrez CD incelendiğinde; söz konusu kullanımın sayaca müdahale ile gerçekleştiğinin sabit olduğu görülmüştür.
Davaya konu tutanakta 24.12.2019 ila 18.12.2020 arası 360 gün kaçak elektrik enerjisi tüketimi süresi olarak belirtilmişse de; söz konusu sayaca ilişkin tüketim hesabının bir önceki tutanak tarihi ile davaya konu tutanak arası yapılması gerektiği kanaati oluşmuştur. Bu durumda; sayaçta kaydedilen 79.020 kWh ila 17.09.2020 tarihindeki tutanakta sayaçtaki endeks olarak kaydedilen 61.390 kWh arası 17.630 kWh hesaplanan tüketimden tenzil edilerek tüketim bedeli hesaplanacaktır.
Davaya konu tüketimin artması konusunda davacının müterafik kusunun değerlendirmesi konusunda ise; ilgili mahalde söz konusu düzenek tespit edilerek söküldüğü ve sistemin normal haline getirildiği belirtilmişti. Somut olayda; davacı yanın müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kanaati oluşmuştur.
İlgili mahaldeki tüketim EPTHY”nin 42. maddesinin 1. fıkrası c bendi uyarınca “Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi” açıkça ifade edildiği gibi “Kaçak elektrik tüketimi” olarak değerledirilmektedir.
Davaya konu tahakkuk hesabının bir önceki tutanak tarihi 17.09.2020 ila 18.12.2020 tarihleri arasındaki 92 gün için hesaplanacaktır. Ayrıca, belirtilen dönemde sayaç tarafından kaydedilen 14.635,667 kWh hesaplanan tüketimden tenzil edilecektir.
İlgili mahalde, kaçak tüketime ilişkin katsayı mükerrer tutanak bulunmasından dolayı, EPTHY 46. maddesi 3. fıkrası uyarınca 2 olarak alınacak ve aboneliğin ait olduğu ticarethane tarifesi üzerinden hesaplanacaktır.
Genel Toplam = 23.873,10 TL olarak bulunur.
Hesaplanan bedele, ilgili tahakkukun son ödeme tarihi olan 04.01.2021 ila takip tarihi olan 28.01.2021 tarihleri arası 24 günde işlemiş olan gecikme zammı ise taraflar arasında sözleşme olmadığından akdi oran olan %19,20 üzerinden hesaplanacak olursa;
-Gecikme Zammı = 258,96 TL
-Gecikme Zammının KDV'si = 46,61 TL olarak,
-Tüketim ve Bedeli Gecikme Zammı Genel Toplam = 23.873,10 TL + 305,57 TL = 24.178,67 TL
Olarak hesaplandığı mahkememize bildirilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 49.maddesi hükmüne göre tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. Aynı kanunun 50. maddesi hükmüne göre de organları, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar ve organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar.
Bu hukuksal olguların sonucu olarak tüzel kişinin organı niteliğindeki yöneticilerin, tüzel kişi adına ve yararına işledikleri haksız fiillerden dolayı zarar gören üçüncü kişilere karşı tüzel kişi ile birlikte Borçlar Kanununun 41 ve Türk Medeni Kanunu'nun 50/3.maddesi hükmüne göre haksız fiil faili olarak sorumlu tutulmaları gerekir.
Buna göre; tüzel kişinin ve organlarının sorumluluk türünün Borçlar Kanunu'nun 51. maddesi hükmünde düzenlenen zincirleme (müteselsil) sorumluluk olacağı kuşkusuzdur.
Davalı şirketin Türkiye Ticaret Sicili gazetesi nezdindeki kayıtları ve İstanbul Ticaret Odası nezdindeki kayıtları incelendiğinde diğer davalının şirketin tek yetkili ortağı ve yönetim yetkisine sahip olan kişi olduğu anlaşılmakla yerleşik içtihatlar uyarınca borçtan sorumlu olacağı kanaatine varılmıştır.
Hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu kapsamında yapılan hesaplama uyarınca dava konusu tüketimin ticari olduğu hususu da göz önünde bulundurulduğunda davacının icra takip tarihi itibari ile davalılardan 23.873,10 TL asıl alacak, 258,96 TL gecikme zammı (gecikmiş gün faizi) ve 46,61 TL Gecikme Zammının KDV'si olmak üzere toplam 24.178,67 TL talepte bulunabileceği kanaatine varılmakla bu miktar üzerinden davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda dava konusu alacak miktarı haksız fiile ilişkin olup alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/522, K. 2025/304, 29 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama