KÜNYE
T.C. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2025
- Esas no
- 2024/649 Esas
- Karar no
- 2025/711
- Dava
- İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı
- Dava tarihi
- 31/10/2024
Karar Metni
1.876 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında "Taşıma Ve Cari Hesap Sözleşmesi" akdedildiğini, akdedilen sözleşme gereğince davalı şirkete ait yurt dışı gönderiler taşıyıcı müvekkili şirket tarafından uluslararası hava yolu ile taşınmış ve alıcılarına teslim edildiğini, taşıyıcı müvekkili şirket ifa ettiği taşıma işinin karşılığı olarak taşıma ücretlerini, keşide ettiği taşıma ücreti faturaları ile tahakkuk ettirdiğini, müvekkili tarafından keşide edilen bakiye fatura bedeli olan 18.345,60 USD borçlu şirket tarafından ödenmediğini, davalı borçlu aleyhine....
İcra Müdürlüğünün 2023/... E. sayılı dosyası ile ilamsız haciz yoluyla takibe geçildiğini, davalının icra takibine itiraz ettiğini, takibin durduğunu beyanla icra takibine yapılan itirazın iptalini, davalı aleyhine yüzde %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, cari hesap alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda; taraflar arasında akdedilmiş olan Taşıma Ve Cari Hesap Sözleşmesi uyarınca davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan fatura alacağı ve vade farkı alacağına ilişkin fatura bedellerinin tahsili amacıyla davalı aleyhine toplam 18.345,60.-USD üzerinden başlatılmış olan....İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile davalı borçlu şirketin % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğu, bu hali ile davanın süresinde açılmış olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Yargılama esnasında tarafların karşılıklı tacir olmaları sebebi ile öncelikle defterlerinin incelenmesi gerektiğinden mahkememizin ön inceleme celsesinde taraflara usulüne uygun ihtaratı içerir şekilde uyuşmazlık konusu alacağın incelenebilmesi amacıyla tarafların 2024- 2025 yıllarına ait ticari defterlerini sunmak üzere verilen kesin süre içerisinde davalı tarafın mahkememize herhangi bir ticari defter,
belge ibraz etmediği gibi mahkememizce verilmiş olan kesin süre içerisinde defterlerin yerinde incelenmesi talebinde de bulunmamış olduğu görülmekle işbu hali ile HMK m.222 hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olduğu kanaatine varılmakla yargılama esnasında davacı tarafın ibraz etmiş olduğu ticari defterler ve taraflara ait celp edilen BA- BS formları karşılaştırmalı olarak incelenmek sureti ile 1 mali müşavir bilirkişisinden rapor alınmış olup mahkememize ibraz edilen kök ve ek raporda özetle;
Davalı firmanın ticari defter kayıtlarını dosyaya ibraz etmediği görülmüştür.
Davacının incelemeye sunduğu faturalar tetkik edildiğinde, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 24.05.2022 tarihinde kesilen ilk fatura (HAVA İHRACAT NAVLUN faturası) ile başladığı, 30.12.2022 tarihinde kesilen son satış faturası ile sonlandığı anlaşılmıştır.
Bu süre zarfında; davacı ..........Ltd.şti. tarafından davalı firmaya “Hava İhracat Navlun (8 adet Fat.), Deniz İhracat Navlun (1 adet Fat.), Vade Farkı (3 adet Ft)” hizmet türü açıklaması ile 12 adet e-Arşiv fatura ile Toplam (27.482,12-USD) 481.911,41-TL. bedelli fatura düzenlendiği, faturaların üzerindeki bilgiye göre Fatura Elektronik Ticari Takip Numarası - ETTN mevcut olduğu, faturaların tümünün davalı firmaya ...@... mail adresine gönderildiği bilgisi mevcut olduğu,
Müzekkere ile dosyaya gelen tarafların mal ve hizmet alış/satış beyanları karşılıklı tetkik edildiğinde;
-... TEKSTİL Ltd.Şti.'in 11 adet fatura ile 480.687,92 -TL Hizmet alımı beyan ettiği
-... .... Ltd.Şti.'nin 12 adet fatura ile 562.262,90 -TL Hizmet satışı beyan ettiği görülmüştür.
-Davacının beyan ettiği faturalar ile davalının beyan ettiği faturalar tutar olarak karşılaştırıldığında fark tutarına göre 30.12.2022 tarihli 81.574,95 TL bedelli Uluslararası Taşımacılık faturasının davalı tarafından beyan edilmediği anlaşılmaktadır.
30.12.2022 tarihli, ... numaralı ...Nakliyat Ltd. Şti. Tarafından düzenlenmiş 81.574,95 TL tutarındaki fatura, "Alt Taşıyıcı Kullanılması" gerekçesiyle kesilmiş ve bu kapsamda 12 ayrı kalemlik bir hizmet karşılığında fatura düzenlenmiştir. Bu fatura kapsamında taşımanın gerçekleştiği, konşimentoda bildirilen konteyner numarası (...) ile teslim teyidi e-postasında geçen numaranın aynı olması nedeniyle doğrulanmıştır. 09.12.2022 tarihinde "..." tarafından HESAMEDIN FAZLI adına teslimin gerçekleştirildiği yazılı teyit belgesiyle sabittir.
Montreal Sözleşmesi'nin Madde 11/1 hükmü kapsamında "Taşıma senedi veya kargo makbuzu, aksi ispat edilinceye kadar, taşımacılığın yapılması için taşıma sözleşmesinin akdedildiğini ve taşıma şartlarını gösterir.” şeklinde ifade edilmiştir. Montreal Sözleşmesine göre incelediğimizde, taşıma ücretine dair şartların oluşturulması sürecinin tarafların inisiyatifine bırakıldığı görülmektedir. Bu kapsamda, taşıyıcı ve gönderici arasındaki taşıma sözleşmesinin "Ödeme Şartları" maddesinde vade farkı uygulanacağı açıkça düzenlenmiştir. Dolayısıyla vade farkı faturalarının keşide edilmesinin, Montreal Sözleşmesi'ne aykırı olmadığı görülmektedir.
Neticeten Davacının ticari defter kayıtlarına göre; Takip Tarihinde cari hesapta davalı ... TEKSTİL...Ltd.Şti.'nin 18.345,60 -USD (TL karşılığı 502.241,99 -TL) BORÇLU olduğunun (farklı bir ifade ile bu tutarda davacının davalıdan alacaklı olduğunun) kayıtlı olduğu kayıtlı olduğu görülmüştür.
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır.
Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir.
Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. ...
Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı).
Davacının icra takibine konu etmiş olduğu faturaların 3 tanesinin ( 63,56 USD, 66,71 USD, 66,71 USD) Vade Farkı / Kur farkı talebine ilişkin olması sebebiyle yapılan incelemede. Düzenlenmiş faturaların tutarlarının tahsil günü geldiğinde, fatura tarihi ile tahsilat tarihi arasında bir kur farkı oluşması durumunda; iki taraftan hangisinin lehine bir kur farkı oluşmuşsa, bu farktan kaynaklanan tutar fatura edilir. Bu faturaya da kur farkı faturası denir.
Kural olarak bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşturacak bir uygulama bulunması gerekir.
Somut olayda her ne kadar taraflar arasında vade farkına ilişkin sözleşme hükmü bulunmakta ise de davacının davalıdan TL olarak değil USD olarak talep etmekte bu şekilde dolar üzerinden takibe girişmiş olması sebebiyle kur farkından bahsedilemeyecek olup nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/2135 Esas, 2019/4709 Karar Sayılı, 10/10/2019 Tarihli ilamında da bahsedildiği üzere kur farkı alacağı, Türk Lirası olarak talep edilebilir.
Türk Kanunları’na göre döviz alacağının Türk Lirası olarak istenmesi mümkün ise de, Türk Lirası alacağının dövize çevrilerek istenmesi mümkün değildir. Bu sebeple de davacının icra takibine konu etmiş olduğu vade farkına ilişkin 3 fatura toplamı olan ( 63,56 USD, 66,71 USD, 66,71 USD=) 196,98 USD kur farkı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve davasının 18.345,60 -USD - 196,98 USD = 18.148,62 USD üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır.
Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Bu kapsamda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2021/513 Esas, 2021/3364 Karar Sayılı, 15/12/2021 Tarihli güncel ilamında aşağıdaki şekilde atıf yapılan "Konuya ilişkin Yargıtay 12.HDnin 2012/3722 E2021/5399 K.sayılı i ilamında belirtildiği gibi, "İcra mahkemesince, icra inkar tazminatına yabancı para alacağının takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı belirlenerek hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu husus kamu düzeni ile ilgili olup resen gözetilmesi gerekir.
Somut olayda; icra mahkemesince alacaklının tazminatla sorumlu tutulması doğru ise de, tazminata, yabancı para alacağının takip tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı belirlenerek hükmedilmesi gerekirken yabancı para (Euro) esas alınmak suretiyle tazminata karar verilmesi isabetsiz olup; hükmün bu nedenle bozulması gerekmekle beraber, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından,
ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir." hususları belirtilmiştir." şeklindeki ilamı da göz önünde bulundurulduğunda icra takip tarihi itibariyle 1 USD = 27,05 TL olması sebebiyle mahkememizce kabulüne karar verilen 18.148,62 USD x 27,05 TL= 490.920,17 TL'nin %20'si oranında olan 98.148,03 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş;
dava değerinin 18.345,60.-USD x 34,2917 = 629.101,82 TL olması sebebiyle kabul edilen miktarın 18.148,62 x 34,2917 =622.347,03 TL, reddedilen miktarın ise 6.754,79 TL olması sebebiyle bu miktarlar üzerinden yargılama gideri vekalet ücreti ve harç hesaplaması yapılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/649, K. 2025/711, 21 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama