KÜNYE
T.C. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2024
- Esas no
- 2024/72 Esas
- Karar no
- 2024/109
- Dava
- Ticari Ünvanın Korunması
- Dava tarihi
- 31/01/2024
Karar Metni
1.046 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Ünvanın Korunması davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili ...
Sigorta A.Ş'nin , 1989 yılından bu yana "..." ibaresini ticaret unvanında kullandığını, davalının Türkiye Sicil Gazetesinde yer alan unvanının, halihazırda üçüncü kişiler nezdinde yanlış bir görüş oluşmasına sebep olacağını ve müvekkili şirketin unvanı ile karıştırılmasına yol açacak nitelikte olduğunu, 1831 yılında İtalya’nın Trieste kentinde kurulan ...nin, Türkiye'nin de ilk sigorta firması olduğunu, ...'nin 1863’te İstanbul’da ilk acentesini açarak sigortacılık faaliyetlerine başladığını, 1989 yılında ise ...
Şirketi’ni kurduğunu, Müvekkili Şirketin, 1989 yılından bu yana "..." ibaresini ticaret unvanında kullanmakta olduğunu, kurulduğu tarihten bu yana da sigortacılık alanında faaliyet gösterdiğini, davalı şirket ... A.Ş.'nin ise, Türkiye Sicil Gazetesi'nde yayınlanan 06.09.2023 tarihli ilana göre, öncelikle ... Limited Şirketi unvanı ile ... İli ... İlçesi'nde kurulduğunu, 22.09.2023 tarihinde tür değişikliğine giderek ...
A.Ş. unvanını kullanmaya başladığını, 18.10.2023 tarihli ilan ile de Davalı Şirket'in merkez değişikliği yaparak ... 'da bulunan adresini ... Mah. ... Cad. ... No: ...
İç Kapı No: ... /İst adresine taşıdığını, Ticaret Sicil Gazetesi'nde yer alan ilandan da anlaşılacağı üzere Davalı Şirketin, Müvekkili Şirket ile aynı iştigal alanında faaliyet göstermeyi hedeflemekte olduğunu ve müvekkili Şirket ile olan unvan benzerliğinden faydalanarak, yasal olarak hiçbir hakkı ve yetkisi bulunmadığı halde poliçeler düzenleyip prim tahsilatları yaparak haksız menfaat elde ettiğini, davalının unvan benzerliğini kullanarak suç teşkil eden eylemler içinde bulunması nedeniyle taraflarınca suç duyurusunda bulunulduğunu, halihazırda konuya ilişkin soruşturmaların devam ettiğini, ilk olarak,
kamu kurum ve kuruluşları ve üçüncü kişileri aldatmak ve haksız kazanç sağlamak amacıyla kefalet senedinin bazı kısımlarında Müvekkili Şirket, ... Sigorta A.Ş. isminin yazılarak, bir kısmında da davalı şirketin unvanı ve mersis numarası yazılarak düzenlenen sahte kefalet senetleri düzenlediğini, işbu nedenlerle.
Davalı Şirket'in unvanının, müvekkil şirketin ticari unvanına, logo ve ticari markasına, üçüncü kişiler nezdinde karışıklık meydana getirecek şekilde benzemesi ve bu benzerliğin kamu kurum kuruluşları ve üçüncü kişiler nezdinde karıştırılma tehlikesi yaratmasından dolayı, haksız rekabet nedeniyle Müvekkili Şirket'in tescilli markasına ve ticari unvanına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine,
öncelikli tescil sebebi ile üstün hak sahibinin Müvekkili Şirket olması dikkate alınarak davalı şirketin ticari unvanının terkinine ve tüm mahkeme masrafı ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; haksız rekabet nedeniyle davacı şirketin tescilli markasına ve ticari ünvanına tecavüz ve haksız rekabet oluştuğunun tespitine ve önlenmesine, öncelikli tescil sebebi ile üstün hak sahibinin davacı olduğu gerekçesi ile davalı şirketin ticaret ünvanının terkinine karar verilmesi istemlerinde bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır."
Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin "...
Somut olayda Mahkemece, davada marka hakkının korunması veya markaya tecavüzle ilgili bir talep bulunmadığından, uyuşmazlığın fikri mülkiyet veya sınai mülkiyet hakkıyla ilgisi bulunmadığından, ticaret mahkemesine görevsizlik verilmiş ise de, davacının Markasının tescilli olduğu ve davacının Marka hakkına dayanarak davasını açtığı, her ne kadar ıslah ile tecavüzden doğan haklar istenmiş ise de, tecavüzün oluşup oluşmadığının tespitinin yapılması gerektiği buna göre de öncelikle davalının davacının marka hakkına ilişkin tecavüzün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Markaya tecavüzün tespitinin yapılması Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görev alanına girdiği, haksız rekabetten doğan iddialar ile marka tecavüzüne ilişkin iddiaların birlikte görülmesinin gerekmesi halinde de daha özel görevli Fikri ve Sinai Haklar Mahkemesi'nin her iki davaya da bakmakla yükümlü bulunduğu,
Davacı tarafın taleplerinden birinin ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiği dikkate alındığında, 551 Sayılı KHK'nın 146. maddesinin 1. fıkrası gereğince davanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/11-546 Esas ve 2018/1330 Karar, Yargıtay 11. H.D'nin 2014/3511-6600 Esas ve Karar, Yargıtay 11. H.D.'nin 2012/19078- 2013/1600 Esas ve Karar sayılı ilamları)." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda HMK'nın dava şartlarını düzenleyen 114 ve 115.
Maddeleri uyarınca re'sen yapılan inceleme sonucunda somut olayda davaya bakma görevinin özel görevli ve yetkili olan İstanbul Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu, mahkememizin davaya bakmaya görevinin olmadığı kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.
Katip ... · (e-imza) Hakim ... · (e-imza)
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/72, K. 2024/109, 14 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama