İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/791 K.2025/679

Davacı vekilince mahkememize verilen dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında 10/06/2009 tarihinde hisse devri sözleşmesi yapıldığını ve aynı tarihte de ek sözleşme imzalandığını, ek sözleşme incelendiğinde alıcı - davalılarca müvekkil - satıcılara…

Esas2024/791Karar2025/679Tarih10 Ekim 2025Okuma38 dk · 7.660 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
10 Ekim 2025
Esas no
2024/791 Esas
Karar no
2025/679
Dava
İtirazın İptali
Dava tarihi
26/12/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.660 kelime·38 dk okuma·10 bölüm

Dava

Davacı vekilince mahkememize verilen dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında 10/06/2009 tarihinde hisse devri sözleşmesi yapıldığını ve aynı tarihte de ek sözleşme imzalandığını, ek sözleşme incelendiğinde alıcı - davalılarca müvekkil - satıcılara ödenecek olan 0,003USD bedeli danışmanlık adı altındaki bir fatura ile ve lisans müddeti boyunca ödeneceğinin anlatılmaya çalışıldığını son cümlesinde de " satıcılar bu hakkını alıcılara haber vermekle başka tüzel ve gerçek kişilere devredebilirler" denildiğini, ek sözleşme incelendiğinde "taraflar arasında 10/06/2009 tarihinde düzenlenen ... ....

Ltd Şti'ne ilişkin hisse devir ve temlik (alım ve satım ) sözleşmesinin ekini teşkil etmek üzere ek sözleşme akdedilmiştir. 1-Alıcılar , şirketin 23/05/2008 tarih ve ... numara ile ... lisansına sahip olduğu ...

Hes (Hidroelektrik Santrali )'nin tamamlanıp üretime geçmesinden itibaren başlayarak ve lisans müddetince devam etmek üzere , her yıl tesiste üretilen elektriğin kWh başına 0,003USD tutarında bir bedeli, satıcıların, her yılın başında , şirket ile şirkete danışmanlık yapmak üzere satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmaları arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden , satıcıların "danışman şirketi " tarafından şirkete kesecekleri fatura karşılığında, yıllık olarak her yıl cari üretim yılının son gününde lisans sahibi şirket adına düzenlenecek fatura karşılığı , takip eden yılın Ocak ayı sonuna kadar ,

satıcılara şirket tarafından ödettirilmesinin taahhüt etmektedirler. Satıcılar bu hakkını alıcılara haber vermekle başkaca tüzel ve gerçek kişileri devir edebilirler."denildiğini yani lisans müddeti boyunca satıcı müvekkillerine , lisans müddetince ve her yıl ödenecek olan 0,003USD bedelin bir hak olduğunun açıkça kabul ve ikrar edildiğini, ek sözleşmedeki hususun davalılarca alınmış yönetim kurulu kararı ile onaylandığını, ...

Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyasından ikinci kez verilen kaldırma kararına göre ek sözleşmenin aslında lisans süresi boyunca , lisans bedelinin belirlenmesine yönelik olarak düzenlendiğini, nitekim bu hususun ek sözleşmede açıkça belirtildiğini ve lisan süresince sınırlandırıldığını, amaç danışmanlık sözleşmesi olsa idi lisans sözleşmesinden bağımsız bir şekilde danışmanlık hizmetinin verilebileceğinin kararlaştırılabileceğini, kaldı ki ortaklar kurulunun kararında da danışmanlık yada danışmanlık ücretinin kullanılmamış olmasının bu durumu perçinlediği yönünde belirleme yapıldığını,

istinaf ilamı ile ek sözleşmenin lisans bedeline yönelik düzenlendiği hemde ortaklar kurulu kararının yazılı delil olarak değerlendirilmesi gerektiğine karar verildiğini, bu ek sözleşme ile lisans müddeti boyunca 49 yıl boyunca üretilecek olan enerjiden 3 cent'in ...'a ödenmesinin kararlaştırıldığını, ...'ın tekstilci olup elektrik ve enerji ile alakası olmadığından kendisine ödenecek bedelin , davalı tarafından Vergi Usul Kanunu gereğince de resmi şeklide ödenmesi gerektiğinden , ...'ında fatura kesemeyeceğinden, ...'ın göstereceği bir şirket tarafından faturanın kesilmesinin kararlaştırıldığını,

kesilecek faturada hizmet faturası yani danışmanlık hizmeti altında kesileceğinin kararlaştırıldığını, 26 yaşında tekstilci olan ...'ında danışmanlık hizmeti veremeyeceğinin sözleşme ile de kararlaştırıldığının sabit olduğunu, ...'ın alacaklarını müvekkili ... Tarım Aş'ye temlik ettiğini bu nedenle davanın bu kişi adına açıldığını, ek sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi ile ilgili olmadığını, ek sözleşmede yer alan ödeme taahhüdü ve ikrarın hisse devir bedeli olduğunun ...

Asliye Ticaret Mahkemesinin istinaf incelemesini yapan BAM kararında da ortaya konulduğunu, ... ATM'de görülmekte olan davanın tüm safahatı ile ilgili ayrıntıların dava dilekçesi ile anlatıldığını, ek sözleşme kapsamında 2017 yılı için üretilen elektrik üzerinden hesaplanan tutarın tahsili için başlattıkları icra takibinin davalıların itiraz ettiklerini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekilince mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesinde , mahkemenizde açılan iş bu davanın , davacı tarafından .... İcra Müdürlüğü nezdinde ... E. numarasıyla başlatılan ilamsız icra takibinin iptali istemine ilişkin olduğunu, ... ...

A.Ş.'nin 2017 yılında ürettiği toplam enerji miktarı üzerinden talep edilen dönemsel bir alacak kalemi olduğunu, işbu hususun davacı tarafından da dava dilekçesinin 3. sayfasında "Yani, lisans müddeti boyunca satıcı müvekkil/lerine, Lisans müddetince ve her yıl ödenecek olan 0,003.- USD bedelin bir hak olduğu açıkça kabul ve ikrar edilmiştir..." şeklindeki beyanla ikrar edildiğini, TBK m. 147/1 uyarınca dönemsel edimler açısından zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının var ise alacağının zamanaşımına uğradığını,

her bir müvekkili açısından ayrı ayrı olmak üzere zamanaşımı itirazları olduğunu, mahkememizde görülen davaya dayanak, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...

E. sayılı dosyasının, davacının müvekkillerinden başlangıçta 2013 ve 2014 yılları kapsamında bir alacağının olup olmadığının tartışıldığı bir dava olduğunu ancak daha sonra davacılar tarafından ıslah dilekçeleri ile 2014 yılı alacaklarından feragat edilmesi sonucu 2013 yılı kapsamında bir alacağının olup olmadığının tartışıldığı bir dava halini aldığını, yerel mahkemece hukuka uygun olarak ve iki kez işbu haksız davanın reddine karar verildiğini, davanın gelinen aşamasında, yerel mahkemenin esas hakkında verdiği ret kararının istinaf mahkemesince usulden kaldırıldığını, mahkeme heyeti ve başkanı değişmiş,

değişen heyetçe usulden kaldırmaya müstenit istinaf mahkemesi kararı hilafına ve hukuka aykırı olarak bu davanın kabulüne karar verildiğini, işbu hukuka aykırı karar istinaf kanun yoluna taşındığını, bahse konu davanın halen derdest olduğunu, davacının işbu davanın 04.02.2015 tarihli dava dilekçesinin. Konu, açıklamalar ve sonuç ve istem kısmı ile, "konu: ...

2-) ilgili sözleşmeler ve genel kuru kararı uyarınca davalıların ödemesi gereken miktarın tespiti ile tespit edilen miktar üzerinden şimdilik 1.000-tl alacağımızın (...) tahsili istemlerimizi havidir. açıklamalar: ...

(7) numaralı davalı şirketin ...'i ne zaman üretime geçtiği ve üretime geçtiği tarihten itibaren kaç kwh elektrik üretmiş olduğunun tespiti için, dsi'ne ve eiei'ne (elektrik işleri etüt idaresi genel müdürlüğü) müzekkere yazılmasına karar verilmesini talep etmekteyiz. sonuç ve istem: ...

2-(7) numaralı davalı şirketin ...'i ne zaman üretime geçirdiği ve üretime geçmiş olduğu tarihten itibaren kaç kwh elektrik üretmiş olduğunu gösterir tüm bilgi belge ve dökümlerin istenmesi için ... müzekkere yazılmasına ..., 3-...

(7) numaralı davalı şirketin üretmiş olduğu kwh elektrik üzerinden ek-2 olarak sunmuş olduğumuz ek sözleşme ve ek-3 olarak sunmuş olduğumuz ortaklar kurulu kararı doğrultusunda hesaplanacak olan alacağımızdan şimdilik 1.000-t'sinin ... tahsiline karar verilmesini, ..." talep ve dava ettiğini, alacağı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...

E. sayılı dosyası kapsamında varlığını iddia ettiği alacağını USD olarak talep etmesi mümkün iken, yenilik doğurucu seçimlik hakkını TL olarak kullandığını, davacının yenilik doğurucu, bir kere kullanılmakla sona eren seçimlik hakkını TL olarak kullanmasından sonra, huzurdaki davaya konu icra takibiyle varlığını iddia ettikleri alacaklarını USD olarak talep edebilmesinin mümkün olmadığını, mahkememizde açılan davanın yukarıda bahsetmiş olduğu sebeplerden dolayı red edilmesi gerektiğini ancak aksinin kabulü ihtimalinde hak kaybına uğramamak adına, ....

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası kapsamındaki tüm beyan, itiraz ve delillerini tekrar ettiklerini, davacının alacağının ve dava dilekçesindeki beyan ve iddialarını kabul etmediklerini, davacı satıcılar ... ... ve Ticaret A.Ş. ve ..., 17.05.2006 tarihinde, malvarlığı sadece bir üretim lisansı olan ... Enerji ...

Ve Ticaret Şirketi'nin hisselerini ... ... ve ... ...’ten 250.000,00.-TL (İkiyüzElliBin Türk Lirası) bedelle satın aldığını, 10.06.2009 tarihinde ise malvarlığı sadece üretim lisansı olan bu şirketi aynen 250.000,00.-TL bedelle satın aldıkları haliyle müvekkillerine 7.500.000.-USD (Yedimilyonbeşyüzbin Amerikan Doları) bedelle 10/06/2009 tarihli hisse devir sözleşmesi ile satıldığını, taraflar arasında akdedilen ayrıntılı şekilde her noktası düşünülerek hazırlanan hisse devir sözleşmesinin 4.4. maddesi ile işbu hisse devir bedelinin ödenmesi ile alıcıların ödeme ile ilgili bütün vecibelerini yerine getirmiş olacağının düzenlendiğini,

müvekillerinin satın aldığı ... ...

A.Ş.'nin tek malvarlığı bir üretim lisansından ibaret olduğunu, bu üretim lisansı kapsamında HES inşaatı dahil gerekli yatırımın yapılarak üretime geçisin sağlanmasının oldukça maliyetli ve kapsamlı bir iş olduğunu, müvekkilinin bu süreçte birçok anlamda danışmanlık hizmetine ihtiyaç duyabileceğini, bu kapsamda alınacak danışmanlık hizmetlerinin şirkete 49 yıllık lisans süresinde fayda sağlayacağını, mahkememizde ki davaya konu ek sözleşme ile "…. Şirkete (...

Elektriğe) danışmanlık yapmak üzere Satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmaları arasında imzalaNAcak danışmanlık sözleşmesine istinaden, Satıcıların ‘Danışman Şirketi’ tarafından Şirkete kesecekleri fatura karşılığında…" şeklinde düzenlenme yapıldığını, davacı satıcılar ile davalı alıcılar arasındaki 10.06.2009 tarihli "Ek Sözleşme” akdedildiğini, bu ek sözleşme ile şirketin danışmanlığa ihtiyaç duyması halinde, ihtiyaç duyacağı danışmanlık kapsamı ve şartları gelecekte imzalanacak danışmanlık sözleşmesi kapsamında belirlenmek üzere çerçeve bir danışmanlık sözleşmesi akdedildiğini,

10.06.2009 tarihli Ek Sözleşme içeriğinin ve lafzı oldukça açık olacağını, tarafların irade beyanları şüpheye mahal vermeyecek şekilde, ; "i. Bir danışmanlık sözleşmesi yapılacak (“…danışmanlık yapmak üzere.. ….imzalaNAcak danışmanlık sözleşmesine İSTİNADEN...”) , ii. Bu yapılacak danışmanlık sözleşmesi kapsamında bir danışmanlık hizmeti verilecek, iii.

Verilen danışmanlık hizmeti karşılığında danışmanlık veren tarafından şirkete fatura kesilecektir. (“…Satıcıların ‘Danışman Şirketi’ tarafından Şirkete kesecekleri fatura karşılığında…” maddeleri ile ortada olduğunu, bahse konu Ek Sözleşme ile işbu Ek Sözleşme'nin alıcıların defterlerine işleneceği kararlaştırılmış olduğundan , ek sözleşme içeriğine paralel olarak (“….fatura düzenlenmesi karşılığında.”), sonradan iptal edilen Ortaklar Kurulu Kararı oluşturulduğunu, davacının hiçbir iş yapmadan, hiçbir yatırım yapmadan, 250.000.-TL’ye aldıkları tek malvarlığı üretim lisansı olan şirketi, yine hiçbir yatırım yapmadan,

hiçbir iş yapmadan aynı şekilde 7.500.000,- USD bedelle müvekkillerine sattıktan sonra, 4 yılı aşkın bir süre müvekkillerinin canla başla uğraşırken bir gün bile müvekkiline tek bir danışmanlık hizmeti vermeden, tek bir iş yapmadan, müvekkilinin 120 Milyon Dolar yatırım yapıp üretime geçtikten sonra, adeta müvekkillerinin haraca bağlamak kastı ile olur olmadık çarpıtmalarla, tarafların açık irade beyanlarını çarpıtmak suretiyle, usul ve yasaya aykırı olarak ....

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı davasını ikame ettiğini, davacı .... Asliye Ticaret Mahkemesine ait davasında 04.02.2015 tarihli dava dilekçesi ile; "müvekkillerinin hissedarı olduğu ... Enerji ... ve Ticaret Ltd.

Şti.’nin hisselerinin davalılara 10.06.2009 tarihinde aynı tarihli Hisse Devir ve Temlik Sözleşmesi ile satıldığını ve ilgili sözleşme uyarınca bedelleri davalılardan tahsil ettiğini” ikrar ettiğini, dava dilekçesinin ekinde, delil olarak sunduğu 2014 tarihli ihtarlarında müvekkilinin danışman şirket olarak atanmasını talep ettiğini ve dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında müvekkili şirketin “Danışman Şirket” “olarak atanmasını talep ederek, ek sözleşmenin bir danışmanlık sözleşmesi olduğunu da ikrar ettiğini, davacının işbu ikrarlarından sonra, usul ve yasaya aykırı olarak,

tarafılarınca muvafakatlerinin bulunmadığına ilişkin beyan ve itirazlarına rağmen, yargılama sürecinde, bahse konu danışmanlık sözleşmesinin önce komisyon sözleşmesi olduğunu iddia ettiğini, sonra sözleşmesinin hasılat sözleşmesi olduğunu iddia ettiğini ve akabinde de sözleşmenin lisans bedelininin düzenlediğini iddia ettiğini, taraflar arasında akdedilen ek sözleşmenin, lafzından açıkça anlaşılacağı üzere, gelecekte danışmanlık hizmetine ihtiyaç duyulması ihtimaline bianen imzalanmış bir çerçeve danışmanlık sözleşmesi olduğunu,

bu çerçeve danışmanlık sözleşmesi kapsamında davacı ile müvekkilleri arasında bir danışmanlık sözleşmesi akdedilmediğini, davacı tarafından müvekkillerine danışmanlık dahil hiç bir hizmet verilmediğini, hiçbir fatura kesilmediğini, müvekillerinin davacıya hiçbir borcu olmadığını, davacının müvekkillerinden hiçbir alacağı bulunmadığını, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...

E. sayılı dosyası kapsamında dinlenen bizatihi davacı tanığı olan hisse devir sözleşmesi ve ek sözleşmeyi hazırlayan ...'ın ifadesinde: “… ayrıca aynı tarihte ileride bir danışmanlık hizmeti alınacak olur ise buna yönelik de ek sözleşme yapıldı ve bu doğrultuda çerçeve danışmanlık sözleşmesi akdedildi, yine çerçeve danışmanlık sözleşmesini de ben hazırladım...”, "......... Elektriğin %50'si ... grubu %50'si de ...

Holding ve hissedarlarına aittir, ... ve ... yetkilileri müşterek imza yetkileri vardır, hiçbir işlemi tek başına yapamazlar..." şeklinde beyanda bulunduğunu, yine davacı tanığı olan, davadışı ...’nin SGKlı çalışanı olan elektrik mühendisi ... ifadesinde; “….ben ... Elektrik Ürt.

A.Ş'de 2006 yılından beri Elektrik Mühendisi olarak çalışmaktayım, davacı taraf beni dava konusu dönemde üretim verilerini almak için aradı, o dönem patronlardan duyduğum kadarıyla şirketten danışmanlık hizmeti alınacağını duymuştum, 2014 yılının başlarıydı şantiyeyi yeni almıştık, makinenin biri arızalanmıştı, ben o dönemde şantiyelerde görev yapıyordum, kendilerine üretim verilerini yolladım, davacı şirketle mailleştik, maillerin içeriğini aradan uzun süre geçtiğinden tam olarak hatırlayamıyorum, ben mail konusu hususları patronlara ilettim, patronlar da bana böyle bir hizmet alınmadı,

sen bu işe karışma dediler…. danışmanlık hizmeti almamamıza rağmen benden üretim verileri istenildi sanki danışmanlık hizmeti verilmiş gibi iyi niyetimizden faydalanılmış gibi düşünüyorum” , "....5 kişi ortak gösterilmesi zorunlu olduğundan usulen ortak olduk..." , "...direktör tanımından ne kast edildiğini bilmiyorum. Ancak teknik konularda sorumluyum...", "....ben böyle bir toplantı organize etmedim. Mailler teknik konulara ilişkindir.

Teknik konulara ilişkin toplantı yaptık...." şeklinde beyanda bulunduğunu, tanık ... ifadesinde ise ; "...ben finans müdürü olarak görev yapmaktayım... ... devralmak istediğimizde bana anlaşmanın yapıldığını ve devir bedeli olarak 7.500.000 USD ödenmesi gerektiği söylendi ve belirlenen günde ödemeyi yaptık, yine ileride davacı ve onun şirketi ile danışmanlık sözleşmesi yapılabileceği bildirildiği ancak ona yönelik bir talimat gelmedi....", "...o dönemde şirketlerdeki sayıyı tutturmak için çalışanlar ortak yapılıyordı...", " ...herhangi bir fatura kesilmedi, danışmanlık hizmeti alınmadı ..." şeklinde beyanda bulunduğunu, tanık ... ifadesinde;

"... ... enerji şirketlerinin teknik sorumlusudur, elektrik mühendisidir...." şeklinde beyanda bulunduğunu, davacının ... ... A.Ş.'nin 2014 yılında ürettiği toplam enerji miktarı üzerinden talepte bulunduğu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...

E. sayılı dosyasında davacının ihtiyati tedbir ve haciz talebi 11.11.2024 tarihli ara kararla reddedildiğini, bu ara karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, istinaf başvurusu sonucunda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2024/1851 E., 2024/1729 K. sayılı ve 02.12.2024 tarihli kararıyla "Her ne kadar istinaf incelemesi için dosya Dairemize gönderilmiş ise de, inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararına konu taraflar arasındaki uyuşmazlık, 10.06.2009 tarihli ek sözleşmeden kaynaklanmaktadır.

Bu sözleşme uyarınca davacıya ödenmesi gereken danışmanlık hizmet bedeli talep edilmektedir. Her ne kadar bu sözleşme hisse devir sözleşmesinin eki olarak düzenlenmiş ise de içerik olarak ticari hizmet niteliğinde danışmanlık hizmetine ilişkin bir sözleşmedir. Nitekim aynı sözleşmeden kaynaklı 2013 yılı hizmet için .... Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada verilen kararla ilgili istinaf incelemesi Istanbul BAM 45. HD tarafından yapılmıştır (Istanbul BAM 45.HD'nin.

2020/686 E- 2022/286 K ve 2022/1271 E - 2022/1282 K sayılı kararları)..." şeklinde karar verilerek, ek sözleşme içeriğinin ticari hizmet niteliğinde danışmanlık hizmetine ilişkin bir sözleşme olduğuna dikkat çekildiğini, müvekkili ... ...

A.Ş.'nin sahip olduğu lisans sözleşmesinin 49 yıllık olduğunu, davacının mesnetsiz, hukuka aykırı talepleri müvekkillerinin ekonomik özgürlüklerini engeller, mahfına sebep olur mahiyette olduğunu, davacının hiçbir iddia, beyan ve talebini kabul etmediklerini, tüm iddia, beyan ve taleplerine itiraz ettiklerini, davacının huzurdaki davaya konu bir alacağı olduğu varsayılsa dahi alacağı kabul anlamına gelmeksizin bu alacağın zamanşımına uğradığını, zamanaşımı itirazlarını tekrar ettiklerini, ....

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...

E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, dilekçesinin sonuç kısmında ise, davacının zamanaşımına uğramış tüm taleplerinin/alacaklarının (talepleri/alacakları kabul anlamına gelmeksizin) her bir müvekkilleri açısından zamanaşımı nedeniyle reddine, mahkememiz aksi kanaatte ise, hukuka aykırı huzurdaki mesnetsiz davanın tüm müvekkilleri açısından reddine, kabul anlamına ve önceki beyan ve savunmalarını ve taleplerinden vazgeçtikleri anlamına gelmemek ve bu beyan ve savunmalarına ve taleplerine devam ve talep dahil ancak bunlarla sınırlı olmaksızın tüm hakları ile fazlaya dair tüm hakları saklı olmak üzere,

mahkememiz aksi kanaatte ise .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına, davacının dava konusu alacağını .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...

Esas sayılı dava dosyasında TL.sına dönüştürmüş olması, TL.sına dönüşen alacaklarını tekrardan ABD Doları olarak talep edemeyeceği ve buna rıza ve muvafakatlarının da bulunmaması sebepleriyle, dava konusu alacağın USD (ABD Doları) olarak tahsiline dair taleplerinin ve sair tüm taleplerinin reddine, davacı alacağı olmadığını bildiğinden ve takibe girişmekte kötüniyetli olduğundan davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine , davacı tarafın bütün taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE

Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

Deliller ; ... icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, 10/06/2009 tarihli ... Enerji... Ltd Şti'ne ilişkin hisse devir ve temlik (alım - satım ) sözleşmesine ek sözleşme, ortaklar kurulu kararı, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, temlik sözleşmesi,

... icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası alınıp incelendiğinde, davacı tarafından davalılar hakkında 2017 yılında üretilen enerji miktarına göre hesaplanan 621.995,52USD asıl alacak ile 01/02/2018 tarihinden itibaren işleyen 173.067,95USD faiz olmak üzere toplam 795.063,47USD'nin tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, davalılar tarafından süresinde borca ve ferilerine itiraz edilerek takibin durdurulduğu görülmüştür.

Dosyaya sunulan temlik sözleşmesi incelendiğinde, dava konusu edilen ve talep edilen alacağın ... tarafından davacı şirkete 19/11/2020 tarihinde temlik edildiği anlaşılmıştır.

Davacının 2016 yılı alacağı için ... Asliye Ticaret Mahkemesinde 2024/798 esas, 2014 yılı alacağı için ... Asliye Ticaret Mahkemesinde ... esas sayılı dosyalarla dava açtığı tespit edilmiştir.

Dava ve cevap dilekçelerinde bahsedilen ... Asliye Ticaret Mahkemesine ait ... esas ve ... karar sayılı dosyadan verilen ilam sureti istenilerek dosyaya bırakılmış, yapılan yazışmalarda dosyanın istinaf incelmesi akabinde Yargıtay incelemesinde olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu dosya ile ilgili Yargıtay incelemesinin tamamlandığı , Yargıtay 6 HD'nin 03/07/2025 tarih 2025/1264 esas 2025/2748 karar sayılı ilamı ile BAM kararının asıl ve birleşen dava da davalılar yararına bozulduğu tespit edilmiştir.

... Asliye Ticaret Mahkemesine ait ... sayılı ilamla ilgili Yargıtay 6 HD 2025/1264 esas 2025/2748 karar sayılı ilamında ;

"I. DAVA

1. Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ... ile ... Enerji San. ve Tic. A.Ş'nin hissedarı olduğu, "... Enerji ... ve Tic. Ltd.

Şti'nin hisselerinin davalılara 10.06.2009 tarihinde satıldığını, ilgili sözleşme uyarınca bedellerinin davalılardan tahsil edildiğini, tarafların 10.06.2009 tarihinde yeni bir anlaşma daha yaparak "Alıcılar, şirketinin 23.05.2008 tarih ve ... numara ile ... lisansına sahip olduğu ...'in tamamlanıp üretime geçmesinden itibaren başlayarak ve lisans müddetince devam etmek üzere her yıl tesiste üretilen elektrik kwh başına 0,003 USD tutarında bir bedeli, satıcıların her yılın başında şirket ile şirket danışmanlık yapmak üzere satıcıların belirleyeceği Anasözleşmesi uygun bir firmaları arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden,

satıcıların "Danışmanlık Şirketi tarafından şirkete kesecekleri fatura karşılığında yıllık olarak her yıl cari üretim yılının son gününde lisans sahibi şirket adına düzenlenecek fatura karşılığı takip eden yılın Ocak ayı sonuna kadar satıcılara şirket tarafından ödettirilmesini taahhüt etmektedir.

Satıcılar bu hakkını alıcılara haber vermekle başkaca tüzel ve gerçek kişilere de devredebilir." hükmünün kararlaştırıldığını, bu ek sözleşmeye paralel olarak davalıların toplanarak ... ...

A.Ş'ne ortakları sıfatı ile ... numaralı ve 05.08.2009 tarihli ortaklar kurulu kararını aldıklarını, ilgili kararda "şirketin sahibi bulunduğu ...'in tamamlanıp üretime geçmesinden itibaren başlayarak ve lisans müddetince (Lisans Süresi Uzarsa, uzayan sürede herhangi bir ödeme yapılmamak kaydı ile) devam etmek üzere her yıl tesiste (Hidro Elektrik Santralinde) üretilecek elektriğin kwh başına 0,003 USD tutarında bedeli ... ve/veya kendisinin belirleyeceği bir şirketinin şirketimize keseceği fatura karşılığında cari üretim yılını takip eden ocak ayı sonuna kadar ödemesine" şeklinde karar alındığını,

bu sözleşmeler ve ortaklar kurulu kararı uyarınca davacılara ödeme yapılması gerektiğini davacı şirketin danışman şirket olarak atandığını, davalılardan ...'in ne zaman üretime geçtiği, üretime geçmiş olduğu tarihten itibaren kaç kwh elektrik üretmiş olduğu, yapılmış olan ek sözleşme ve ortaklar kurulu kararında davacı şirkete ilgili bedelin ödenmesi hususunda ihtarnameler gönderildiğini, ancak davalılar tarafından geri dönüş olmadığı, ödemelerin yapılmadığını ileri sürerek, davacı şirketin ilgili sözleşmeler uyarınca "Danışman Şirket" olarak tespitine, davalı ... ...

A.Ş'nin ...'i ne zaman üretime geçirdiği ve üretime geçmiş olduğu tarihten itibaren kaç kwh elektrik üretmiş olduğunu gösterir tüm bilgi ve belgelerin istenmesi için Devlet Su İşleri ve Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, ilgili kurumlardan gelecek olan bilgi ve belgeler ve ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak olan bilirkişi incelemesi doğrultusunda davalı ... ...

AŞ'nin üretmiş olduğu kwh elektrik üzerinden ek sözleşme ve ortaklar kurulu kararı doğrultusunda hesaplanacak olan alacağından şimdilik 1.000,00 TL'sinin ilgili sözleşmede belirtilen vadesinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 10.02.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 306.000,00 TL çıkarmıştır.

2. Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; asıl davadaki nedenlere dayanarak davalıların ...'de 2013 yılında üretmiş oldukları enerji karşılığı doğmuş davacı alacaklarının tespiti ile şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 71.346,52 USD'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ayrıca açmış oldukları bu davanın ek dava olduğunu ileri sürerek işbu davanın asıl dava dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıların "danışman şirket" olarak tespitine dair talepleri yönünden ... ... ve Tic. A.Ş'nin aktif husumet ehliyetinin olmadığı, yine müvekkillerinden ... ...

A.Ş'nin dava konusu edilen belgelerde taraf olmadığını, bu nedenle pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, davaya dayanak yapılan 10.06.2009 tarihli belgenin karşılıklı taahhütleri içeren borç doğurucu bir belge olmadığını, iyi ilişkilere dayanılarak yapılan bir tercih beyanı olduğunu, bir danışmana ihtiyaç duyulduğunda kendilerinin önereceği bir danışman firma ile çalışılacağının beyan edildiğini, ancak bu beyanın çelişkili olup hiçbir bağlayıcılığı olmadığını, paylarını satan satıcıların önereceği danışman ile sözleşme yapılmış olsaydı danışmanın keseceği faturaların bedellerinin satıcılara ödeneceğinin öngörüldüğünü,

bu nedenle bir bağlayıcılığı olmadığını, davalı ... ... AŞ'nin bir danışmana ihtiyacı olmadığını, hiçbir firmadan danışmanlık hizmeti almadığını, 05.08.2009 tarih ve 2009/3 sayılı ortaklar kurulu kararının uygulanmadan iptal edildiğini, yine davalı ... ... A.Ş'nin sahip olduğu lisans sözleşmesinin 49 yıllık olduğunu, tarafları lisans sözleşmesi süresince bağlı saymanın davalıların ekonomik özgürlüklerini engelleyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalılardan ......AŞ'nin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, ek davanın birleştirilmesine muvafakatlerinin olmadığını, asıl davada tahkikat tamamlandığı için verilen birleştirme kararının hatalı olduğunu, ek dava ile yeni talep ve iddiaların ileri sürülemeyeceğini, asıl davada ıslah dilekçesi sunulmasına rağmen aynı talep yani 2013 yılı alacakları yönünden ek dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, tanık deliline muvafakatleri olmadığını,

asıl davada dava dilekçesinde davacı şirketin danışman şirket olarak tespiti talep edilerek aradaki sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi olduğu ikrar edildiğinden bu ikrardan dönülmesine muvafakatleri olmadığını, müvekkilinin danışmanlık hizmeti almaması nedeniyle davacı alacağının oluşmadığını, şirketin tek aktifi lisansı olup lisansın ise tek başına devri yasak olduğundan şirketin tüm hak ve borçları ile devralınarak devir bedelinin tamamen ödendiğini, e-postaların gönderildiği ...'in müvekkillerinin ticari vekili olmadığını, temsil yetkisi olmadığı için e-postaları kabul etmediklerini,

davacı tarafça ek sözleşmenin niteliğinin sürekli farklı şekilde beyan edildiğini, ancak sözleşme açık olup tarafların danışmanlık sözleşmesi düzenlediklerini, bu nedenle sözleşmenin yorumlanmasına ihtiyaç olmadığını, danışmanlık hizmeti verilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile resmi ticaret sicil kayıtlarına göre ... davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olmasa da, ...'in şirketi ilzamı noktasında bir teamül oluştuğunun kabulünün gerektiği, bu noktada artık ...'in şirketi ilzama yetkili kimse olmadığını ileri sürmenin TMK’nın 2. maddesine aykırılık teşkil ettiği, dinlenen bir kısım tanık beyanlarının da dava konusu sürecin de büyük ölçüde ... ile yürütüldüğünü doğruladığı,

bu kimse tarafından yapılan her işlemin ve e-posta olarak iletilen tekliflerin davalı tarafı bağladığının kabulünün gerektiği, ... tarafından yapılan tüm yazışmalar ve tekliflerin de yazılı delil başlangıcı kabul edildiği, bu durumda, davalı tarafın kök ve ek sözleşmelerle kararlaştırılan bedelin davacılara ödenmesi gerektiği, 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin taraflar arasında imzalandığı, dava konusu 2013 yılı için davacıların davalılardan talep edebileceği alacak miktarının 153.673,20 USD olduğu gerekçesiyle, taleple bağlılık ilkesi gereği asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça dava dilekçesinde taraflar arasında imzalanan "ek sözleşme" gereğince davacı şirketin "danışman şirket" olarak tespiti ve ek sözleşme uyarınca bedelin hesaplanarak tahsili talep edilmiş, ıslah dilekçesinde ise ek sözleşmede belirtilen bedelin "danışmanlık" değil "49 yıllık lisans bedeli" olduğunu belirtilerek ayrıca dava miktar itibariyle de ıslah edildiği,

davacı vekili tarafından sunulan dilekçenin davanın tamamen ıslahı mahiyetinde olduğu, ihtilaf konusunun lisansın ayrı olarak devredilemiyor olması nedeniyle hisse devir bedelinin lisans devir bedelini kapsamadığı ve bu yönde ek sözleşme yapıldığı olduğu, davalı ortaklar kurulunun almış olduğu kararda "danışmanlık", "danışmanlık ücreti" ifadelerinin kullanılmadığı,

ancak tek başına lisans devri yasak olduğu için, şirketin külliyen devri ile lisans süresi boyunca ödenecek bedelin taraflar arasında muvazaalı olarak "danışmanlık sözleşmesi" adı altında belirledikleri, davacı tarafça bedelde ve sözleşmenin niteliğinde muvazaa iddiasına dayanıldığı anlaşılmakla, bu iddianın ancak yazılı delille ispatının mümkün olduğu, ...'in sadece elektrik mühendisi olarak çalışan sıfatıyla yazışmaları yapmadığı, aksine taraflar arasındaki sözleşmenin nasıl uygulanacağına yönelik yazışmalarının mevcut olduğu,

faturanın ne şekilde kesileceğini belirttiği, sözleşmede kararlaştırılan 0,003 USD/kWh bedelin 0,0016 USD/kWh olarak revize edilmesi gerektiğini ifade ettiği, yazışmaları ...

Direktörü sıfatıyla yaptığı, ihtilaf konusuna ilişkin davalı şirket yetkisinin de katıldığı toplantıyı organize ettiğinin açık olduğu, ... yönünden yazışmaların davalıları bağlamadığı yönündeki savunmalara itibar edilmediği, taraflar arasında belirlenen bedelin lisans süresi boyunca ve üretilen elektriğe karşılık kararlaştırılan bir bedel olduğu kanaatine ulaşıldığı, 2013 yılında üretilen 51.224.400 kwh elektrik nedeniyle 0,003 USD'den 153.673,20 USD hesaplama yapıldığı anlaşılmakla, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği,

ancak asıl davada davacı tarafın seçimini Türk Lirası talep ederek yaptığı, asıl davada seçimlik hakkını Türk Lirası olarak kullanan davacının, birleşen dava ile bu talebinden dönmesinin mümkün olmadığı, birleşen davada 71.346,52 USD'nin değil karşılığı olan 265.187,91 TL'nin tahsiline dair hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğu, ilk derece mahkemesi kararı faiz başlangıç tarihi yönünden asıl ve birleşen davalarda davalı tarafça istinaf edilmediğinden asıl ve birleşen davada davacı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu,

asıl davada davalılar vekilinin, birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, birleşen davada davalılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının birleşen dava yönünden kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile birleşen davanın kabulü ile 265.187,91 TL'nin 01.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Asıl ve birleşen davada davalılar vekili temyiz dilekçesinde;

a. Müvekkillerinin satın aldığı ... Enerji ... ve Ticaret Limited Şirketi'nin tek mal varlığının bir üretim lisansı olduğunu, bu üretim lisansı kapsamında, projelendirme ve HES inşaatı dahil üretime geçişin sağlanması için gerekli yatırımın yapılarak tüm projenin tamamlanması ve üretime geçiş, oldukça maliyetli ve kapsamlı bir iş olduğunu, bu maliyetli ve meşakkatli yatırım süreci ve bu yatırım sürecinde üretim lisansının üretim kapasitesinin arttırılabileceği de düşünüldüğünde, müvekkillerin bu süreçte birçok anlamda danışmanlık hizmetine ihtiyaç duyabileceğinin açık olduğunu,

b. 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin şirketin danışmanlığa ihtiyaç duyması halinde, ihtiyaç duyacağı danışmanlık kapsamı ve şartlarının gelecekte imzalanacak danışmanlık sözleşmesi kapsamında belirlenmek üzere çerçeve bir danışmanlık sözleşmesi olduğunu, ek sözleşme içeriğinin ve lafzının oldukça açık olduğunu, tarafların irade beyanları şüpheye mahal vermeyecek şekilde ortada olduğunu,

c. Davacıların hiçbir iş yapmadan, hiçbir yatırım yapmadan, 250.000,00 TL’ye aldıkları tek mal varlığı üretim lisansı olan şirketi, yine hiçbir yatırım yapmadan, hiçbir iş yapmadan aynı şekilde 7.500.000 USD bedelle müvekkillere sattıktan sonra, 4 yılı aşkın bir süre müvekkiller canla başla uğraşırken bir gün bile müvekkilin kapısını çalmadan, tek bir hizmet vermeden, tek bir iş yapmadan, müvekkil 120.000.000,00 USD yatırım yapıp üretime geçtikten sonra adeta müvekkillerden karşılıksız ve haksız kazanç sağlamak kastı ile hareket ettiklerini, satış bedelinin piyasanın üstünde bir bedel olduğunu,

d. Davacı tarafın bahse konu ıslah işlemi ile açıkça ıslahının dava değerini yükseltmeye ilişkin olduğunu beyan ettiğini, diğer bir ifade ile kısmi ıslah yoluna gitmiş ise de davacı tarafın ıslahının süresinde olmadığı ve ıslah ile ikrardan dönülemeyeceği yönündeki itirazlarının yok sayılarak davacı tarafın ıslahının süresindeymişcesine ve tam ıslahmış gibi hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,

e. Davacının ıslahının süresinde olmadığını, ıslah başvurusunu tahkikatın sona ermesinden sonra yaptığını,

f. Davacının ek dava dilekçesinde, bu kez taraflar arasında akdedilen ek sözleşmenin rödovans sözleşmesi ve hasılat kirası olduğunu iddia ettiğini,

g. Ana sözleşmenin 5.10. maddesinin (a) ve (b) bentleri ile taraflar, ... lisansının iptal edilmesi halinde alış bedeli olarak satıcılara ödenen 7.500.000 USD'nin faizi ile alıcılara iade edileceğini ve alıcıların şirket için yaptığı harcama tutarlarının da yine gecikme faizi ile alıcılara ödeneceğini kararlaştırdıklarını, yani tarafların açıkça hisse devir bedelinin, tek mal varlığı üretim lisansı olan şirketin üretim lisansı karşılığı belirlendiğini, üretim lisansının iptal olması halinde şirketin hisselerinin herhangi bir değeri olmayacağını kabul, taahhüt ve ikrar ettiklerini,

h. Bölge Adliye Mahkemesinin hiçbir itirazlarını nazara almayarak, davacı tarafın dosyaya sunduğu e-posta yazışmalarının delil başlangıcı kabul edilmesi için adeta ilk derece mahkemesini zorladığını, e-postaları gönderen ...’in davalıları temsil etmediğini, ...'in yaptığı tüm yazışmaların bir elektrik mühendisinin işi kapsamında yaptığı ve yapmak zorunda olduğu olağan yazışmalardan ibaret olduğunu,

ı. Davacı tanıklarının verdikleri ifadelerde, imzalanan ek sözleşmenin çerçeve danışmanlık sözleşmesi olduğunu ancak herhangi bir danışmanlık hizmeti alınmadığını açıklıkla beyan ettiklerini beyan etmektedir.

Asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde;

a. Birleşen davada usd cinsinden hüküm kurulması gerektiğini, vekalet ücretinin de karar tarihindeki alacak üzerinden hesaplanması gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Asıl ve birleşen davada uyuşmazlık, taraflar arasındaki hisse devir ve temlik sözleşmelerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

1. Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalıların temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;

Dava konusu uyuşmazlık taraflar arasında düzenlenen 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin danışmanlık hizmet sözleşmesi mi yoksa lisans devir bedelinin tespiti ve ödenmesine ilişkin sözleşme mi olduğu noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümü ve değerlendirilmesi bakımından İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar gerekçelerinin değerlendirilmesi gerekmektedir:

2.1 Davacılar tarafından açılan davada, taraflar arasında imzalanan 10.6.2009 tarihli ek sözleşme gereğince davacı şirketin danışman olarak tespiti ile, davalı ... ... A.Ş'nin ...’te elektrik üretimine başladğığı tarihin tespiti ile hesaplanacak danışmanlık ücretinin ödenmesi talep edilmiştir.

2.2 Davalılar cevap dilekçesinde, taraflar arasında sözleşmenin bir danışmana ihtiyaç duyulduğu takdirde danışman şirket atanmak suretiyle danışmanlık hizmeti verilerek düzenlenecek faturalar karşılığında bedelin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacıların danışmanlığına ihtiyaç duyulmadığını hizmet alınmadığını, davacılardan ... ... A.Ş'nin aktif dava ehliyeti bulunmadığını davanın gerek husumet gerek esas yönünden reddini savunmuştur.

2.3 Yargılama aşamasında tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda gösterdikleri deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yapılmış, bilirkişi heyeti 01.08.2016 tarihli raporunda; dava konusu ek sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi yapılmasını konu alan ön sözleşme niteliğinde olduğu, danışmanlık hizmeti verilmediği, danışmanlık hizmetinin verildiğine ilişkin herhangi bir fatura düzenlenmediği, bir ücret alacağının da bulunmadığı tespit edilmiştir.

2.4 Mahkemece tahkikatın bittiği bildirildikten ve sözlü yargılama aşamasına geçildikten sonra asıl davada davacılar tarafından 10.2.2017 tarihli dilekçe ile dava tamamen ıslah edilerek dava konusu 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin danışmanlık hizmet sözleşmesi olmayıp ... lisans devir bedeli olarak belirlendiği , tarafların sözleşmedeki gerçek ve ortak iradesinin 49 yıllık lisans bedelinin tespiti ve ödenmesine yönelik olduğu , dava dilekçesindeki miktarın arttırılarak tespit edilecek lisans bedelinin ödenmesi talep edilmiştir.

2.5 Aynı tarihte verilen dilekçe ile ayrı bir dava açılarak, 2013 yılına ait lisans devir bedelinin belirlenerek tahsili ve bu dava dosyasının asıl dava dosyası ile birleştirilmesi talep edilmiş ve mahkemece talep kabul edilerek açılan dava .... Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası 23.02.2017 tarihli ve .... sayılı ilamla HMK'nın 166. maddesi gereğince birleştirilmesine karar verilmiştir.

2.6 Birleşen dosya ve ıslah dilekçesi gözetilerek ilk derece mahkemesince yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmuş bilirkişi kurulu asıl raporunda ve özellikle uyuşmazlığın aydınlatılmasına katkı sağlayan ek raporunda tarafların ticaret sicil kayıtları, ticari defterleri, dosyadaki tüm delil ve belgeleri inceleyerek ve 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve bu kanuna dayalı olarak çıkarılan Yönetmelik hükümleri ile ... sektöründeki uygulamaları gözeterek, elektirik piyasası uygulamasında ... lisanslarının devri yasak olup, devir EPDK’nın iznine tabi olduğundan, ... lisanslarının devrinin şirket sermaye paylarının devri suretiyle yapıldığı,

... lisanslarına sahip şirketlerin hisselerinin bir kül (bütün) olarak devriyle mümkün olduğu, davalı ... ... A.Ş’nin, 17.05.2006 tarihinde herhangi bir lisansa sahip olmaksızın davacılar devir alınmasından sonra 23.05.2008 tarihinde EU/1613-8/1172 numaralı ve 49 yıl süreli ... lisansı alındığı , şirketin bu lisans dışında herhangi bir malvarlığının, yatırımının veya projesinin bulunmadığı, şirketin 250.000,00 TL'ye satın alındığı,

2004-2008 yılları arasında toplam 106.335,00 TL zarar ettiği, davalıların 05.08.2009 tarihinde şirketi devraldıktan sonra ticari defterlere göre 31.12.2013 tarihine kadar 228.247.870,73 TL yatırım harcaması yaptıkları davalılara yapılan devir karşılığı belirlenen 7.500.000 USD tutarlı ödemenin devirin yapıldığı tarihte şirketin hiçbir yatırımı olmadığı,

şirketin zarar eden bir şirket olduğu , tek aktifinin sahip olduğu ... lisansı olduğu gözetildiğinde, kararlaştırılan bu bedelin lisans devir bedeliyle uyumlu olduğu ve şirketin sahip olduğu lisansın devir bedeli olarak kararlaştırıldığı kanaatine varıldığını, diğer yandan defter kayıtlarına göre danışmanlık hizmetinin de verilmediği sonucuna varılmıştır.

2.7 İlk Derece Mahkemesince, 26.09.2018 tarihli ve 2015/156 E., 2018/1044 K. sayılı ilamda, birbirinin doğrulayan bilirkişi raporları da gözetilerek dava konusu ek sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi olduğu, lisans bedeline ilişkin olmadığı , lisans bedeli olarak bir bedel kararlaştırılmasına ve sözleşme yapılmasına da bir engel bulunmadığı, ön sözleşme niteliğinde ki danışmanlık hizmetinin verilmediği dolayısıyla bedele hak kazanılmadığı anılan ek sözleşmenin lisans devir bedeline ilişkin olduğu hususununda ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

3.1 İstinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 09.03.2022 tarihli ilk kararında TBK’nın 19. maddesi gereği tarafların gerçek ve ortak iradesinin tespiti bakımından mail yazışmaları değerlendirilerek, gerektiğinde tanık dinlenmek suretiyle ek sözleşmenin hukuki niteliğinin tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

3.2 İlk Derece Mahkemesi 15.06.2022 tarihli ikinci kararında Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin kabul kaldırma gerekçelerini değerlendirerek davacıların sunduğu maillerin bağlayıcı bir niteliğinin bulunmadığı, maillerde e-imzanın bulunmadığı, mailleri gönderen ... isimli kişinin davalıların ortağı, yetkilisi, vekili, temsilcisi veya sigortalı çalışanı olmadığı , kaldı ki mail içeriklerinin de sözleşmede muvaaza yapıldığı iddiasını ispat edecek ve doğrulayacak bir hususun bulunmadığı,

ek sözleşmenin 6446 sayılı Kanun ve bu kanunla ilgili Yönetmeliğ'in 5/3. md gereğince lisans devri yasak olduğundan, TBK’nın 27. md gereğince hukuki imkansızlık nedeniyle sözleşmenin geçersiz olduğu, ek sözleşmenin rödovans sözleşmesi olarak kabulunün de mümkün olmadığı, EPDK mevzuatında rödovans sözleşmelerine yer verilmediği, ... lisansının başkalarına devri, kiralanması veya kullandırılmasının mümkün olmadığı gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın reddine karar vermiştir.

3.3 İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 09.11.2022 tarihli ikinci kararında, mailleri gönderen dava dışı ...’in yaptığı yazışmaları direktör sıfatıyla yaptığı, anılan kişinin toplantıları organize ettiği, davalıların temsilcisi olarak hareket ettiğinin değerlendirilmesi gerektiğini, 6762 Sayılı TTK’nın 520. maddesi gereğince ek sözleşme resmi şekilde yapılmamış ise de hisse devir sözleşmesinin resmi olarak yapıldığından geçersizliği ileri sürülemeyeceği, sözleşmedeki 49 yıllık sürenin lisans süresi kadar olduğu, tarafların gerçek ve ortak iradelerinin esas alınması gerektiği gerekçeleriye ilk derece mahkemesi kararını ikinci kez kaldırılmıştır.

3.4 İlk Derece Mahkemesi'nin 18.09.2024 tarihli üçüncü kararında Bölge Adliye Mahkememesi kaldırma kararının gerekçelerini benimseyerek, asıl ve birleşen davaların kabulüne karar vermiştir.

İstinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi temyiz edilen son kararında, dava dilekçesinde dayanılan hukuki nedenlerin davanın tamamen ıslah yoluyla değiştirilebileceği, ek sözleşmede her ne kadar danışmanlık sözleşmesi ve danışman ibareleri bulunsa da hangi konularda danışmanlık yapılacağının belirlenmediği, ek sözleşmenin aslında lisans devir bedeline ilişkin olduğu , dava dışı ...’in davalıları temsil yetkisinin olduğunu kabul etmek gerektiği, belirlenen lisans bedeli yönünden asıl dosyada Türk Lirası cinsinden talepte bulunulduğu, ödemenin Türk Lirası olarak ödenmesi yönünde seçimlik hakkın kullanıldığı,

bu nedenle birleşen davada döviz cinsinden talepte bulunulamayacağı gerekçesiyle diğer yönlerden İlk Derece Mahkemesi kararına karşı ayrı ayrı istinaf başvurularının reddine birleşen dosya yönünden yeniden esas hakkında asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

4.1 Yukarıda özetlenen ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi kararlarından anlaşılacağı üzere uyuşmazlığın temelini, hisse devir sözleşmesiyle aynı tarihte yapılan 10.06.2009 tarihli "ek sözleşmenin" danışmanlık hizmet sözleşmesi mi yoksa lisans devir bedelinin ödenmesi amacıyla yapılmış lisans devir bedelinin belirlenmesi ve ödenmesine ilişkin bir sözleşme mi olduğu hususu uyuşmazlığın odak noktasını oluşturmaktadır.

4.2 Bu kapsamda 10.06.2009 ek sözleşmenin uyuşmazlık bakımından önem arz eden hükümleri dikkate alındığında , " … şirket ile şirkete danışmanlık yapmak üzere satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmalar arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden , satıcıların danışman şirketi tarafından şirkete kesilecek fatura karşılığı takip eden yılın Ocak ayı sonuna kadar satıcılara şirket tarafından ödettirilmesini taahhüt etmektedirler…" şeklinde ibarelere yer verildiği, TBK'nın 19. md gereğince sözleşmenin yorumunda sözleşmenin metninden tamamen ayrılmak suretiyle yorum yapmanın doğru bir yorum yöntemi olmadığı,

sözleşmede açıkca sözleşmenin konusunun danışmanlık hizmeti olduğu , danışman atanacağı, atanan danışmanın danışmanlık hizmet faturası keseceği ve ücretin fatura karşılığı ödeneceği hususlarının açıkca kararlaştırıldığı dolayısıyla sözleşmenin lafzi yorumu ile sözleşme kapsamında yapılacak işlerin bir başka deyişle sözleşmenin içeriği, amacı ve konusu göz önünde bulundurulduğunda sözleşmenin danışmanlık hizmeti sözleşmesi olduğunun kabulü gerekmektedir.

4.3 Nitekim davacılar tarafından davadan önce .... Noterliği'nin 24 Ekim 2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı davalı ... ...

A.Ş’ye gönderilen ihtarnamenin konu kısmında, ihtarnamenin konusunun “danışmanlık sözleşmesinin akdedilmesi hakkında” olduğu , ihtarnamenin ikinci maddesinde “Ayrıca 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin 1. maddesinde belirtilen danışmanlık sözleşmesinin ise keşideci şirketimiz ile sözleşme ve ek sözleşme gereğince iş bu ihtarın tebliğinden itibaren 7 gün içinde akdedilmesi” 3. maddesinde ise “Danışmanlık sözleşmesinin akdedilmesi ile tarafınıza keşide eden firma tarafından 10.6.2009 tarihli sözleşme ve ek sözleşme ile fatura düzenlenmesi ve fatura bedelinin de 7 gün içinde ödenmesi gerektiği” hususlarının,

4. maddesinde ise “Aksi halde keşideci şirketin danışman şirket olarak addedilecek olup keşideci şirket tarafından da aleyhinize dava ikame edeceğimizi” uyarısının yer aldığı aynı ihtarnamenin 5. maddesinde ise “Keşideci şirketin danışman şirket olarak 05.08.2009 tarihli ve ... yevmiyeli ortaklar kurulu kararı gereğince ...’ın danışman şirket olarak atandığını” aynı hususların ....

Noterliği’nin 14 Kasım 2014 tarihli ve ... yevmiye no’lu ihtarnamesi ile de diğer davalılara ihtar edildiği anlaşılmaktadır. Gönderilen ihtarnamede taraflar arasındaki akdi ilişkinin danışmanlık hizmet sözleşmesi olduğunun açıkça belirtildiği keşideci şirketin danışman olarak atanacağının ek sözleşme gereğince danışmanlık hizmetine karşılık fatura düzenlenerek ödeme talep edileceği hususlarına ihtarnamede yer verildiği görülmektedir.

4.4. Diğer yandan sözleşme metninde sözleşmenin lisans devir bedeli olarak yapıldığını kabul anlamına gelecek herhangi bir ibare de bulunmamaktadır.

Sözleşmenin konusu ve içeriğinden anlaşılacağı üzere tarafların iştigal sahasıda gözetildiğinde danışmanlığın konusunun ... ve yatırımına ilişkin olduğunun kabulü gerekeceği, 10.06.2009 tarihli ek sözleşmede “Şirkete danışmanlık yapmak üzere satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmaları arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden” cümlesi dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi kabulünün aksine danışmanlığın hangi amaçla yapılacağı, atanacak şirketin ana sözleşmesinin danışmanlık yapmaya uygun bir şirket olması gerektiği hususlarınında ayrıca ve açıkça kararlaştırılmış olduğu,

lisans süresi 49 yıl olduğundan danışmanlık süresinin de bu süreyle sınırlı olduğu, lisans sona erdiği ve üretim olmadığı takdirde danışmanlık hizmeti alınmasınada gerek bulunmadığı anlaşılmaktadır.

4.5. Bölge Adliye Mahkemesi kararı gerekçesinde, davacı şirket tarafından ... lisansının devir yasağı olması nedeniyle tarafların gerçek ve ortak iradelerini sözleşmeye yansıtamadıkları, bu iradenin lisans devir bedeline ilişkin olduğu kabul edilmiş ise de 6446 Sayılı Enerji Piyasası Kanuna dayalı olarak çıkarılan ve devirin yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan 04.08.2002 tarihli Enerji Piyasası Lisans Yönetmeliğinin “… Lisans ve lisans alma yükümlülüğü” başlıklı 5. maddesinde;

“Lisans , bir tüzel kişinin piyasada faaliyet gösterebilmek için Kurumdan almak zorunda olduğu bir yetki belgesidir.

Lisanslar hiçbir suretle devredilemez. Ancak, lisans sahibi tüzel kişiye bankalar ve/veya finans kuruluşları tarafından sınırlı veya gayrikabili rücu proje finansmanı sağlanması halinde, kredi sözleşmesi yükümleri gereği, bankalar ve/veya finans kuruluşları kuruma gerekçeli olarak bildirimde bulunarak, bu Yönetmeliğin öngördüğü şartlar çerçevesinde önerecekleri bir başka tüzel kişiye lisans sahibi tüzel kişinin lisansı kapsamındaki tüm yükümlülüklerini üstlenmek şartıyla lisans verilmesini talep edebilir. Önerilen tüzel kişiye, bu Yönetmelik kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi kaydıyla lisans verilir.

Lisans sahibinin lisans kapsamındaki hakları, Kuruldan izin almaksızın üçüncü şahıslara temlik edilemez’’ hükümleri göz önünde bulundurulduğunda , kural olarak lisans devri yasaklanmış olmakla birlikte anılan yönetmeliğin 2. maddesinde Yönetmelik hükümlerine uymak koşuluyla lisans sahibi tüzel kişinin lisansı kapsamındaki tüm yükümlülükleri üstlenmek şartıyla önerilen tüzel kişiye lisans verilebileceği yine anılan maddenin 3. fıkrasına göre lisans sahibinin lisans kapsamındaki haklarının kuruldan izin almak suretiyle 3. kişilere temlik edilebileceğine ilişkin hükümler gözetildiğinde lisans kapsamındaki hakların devrinin yasağının mutlak

olmadığı ilgili mevzuat hükümlerine bağlı kalınarak yapılabileceği , dolayısıyla tarafların bu konudaki gerçek iradelerini yansıtan bir sözleşme yapmalarına iddianın aksine yasal bir engel bulunmadığı, anılan düzenlemelerin amacının ... lisansının piyasadaki güven ve istikrarı bozacak ve kurul denetimini ortadan kaldıracak şekilde 3. kişiler arasında kayıt dışı dolaşımını engelleme amacı taşıdığı anlaşılmaktadır.

Taraflar arasındaki sözleşmede şirket hisse devrine ilişkin EPDK’dan gerekli izinlerin alınacağı kararlaştırıldığına göre tarafların bu yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla ek sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi adı altında yapıldığının kabulü doğru görülmemiştir.

4.6. Diğer yandan Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki kabul ve gerekçelerinin aksine, 2. bilirkişi ek raporunda açıklandığı üzere tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre hisse devrine konu şirketin başkaca hiçbir ticari faaliyetinin ve yatırımının bulunmadığı, davalılara devir öncesi davacılar tarafından davalı ... ...

A.Ş’nin hisselerinin davacılar tarafından 250.000,00 TL bedel ile satın alındığı ve davalılara satılmadan önceki son 4 yılda 106.335,00 TL zarar ettiği , elektrik piyasasındaki uygulamalara göre şirketin ... lisansı dışında başkaca herhangi bir yatırımının, ticari faaliyetinin bulunmadığı ve başkaca bir aktifinin olmadığı, davalılar tarafından satın alındıktan sonra 228.247.807,73 TL yatırım yapıldığı da gözetildiğinde, hisse devir bedeli olarak ödenen 7.500,000 USD bedelin piyasa koşullarına uygun olduğu ödenen bedelin gerçekte lisans devir bedeli olarak ödenmiş olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmaktadır.

Davalıların yetkili temsilcisi, vekili, sigortalı çalışanı olmayan ve mail yazışmalarını yapan dava dışı ...’in yazışmalarının sözleşmenin açık hükümleri aksine ek sözleşmenin lisans bedelinin ödenmesi amacıyla yapıldığının kabulü, yazışmaların davalıları bağlamayacağı gibi içerik itibariyle yazışmalarda ek sözleşmenin lisans bedelinin ödenmesi niteliğinde olduğuna dair herhangi bir kabul ve irade açıklaması içermediğinin de gözetilmemesi doğru görülmemiştir.

4.7. Temyiz incelemesine konu Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde belirtildiği üzere 10.06.2009 tarihli ek sözleşmenin lisans devir bedelinin belirlenmesi amacıyla yapıldığına ilişkin kabul, taraflar arasındaki 10.06.2009 tarihli adi yazılı sözleşmelerden sonra davacılar ve davalılar arasında düzenlenen Kadıköy ... Noterliği’nin 5 Ağustos 2009 tarihli ...ve... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmelerinde davalı ...

Enerji ... ve Ticaret Limited şirketi hisselerinin tüm aktif ve pasifi, tüm hak ve yükümlülükleriyle birlikte gayri kabili rücu olmak üzere toplam 11.500.000,00 TL bedelle devir ve temlik ve satış yapıldığı kararlaştırılmıştır.

Elektrik Piyasası Kanunu ve Enerji Piyasası Yönetmeliğinin 2. maddesine göre ... lisansı, lisans hakkı sahibi bakımından hem bir hak ve hem bir yükümlülük olarak kabul edildiği konusunda herhangi bir kuşku ve duraksama bulunmadığına göre adi yazılı sözleşmeden sonra noterde yapılan resmi devir sözleşmesinde şirket hisselerinin tüm hak ve yükümlülüklerle birlikte devredildiği, devredilen hak ve yükümlülükler içerisinde ... lisansının da yer aldığı, devir bedelinin de tamamen ödendiği açıkça belirtildiğine göre bu bedel içerisinde lisans devir bedelini de kapsaması nedeniyle doğru görülmemiştir.

Kaldı ki resmi senedin aksinin aynı mahiyette ve yazılı bir belge ile kanıtlanması gerekmesine karşılık, davacıların bu konuda aynı mahiyette bir belge ve delil sunamamış olduklarının da gözetilmemesi de doğru görülmemiştir.

4.8. Taraflar arasındaki 10.06.2009 tarihli ek sözleşme adi yazılı şekilde yapılmış olup resmi şekilde yapılan hisse devir sözleşmesinden ayrı olarak tarafların kendi aralarında adi yazılı şekilde ve sadece taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurmak üzere açıkça lisans devir bedeli adı altında bir sözleşme yapmalarına yasal bir engelde bulunmamaktadır.

Zira taraflar arasındaki adi yazılı sözleşme şirket hisselerinin devrine ilişkin gerek noter devri sırasında ilgili notere gerekse hisse devrine ilişkin tescil işlemlerini yapan ilgili ticaret sicil müdürlüğüne veya lisansla ilgili işlemlerin yapıldığı EPDK gibi resmi kurum ve merciilere ibrazı gereken belgeler arasında olmadığı gibi , adi yazılı bu sözleşmenin ilgili kurumlara ibraz edildiği veya ibraz edilmesi gerektiği de ileri sürülmediğine göre dava konusu adi yazılı sözleşmenin yasal zorunluluk nedeniyle danışmanlık sözleşmesi olarak yapıldığı sonucuna varılması da doğru görülmemiştir.

5. Bölge Adliye Mahkemesince davanın tamamen ıslah edildiği yeni bir dava dilekçesi verildiği kabulünden hareketle taraflar arasındaki 10.06.2009 tarihli sözleşmenin davacının ilk dava dilekçesinde belirtildiği üzere danışmanlık hizmet sözleşmesi olmayıp lisans devir bedelinin belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilmiş ise de ıslah yoluna dava açıldıktan sonra sadece usul işlemleri için başvurulabileceği, dava dilekçesi de dahil sadece usul işlemlerinin bu kapsamda dava ve cevap dilekçelerinde ileri sürülen iddia ve savunmaların ıslah yoluyla değiştirilebileceği veya düzeltilebileceği,

dava açılmadan önce gerçekleşen ve maddi hukuk bakımından sonuç doğuran işlemlerin, irade açıklamalarının, hukuki sonuç doğuran kabul ve beyanların bir usul hukuku işlemi olmaması nedeniyle ıslah yoluyla düzeltilmesine veya değiştirilmesine yasal olanak bulunmadığı davadan önce davacılar tarafından gönderilen ihtarnamede ek sözleşmede danışmanlık sözleşmesi olduğuna ilişkin hukuki sonuç doğuran irade açıklaması ve kabul beyanlarının ıslah suretiyle değiştirilemeyeceğinin gözetilmemesi de doğru görülmemiştir.

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.02.2024 tarihli ve 2023/(17)4-915 Esas.,2024/80 K., Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 29.04.2019 tarihli ve 2018/4777 E., 2019/1926 K., Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 25.02.2018 tarihli ve 2016/2289 E., 2018/223 K. ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 17.04.2015 tarihli 2014/2214 E., 2015/2649 K. sayılı ilamlar da aynı yöndedir. )

6. Dosya kapsamı , tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporları, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları, temyiz dilekçeleri ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında 10.06.2009 tarihli adi yazılı hisse devir sözleşmesi, 05.08.2009 tarihli noterden yapılan şirket hisse devir sözleşmeleri ile hisse devir bedellerinin ödendiği konularında yine danışman atanmadığı , danışmanlık hizmet sözleşmesi kapsamında bir hizmet verilmediği, danışmanlık hizmet faturası düzenlenmediği danışmanlık hizmetinden kaynaklanan bir alacak olmadığı konularında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı,

ek sözleşmenin ise asıl sözleşme olan hisse devir sözleşmesinin devamı ve ayrılmaz bir parçası olduğu lisans devir bedelinin hisse devir bedeli olarak ödendiği aksine bu sözleşmenin muvazalı olarak lisans devir bedeli yerine danışmanlık sözleşmesi olarak yapıldığının kabulü yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan gerekçeler ile yerinde görülmediğinden asıl ve birleşen davanın reddi yerine yazılı gerekçeler ile asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." denilerek asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, Yukarıda 2 ve diğer devamı bentlerde gerekçeleri açıklanan nedenlerle ,

asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl ve birleşen davada davalılar yararına bozulmasına karar verilmiştir.

Yukarıda özetlenen ... Asliye Ticaret Mahkemesine ait dava aynı ek sözleşmeye karşı açılan daha önceki yıllara ait alacak istemine ilişkin olup, dava konusunun hukuki nitelemesinin yapılması hususunda mahkememize ait dosyayı doğrudan etkilemektedir.

Yargıtay 6 HD'nin 2025/1264 esas 2025/2748 karar sayılı ilamında da belirttiği üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık 10/06/2009 tarihli ek sözleşmenin danışmanlık hizmet sözleşmesi mi yoksa lisans devir bedelinin tespiti ve ödenmesine ilişkin sözleşme mi olduğu noktasında toplanmaktadır.

Bu kapsamda 10.06.2009 ek sözleşmenin uyuşmazlık bakımından önem arz eden hükümleri dikkate alındığında , " … şirket ile şirkete danışmanlık yapmak üzere satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmalar arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden , satıcıların danışman şirketi tarafından şirkete kesilecek fatura karşılığı takip eden yılın Ocak ayı sonuna kadar satıcılara şirket tarafından ödettirilmesini taahhüt etmektedirler…" şeklinde ibarelere yer verildiği, TBK'nın 19. md gereğince sözleşmenin yorumunda sözleşmenin metninden tamamen ayrılmak suretiyle yorum yapmanın doğru bir yorum yöntemi olmadığı,

sözleşmede açıkca sözleşmenin konusunun danışmanlık hizmeti olduğu , danışman atanacağı, atanan danışmanın danışmanlık hizmet faturası keseceği ve ücretin fatura karşılığı ödeneceği hususlarının açıkca kararlaştırıldığı dolayısıyla sözleşmenin lafzi yorumu ile sözleşme kapsamında yapılacak işlerin bir başka deyişle sözleşmenin içeriği, amacı ve konusu göz önünde bulundurulduğunda sözleşmenin danışmanlık hizmeti sözleşmesi olduğunun kabulü gerekmektedir.

Diğer yandan sözleşme metninde sözleşmenin lisans devir bedeli olarak yapıldığını kabul anlamına gelecek herhangi bir ibare de bulunmamaktadır.

Sözleşmenin konusu ve içeriğinden anlaşılacağı üzere tarafların iştigal sahasıda gözetildiğinde danışmanlığın konusunun ... ve yatırımına ilişkin olduğunun kabulü gerekeceği, 10.06.2009 tarihli ek sözleşmede “Şirkete danışmanlık yapmak üzere satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmaları arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden” cümlesi dikkate alındığında, danışmanlığın hangi amaçla yapılacağı, atanacak şirketin ana sözleşmesinin danışmanlık yapmaya uygun bir şirket olması gerektiği hususlarınında ayrıca ve açıkça kararlaştırılmış olduğu,

lisans süresi 49 yıl olduğundan danışmanlık süresinin de bu süreyle sınırlı olduğu, lisans sona erdiği ve üretim olmadığı takdirde danışmanlık hizmeti alınmasınada gerek bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Taraflar arasındaki 10.06.2009 tarihli ek sözleşme adi yazılı şekilde yapılmış olup resmi şekilde yapılan hisse devir sözleşmesinden ayrı olarak tarafların kendi aralarında adi yazılı şekilde ve sadece taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurmak üzere açıkça lisans devir bedeli adı altında bir sözleşme yapmalarına yasal bir engelde bulunmamaktadır.

Zira taraflar arasındaki adi yazılı sözleşme şirket hisselerinin devrine ilişkin gerek noter devri sırasında ilgili notere gerekse hisse devrine ilişkin tescil işlemlerini yapan ilgili ticaret sicil müdürlüğüne veya lisansla ilgili işlemlerin yapıldığı EPDK gibi resmi kurum ve merciilere ibrazı gereken belgeler arasında olmadığı gibi , adi yazılı bu sözleşmenin ilgili kurumlara ibraz edildiği veya ibraz edilmesi gerektiği de ileri sürülmediğine göre dava konusu adi yazılı sözleşmenin yasal zorunluluk nedeniyle danışmanlık sözleşmesi olarak yapıldığı sonucuna varılması da mümkün değildir.

Yargıtay 6 HD'nin tespitine göre taraflar arasındaki hukuki ilişki danışmanlık sözleşmesi olduğundan BK 146.maddesi gereğince 10 yıllık zaman aşımı süresine tabidir.

Taraflar arasındaki düzenlenen sözleşmeye göre lisans süresi 49 yıl olduğundan danışmanlık süresinin de bu süre ile sınırlı olduğu, lisans sona erdiği ve üretim olmadığı takdirde danışmanlık hizmeti alınmasına da gerek bulunmadığı anlaşıldığı, iş bu dava ile 2017 yılına ilişkin alacak talebinde bulunulduğu, yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasındaki sözleşmenin danışmanlık sözlemesi olup, 10 yıllık zaman aşımı başlangıcının sözleşmenin imza tarihinden itibaren hesaplanmasının doğru olmadığı çünkü davacının iddiasına göre 49 yıllık belirlemeye göre davacının talebinin 2017 yılında gerçekleşen alacak istimine dair olduğu,

mahkememizin kabulüne göre Ocak 2017 - Aralık 2017 yılının danışmanlık ücreti talebi konusu hususunda zaman aşımının 2018 yılı başında muaccel olduğu, dolayısıyla 2018 yılından başlatılarak zaman aşımının hesaplanması gerektiği buna göre icra takip tarihi dikkate alındığında 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığı tespit edilmiştir.

Yargıtay 6 HD tarafından yapılan inceleme neticesinde taraflar arasındaki sözleşmenin lisans sözleşmesi olmayıp danışmanlık sözleşmesi olduğu ancak danışmanlık hizmeti verildiğine dair herhangi bir iddia olmadığı gibi bu hususta kesilen herhangi bir faturada olmadığı anlaşıldığından davacının davasının reddi gerektiği , davacı tarafın icra takibi başlatmakta kötü niyetli olduğuna dair dosyada herhangi bir delil ve emare bulunmadığından davalıların kötü niyet tazminat taleplerinin de aşağıdaki şekilde reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle ;

1-Davacının davasının reddine,

2-Davalıların kötü niyet tazminat talebinin de reddine,

3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden A.A.Ü.T. 3/2.maddesi dikkate alınarak 888.916,60 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürlüğünce resen ilgilisine iadesine,

6-Zorunlu arabulucuk kapsamında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.000,00TL zorunlu arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,

7-Bu dava sebebiyle 615,40TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden 343.802,92TL'den mahsubu ile fazla alınan 343.187,52TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde istek halinde davacı tarafa iadesine,

Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.10/10/2025

Başkan ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Katip ... · e-imzalıdır

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/791, K. 2025/679, 10 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Cevap
  5. Deliller Ve Gerekçe
  6. "I. Dava
  7. II. Cevap
  8. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  9. IV. İstinaf
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Sebepleri
  12. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/791
Karar No
2025/679
Tarih
10 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2024/791 K.2025/1770
  • Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/791 K.2025/709
  • İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/791 K.2025/620
  • İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/792 K.2025/887
  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/792 K.2025/1035
  • Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/793 K.2025/733

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.