KÜNYE
T.C. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2025
- Esas no
- 2025/203 Esas
- Karar no
- 2025/328
- Dava
- Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı
- Dava tarihi
- 18/03/2025
Karar Metni
1.284 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından kasko poliçesi ile koruma altına alındığını, müvekkilinin... adresinde ikamet ettiğini, 06/02/2023 tarihinde meydana gelen deprem afetinde aracın enkaz altında kaldığını ve kullanılamayacak hale geldiğini, davalı sigorta şirketi tarafında yalnız 950.000,00-TL pert ödemesi yapıldığını, aracın rayiç değeri ödeme yapılan bedelin çok üstünde olduğunu, müvekkiline ait aracın rayiç değerinin tespiti ile eksik bakiyenin ödenmesini, fazlaya ilişkin her türlü hak ve alacağının saklı kalması kaydıyla;
pert tazminatı için 100,00 TL tazminatın, araç hak mahrumiyeti alacağı için 100,00 TL alacağın davalı sigorta şirketinden tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen hasarla ilgili olarak yapılan başvuru sonrasında müvekkili sigorta şirketi nezdinde .../1 numaralı hasar dosyası açıldığını ve eksper atanarak inceleme yapıldığını, kaza sonucu aracın tamirinin ekonomik ve mümkün olmadığını, zararın tespiti için kasko genel şartlarının belirttiği şekilde aracın pert edilmesinde anlaşmaya varıldığını ve zarara ilişkin tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, tazminat miktarlarına iliskin, yetersiz veya fahis olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlasmalar, yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebileceğini,
söz konusu 2 yıllık süre, hak düsürücü süre olup mahkemece resen dikkate alınması gerektiğini, gerçek zararının tespiti için öncelikle dosyanın tüm deliller toplandıktan sonra konusunda uzman bilirkişiler aracılığı ile bilirkişi raporu alınması gerektiğini, hak mahrumiyet talebinin reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının faiz talebinin reddi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunu yerine getirmiş olması sebebiyle talebin reddini, davacının gabin şartlarını ispat edememesi sebebiyle davanın reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacı sigortalı tarafından davalı kendi sigortacısına karşı yöneltilen bakiye pert bedelinin ve araç mahrumiyet bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı vekili tarafından ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; davacı adına kayıtlı olan ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından ... poliçe numarası ile başlangıç ve bitişi 25/08/2022- 25/08/2023 tarihleri olan Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile koruma altına alındığını, 06.02.2023 tarihinde meydana gelen deprem felaketinde aracın enkaz altında kalarak kullanılamayacak şekilde hasarlandığını, davalı tarafından yapılan pert bedeli ödemesinin yetersiz olduğundan bahisle HMK m.107 hükmü uyarınca 100,00 TL bakiye pert tazminatı ve 100,00 TL hak mahrumiyet bedeli olmak üzere toplam 200,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır."
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsamaktadır. Anılan kanunun 3. maddesinin (k) bendindeki tanıma göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, (1) bendindeki tanıma göre de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 73. maddesinin (1) bendi gereğince de bu Kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerekir.
Mahkememizin işbu dosyası ile emsal mahiyette olan ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2023/812 Esas, 2023/972 Karar Sayılı, 24.11.2023 Tarihli "... Davacıya ait hususi otomobil 16.04.2022 tarihi ile 16.04.2023 tarihlerini kapsayacak şekilde davalı ... AŞ tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalanmıştır. Sigortalı araç 24.05.2022 tarihinde meydana gelen kaza sonucu hasarlanmış, davacı tarafından kasko sigorta şirketine karşı 13.10.2022 tarihinde dava açılmıştır.
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3. Maddesinde tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, tüketici işlemi ise; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Dava konusu olayda uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK.nun 16/1 maddesi gereğince tüzel kişi tacir olan davalı ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesine göre ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek kişi ve hususi otomobil sahibi olan tüketici arasında yapılmış Kasko Sigorta Poliçesinden kaynaklanan alacak davası niteliğinde olup,
davacının TTK’nun 11. ve 12. maddeleri anlamında ticari işletme yürütmediği ve tacir olmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." şeklindeki gerekçeli ilamı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 2022/1225 Esas, 2024/2239 Karar Sayılı, 19/12/2024 Tarihli "...
Somut uyuşmazlıkta davalı sigorta şirketi ile sigortacısı olan davacı Halit Karaca arasında ... plakalı araç için Kasko Sigorta Poliçesi imzalanmıştır. Davalının sigortalısı gerçek kişi olup sigortalı araç, ruhsat bilgilerine göre hususi nitelikte otomobildir.
Bu durumda uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemesi görevli bulunduğu anlaşıldığından, göreve ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir." şeklindeki gerekçeli ilamı kapsamında somut olayda her ne kadar davalı taraf sigorta şirketi ise de davacı ile davalı arasında kasko poliçesinin akdedilmiş olduğu, davacının aracının hususi kullanıma ait olduğu, nitekim bu hususun poliçede de açıkça yer aldığı, bu hali ile taraflar arasındaki ilişkinin tüketici ilişkisi olduğu, davaya bakmaya mahkememizin görevli olmadığı,
tüketici mahkemelerinin görevli olduğu kanaatine varılmakla davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olması sebebiyle istinaf yasa yolu açık olmak üzere aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/203, K. 2025/328, 6 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama