KÜNYE
T.C. İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2024
- Esas no
- 2023/660 Esas
- Karar no
- 2024/537
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 27/10/2023
Karar Metni
1.741 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalı ...
A.Ş.'ne ait ... plakalı aracın ... no.lu ZMS/Trafik Sigorta Poliçesinin müvekkili sigorta şirketinde yaptırılmış olduğunu, ... plakalı sigortalı aracın 30.04.2022 tarihinde kaza sonrası olay mahallinden kaçtığı için kimliği tespit edilemeyen sürücünün sevk ve idaresinde iken, sol ön tarafında seyreden ... plakalı taksiye sağ arka kapısından çarpmış ve bu çarpışmanın ardından sigortalı aracın savrularak bu defa sağ tarafta duraklamış olan ... plakalı taksiye de sol arka tarafından çarpmak sureti ile iki araca zarar vermiş olduğunu,
Kaza tespit tutanağından kullandığı sigortalı aracı olay mahallinde terk ederek yaya olarak kaçan araç sürücüsünün KTK.
52/1-c maddesindeki "hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak" kuralını ihlal etmiş olduğunun anlaşıldığını, yapılan ekspertiz sonucunda, ... plakalı araçta tespit edilmiş olan 9.946,00 TL hasar bedelinin 27.06.2022 tarihinde ve ... plakalı araçta tespit edilmiş olan 10.528,00 TL hasar bedelinin 13.07.2022 tarihinde ödenmiş olduğunu, Sigortalı araç sürücüsünün makul bir gerekçe olmaksızın kaza yerinden ayrılması/ kaçması sürücünün kimliği, ehliyet durumu,
kazadaki alkol ve uyuşturucu etkisi hususunda denetime imkan verecek şartları ortadan kaldırıldığı gibi sözleşmeye de aykırılık yaratmış olduğundan, ZMS/Trafik Sigortası Genel Şartlarının Biâ-f maddesi gereğince müvekkili sigorta şirketinin ödemiş olduğu tazminatı davalı sigortalısından rücuen talep etme hakkı olduğunu, bu nedenle sigortalı aleyhinde ... İcra Müdürlüğü'nün 2023/...
Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapılmış ve yapılan itiraz sebebiyle takibin durmuş, arabuluculuk başvurusu yapılmışsa da anlaşma sağlanamamış olduğunu, iddia etmiş ve sonuç olarak; itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının %20 inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plakalı aracın kaza tarihinde ... A.Ş. adlı şirkete kiralanmış olduğunu, işbu nedenle davanın ... A.Ş.'ne ihbarını talep ettiklerini, ...
A.Ş.'nin işleten sıfatıyla kendi hesabına ve tehlikesi şirketine ait olacak şekilde çalışmakta olduğunu, protokol ile de aracın kendilerinde olduğu sabit olduğundan söz konusu davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davanın esasa girilmeksizin reddini talep ettiklerini, Dava konusu kazanın 30.04.2022 tarihinde gerçekleşmiş, davacının davayı 27.10.2023 tarihinde açmış ve davacının ihbar yükümlülüğünü Yasal süresi içerisinde yerine getirmemiş olduğunu, davacının ... plakalı aracın sürücüsünün kusurlu olduğu iddiasının kabul edilmesinin mümkün olmadığını,
zira kazaya ilişkin tarafımıza tebliğ edilmiş bir kaza tespit tutanağı bulunmamakla birlikte davacının zararın oluşması ve artmasında kusurunun bulunup bulunmadığı, var ise kusur oranın bilirkişiler veya ilgili resmi merciler tarafından belirlenmesi gerektiğini, Gerek doktrinde gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması,
araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerektiğini, ayrıca hiçbir şekilde sorumluluğu bulunmayan müvekkili şirket aleyhine icra inkar tazminatı talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu Savunmuş ve sonuç olarak, öncelikle davanın ... A.Ş.'ne ihbarına, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
... İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak 2023/... esas sayılı dosyasının gönderilmesinin istenilmiş ve dosyamız arasına alınmıştır. ...'ne müzekkere yazılarak ... - ... ve ... plakalı araçların aktif - pasif mülkiyet kayıtlarının çıkartılarak gönderilmesi istenilmiştir. Mahkememizce Makine Mühendisi ve sigorta alanında uzman vasıtasıyla 19/04/2024 tarihinde rapor aldırılmıştır.
GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinden kaynaklanan ödenen tazminatın rücu talebine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir.
Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde; takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipteki itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Davalı borçlunun takipteki yetki itirazı KTK md. 110 uyarınca yerinde değildir. Takip alacağı, davacı sigorta şirketinin ödediği tazminatı davalı sigortalısına rücu istemine dayanmaktadır. Taraflar arasında zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi bulunmaktadır. Davacı, davalıya ait sigortalı ... plakalı aracın karıştığı 30/04/2022 tarihli kazada, araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi sebebiyle ödenen sigorta tazminatının davalı sigortalıya rücunu talep etmektedir.
Dava konusu trafik kazasında ... ve ... plakalı araçlar zarar görmüştür. Davacı sigorta şirketi ... plakalı araç için 27/06/2022 tarihinde 9.946,00 TL ve ... plakalı araç için 10.528,90 TL sigorta tazminatı ödemesi yapmıştır. Mahkememizce alınan denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, davalı sigortalının maliki olduğu sigortalı ... plakalı aracın sürücüsünün, meydana gelen kazada tam kusurlu olduğu ve diğer araç sürücülerinin kusurunun bulunmadığı anlaşılmıştır.
Aynı raporda zarar gören araçların hasarı ile kazanın uyumlu olduğu, yapılan ödemelerin kadri maruf bulunduğu belirtilmiştir. Davacının rücu sebebi olay yeri terke dayanmaktadır.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4. maddesinin f bendinde “Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, ... güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde” sigorta şirketinin sigortalıya rücu edebileceği düzenlenmiştir. ...
HD’nin 2021/... Esas ve 2023/... Karar sayılı ilamında “Davaya konu trafik kazasına ilişkin kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücünün firar ettiğinin açıkça belirtildiği görülmektedir.
Öncelikle sigortalının doğru ihbar külfetini yerine getirip getirmediği ve buna göre ispat külfetinin yer değiştirip değiştirmediğinin değerlendirilmesi, sonucuna ve dosya kapsamına göre kaza yerini terk sebebinin ZMMS Genel Şartları B.4/f bendi kapsamında "tedavi" veya "yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme", "... güvenliği nedeniyle uzaklaşma" gibi zorunlu hallerden olduğunun ispatı halinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.” şeklinde olay yerini terk eden sigortalıya rücu şartları belirtilmiştir.
Yine aynı dairenin ispat yüküne ilişkin 2017/... Esas ve 2017/...
Karar sayılı ilamında “Yukarıda anılan kanun ve sigorta genel şartları gereği, kural olarak zararın teminat dışı olduğunu ispat yükü, davalı sigortacıda bulunsa da; somut olayın özellikleri ve bilhassa davacı sürücünün can güvenliği nedeniyle olay yerinden ayrılmak zorunda kalmış olsa dahi en kısa sürede ilgili kolluk birimine başvurması gerekirken bunu yapmadığı, kaza tutanağı tutulmadığı, kazadan 6 gün sonra sigorta şirketine başvurduğu, kazanın oluş biçimi ve meydana geldiği saat gözetildiğinde;
haklı sebeple olay yerini terkin ötesine geçen bir durum bulunduğu ve sürücünün kaza anında alkollü olmadığını veya teminat dışı başka bir hal olmadığını ispat yükünün davacı sigortalıya geçtiğinin kabulü gerekmektedir.” şeklinde karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal mevzuat ve içtihatlar uyarınca somut olay değerlendirildiğinde; sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesini gerektirecek haklı bir neden öne sürülmemiştir. Kolluk görevlileri tarafından tutulan kaza tespit tutanağında da bu durumun aksini gösteren bir bilgi yer almamaktadır. Dolayısıyla sürücünün olay yerini haklı bir sebep olmadan terki sebebiyle davacı sigorta şirketinin sigortalısına rücu hakkının doğduğu kanaatine varılmıştır.
Davalı araç maliki, aracı uzun süre kiraya verdiğini ve işleten sıfatının bulunmadığını iddia etmiştir. Ancak rücu sebebi haksız fiil olmayıp, bizzat sigorta sözleşmesidir. Yani davalının davacıya karşı sorumluluğu taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu sebeple davalı araç malikinin aracı uzun süre kiralamış olmasının somut olay nezdinde davalıyı sorumluluktan kurtarıcı bir etkisi bulunmamaktadır. Aracın davalının hâkimiyetinde bulunmaması da sözleşmeden doğan sorumluluğu etkilemeyeceğinden davalının bu savunması yerinde değildir.
Dava konusu takip dosyasında ödeme emrinin incelenmesinde 20.474,90 TL asıl alacak ve 1.805,32 TL işlemiş faiz talep edildiği görülmüştür. Davacının, zarar gören üçüncü kişilere ödeme yaptığı tarihten itibaren, ödediği miktara faiz işletme hakkı bulunmaktadır. Dolayısıyla somut olayda 9.946,00 TL için 27/06/2022 tarihinden ve 10.528,90 TL için 13/07/2022 tarihinden itibaren faiz talep edilebilir. Her iki tarafın tacir olması ve aradaki ilişkinin ticari iş olması sebebiyle ticari avans faizi talep edilmesi usul ve yasaya uygundur. Yukarıda belirtilen miktarlara, belirtilen tarihlerden itibaren takip tarihine kadar avans faizi işletilmesi halinde 9.946,00 TL için 884,99 TL ve 10.528,90 TL için 863,15 TL, toplam 1.748,14 TL işlemiş faiz talep edilebileceği mahkememizce hesaplanmıştır.
Tüm dosya kapsamına göre, davacı sigorta şirketinin zarar görenlere yaptığı toplam 20.474,90 TL ödemeyi, davalı sigortalıya rücu şartlarının oluştuğu ve asıl alacak miktarına takip tarihine kadar işlemiş toplam 1.748,14 TL faiz talep edilebileceği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu alacağın trafik kazası sonucu meydana gelmesi ile araçların gördüğü zararın ve hasar bedelinin hesaplanmasının davalı tarafından yapılmasının mümkün olmaması sebebiyle alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Katip ... · ¸ Hakim ... · ¸
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/660, K. 2024/537, 16 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama