KÜNYE
T.C. İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 31 Mart 2026
- Esas no
- 2025/401 Esas
- Karar no
- 2026/212
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 12/06/2025
Karar Metni
1.764 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı müvekkil; eğitim sektöründe faaliyet gösteren, anlaştığı okullara franchise hizmetleri veren ve kitap başta olmak üzere eğitim materyalleri satışı gerçekleştiren bir firma olduğunu, Şirket yetkilileri ve çalışanları TTK m. 18/2' ye göre "basiretli bir iş adamı gibi" hareket etme yükümlülüklerine harfiyen uymakta, ticari hayatta bu özelliklerle tanınmakta, kendilerine güven ve Saygı duyulduğunu, müvekkili firma ile davalı firma arasındaki ticari ilişki de bu güven esasıyla başladığını, İşbu ticari ilişki neticesinde müvekkil şirket, 12/12/2024 tarihinde toplamda 556.030,00 TL tutarındaki malı davalı firmaya satmış ve teslim etmiş,
ifa sorumluluğunu yerine getirdiği, Toplu hizmet satışına ilişkin e-fatura davalı-borçlu firmaya gönderilmiş ve müvekkil şirketin ticari defterlerine işlendiği, İlgili fatura, resmi kayıtlarda yer aldığı, Müvekkil şirketin hukuka uygun ticari defterleri esas alınarak kayıt altına alınan cari hesapta, davalı firmanın, taraflar arasındaki son işlem tarihi olan 14/02/2025 tarihi itibariyle toplamda 516.637 TL'lik borcunun bulunduğu, bu tarih itibariyle de TTK uyarınca bakiye borç miktarına faiz Davacı müvekkil, tüm ve çaba ve uğraşlarına rağmen alacağını tahsil edemedi; taraflarınca davalı borçlu aleyhine 516.637,00 TL asıl alacak üzerinden ....
İcra Müdürlüğü'nün 2025 / ...
E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu şirkete ödeme emri tebliğ edildiği, davalı firma mesnetsiz, hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak borca tüm ferilere, faiz oran ve miktarına itiraz ettiğini, itiraz nedeniyle icra takibinin durdurulduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde yapılan satışların tamamı müvekkil şirket tarafından faturalandırılmış ve bu faturalar davalı şirkete teslim edildiğini, TTK m. 21/2 "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü gereğince davalı firmanın borca, tüm ferilere,
faiz oran ve miktarına itirazının hukuka avkırı ve kötünivetli olduğu sabit olduğu, Davalı-borçlunun hukuka aykırı ve kötüniyetli itirazlarının iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle. Müvekkil şirket ile davacı şirket arasında franchise sözleşmesine dayalı bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında akdedilmiş olan akdedilmiş olan Franchise Sözleşmesi uyarınca, davacı taraf “Franchise Veren” sıfatıyla müvekkil şirkete belirli şartlar dahilinde isim hakkı tanımış;
bunun karşılığında ise reklam, tanıtım, eğitim desteği, münhasırlık gibi birtakım yükümlülükler altına girdiğini, Borçlar kanunu kapsamında imza edilen bu sözleşme uyarınca Franchise veren tarafın, mal ve/veya hizmetlerin en iyi şekilde pazarlanması için piyasa araştırması ve reklam yapmak, bu kapsamda bir organizasyonunu kurmak yükümlülükleri bulunduğu, ancak sözleşmenin birçok hükmü davacı tarafından açıkça ihlal edilmiştir.
Müvekkilin faaliyet gösterdiği bölgede, sözleşmeye açıkça aykırı şekilde başkaca “...” şubesi daha açılmış ve bu durum rekabet yasağına ve bölge koruması ilkesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, müvekkile tanınan coğrafi koruma alanı ihlal edildiğini, aynı güzergahta ... ..., ... ..., ... ..., ... ... olmak üzere toplam 4 kursa adını veren davacı şirket, müvekkilin öğrenci kayıt potansiyelinin düşmesine sebep olduğunu, bu durumun öğrenci kayıtlarını ve ticari faaliyetlerini doğrudan olumsuz etkilediğini,
bu sözleşme ile taahhüt altına girip fahiş fiyata kitap almasının dışında müvekkile faydası olmayan bu sözleşmenin haklı nedenle feshi hususunun değerlendirilmesi için ticari defterlerin incelenmesi, dava konusunu kitapların müvekkil şirkete tespit edilip edilmediği ve fatura ile istenilen kitap bedellerinin rayice uygunluğunun bilirkişi vasıtasıyla belirlenmesi gerektiği, sözleşme uyarınca Franchise Veren'in sorumluluğunda olan reklam ve tanıtım faaliyetleri hiçbir şekilde yerine getirilmemiş, müvekkilin yeni öğrenci kayıtlarına ulaşması ve kurumsal bilinirliğinin artmasının sağlanamadığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranmamış,
sözleşmenin kendisine sunmuş olduğu yükümlülükleri de yerine getiremediğini, Müvekkil ile davacı şirket sözleşme doğrultusunda ticari faaliyette bulunduğunu, bu sözleşme de tek tarafa borç yükleyen bir sözleşme olmadığını, zira sözleşmeye uygun davranmayan davacı tarafa ihtarname ile bu koşullarda çalışılamayacağı hususu sözleşmenin 5. Maddesine göre yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerinin yerine gelmediği hususunun iletildiğini, bu kapsamda sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacı şirket müvekkilinin ödemiş olduğu franchise bedelini müvekkile ödemekle yükümlü olduğunu,
ayrıca Franchise Sözleşmesi kapsamında müvekkile satışı yapılan eğitim kitaplarının ücretleri, piyasa rayiçlerinin oldukça üzerinde belirlenmiş ve fahiş fiyatlandırma yoluyla müvekkilin ekonomik dengesinin bozulduğunu, üstelik söz konusu kitap setlerinin müvekkile fatura edilen bir kısmı ise hiçbir şekilde teslim edilmemiştir ve teslim edildiğine dair dava dilekçesinde de herhangi bir açıklama yapılmamış, belge sunulmadığını, davacı tarafın sunduğu fatura içeriğine 8 gün içinde itiraz edilmediği iddiası TTK m. 21/2'ye dayandırılmışsa da; burada esaslı ifa eksiklikleri bulunduğundan bu hüküm uygulanamaz.
Zira faturanın içeriğinde eksik teslimat, aşırı fiyatlandırma ve sözleşmeye aykırılık gibi nedenlerle temel borç ilişkisinin zedelendiğini, ayrıca taraflarına tebliğ edilen ödeme emrinde takip dayağı borç ilişkisini içeren herhangi bir belgenin bulunmadığını, tüm bu açıklanan nedenler ile davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi, ekleri ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.
.... İcra Müdürlüğü' nün 2025/... esas sayılı dosyası celp edilerek incelenmiştir.
Mahkememizin 11/11/2025 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı gereğince dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup,
Bilirkişilerin 13/03/2026 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak,
"6.1 İncelenen davacı şirkete ait 2024 ve 2025 yılı Ticari defterlerinin Elektronik Defter Genel Tebliği usul ve esaslarına göre tutulduğu, Elektronik Defterler ile Envanter defterlerinin yasal süresinde onaylandığı ve davacı şirketin 2024 ve 2025 yılı ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tutmuş olduğundan davacı şirketin 2024 ve 2025 yıllarına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı,
6.2 Davalı ... ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin inceleme günü olan 05/12/2025 günü saat 11:00'da mahkemenin duruşma salonunda incelemeye katılmadığı ve davalı şirketin yerinde inceleme talebinde de bulunmadığı,
6.3Davacı ... Tic. A. faturalardan kaynaklı olarak icra takip tarihi olan 14/02/2025 tarihi itibariyle davalı ... ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'den 516.637,00-TL cari hesap alacağının bulunduğu,
6.4 Davalı şirketin icra takip olan 14/02/2025 tarihi itibariyle temerrüde düşürüldüğü,
6.5 Davacı şirket ticari defterlerinde yer alan kayıtlar, e-fatura verileri ve cari hesap hareketleri birlikte değerlendirildiğinde icra takip tarihi olan 14.02.2025 itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 516.637,00 TL tutarında cari hesap alacağının bulunduğu yönünde muhasebesel tespit yapıldığı; bununla birlikte taraflar arasındaki franchise sözleşmesinden doğan karşılıklı yükümlülüklerin ihlal edilip edilmediği, sözleşmenin feshi ve olası zarar veya mahsup taleplerinin bulunup bulunmadığı hususlarının ise hukuki nitelendirme kapsamında mahkemenin takdirinde olduğu;
6.6 Tarafların icra inkar tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu," yönünde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Bilirkişi raporunun taraflara usulüne uygun olarak tebligat çıkartıldığı, davalı vekilinin rapora karşı itiraz dilekçesini dosyaya ibraz ettiği görülmüştür.
GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık konusunun, .... İcra Müdürlüğü' nün 2025/... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir.
Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;
Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine dayalı düzenlenen fatura alacağına ilişkin takipte itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan davanın süresinde olduğu görülmüştür
Ticari defterlerin incelenmesi için usulüne uygun olarak ara karar kurulmuş ve inceleme günü belirtilmiştir. Duruşma zaptı hazır olmayan davalı tarafa tebliğ edilerek inceleme gün ve saatinden davalı haberdar edilmiştir. Ancak davalı taraf ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmamıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile usulüne uygun olan davacının ticari defterlerine göre hazırlanan bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, faturanın ticari defterlerde kayıtlı olduğu ve davalıya tebliğ edildiği, davalının faturaya süresi içinde itiraz etmediği ve sonuç olarak davacının davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, usul ve yasaya uygun olarak hazırlandığı ve hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, taraflar arasında hizmet sözleşmesinin bulunduğu, davacının edimlerini yerine getirdiği, uyuşmazlık konusu faturanın davalıya tebliğ edildiği ve davalının faturaya itiraz etmediği, davacının davalıdan alacaklı olduğu ve takibin haklı olduğu kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Alacağın likit olduğu gözetildiğinde davalı aleyhine %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/401, K. 2026/212, 31 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama