KÜNYE
T.C. İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 30 Mart 2026
- Esas no
- 2025/644 Esas
- Karar no
- 2026/201
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 16/09/2025
Karar Metni
1.251 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın uzman teknik kadrosu ile birlikte “network ağları, yazılım ve donanım” alanında anahtar teslim sistemler kurmakta, bunları bakım anlaşmaları ile desteklediğini, özellikle yazılım alanında müşterilerine güncel çözümler sunmakta ve çalışma alanlarından biri de “..." olduğunu, davalı tüzel kişi ile de bu kapsamda 10.04.2024 tarihinde sözleşme imzalandığını ve sözleşme kapsamında müvekkilinin davacı tarafından hizmet verilerek düzenli olarak aylık faturalar tanzim edildiğini ve tahsilatlar yapıldığını,
Ekte yer alan e-mail yazışmasından da görüleceği üzere 14.05.2025 tarihinde de “..." muhasebe programının yenilenmesi için davalı firma tarafından onay verildiğini, yenileme bedeline ilişkin olarak müvekkili davacının firma tarafından 15.05.2025 tarihinde toplam 75.792,00 TL tutarında ... no'lu e-fatura tanzim edildiğini, ancak itiraz edilmeyerek kesinleşen işbu fatura davalı tarafça ödenmediğini, 16.06.2025 Tarihinde .... İcra Müdürlüğünün 2025/...
Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takip dosyasından ödeme emri ve dayanak belgeleri davalı firmanın elektronik tebligat hesabına 18.06.2025 tarihinde iletilmekle yasal mevzuat uyarınca e-tebligat ile 23.06.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı borçlu firma tarafından ise 19.06.2025 tarihinde “ödeme emrine, yetkiye, borca, takibe, faize ve tüm ferilerine” itiraz edilmiştir.
İşbu itiraz nedeniyle ilgili icra müdürlüğünce 19.06.2025 tarihinde “itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına” karar verildiğini, ancak işbu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacının faturayı tanzim ederek davalıya gönderdiği, davalı tarafça faturaya itiraz edilmediği aksine kabul edildiği, buna rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığı sabit olup tarafımızca alacağın tahsili amacıyla icra takibi yoluna başvurulduğunu, davalı tarafın, alacağın varlığını inkâr edememekle birlikte, ödeme yapmaktan kaçınmış;
davacıya gönderdiği mesajlarda ise, alacağın "avukat masrafına değmeyeceği" dava açsanız da bir şey çıkmayacağı" gibi ifadelerle süreci küçümsemiş ve açıkça kötü niyet sergilediğini, “Şirkette zaten para yok, ne davası, boş işler bunlar” şeklindeki ifadelerle borcun varlığını kabul ettiğini, bu tür söylemlerin, mahkemeye olan saygı yükümlülüğüne de aykırı olduğunu bildirip, davalı borçlu tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/...
Esas sayılım dosyasına yapılan haksız ve kötüniyetli itirazın iptaline ve icra takibinin devamına karar verilmesini, takibe konu alacağın 9020'sinden az olmamak üzere davalı borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına, vekalet ücreti de dahil olmak üzere tüm yargılama gider ve masraflarının davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalıya usulüne uygun tebligat çıkartılmış, ancak davaya süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLER
... Vergi Dairesine müzekkere yazılarak, Mahkememiz davacısı ... (VKN:...)'nin 2025 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran aylarına ilişkin BA-BS formlarının çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevapları dosyamız arasına alınmıştır. Yakacık Vergi Dairesine müzekkere yazılarak, Mahkememiz davalısı ... ŞİRKETİ (VKN:...)'nin 2025 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran aylarına ilişkin BA-BS formlarının çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevapları dosyamız arasına alınmıştır.
GEREKÇE
Dava, fatura alacağının tahsiline ilişkin başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir.
Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görüldü. Takip konusu alacak 3 adet faturaya dayanmaktadır. Bu faturalardan ikisi aylık hizmet bedeline, diğeri yenileme ücretine ilişkindir. Davalı borçlu, usulüne uygun yapılan tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler uyarınca taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu anlaşılmıştır. Fatura konusu işin niteliğine ilişkin mahkememizce verilen süre sonunda davacı vekili 06/01/2026 tarihli biyen dilekçesi ile verilen hizmeti açıklamıştır. Mahkememizce tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için usule uygun olarak ihtarat yapılmış ve bilirkişi ara kararı kurulmuştur.
Ancak davacı vekili bilirkişi ücretinin yatırılamayacağını beyan ederek dosya kapsamındaki evraklara göre karar verilmesini talep etmiştir. Bu talep üzerine mahkememizce tarafların BA-BS formları celbedilerek incelenmiştir. Davacının BA-BS formlarında davalıya ilişkin bir kayıt bulunmadığı, davalının BA-BS formlarında ise davacı tarafından düzenlenen takip konusu KDV hariç 63.160 TL’lik faturanın kayıtlı olduğu görülmüştür.
Takip konusu diğer iki faturanın ise, miktar itibariyle form düzenlenmesi zorunlu olmayan faturalardan olduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler kapsamında, taraflar arasında sözleşmeye dayalı bir hukukî ilişkinin mevcut olduğu, davalı borçlunun bu hukukî ilişkiye itiraz etmediği ve ödeme beyanında bulunmadığı, davalının BA formlarında takip konusu faturalardan birinin kayıtlı olduğu, diğer faturaların kayıtlı olmamasının miktar itibariyle olağan olduğu kanaatiyle asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak faturaların davalı borçluya ne zaman tebliğ edildiği ve davalının ne zaman temerrüde düşürüldüğü belli olmadığından işlemiş faiz yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Takibin devamında taraflar arasındaki sözleşmenin 5.11. maddesinde yer alan faiz anlaşması gözetilerek hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, davanın kısmen kabulüne karar verilerek, alacağın sözleşmeye ve faturaya dayandığı gözetilerek likit olduğu kanaatiyle %20 oranında icra inkâr tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip .... Hakim ...
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/644, K. 2026/201, 30 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama