KÜNYE
T.C. İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2026
- Esas no
- 2026/26 Esas
- Karar no
- 2026/66
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 12/01/2026
Karar Metni
821 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; takip borçlusunun davalı ...
A.Ş. ile müvekkili şirketin arasında 16.10.2024 tarihli alt kiralama sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşme kapsamında, 31.08.2025 tarih ve ... numaralı faturaya konu alacağının 30.09.2025 tarihinde muaccel hâle geldiğini, muaccel alacağın ödenmemesi üzerine müvekkili şirket tarafından 13.10.2025 tarihinde 47.729 TL (39.774,81 TL asıl alacak ve 7.954,96 TL KDV alacağı) bedelli ilamsız icra takibi başlatıldığını;
ne var ki davalı şirketin, herhangi bir gerekçe göstermeksizin borca itiraz ettiğini ve takibin bu itiraz üzerine durduğunu, bu nedenle, işbu itirazın iptali davasını ikame etmek zaruretinin doğduğunu, itiraz tarihinden itibaren İcra ve İflas Kanunu uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre içinde dava açma yükümlülüğünün bulunduğunu, huzurdaki davanın, yasal süre içerisinde ikame edilmiş olup, süre yönünden herhangi bir tereddüt mevcut olmadığını, neticeten, ekte yer alan sözleşme' uyarınca bedelini ödeme borcu altına giren davalı takip borçlusunun, hiçbir haklı ve hukuken geçerli gerekçe ileri sürmeksizin,
takibe tamamen kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, bu suretle takibin haksız şekilde durduğunu, davalı takip borçlusu tarafından, ilamsız icra takibine karşı herhangi bir itiraz sebebi ileri sürülmeksizin yapılan itirazın, somut olayın özellikleri dikkate alındığında hukuki koruma amacıyla değil, salt borcun ödenmesini geciktirme ve alacaklının hakkına kavuşmasını engelleme saikiyle gerçekleştirildiğinin izahtan vareste olduğunu, her ne kadar ilamsız icra takibinde borçlunun itiraz ederken itiraz sebebini bildirme yükümlülüğü bulunmasa da;
takip tarihi itibarıyla geçerliliğini koruyan, ve yine takip konusu borcun doğumu sırasında geçerli olan bir kira sözleşmesinden doğan ve faturaya süresinde itiraz edilmemek suretiyle varlığı kesinleşmiş bir borca, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin itiraz edilmesi, itirazın haksızlığını ve davalının kötüniyetini açıkça ortaya koyduğunu bildirip, fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla,
davalı yanın icra dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden borçlu(davalı) aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalıya usulüne uygun tebligat çıkartılmış, ancak davaya süresi içerisinde herhangi bir cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, başlatılan .... İcra Dairesinin 2025/... esas sayılı dosyasında borçlunun yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamı talebine ilişkindir.
Görev, HMK md. 114 uyarınca dava şartıdır ve mahkeme tarafından re'sen gözetilir. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK md. 4'te düzenlenmiştir. Bu maddeye göre her ticari dava ticaret mahkemesinin görevinde değildir. Bir davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için mutlak veya nispi ticari dava olması gerekir. Mutlak ticari davalar TTK'da düzenlenen konulara ilişkin olup, davanın taraflarının tacir olup olmaması önemli değildir.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olan davalardır.
Yargıtay 20. HD'nin 2019/391 Esas ve 2019/1391 Karar sayılı ilamında "Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir.
Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez." şeklinde karar verilmiştir. Yine aynı kararda "Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez.
TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." şeklinde ticari davaların ve ticari işlerin ayrımına vurgu yapılmıştır.
Somut olayda taraflar arasındaki sözleşme bir kira sözleşmesidir. Takipte talep edilen alacak da kira sözleşmesine dayalı bir alacaktır. Sözleşmenin incelenmesinde kira hukuku dışında başka nitelikte bir edimin yer almadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira hukukuna dayandığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla uyuşmazlığın taraflar arasındaki kira sözleşmesi ve kira hukuku hükümlerine göre çözülmesi gerekir. Kira hukukundan kaynaklanan davalar da HMK md. 4/1-a uyarınca sulh hukuk mahkemelerinin görev alanı içindedir.
Açıklanan sebeplerle dava konusu uyuşmazlığın kira sözleşmesine ve kira hukukuna dayanması sebebiyle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ...
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/26, K. 2026/66, 3 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama