KÜNYE
T.C. İstanbul Asliye 2.TİCARET Mahkemesi
- Mercii
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2024
- Dosya no
- 2020/47
- Karar no
- 2024/524
- Dava
- TAZMİNAT (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 20/01/2020
Karar Metni
1.631 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen TAZMİNAT davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
05/04/2018 tarihinde 34'üncü Hd.Tug.K.Yrd.lığına ait, davalıya ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı ... aracıyla ... istikametinden ... beldesi istikametine seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle kontrolden çıkan aracın virajı alamayarak yolun sağ tarafında bulunan 5 metre yüksekliğindeki dere yatağına uçması ve takla atması sonucunda tek taraflı yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazası sonucunda ... konumunda olan müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, ikame ettikleri davanın belirsiz alacak davası olup, davanın gerçek değeri belirli olduğunda eksik harcın ikmal edileceğini,
kaza nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nca ... srş. ... K. dosyasında soruşturma yapıldığını, zararın giderilmesi için davalı sigorta şirketine 06/09/2019 tarihinde yazılı başvuruda bulunulduğunu, 15 günlük yasal süre içerisinde verilen cevapta birtakım eksik evrak bildiriminde bulunulduğunu, özürlü heyet raporunun eksik evrak olarak değerlendirilip müvekkilinin hakkının sürüncemede bırakıldığını, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını belirterek,
fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile 100,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden kusuru oranında tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı kazaya karışan aracın müvekkil şirkete, 05.04.2018-01.01.2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalılarının kusuru oranında ve 360.000-TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirkete usulune uygun başvuruda bulunulmadan dava açıldığını,
maluliyetin tespiti için Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulu’ndan veya Özürlülük Ölçütü Yönetmeliğine göre rapor vermeye yetkili bir hastaneden rapor aldırılması gerektiğini (Emsal: Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2011/5218 E. ve 2012/7375 K.), kaza nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatından, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, sorumluluğun sosyal güvenlik kurumuna ait olduğunu (Emsal.
Bursa BAM 3. Hukuk Daıresı Esas-Karar No: 2018/4184 - 2019/1965, Antalya BAM 4. Hukuk Dairesi E. 2018/2018 K. 2019/698 T.
21.05.2019), sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispat edilmesi gerektiğini, dava konusu olayda müterafik kusur durumunun araştırılması gerektiğini, sigortalı araçta yolcu olan davacının aracın kasasında yolculuk yaptığının adli kollukta vermiş olduğu ifadelerle de sabit olduğunu, istiap haddinin aşılması ve emniyet kemerinin takılmaması sebebi ile davacının müterafik kusurunun bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, tazminat miktarının, zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortası genel şartlarınca (yeni genel şartlar) benimsenen TRH-2010 kadın/erkek tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplanması gerektiğini (Emsal.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2017/3610 K. 2018/4373 T. 19.4.2018), kabul anlamına gelmemek kaydıyla alacak dava tarihinde muaccel hale geldiğinden bu tarihlerden öncesi için faiz sorumluluklarının bulunmadığını ve ancak yasal faiz talep edilebileceğini (Emsal. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1999/19-73 E. ve 1999/106 K. sayılı ve 17.02.1999) belirterek davanın reddini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME
Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi zararların giderilmesi talebine ilişkin tazminat davasıdır.
Taraflar arasında kazanın varlığı, davacının olay nedeniyle yaralanması ve sigorta poliçesi hususlarında tartışma bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık; kazadaki kusur durumu, müterafik kusurun varlığı ve tazminat miktarı konusunda toplanmaktadır.
Olaya ilişkin hasar dosyası, trafik kazasının oluşumuna ilişkin soruşturma evrakları, tedavi belgeleri, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin kolluk araştırma sonuçları ve alınan bilirkişi raporları, toplanan sair deliller, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre;
... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün ... tarihli cevabi yazısında davacıya bir ödeme yapılmadığı, gelir bağlanmadığı bildirilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 11/03/2021 tarih ve 2020/7120 E. 2021/2627 K.sayılı kararında da işaret edildiği üzere; kaza tarihi 05.04.2018 tarihinde meydana geldiğinden kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre malüliyet raporu aldırılmıştır, Buna göre; 26.04.2022 tarihli ... Üniversitesi Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Başkanlığı'nın raporuna göre davacının % 11 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı, fizyolojik iyileşme (iş göremezlik) süresinin trafik kazası tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceği bildirilmiştir. Rapor, hazırlayan bilirkişilerin uzmanlığı dikkate alınarak hükme esas alınmıştır.
Bu rapora istinaden dosya kusur ve tazminat bilirkişisine verilmiştir.
Kusur bilirkişisi tarafından davacının yolcu olarak içinde bulunduğu araç sürücüsünün tek taraflı yaptığı kazada tam kusurlu olduğu belirtilmiştir. Rapor ile kaza tespit tutanağındaki görüşler doğrulanmış ve ulaşılan sonuç dosya kapsamına ve oluşa uygun bulunduğundan hükme esas alınmıştır.
Olay nedeniyle davacının kusurunun bulunmadığı dikkate alınarak yapılan hesaplama sonunda; davacının sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararının (793.831,29.-TL zarardan İçişleri bakanlığınca yapılan 20.814,00.-TL'nin mahsubuyla) 773.017,29.-TL, geçici iş gücü kaybından kaynaklanan zararının ise 5.129,01.-TL olmak üzere toplam maddi zarar 778.146,63.-TL olarak hesaplanmıştır. Yapılan hesaplamada bir hata gözlenmediğinden hükme esas alınmıştır.
Davalı sigorta şirketinin poliçe limiti 360.000,00.-TL olduğundan ve poliçe limiti aşılamayacağından bu miktar hükme esas alınmıştır.
Davacı vekili de bu miktarlar üzerinden 29/05/2024 tarihinde, belirsiz alacak (tazminat) davası açtığından talep sonucunu bu miktarlara göre tamamlayarak harcını yatırmıştır.
Her ne kadar davacı vekilinin verdiği talep sonucunu arttıran dilekçesi ıslah konulu ise de bu dilekçe ıslah dilekçesi olarak değerlendirilemez. Zira tazminat miktarının davanın başında belirlenebilir nitelikte olmaması nedeniyle, dava belirsiz tazminat davası olarak açılmıştır. Yapılan yargılama sonunda tazminat miktarı belirlenebilir hale geldiğinden, tazminat miktarı somutlaştırılarak belirli hale getirilmiştir. Aslında teknik manada bir ıslah bulunmayıp, belirsiz tazminat talebi, belirli hale getirilmiştir.
Davacının davalı sigorta şirketine 06/09/2019 tarihinde yazılı başvuruda bulunulduğu hasar dosyasına sunulan talep dilekçesinden anlaşılmakla 8 iş günü ilavesi ile 19.09.2019 tarihinde davalının temerrüt halinde olduğu anlaşıldığından bu tarih temerrüt tarihi olarak esas alınmıştır.
Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı yaptığı itirazında % 1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini ileri sürerek itiraz etmiş ise de.
Tazminat hesaplamaları yapılırken ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) hareket edilmekteyken, bu hesabın yapılmasına ilişkin olarak KTK’nun 90. maddesinde yapılan değişiklik, Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarih ve 2019/40 E-202/40 K. Sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Bu nedenle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK’nın ve 6098 sayılı TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekecektir.
Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'de uygulama birliğinin sağlanması bakımından tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması, hesaplamalarda da progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması gerektiğine işaret etmiştir (Emsal. Yargıtay 17.HD.nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. 2021/1848 K.).
Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki itirazı da yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK.nun 30.maddesinde hakime bir görev olarak yüklenen "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." hükmü gereği dava ve usul ekonomisi gözetilerek yeni veya ek bir rapor almaya gerek duyulmamış, rapor hükme esas alınmıştır.
Yine davalı vekili, kazanın olduğu araçta 12 kişilik istiap haddinin aşılarak 20'den fazla kişinin kamyonun kasasında yolculuk ettiğini ileri sürerek müterafik kusur indirimi yapılmasını talep etmiş ise de davacının kaza tarihinde asker olduğu, üstlerinin emirlerine göre hareket ettiği, bu şekilde yolculuğu tercih etmesinin kendi takdirinde olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu talebi yerinde görülmemiştir.
Benzer bir olayda Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 22.09.2016 tarih ve 2014/19142 E. 2016/8039 K.sayılı kararında "... somut olayın özelliğine göre muris ... araç filosunun komutanı ise de filonun en önündeki araçta yolcu konumunda olup araç komutanı yani asker olması dolayısıyla murise kusur izafesi doğru değildir.
Bu itibarla muris ...'e kusur izafe edilerek mirasçıları olan davacılar için hesaplanan tazminatlardan müterafik kusur indirimi yapılması doğru görülmemiş ve bozma nedeni yapılmıştır..." denilmek suretiyle mahkemenin müterafik kusur indirimini kabul etmemiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu talebi yerinde görülmemiştir.
Yine davalı vekili olayda hatır taşıması bulunduğunu ileri sürerek tazminattan indirim yapılması gerektiğini savunmaktadır. Bu talep de mümkün görülmemiştir. Öncelikle cevap dilekçesinde böyle bir talep ve savunma bulunmamaktadır. Kaldı ki dava dilekçesi davalı tarafa 25.02.2020 tarihinde tebliğ edilmiş, cevap dilekçesi 2 haftalık cevap verme süresinin dolduğu 10.03.2020 tarihinden sonra 13.03.2020 tarihinde verilmiştir.
Hatır taşımasına ilişkin savunma itiraz değil bir def'idir. Def'ilerin belirli süreler içerisinde ileri sürülmesi gerekir. Gerçekten de Yargıtay 17.HD.nin 08/04/2019 tarih ve 2016/10102 E. 2019/4225 K.sayılı kararında bu duruma işaret ederek "...
Açıklanan vakıalar karşısında mahkemece; hatır taşıması savunmasının itiraz değil def'i olduğu ve alacağın talep edilebilirliğini engelleyici işlev gören def'ilerin ancak belirli sürelerde ileri sürülebileceği; alacağı ortadan kaldıran ve her aşamada ileri sürülebilen itirazlardan olmadığı için de her aşamada ileri sürülemeyeceği hususları dikkate alınmak suretiyle;
davalı tarafça süresinde ileri sürülmeyen ve davacının açık muvafakatı bulunmayan (karşı çıkılan) yeni savunmaya göre hatır taşıması indirimi yapılmaması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçeyle, hatır taşıması indirimi yapılması doğru değildir...." denilerek hatır taşıması talebini kabul etmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bu talebi de yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak 360.000,00.-TL tazminatın temerrüt tarihi olan 19.09.2019 tarihinden geçerli yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
KATİP
HAKİM
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/47, K. 2024/524, 8 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama